1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Ifrat ve tefrit

Konusu 'Genel Dini Konular' forumundadır ve arz-ı hal tarafından 11 Aralık 2012 başlatılmıştır.

  1. arz-ı hal

    arz-ı hal Özel Üye Özel üye

    Katılım:
    29 Kasım 2011
    Mesajlar:
    9.017
    Beğenileri:
    539
    Ödül Puanları:
    5.980
    Meslek:
    İşe başlamadan tatile giren hakime
    Yer:
    yüreğinden uzaklar da...
    Banka:
    199 ÇTL
    İFRAT VE TEFRİT

    İfrat ve tefritin ikisi de kötüdür. Hak, ortadadır.
    İfrat ve tefriti anlatan Türkçe bir kelime yok. Tarifle anlaşılır.

    Aşırılık denebilir. Tefrit de ifratın zıddıdır.
    İfrat normalden fazla, tefrit de normalden az demektir.

    Her işte ifrat ve tefritten yani aşırılıklardan uzak olmak ve vasat yani
    orta yolu tutmak gerekir.

    Dinimiz, aşırılıklardan uzak, orta yolda olmayı emretmektedir.

    Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

    (İfrat ve tefritten uzak durun.) [Buharî],

    (Aşırı giden helak olur.) [Müslim],

    (İşlerin en iyisi vasat olanıdır.) [Deylemî, Beyhekî]

    (Din kolaylıktır. Vasattan ayrılıp aşırı gideni din mağlup eder.) [Nesâî]

    Demek ki vasat, ifrat ve tefritten yani aşırılıklardan uzak olmak demektir.
    İslamiyet vasat bir dindir. Kuran-ı kerimde buyuruluyor ki:
    (Sizi vasat bir ümmet kıldık.) [Bekara 143]


    İyilik, tam orta yol demektir. Vasattan ileri veya az olmak veya ortanın sağında, solunda olmak, iyilikten ayrılmak olur. Ortadan uzaklığı kadar, iyiliği azalır.
    Hak yol birdir. Sapık, bozuk yollar ise, çoktur.

    Orta yol deyince, iki şey anlaşılır:

    Bir şeyin tam ortasıdır.
    İkincisi, izafi, takdiri orta olmaktır. Yani belli bir şeyin ortasıdır.
    O şeyin ortası olduğu için, her şeyin ortası olmak lazım gelmez.
    Ahlak bilgisinde kullanılan, bu ikinci ortadır.

    Bunun için, iyi huy, herkese göre farklı olur. Hatta, zamana ve yere göre de
    değişir. Birinde güzel olan bir huy, başkasında iyi olmayabilir.
    Bir zamanda iyi denilen bir huy, başka zamanda iyi olmayabilir.
    O halde iyi huy, tam ortada olmak değil, ortalamada olmaktır. Kötü huy da,
    bu ortalamanın iki tarafına ayrılmaktır. İyi huyların hepsi vasati [ortalama] miktarlardır.
    Her birinin ifrat ve tefriti birer kötü huy olur. (Ahlak-ı alai)

    İfrat, tefrit ve vasata birkaç örnek verelim:

    1- Cimrilik tefrit, israf ise ifrattır. Cömertlik ise vasattır.

    Kuran-ı kerimde buyuruluyor ki:

    (Harcarken, ne israf, ne de cimrilik ederler; ikisi arasında bir yol tutarlar.)
    [Furkan 67]


    2- Tembellik tefrittir, acele ise ifrattır.
    Tembellik, şimdi yapılması gereken bir işi geciktirmek, daha sonraya bırakmak
    demektir. Hadis-i şerifte,

    (Tesvif eden [hayırlı iş yapmayı sonraya bırakan] helak olur) buyuruldu.

