1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Içinde Taşidiğin Ne Ise, Sen Ancak Osun....

Konusu 'Okunası Yazılar' forumundadır ve r0se tarafından 3 Nisan 2014 başlatılmıştır.

  1. Gül Kurusu
    Relax

    Gül Kurusu Mevsim hep sonbahar... Özel üye

    Katılım:
    17 Kasım 2013
    Mesajlar:
    2.105
    Beğenileri:
    1.703
    Ödül Puanları:
    4.830
    Yer:
    Neverland
    Banka:
    3.731 ÇTL
    Kilon doksan, boyun iki metre olsun.. içinde taşıdığın neyse sen ancak osun.
    Bakma cüssenin iriliğine.
    Korkak bir fare yada ormanlar kralı oluşunla alakası yok bunun..
    İri kıyım bir ödlek olabilirsin mesela.. sıska bir cesur ya da.
    Giysiler aldatmasın kimseyi.
    Grand tuvaletin içinde cimriliğinden dolayı özü fakir ve zelil olan biri olabilir karşınızdaki.
    Kıyafetlerimiz gibi bedenlerimiz de elbisemizdir bizim.
    Her iki elbisemizden dolayı göze güzel yada çirkin gelişimiz, ancak gözlerin kör yada bakışların eğriliğindendir.
    Bozuk bir gözle net bir görüş sağlamak mümkün değildir.
    Derinliği süzemeyen göz bakan bir gözdür, gören göz ise ancak sinelerdedir.
    Yanlış yerden bakan ve elbiselerle ilgilenenler göremeyen körler gibidir.
    Gördüğünün ne olduğu şekil ve şemâl ile alakalı bir durum da değildir.
    Her şeyin bir ruhu vardır.. ve onların ne olduğu ancak ruhlarına/özlerine göre nitelenebilir.
    Nesneler, niteliklerine göre birbirleri ile yer değiştirebilen şeylerdir.
    Hırsa kapılmış çıkarcı insan, kirli bir para olabilir mesela.. devamlı konuşan malayanî de, geveze bir dil.
    Soylu diye taktim edilen biri soysuzların en soysuzuna dönüşmüş olabileceği gibi, hiç kimsenin itibar etmediği bir diğeri meleğe de dönüşebilir..
    Taş insan olur mu hiç?
    Yada insandan daha kıymetli bir taş !
    Evet olur. İki ayaklı eşek dahi.
    Eline bir kitap alıp okursun.
    O çoğu kimse için bir kitap olmaktan ibarettir..
    ama aslı bir lağım çukuru yada çok kıymetli bir hazineden mürekkep olabilir.
    Ne okuyorsun dendiğinde hazine yada bir pislik olduğunu söyleyebilenlerdir şekilden sıyrılıp öz ile ilgilenenler.
    Bakmanın ötesine geçip görmeyi başarabilmektedir maharet.
    Kundaktaki bebekten cennetin kokusunu alıp, okyanusun sesindeki sınırsızlığı duyabilme bahtiyarlığına erişmek...
    Bunu başarabildiğin an, kuşların nasihatinden insanın havlayışına kadar her şeyi olduğu gibi görüp işitebilirsin..
    İşte bu yerde insan havlar mı diye sorman, dinlemeyi öğrenememiş olmanla alakalı bir durumdur.
    Zira duyuyor olmak dinliyor ve anlıyor olmakla eş değer değildir.
    Duymak bize bedavadan verilmiş bir yetidir.
    Dinlemek kazanılmış bir kabiliyet.. anlamak ise maharettir.
    Ancak marifet anladığının gereğini yerine getirmektedir.
    İşte bu sebeble! sakın zengin yada zekî, asil yada güzel olmaklığına güvenip övünme.
    Fakir yada bilgisiz, çirkin yada avamdan biri oluşunla da yerinme.
    Çok ibadet edip çok verişinle, kürsülerde kükreyişinle, yaldızlı sözlerinden dolayı itibar görüşünle..
    Hatta kendini dindar oluşunla/zannedişinle bile.
    Ey gökyüzü.. Ey mavi asudelik !
    Kimi için bir boşluktan ibaretsin sen.. göğse ferahlık verip ufkumuzu yüceltensin
    Ey çiçek ! Veriliş maksadına göre bir dikensin.. yıldızdan daha güzel coşku dolu sevgisin
    Ey okyanus ! kulağa değen hışırtıdan ibaretsin ancak..
    sonsuzluğun şarkısını terennüm eden de sen
    Ey yağmur ! toprağı çamur edip elbisemi kirletensin, sevgilinin gözünden akıp gelen hüzün dolu özlemsin
    Ey rüzgar ! bedenimi titreten soğuk, gurbetin kokusuyla yürekleri diriltensin
    Ey insan ! bir alemsin sen. Baktığını gören.. ya da kör bir sürüngen..
    Görünüşün ne olursa olsun.. içinde taşıdığın neyse sen ancak osun
     
    YoRuMSuZ bunu beğendi.

Sayfayı Paylaş