1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

İbrahimî Dinler: Yahudilik, Hristiyanlık ve İslâm

Konusu 'Genel Dini Konular' forumundadır ve Suskun tarafından 20 Kasım 2012 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL

    İbrahimî Dinler
    Yahudilik
    Hristiyanlık
    İslâm


    YAHUDİLİK

    Musevilik, Yüce Allah tarafından Hz. Musa aracılığıyla İsrailoğullarına gönderilen
    ve Yahudilik olarak da adlandırılan dindir. Yakup Peygamber ile Mısır’a göç edip yerleşmiş
    olan İsrailoğulları, burada çoğalarak on iki kola ayrılmışlardı. Mısır Hükümdarı Firavun,
    bir rüya görmüştü. Rüyasını yorumlayan bir kâhin, İsrailoğulları içersinde o yıl
    doğacak bir erkek çocuğun ileride Firavun’un krallığını ele geçireceğini söyledi. Bunun
    üzerine Firavun, o yıl doğan ve doğacak olan tüm erkek çocuklarının öldürülmesini
    emretti. Yüce Allah, Hz. Musa’nın annesine, çocuğunu emzirmesini ona bir kötülük
    geleceğinden endişe ederse oğlunu bir sandal içersinde Nil nehrine bırakmasını emretti.
    Ancak, Firavun’un askerleri nehirdeki Hz. Musa’yı fark ettiler. Hz. Musa’yı alıp,
    Firavun’un sarayına götürdüler. Hz. Musa, Firavun’un sarayında büyüyüp yetişti ve
    gençlik çağına geldi. Büyüyen Hz. Musa, bir gün şehirde gezerken İsrailoğulları’ndan
    birinin bir Mısırlı Kıpti(yerli halk) ile kavga ettiğini gördü. Ayırmak isterken yanlışlıkla
    kıptiye vurunca adam yere düşüp öldü. Bu olaydan sonra Hz. Musa, Mısır’dan
    ayrılarak Medyen’e gitti. Hz. Musa, Sina dağına geldiğinde Yüce Allah’ın vahyini işitti
    ve ona peygamber olduğunu bildirdi.

    Museviliğin İnanç Esasları: Musevilerin inancına göre Yehova; birdir, alemlerin
    Rabbi ve her şeyin yaratıcısıdır. Yehova, insanların düşüncelerini bilir, sonsuz güç ve
    kudret sahibidir. Peygamberler, İsrailoğullarının iyiliği için çalışmış kimseler olup,
    söyledikleri sözlerin tamamı doğrudur. Yahudiler, Yehova’nın kurtarıcı Mesih’i bir gün
    mutlaka göndereceğine inanırlar. Tanrı Yehova evreni altı günde yaratmış, yedinci gün
    olan Cumartesi günü dinlenmiştir. Cumartesi günü kutsal bir gündür, o gün çalışma
    değil ibadet olmalıdır. Museviliğin kutsal kitabı, Tevrat’tır. Tevrat; tora, neviim ve
    ketuvim isimli bölümlerden oluşur. Tevrat’ın genişçe açıklaması olan Talmut da kutsal
    kabul edilir.

    Musevilikte günlük ve haftalık ibadet vardır. Günlük ibadet sabah, öğle ve akşam,
    haftalık ibadet ise, cumartesi günü yapılır. İbadet, sinagog ve havra ismi verilen
    ibadethanelerde haham yönetimlerinde yapılır. Sinagoglarda kadınlar, erkeklerden ayrı
    bir bölümde otururlar. İbadet ederken Kudüs’e dönülür. Yahudilik, belirli bir ırka,
    kültüre ve dine mensubiyeti ifade eden kapsamlı bir anlam içermektedir. Günümüzde
    Yahudilik, Ortodoks, Reformist, ve Muhafazakar olmak üzere 3 farklı mezhebe bölünmüştür.
    Museviliğin ahlak anlayışı, Yüce Allah’ın Hz. Musa’ya Sina Dağı’nda indirdiğine
    inanılan On Emir’e dayanır.