    Acele edip düşünmeden o işi yapmak ise ifrattır. Acele edende gevşeklik
    ve bezginlik hasıl olur. Hayırlı bir işin olması için acele eden, gecikince, bezginliğe,
    ümitsizliğe düşer. Duâ eder, hemen duâsının kabul olmasını ister.Duâsı gecikince
    duâyı bırakır, maksudundan mahrum kalır. Acele edenin ihlası, takvası bozulabilir.
    Şüpheli şeylere, hatta haramlara dalabilir.
    Çünkü hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

    (Acele şeytandandır.) [Tirmizî], (Acele eden hata eder.) [Beyhekî]


    3- İnsan bir şeye kızabilir. Bunun da ifratı ve tefriti vardır.
    Öfkenin aşırı olmasına saldırganlık denir. Saldırgan kimse, hiddetli olur, kendine
    ve başkasına zarar verir, bu hâl, küfre götürebilir. Hadis-i şerifte,

    (Öfkenin ifratı imanı bozar) buyuruldu. Öfkenin lüzumlu olanına şecaat [kahramanlık, yiğitlik], lüzumundan az olmasına da korkaklık denir. Şecaat orta yoldur. Şecaat halindeki öfke iyidir. İmam-ı Şafiî, (Şecaat gereken yerde, korkan kimse, eşeğe benzer) buyurdu.

    Kuran-ı kerimde buyuruldu ki:

    (Kâfirlere ve münafıklara sert davran.) [Tevbe 73],
    ([Eshab-ı kiram] kâfirlere karşı çetindir.) [Fetih 29]

    Düşmanlara karşı korkaklık caiz değildir. Korkarak kaçmak, Allahın takdirini değiştirmez.
    Korkak kimse, karısına, kızına karşı gayretsizlik ve hamiyetsizlik gösterir, onları koruyamaz. Zillete ve zulme boyun eğer, hainlik yapanı görünce susar.


    İslamiyet orta yoldur

    İslamiyet her işte orta yolu tutmaktır. Birkaç örnek verelim:

    1- Çok yemek ifrattır, gerekenden az yemek tefrittir. İhtiyaç kadar yemek vasattır. Hadis-i şerifte, (Çok yiyip içmek hastalıkların başıdır) buyuruldu. Dayanamayan
    kimsenin açlık çekmesi de caiz değildir. Açlık çekmenin tahrimen mekruh olması,
    buna dayanamayanlar, bedenine ve aklına zarar verecek olanlar içindir.
    Çünkü, kendini tehlikeye düşürmek haramdır. Açlığın da tokluğun da zararı
    bulunduğu için, yiyip içmekte, aşırılıktan kaçmak, orta yolu tutmak gerekir.

    2- Allahın rahmetinden ümit kesmek ifrattır.
    Havf, Allahtan korkmak, reca da Allahın rahmetini ümit etmek demektir.

    Allahın rahmetinden ancak sapıklar, kâfirler ümit keser. (Hicr 56)

    Allahtan korkmayıp rahmetini garanti bilmek de tefrittir.

    Hadis-i şerifte buyuruldu ki:

    (Her istediğini yapıp, rahmete kavuşacağını ümit eden ahmaktır.) [Tirmizî]

    Vasat yol ise ikisi arasında olmaktır! Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Havf ve reca [korku ile ümit] arasında bulunan mümin, umduğuna kavuşur, korktuğundan emin olur.) [Tirmizî]


    3- Çok uyumak ifrattır, gerekenden az uyumak tefrittir.
    İhtiyaç kadar uyumak vasattır.

    4- İbadet yapmakta da ifrat tefrit olur. Az ibadet etmek tefrittir.
    Gece gündüz hep ibadet etmek de ifrattır.
    Gücünün yetmediği şekilde ibâdet etmeye çalışmak, mesela geceleri hiç
    uyumadan namaz kılmak, gündüzleri hep oruç tutmak, hanımından uzak kalmak, et,
    süt, tatlı gibi şeyleri hiç yememek, ifrattır, aşırı gitmektir.

