1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

İdeolojik Bağnazlık

Konusu 'Sosyoloji' forumundadır ve KıRMıZı tarafından 9 Aralık 2009 başlatılmıştır.

  1. KıRMıZı
    Aşık

    KıRMıZı TeK BaşıNa CUMHURİYET V.I.P

    Katılım:
    22 Şubat 2008
    Mesajlar:
    27.187
    Beğenileri:
    4.785
    Ödül Puanları:
    11.580
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Karmaşıkkk
    Yer:
    TÜRKİYE
    Banka:
    387 ÇTL
    İnsanoğlu hayat evrelerinde bazı şeylere bağlanırlar. Bunlar öğreneğin çocuklukta anne veya baba, lise çağlarında sevgili veya arkadaşları ve üniversite ile yetişkinlik çağlarında ise siyasi partiler, kariyer,eş vb. ülkemizde ise bu bağlanma ihtiyacının şiddeti maalesef bağnazlık seviyesinde. Gözler o kadar kör oluyor ki sadece bağlandığı şeyi ve ya şeyleri görüyor. Bu yazıda ben siyasal bağlanma ihtiyacından bahsedeceğim. İnsanlar derin düşünmeye başladıkları zaman kendilerinde her şeyi sorgulama ihtiyacı hissediyorlar. Bu ihtiyaç en sonunda bir noktada duruyor ve bu noktada bağnazlık devreye giriyor. O kadar şiddetli ki sadece tek noktaya sabitlenen düşünceler diğer noktaları göremiyor bile. Siyasi partilere ve siyasi partilere duyulan bağ bununla ilgili. Yapılan tüm hatalar görmemezlikten gelerek tüm iyi yönlere odaklanılıyor. Ve rakip yani diğer partilerin tüm iyi yönleri görmemezlikten gelinerek sadece olumsuz tarafları dile getiriliyor. Ülkemizde ise bu durum daha da karmaşık boyutlarda. Olmamış şeyleri olmuş göstermek veya olmuş şeyleri olmamış göstermek. Taparcasına bir bağnazlık. Sorgulamadan, sormadan, araştırmadan, incelemeden ve tanımadan yapılan büyük bir ayin. Çocuk yaşlarda anne ve babamıza bağlanırız. Mesele küçük bir çocuk annesini göremezse ağlar. Bunu bağlanma ile açıklarız. Gördüğümüz kadarıyla biz hiç büyüyemeyen bir milletiz. Sokaklarda ki zamanında kurtar bizi BABA naraları hala hafızamızda tüm tazeliğiyle duruyor. Demek ki babamızdan görmediğimiz şefkati tanımadığımız birinden bekliyoruz. Ve bunu alamayınca çocuklar gibi üzülüp ağlıyoruz. Kapitalist sistemin bize yaptığı en büyük kötülük olan çıkarcı yaşama tarzı siyasal ideoloji üstünde kendini daha rahat gösteriyor. Her şey çıkarcılık üzerine kurulu. Şu sözleri çok duymuşunuzdur: Bu bizim kafadan onun için ona veriyorum. Bu benim akrabam olur uzaktan, ilerde işim düşerse yaptırırım. Babam bu partiye veriyordu bende ona veriyorum. Ben kendimi bildim bileli bu partiye veririm. Bana yardımı dokundu veya dokunacak kişiye veririm. Bu sözler tamamen bencilliğin süzgecinden geçirilerek önümüze sürülen laflar. Televizyon ekranlarında önceden paparazzi, şov, futbol, yarışma, evlendirme vb. hiçbir geliştirici yönü olmayan programlar görürdük. Şimdi ise sadece siyasetin konuşulduğu programlar görüyoruz. Çocuksu kavgaların yaşandığı, birbirleri hakkında ileri geri konuşan insanlar insanlar görür olduk. Çocuklar da böyle değil midir? Kavga ederler ve sorarsınız neden kavga ediyorsunuz çocuğum diye. Cevap basit: ama beni topuyla oynatmıyor diğeri ise o da şeker vermedi bana. O bana çamura attı bende ona çamur atmalıyım. Ve bu saçmalıkları halkımız nerdeyse elinde çekirdek alıp zevkle izliyorlar. Onlara bakarak acaba kendimizi temize mi çıkarıyoruz? Yoksa sadece kendimizi onlardan üstün görür mutlu mu oluyoruz? Körü körüne bağlılık gerçekleri görmeyi engeller. Simgelere değil insanlar oylar verilmeli. Vaatlere değil kalplere kanmalı. Ve gün gelir işimiz düşerse iki büklüm değil onların bizim hizmetçimiz olduğunu bilerek başımız dik gitmeliyiz. Kendi çıkarlarımızı değil ülkemizin sonra ise dünyanın çıkarlarını düşünerek hareket etmeliyiz.

    HAKAN UZUN
     

Sayfayı Paylaş