    On Emir şu ilkelerden oluşmaktadır:

    - Seni Mısır diyarından esirlik evinden çıkaran Rabb’in benim.
    - Benden başka Tanrın olmayacak.
    - Yüce Allah’ın ismini ağzına boş yere almayacaksın.
    - Cumartesi gününü hatırlayıp onu kutsal kılacaksın. Haftanın altı gününde
    çalışacak, yedincisinde dinleneceksin.
    - Anne ve babana saygı göstereceksin
    - Öldürmeyeceksin
    - Çalmayacaksın
    - Zina yapmayacaksın
    - Yalan yere şahitlik yapmayacaksın
    - Sana ait olmayan hiçbir şeye göz dikmeyeceksin.

    Ortodoks Yahudilik mezhebine bağlı dindar Yahudiler, cumartesi gününün kutsallığına
    riayet etmek için o gün hiçbir dünyevi iş yapmazlar. Araba kullanılmaz, elektrikli aletleri
    çalıştırmaz ve ateş yakmazlar.

    Tevrat’ın Yehova tarafından Hz. Musa’ya yazdırdığı ilahi bir vahiy kitabı
    olduğuna inanan Ortodoks Yahudiler, aynı zamanda onun yorumu olan Mişna ve
    Talmut’un da ilahi ve vahiy kaynaklı olduğuna inanırlar.

    Yahudilik, MÖ XV. Yüzyılda Hz. Musa’ya gelen vahiyle başlayıp gelişen bir
    dindir. Tarih boyunca birçok baskı ve sürgüne maruz kalan Yahudiler, bugün başta İsrail
    olmak üzere Amerika’da ve dünyanın birçok bölgelerinde ayrı ayrı yaşamaktadırlar.
    İsrail’de 5.5. milyon, Amerika’da 6 milyon olmak üzere dünya üzerinde yaklaşık 25
    milyon Yahudi nüfusu bulunmaktadır. Günümüzde, Türkiye’de yaşayan yaklaşık 26 bin
    Yahudi bulunmaktadır.

    HRİSTİYANLIK


    Hıristiyanlık, İsrailoğullarına Allah tarafından, Hz. İsa aracılığı ile gönderilen bir
    dindir. Hz. İsa, dünyaya babasız olarak doğmuştur. O, Yüce Allah tarafından peygamberlikle
    görevlendirilmiş ve kendisine kutsal kitaplardan İncil indirilmiştir (Maide suresi 46. ayet.).
    Hz. İsa, İsrailoğullarına, bütün peygamberlerin yaptığı gibi Allah’a inanmaya ve onun
    emirlerine uymaya çağırdı. Hz. İsa’nın bu davetini sayılı sayıda kimse (Havariler) kabul etti.
    Ancak, inanmayanlar Hz. İsa’yı Roma yönetimine şikayet ettiler. Roma Hükümeti
    tarafından önce tutuklanan daha sonra ise yargılanıp idama mahkûm edilen Hz. İsa,
    Allah’ın yardımıyla göğe yükseltildi. Kur’an bu gerçeğe birçok ayette dikkat çekmektedir
    (Âl-i İmran suresi 54-55. ayet., Nisa suresi, 157-158. ayetler.).

    Hıristiyan kaynaklarına göre ise, Hz. İsa çarmıha gerilmek suretiyle öldürülmüş,
    ancak Rabb’in izniyle birkaç gün sonra tekrar diriltilmiş, havarilerin arasında dolaşmış,
    40 gün sonra da tekrar göğe yükseltilmiştir (Matta İncili, 27. bölüm, s. 65-67). Hz. İsa’dan
    sonra Havariler, MS 313. yılında Roma İmparatoru Kostantin’in inançlarına yaşamalarına
    izin vermesi sonucu Hıristiyanlığı birçok yere kısa sürede yaymışlardır. Hıristiyanlığın
    büyümesi neticesinde bazı dini konularda görüş ayrılıkları ortaya çıkmıştır. Bunun
    sonucunda da Doğu ve Batı kiliseleri XI. Yüzyılda birbirlerinden kopmuştur. Doğu
    Kilisesi Ortodoksluğu, Batı Kilisesi ise Katoliklik mezheplerini benimseyerek yollarına
    devam etmişlerdir. Ancak zamanla yozlaşan kiliseler, Batı dünyasında Reform hareketinin
    doğmasına neden olmuştur. Din adamlarına ve kiliseye karşı tepkisel eylem ve
    düşünceler sonucunda Protestanlık mezhebi ortaya çıkmıştır.