    Hadis-i şerifte buyuruldu ki:

    (Din kolaylıktır. Dinde aşırı gideni, din mağlup eder.) [Nesâî],

    (Dinimizde ruhbanlık yoktur. Et yiyin, hanımlarınızla mübaşeret edin! [Nafile]

    oruç da tutun! Tutmadığınız günler de olsun! [Nafile] namaz da kılın!
    Uyuyun da. Ben bunlarla emrolundum.) [Taberânî]

    Her işin bir Azimet [güç] tarafı ve Ruhsat, [kolay] tarafı vardır.
    Azimetleri yapamayanın, ruhsatla, kolay olan, izin verilen işi yapması,
    azimeti yapmak gibi sevap olur. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

    (Allahü teâlânın size verdiği kolaylık ve ruhsatlardan istifade edin!) [Buharî]

    (Allahü teâlâ, emrettiği şeyler gibi, ruhsat, izin verdiği şeyleri yapmanızı da sever.)
    [Beyhekî]

    (Ruhsatlardan istifade etmeyen, Arafat dağı kadar günah işlemiş olur.) [Taberânî]

    Bu hadis-i şeriflere bakarak, mutlaka ruhsatla amel etmek lazım geldiği anlaşılmamalıdır. Çünkü (Vera üzere olan, insanların en abidi olur) hadis-i şerifi gösteriyor ki, orta yol diye her zaman yalnız ruhsatlarla amel edilmez. Yapabilenin azimetle de hareket etmesi gerekir..

    Peygamber efendimiz, mübarek ayakları şişinceye kadar geceleri çok namaz kılmıştır.
    Fakat, ümmetine çok merhamet ettiği için, onların böyle sıkıntı çekmelerini istemezdi. Ümmetine ruhsat ile de emrederdi. Kendisi azimet ile ibâdet yapardı.

    (Allahın helal ettiklerini kendinize haram etmeyiniz) âyeti,
    (Ruhsat, izin verilen, günah olmayan şeyleri haram saymadan, terk eder,
    çekinirseniz iyi olur) demektir.
    (Sünnetime uymayan benden değildir) hadis-i şerifi, ruhsat, izin verdiğim şeyleri yapmayan, kendine sıkıntı vermiş, sünnetime uymamış olur demektir.

    Günah olmayan, caiz olan işleri yapmaya, ruhsatla hareket etmek denir.

    İhtiyaç olmadıkça, ruhsatla amel etmemelidir.


    Her çeşit aşırılık zararlıdır

    İfrat ve tefrite örnek vermeye devam ediyoruz.

    1- Kibirlenmek ifrat, aşırı tevazu [temelluk] da tefrittir.
    Tevazu ise vasattır. Kendinden aşağı olanlara karşı tevazu göstermek iyi ise de,
    bunun ifrata kaçmaması, yani aşırı olmaması gerekir.

    Aşırı olan tevazua temelluk denir. Temelluk,
    ancak üstada ve âlime karşı caizdir. Başkalarına karşı caiz değildir.

    Hadis-i şerifte, (Temelluk, Müslüman ahlâkından değildir) buyuruldu


    2- Hz. İsayı aşırı sevmek ifrat, sevmemek tefrittir.
    Hz. İsaya Allah ve Allahın oğlu diyen Hıristiyanlar ifrattadır,
    onu sevmeyen, anasına iftira eden Yahudiler ise tefrittedir.
    Kuran-ı kerimde buyuruluyor ki:

    (Yahudiler, Üzeyir Allahın oğlu dediler, Hıristiyanlar da, İsa Allahın oğlu dediler.) [Tevbe 30]

    (Yahudiler, hahamlarını; Hıristiyanlar da rahiplerini ve İsayı rab edindiler.
    Halbuki ancak tek ilâha kulluk etmeleri emrolundu.) [Tevbe 31]

    (Meryeme büyük iftira edip Allahın elçisi İsayı öldürdük dedikleri için,
    [Yahudileri] lanetledik.) [Nisa 156]

    Müslümanlar ise Hz. İsayı Allahın kulu ve peygamberi bilir, bu ise vasat yolda olmaktır.


