1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

İbrahim Peygamber ile Nemrut

Konusu 'Kıssadan Hisse' forumundadır ve arz-ı hal tarafından 12 Ocak 2012 başlatılmıştır.

  1. arz-ı hal

    arz-ı hal Özel Üye Özel üye

    Katılım:
    29 Kasım 2011
    Mesajlar:
    9.017
    Beğenileri:
    539
    Ödül Puanları:
    5.980
    Meslek:
    İşe başlamadan tatile giren hakime
    Yer:
    yüreğinden uzaklar da...
    Banka:
    199 ÇTL
    İbrahim Peygamber ile Nemrut
    Nemrut, tam sekiz yüz yıl saltanat sürmüştü. Sonunda günleri kararmış, başına acayip bir hal gelmişti.
    Büyüklükte file dönen bedenine bir sivrisinek musallat olmuş, onun yolunu vurup duruyordu. Allah'ı inkâr ettiği için bu sivrisineğin kendisine musallat edildiğini ve bir gün bununla belâsını bulacağını iyiden iyiye anlamıştı.
    Bir gün İbrahim'e (a.s) dedi ki:
    “Bugüne bugün hazinelerim binden fazla... Hepsi de kızıl altınlarla, mücevherlerle dolu. Bütün bunları sana bağışlayayım da sen bana bir dua et! Dua et de yüce Allah, inayet ve merhamet etsin; iman nurundan bana bir yücelik ihsan eylesin!”
    İbrahim (a.s) , oracıkta yüzünü toprağa koyup, dedi ki:
    “Ey yüce Allahım! Bu hiçbir şeyden haberi olmayan, gafil kulunun gönlündeki kilidi aç! Sarhoş ruhunu imanla tazele! İnayet eyle de onu putperest olarak öldürme!”
    Bunun üzerine Allah'tan şöyle bir hitap geldi:
    “Ey peygamber! Sen onunla ilgilenmeyi bırak. Kendine fazla eziyet etme. İman para ile verilmez. Bu mücevher, tarafımızdan parasız ihsan edilir. Diledik mi, bir ferman ederiz, küfürden iman zuhur eder, kâfir müslüman olur.”
    Ey dost! Yüce kimseler, O'nun yüceliğini gördüler de ne gece uyudular, ne gündüz rahat ettiler. Sırlara kör olanların ise pergel gibi başları döndü, O'nun etrafında dönüp dolaştılar.
    Son demden kimsenin haberi yoktur. Bu yüzden, o demden hissemiz ancak korkudur...

    Feridüddin ATTAR ilahiname kitabından (semerkand yayınları)
     

Sayfayı Paylaş