    Hıristiyan dünyasında farklı inanç ve düşünceleri ortadan kaldırmak için birçok kez
    konsül toplantıları düzenledi. Bu konsüllerde Allah’ın yanında Hz. İsa’nın ve Kutsal
    Ruh’un da tanrı olduğuna karar verilerek Tevhit inancından Teslis’e (üçleme) geçilmiştir.
    Hıristiyanlık kurtarıcı tanrı olarak kabul edilen Hz. İsa’yı merkez alan, yayılmacı karakterli,
    evrensel bir dindir. Kurtarıcı tanrı olarak kabul edilen Hz. İsa’nın doğumu, ölümü ve
    dirilmesi bu dinin öğretilerinde temel unsurları oluşturur. Bu nedenle Hıristiyanlıkta,
    Hz. İsa’nın kurtarıcı tanrı olduğuna iman etmek, vaftiz olmak ve evharistiya ayinine
    katılmak önem taşımaktadır.

    Hıristiyanlığın İnanç Esasları

    Hıristiyanlıkta, Baba, Oğul ve Kutsal Ruh’tan oluşan Teslis inancı vardır. Baba,
    mükemmel olup, her şeyin yaratıcısı sahibidir. Her şeyi işitir, bilir, görür. Hz. İsa’yı
    yeryüzüne Baba göndermiştir. İsa ise, Baba’nın oğlu olup, insan şeklinde yeryüzüne
    gönderilen bir ilahtır. Baba insanların yardımına ancak Hz. İsa aracılığıyla ulaşır.
    Kutsal ruh ise, Baba’nın gücüne ve iradesine sahip bir tanrıdır. Baba gücünü
    Kutsal Ruh aracılığı ile gösterir. Hıristiyanlar, Hz. İsa’nın insanlara olan sevgisinden ve
    insanlığı kurtarmak adına kendini feda ettiğine inanırlar. O kıyamete yakın inip, tüm
    insanlığı kurtaracağı düşüncesine inanırlar.
    Hıristiyanlığın kutsal kitabı İncil’dir. Hz. İsa’dan sonra yazıya aktarılan ve çoğaltılan
    İncil, müjdeleyici, iyi haber anlamlarına gelir. Hıristiyanlarca Matta, Markos, Luka ve
    Yuhanna incilleri de kutsaldır ve kabul edilmelidir. Bunlar, Hıristiyanların Kitabı
    Mukaddes adını verdikleri kitaplarının Yeni Ahit bölümünde yer almaktadır.
    Hıristiyanlar Tevrat’ı da kutsal kabul ederler.
    Hıristiyan inancına göre kilise, Hz. İsa’nın yeryüzündeki bedenini temsil etmektedir.
    Hz. İsa’nın kilisede manevi olarak daima bulunduğuna inanılır, Hıristiyanlar asli günahtan
    arınmak için vaftiz olurlar. Hıristiyanlığa ilk giriş olan vaftiz, bebeklere, bu dine ilk defa
    giriş yapanlara veya mezhep değiştirecek olan kimselere uygulanan su serpme veya su
    dökme şeklindeki dini bir törendir. Katolikler, evli çiftlerin boşanmasına kesinlikle izin
    vermezler. Ortodokslar ise, belli şartlara bağlı olarak boşanmaya izin verirler. Ayrıca
    şükretmek anlamına gelen Evharistiya (ekmek-şarap) ayini, bu dinde önemli bir öğedir.
    Hz. İsa’nın ölmeden önce havarileri ile yediği son akşam yemeğini anma ayinidir.
    Katolikler bu ayini günde iki defa, Ortodokslar pazar ve bayram günlerinde,
    Protestanlar ise yılda birkaç kez uygularlar.

    Hıristiyanlık, günümüzde yaşayan dinlerin nüfus bakımından en büyük olanıdır. Ey
    yaygın olduğu bölge Avrupa’dır. Kuzey Amerika’nın tamamı, Güney Amerika’nın kıyı
    kısımları ve Avustralya’nın büyük çoğunluğu Hıristiyan nüfusa sahiptir. Afrika ve
    Asya’da da gerek sömürgecilik gerekse misyonerlik faaliyetleri sonucu birçok
    Hıristiyan bulunmaktadır. Dünya üzerinde yaklaşık olarak 2 milyara yakın insanın
    Hıristiyanlık inancını benimsediği ifade edilmektedir. Türkiye, Hıristiyan tarihi
    bakımından önemli ülkelerden biridir. Hıristiyanlığın gerek kurumsallaşması gerekse
    şekillenmesi amacıyla İznik, İstanbul, Kadıköy ve Efes’te ilk yedi Konsül toplantısı
    gerçekleştirilmiştir. Türkiye’de Hatay, İzmir, İstanbul, Mardin, Adana ve Bursa’da
    birçok Hıristiyan vatandaşımız bulunmakta, kiliselerinde ibadetlerini yapmaktadırlar.