    3- Hz. Aliye de aynı aşırılığı gösterenler vardır.
    Hz. Aliyi sevmeyen hariciler [Yezidiler] tefrit ehlidir. Hz. Aliye peygamber veya
    ilah diyen ibni Sebeciler ifrat ehlidir. Ehli sünnet ise, Hz. Aliyi kendi bildirdiği gibi Resulullahın bildirdiği gibi sever, bu ise vasat yoldur. Hz. Ali anlatır:

    Resulullah bana buyurdu ki:
    (Ya Ali, Sen İsa gibisin! Yahudiler, ona düşman oldu. Mübarek annesi Hz. Meryeme iftira etti. Hıristiyanlar da, Onu aşırı yükselttiler. Ona yakışan dereceden daha
    yukarı çıkardılar.) [İ. Ahmed]

    Hz. Ali bu hadis-i şerifi haber verdikten sonra, (Benim yüzümden iki aşırı grup insan
    helak olur. Birisi, beni aşırı severek, bende olmayan şeyleri bana takarlar.
    Ötekiler de, bana düşman olup, birçok iftira yaparlar) buyurdu.
    Bu hadis-i şerifte, hariciler, Yahudilere; İbni Sebeciler de, Hıristiyanlara benzetilmiştir.


    4- İdarecinin elemanlarına sert davranması ifrattır, hiç ilgilenmemesi de tefrittir. Maiyete ne sert, ne de yumuşak davranmalı, orta yolu takip etmelidir!
    Maiyete karşı fazla yumuşak davranılırsa, laubali olurlar. İşler ciddiyetle yapılmaz.
    Sert davranılırsa, âmirden nefret ederler.


    5- Bir kimseyi aşırı sevip bütün sırlarını ona vermek ifrattır.
    Arkadaşına sevgisini belirtmemek, her şeyini ondan gizlemek de tefrittir.

    Düşmanlıkta da aşırı gitmek ifrattır. Dostlukta da ve düşmanlıkta da aşırı gitmemelidir. Peygamber efendimiz buyurdu ki:

    (Bir kimseyi günün birinde, aranızın açılabileceğini hesaba katarak sev.
    Buğzettiğine de günün birinde dost olabileceğini düşünerek buğzet.) [Tirmizî]


    6- Kaderi inkâr etmek tefrit, suçu kadere yüklemek de ifrattır.
    Mutezile, (İnsan kendi kaderini kendi çizer) diyerek, Allahın takdirini inkâr eder.
    Cebriye de, (İnsan kaderine mahkumdur. Allah her işi zorla yaptırır) diyerek suçu kadere yükler. Vasat olanı ise Ehli sünnetin itikadıdır.

    İmam-ı azam, hocası imam-ı Cafer-i Sadıka,
    (Allahü teâlâ, insanların istekli işlerini, onların arzularına bırakmış mı) diye sordu.
    O da, (Allahü teâlâ, yaratmak ve her istediğini yapmak büyüklüğünü kullara bırakmaktan münezzehdir. Ancak cebir de yoktur. Yaratmayı kullara bırakmak da yoktur. İkisi arası olagelmektedir) buyurdu.
    Yani, hayır şer, Allahü teâlânın yaratması iledir. Sevap ve günah işlemek,
    kulların ameline, yani insanın irade-i cüziyesine bağlı kılınmıştır ki, buna kesb denir.
    Kesb yani bir şeyi yapmayı istemek kuldan, yaratmak Allahtandır. Allahü teâlâ,
    insanlara zorla günah işletmediği gibi, bunu tamamen onların arzusuna da bırakmaz. Bu işler ikisi arası olagelir.


    TÖVBE: (Ya Rabbi, bütün yapmış olduğum günahlardan ben pişmanım.
    Keşke yapmasaydım. İnşaallah bir daha ben yapmayacağım.)(Amin)
     

Sayfayı Paylaş