1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

İhtiyar Adam ve Atı

Konusu 'Hikayeler / Efsaneler' forumundadır ve dderya tarafından 31 Aralık 2013 başlatılmıştır.

  1. dderya
    Ayyaş

    dderya kOkOşŞ Süper Moderatör

    Katılım:
    29 Temmuz 2013
    Mesajlar:
    11.295
    Beğenileri:
    7.484
    Ödül Puanları:
    11.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Öğrenci
    Yer:
    izmir :)
    Banka:
    212 ÇTL
    Köyün birinde yaşlı ve çok fakir bir adam varmış.
    Ama kral bile onu kıskanırmış. Öyle dillere destan
    bir beyaz atı varmış ki kral at için ihtiyara
    neredeyse hazinesinin tamamını teklif etmiş ama
    adam satmaya yanaşmamış. 'Bu at, bir at değil
    benim için. Bir dost. İnsan dostunu satar mı?'
    dermiş hep.
    Bir sabah kalkmışlar ki, at yok. Köylü ihtiyarın
    başına toplanmış. 'Seni ihtiyar bunak! Bu atı sana
    bırakmayacakları, çalacakları belliydi. Krala
    satsaydın, ömrünün sonuna kadar beyler gibi
    yaşardın. Şimdi ne paran var, ne de atın' demişler.
    İhtiyar 'Karar vermek için acele etmeyin' demiş.
    'Sadece 'At kayıp' deyin. Çünkü gerçek bu. Ondan
    ötesi sizin yorumunuz ve verdiğiniz karar. Atımın
    kaybolması, bir talihsizlik mi, yoksa bir şans mı,
    bunu henüz bilmiyoruz. Çünkü bu olay henüz bir
    başlangıç. Arkasının nasıl geleceğini kimse
    bilemez.' Köylüler ihtiyara kahkahalarla gülmüşler.
    Aradan 15 gün geçmeden, at bir gece ansızın
    dönmüş... Meğer çalınmamış, dağlara gitmiş kendi
    kendine. Dönerken de, vadideki bir düzine vahşi atı
    peşine takıp getirmiş. Bunu gören köylüler toplanıp
    ihtiyardan özür dilemişler. 'Babalık' demişler. 'Sen
    haklı çıktın. Atının kaybolması bir talihsizlik değil
    adeta bir devlet kuşu oldu senin için. Şimdi bir at
    sürün var.' 'Karar vermek için gene acele
    ediyorsunuz' demiş ihtiyar. 'Sadece atın geri
    döndüğünü söyleyin. Bilinen gerçek sadece bu.
    Ondan ötesinin ne getireceğini henüz bilmiyoruz.
    Bu daha başlangıç... Birinci cümlenin birinci
    kelimesini okur okumaz kitap hakkında nasıl fikir
    yürütebilirsiniz?' Köylüler bu defa açıktan
    ihtiyarla dalga geçmemişler ama, içlerinden 'Bu
    herif sahiden gerzek' diye geçirmişler.
    Bir hafta geçmeden, vahşi atları terbiye etmeye
    çalışan ihtiyarın tek oğlu attan düşmüş ve ayağını
    kırmış. Evin geçimini temin eden oğul şimdi uzun
    zaman yatakta kalacakmış. Köylüler gene
    gelmişler ihtiyara... 'Bir kez daha haklı çıktın'
    demişler. 'Bu atlar yüzünden tek oğlun bacağını
    uzun süre kullanamayacak. Oysa sana bakacak
    başkası da yok. Şimdi eskisinden daha fakir, daha
    zavallı olacaksın' demişler. İhtiyar 'Siz erken karar
    verme hastalığına tutulmuşsunuz' diye cevap
    vermiş. 'O kadar acele etmeyin. Oğlum bacağını
    kırdı. Gerçek bu. Ötesi sizin verdiğiniz karar...
    Ama acaba ne kadar doğru? Hayat böyle küçük
    parçalar halinde gelir ve ondan sonra neler
    olacağı size asla bildirilmez.'
    Birkaç hafta sonra, düşmanlar kat kat büyük bir
    ordu ile saldırmış. Kral son bir ümitle eli silah
    tutan bütün gençleri askere çağırmış. Köye gelen
    görevliler, ihtiyarın kırık bacaklı oğlu dışında
    bütün gençleri askere almışlar. Köyü matem
    sarmış. Çünkü savaşın kazanılmasına imkan
    yokmuş, giden gençlerin ya öleceğini ya esir düşüp
    köle diye satılacağını herkes biliyormuş. Köylüler,
    gene ihtiyara gelmişler. 'Yine haklı olduğun
    kanıtlandı' demişler. 'Oğlunun bacağı kırık, ama
    hiç değilse yanında. Oysa bizimkiler belki asla
    köye dönemeyecekler. Oğlunun bacağının
    kırılması, talihsizlik değil, şansmış meğer.' 'Siz
    erken karar vermeye devam edin' demiş, ihtiyar.
    'Oysa ne olacağını kimseler bilemez. Bilinen bir
    tek gerçek var. Benim oğlum yanımda, sizinkiler
    askerde... Ama bunların hangisinin talih,
    hangisinin şanssızlık olduğunu sadece Allah
    biliyor.'
    Lao Tzu, öyküsünü şu nasihatla tamamlarmış:
    'Acele karar vermeyin. O zaman sizin de herkesten
    farkınız kalmaz. Hayatın küçük bir parçasına
    bakıp tamamı hakkında karar vermekten kaçının.
    Karar aklın durması halidir. Karar verdiniz mi,
    akıl düşünmeyi, dolayısı ile gelişmeyi durdurur.
    Buna rağmen akıl insanı daima karara zorlar.
    Çünkü gelişme halinde olmak tehlikelidir ve insanı
    huzursuz yapar. Oysa gezi asla sona ermez. Bir yol
    biterken yenisi başlar. Bir kapı kapanırken,
    başkası açılır. Bir hedefe ulaşırsınız ve daha
    yüksek bir hedefin hemen oracıkta olduğunu
    görürsünüz.'
     
    kAşİf bunu beğendi.
  2. kAşİf
    Cesur

    kAşİf Düşünmek lazım.. Moderatör

    Katılım:
    15 Eylül 2014
    Mesajlar:
    4.495
    Beğenileri:
    6.751
    Ödül Puanları:
    9.080
    Cinsiyet:
    Bay
    Meslek:
    kaşif
    Banka:
    2.464 ÇTL
    fevkalade bir nasihat bunu herkese bir şekilde ulaştırmak lazım ,herkes okumalı
     

Sayfayı Paylaş