    İSLAMİYET

    Allah, insanları doğru yolu göstermek, emir ve yasaklarını bildirmek için peygamberler
    ve kutsal kitaplar göndermiştir. Yüce Allah’ın Hz. Muhammed’i son peygamber olarak
    görevlendirdiği ve onun aracılığıyla insanlara emir ve yasaklarını bildirdiği son ve
    evrensel din İslam dinidir. İslamiyet ve onun kutsal kitabı Kur’an-ı Kerim, bütün
    insanlığa hitap eder. İslamiyet’in özünü Tevhit inancı oluşturur. Yüce Allah’ın var ve
    bir olduğuna inanmak, her şeyi yaratanın Allah olduğunu kabul etmek gerekir. İslam
    inancına göre, bu dünya hayatı gelip geçidir. Asıl hayat, ölümden sonraki ahiret
    hayatıdır. Dünyada yapılan iyilik ve kötülüklerin karşılığı cennet ve cehennemde
    mutlaka verilecektir. Dinin ibadet yerleri mescit ve camilerdir. İslamiyet’te ırk, renk,
    cinsiyet, soy ve bölgeye dayalı özel haklar yoktur. Herkes Allah katında eşittir. Akla,
    bilime, çalışmaya önem verilen İslam’da, hiç kimse başkasının günahını bağışlayamaz,
    başkasını da dinden aforoz etme yetkisine sahip değildir. Bireylerin güzel ahlaka sahip
    olmasını isteyen İslam dini, insanları kötü davranışlardan uzak durmalarını emretmiştir.
    İslam kelimesi sözlükte itaat etmek, boyun eğmek, esenlikte ve barışta olmak, teslim
    olmak anlamlarına gelmektedir. Dini anlamda ise; Allah’a teslim olup bağlanmak ve
    Hz. Muhammed’in tebliğ ettiği her şeyi bütün varlığıyla benimsemek ve bunu yaşantısında
    göstermektir. İslam’a inanan kimseye ise Müslüman denir.

    Hz. Muhammed’in tebliğ ettiği İslam, önceki peygamberlerin tebliğ ettikleri dinlerin
    bir devamıdır. Ancak, İslam’ın Yahudilik ve Hıristiyanlıkla ilişkisi birtakım ortak dini
    şahsiyetleri ve güzel ahlaka yönelik değerleri paylaşmakla sınırlı kalmaktadır. Örneğin,
    Hz. İbrahim, tüm ilahi dinlerce değer olarak kabul edilmektedir. İslam, tevhit dinidir.
    İslam dini, VII. Yüzyılın başlarında Arabistan Yarımadasında ortaya çıkmıştır.
    İslam’ın ortaya çıktığı dönemde gerek Arabistan’da gerekse farklı bölgelerde Zerdüştlük,
    Budizm, Hinduizm, Konfüçyanizm Taoizm, Mecusilik, Sabilik, Yahudilik, Hıristiyanlık ve
    putperestlik gibi birçok din bulunmaktaydı. Arabistan, kıtalar arası ticaret yolların geçtiği
    merkez konumundaydı. Hz. İbrahim tarafından yaptırılan Kâbe’nin Mekke’de oluşu,
    birçok ticari ve kültürel faaliyetlerin (panayır, şiir yarışmaları) yapılmasına olanak
    tanımaktaydı.

    İslamiyet’in Önemli Özellikleri

    - İslam’da ruhbanlık (dinde seçkincilik-ayrıcalık) yoktur.
    - İslam’da kurtarıcı Mesih anlayışı bulunmamaktadır.
    - Akılla anlaşılmayan dogmalara dinde yer yoktur.
    - Tüm insanlar doğuştan masum ve günahsız doğarlar. Herkes kendisinden sorumludur.
    - Dinde, peygamberler de dahil hiçbir beşer, ilahî nitelikler taşımaz. Beşeri varlıklar
    mutlak mükemmel değildir.
    - Aracıya gerek olmadan dua ve ibadet ile birey, yaratıcı ile iletişim kurabilir.
    - Dinin kaynağını Allah’ın emir ve yasaklarından oluşan Kur’an ile Hz.
    Peygamberin söz ve davranışlarını içeren Hadis-i Şerif’ler oluşturur.
    - Tüm peygamberler eşittir. Diğer dinlerin peygamberlerini ve kutsal kitaplarını
    kabul eder.
    - İslam dininde herkes eşittir. Üstünlük Allah’a ibadet etmekledir.
    - İslam’da mutlak otoriteye sahip, kurum ve birey yoktur.
    - Günahları bağışlama Allah’a karşı yapılan tövbe sonucudur. Ümitsizliğe yer yoktur.
    - İslam, puta tapmayı, Allah’a ortak koşmayı yasaklar.
    Anlatım: Sadullah Sarı / [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]

    Vahiy Geleneği İçinde İslâm


    Vahiy geleneğine göre İslâm hem ilk hem de son dindir. Özünü Allah'ın emir ve iradesine teslimiyetin oluşturduğu ve adını da bu özelliğinden alan İslâm, son peygamberin tebliğ ettiği dinin özel ismi olmakla birlikte tebliğlerinin esasını Allah'ın varlık ve birliğini tanıyıp O'nun iradesine teslim olma ilkesinin oluşturduğu daha önceki peygamberlerin tebliğ ettikleri dinin de adıdır. Nitekim Kur'an'ın bildirdiğine göre Nûh, "Bana Müslümanlardan olmam emrolundu" demiş, İbrahim'e Müslüman olması emredilmiş, İbrahim ve Yakup, oğullarına, "Allah sizin için bu dini seçti, o halde sadece Müslümanlar olarak ölün." tavsiyesinde bulunmuştur. Kur'an'da İsrailoğlu peygamberleri, İslâm kelimesiyle aynı kökten gelen fiil ve isimlerle Allah'a teslim olmuş kişiler olarak takdim edilmekte, nihayet Hz. Muhammed de kendisine, tebliğ ettiği dine inanan ilk Müslüman olmasının emredildiğini ve böylece Müslümanların ilki olduğunu bildirmektedir. Ona ayrıca Ehl-i kitap ile ümmîleri (Araplar) Allah'a teslim olmaya davet etmesi emredilmiştir. Dolayısıyla Allah katında yegâne din İslâm'dır ve Hz. Âdem'den son peygambere kadar devam eden vahiy geleneğinde bütün peygamberlerin getirdiği dinin özünü İslâm, yani Allah'a teslimiyet kavramı oluşturmaktadır. Şu halde bütün peygamberler "Allah'ın dini, hak din, dosdoğru din, hâlis din" olarak adlandırılan İslâm'ı tebliğ etmişlerdir. Buna göre İslâm'dan başka bir din aramak anlamsız ve geçersizdir.

    Hak dinin temel nitelikleri ilâhî kaynağa dayanması, bir peygamber tarafından tebliğ edilmesi, vahiy menşeli bir kitabının olması, Allah'ın birliği ve âhiret inancını içermesidir. Hak din, başlangıçtan itibaren iman esasları ve başlıca ahlâk prensipleri bakımından daima aynı kalmışsa da İbadet şekilleri ve muamelât hüküm*leri yönünden bazı değişikliklere uğramıştır. Allah'ın iradesiyle gerçekleştirilen tekâmül şeklindeki bu değişiklik insanların ihtiyaçları ve kültür seviyeleriyle paralel olarak yürümüştür. İlk insanla başlayan hak din en gelişmiş şekline son peygamberin tebliğ ettiği vahiyle ulaşmıştır.

    Günümüzde kitabî dinler olarak kabul edilen Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslâm, asılları itibariyle hak dinin belirtilen temel niteliklerinde ortaktır; ancak ilk ikisinin kutsal kitaplarının zaman içinde mâruz kaldığı değişiklikler ve farklı yorumlar bu dinleri İbrâhimî gelenekteki ilkelerden kısmen uzaklaştırmış, böylece onlardaki sapmaları düzeltecek, temel prensipleri daha açık biçimde ortaya koyacak yeni bir dine ihtiyaç doğmuştur.

    Ömer Faruk Harman​
     

Sayfayı Paylaş