1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

II. Dünya Savaşı'nda savunma hatları

Konusu 'Dünya Tarihi' forumundadır ve Suskun tarafından 7 Ocak 2012 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    II. Dünya Savaşı'nda savunma hatları

    Atlantik Duvarı

    Majino Hattı

    Stalin Hattı

    Çakmak Hattı​



    [​IMG]
    Atlantik Duvarı
    Atlantik Duvarı II. Dünya Savaşı esnasında 1942'de Nazi Almanyası tarafından 1944'e kadar Batı Avrupa kıyısı boyunca Büyük Britanya'dan Avrupa Anakarasına beklenen Müttefik Devletler'in bir istilasına karşı savunmak için inşa edilen; kıyıyla ilgili güçlendirmelerinin geniş bir sistemi olarak Atlantik kıyısı boyunca kurulan savunma hattıdır. 23 Mart 1942'de Adolf Hitler bu duvarın yapılması talimatını verdi. Todt Teşkilâtı tarafından yapılan sıkı bir çalışmaya rağmen, Atlantik duvarı müttefik bombardımanı yüzünden tam olarak bitirilemedi.

    Atlantik Duvarı projesinin için D ordu grubu komutanı Gerd von Rundstedt ve Çöl Tilkisi lakaplı B Ordu Grubu komutanı Erwin Rommel olarak atanmıştır. Rommel mevcut kıyıyla ilgili güçlendirmelerin tamamen yetersiz olduğuna inandı ve hemen duvarı kuvvetlendirmeye başladı.

    6 Haziran 1944'de 150,000 müttefik askeri Normandiya kıyılarına çıkarma yaparak Alman savunma hattı olan Atlantik Duvarı çökmüştür.





    [​IMG]
    Majino Hattı
    Majino Hattı (Fransızca: "Ligne Maginot") Fransa'nın tüm kuzey ve doğu sınırlarını kapsayan hatta son kısmı da Korsika'da inşa edilmesi planlanmış savunma hattıdır.

    I. Dünya Savaşı'nın ardından Fransa'nın tekrar işgalini önlemek üzere bu savunma hattının inşasına başlanmıştır. I. Dünya Savaşı'nın hemen öncesinde Savaş Bakanlığı Müsteşarı olan ve savaşa er olarak katılan Fransız devlet adamı Andrè Maginot'un ısrarla savunduğu ve sonunda uygulamaya konulmasını sağladığı devasa bir savunma hattıdır. Fakat tam anlamıyla asla bitirilememiştir.

    Yapısı
    Asıl yapı kale adı verilen dairesel ana yapılardan oluşmaktaydı. Bu yapılar arasında özel tüneller ile geçiş sağlanmaktaydı. Böylece savunma hattının tümü doğrusal ve kesintisiz bir hat oluşturmaktaydı. Tüm bu yapı grubunun kendi özel hava temizleme sistemi ve özel haberleşme sistemleri bulunmaktaydı. Ayrıca bu kalelerde görevli askeri birliklerin konaklaması amacı ile özel barınma yapıları da hazırlanmıştı. Özellikle 75, 81 ve 135 mm'lik topçu bataryaları ve bunlar için özel üretilmiş taretler, özel tank hendekleri ve su yapay kanalları ile oldukça karmaşık bir koruma düzeni yapılmaya çalışılmıştı. Tüm silahlar için özel yer altı cephaneliklerinin yanı sıra, gerekli enerjiyi üretebilmek için özel jeneratörler de geliştirilmişti.

    İnşaatı

    1925'lere kadar hızla devam eden inşaatlar, daha sonraları bir savaş ihtimalinin uzak olduğu bahanesiyle bu yıllardan sonra yavaşlamış, 1930'larda tekrar çalışmalar başlamış, 1934'te neredeyse tüm askeri mühimmat tekrar yenilenmiş fakat tüm bu uğraşlara rağmen Alman saldırısı başladığında tam olarak tamamlanmış durumda değildi. İnşaatlar tam olarak bitmese bile silah teknolojisi geliştikçe bu hattın bu silahlarla donatılması ve geliştirilmesi asla unutulmamıştır.

    2. Dünya Savaşı
    1930'lu yıllarda, Almanya'nın askeri gücünün bir tehdit haline geliyor olması ve Fransa'nın Alman ordusuna nazaran çok zayıf bir askeri güce sahip olması üzerine, Majino Hattı Fransızlar için büyük önem kazanmıştır. Fakat, tehlikenin yakın olması ve 10 yıllarca silahsızlanma politikası güdülürken arka planda kalan bu savunma hattından maksimum verim alınması için yapılan plan Alman ordusunun Fransa sınırından yani doğrudan saldırmasını imkânsız hale getirebilmekti. Eğer, Almanlar Hollanda ve Belçika üzerinden saldırırlarsa Fransız ordusu Belçika ve Hollanda'ya girerek, mevcut yerel güç ile birleşerek Fransa sınırı önünde tampon bölge oluşturacaktı. Almanları durdurmak için planlanan doğudaki hat ve batıdaki tampon bölge planlarının tek açığı iki kolun ortasındaki araziydi. Fransızlara göre bu sık ağaçlar ve ırmaklar barındıran bölge, tank ve topçu birlikleri için geçilmesi imkânsız bir yer olduğundan, büyük saldırı için ihtimal dışıydı. Fakat, Hitler ağaçlık bölgeyi yıkarak ordusunu geçirmiş ve hattı yarmıştır. 1940'da Alman Kuvvetleri tarafından aşılmıştır. Önlerinde savunma hattı bulunmayan Alman ordusu Fransa'nın içlerine doğru ilerleyince, Fransızların bütün savunma hattı çökmüştür. Ardından Belçika ve Hollanda üzerinden de Fransa'ya saldıran Alman güçleri kısa zamanda Fransa'nın 2/3'ünü işgal etmiştir.
    Günümüz
    Majino Hattı 2. Dünya Savaşı'ndaki yanlış kullanımından doğan başarısızlığından ve Fransa'nın savaş sonrasında ekonomik olarak çöküntüde olmasından dolayı önemsiz bir askeri harcama olarak görülmüştür. Sonraki yıllarda Avrupa'daki barış politikaları ve askeri teknolojinin gelişmesi nedeniyle, I. Dünya Savaşı'nın etkisinin azaldığı zaman olduğu gibi askeri olarak da önemsiz görülmeye başlanmıştır. turistik olarak kullanilmaktadir.






    [​IMG]
    Stalin Hattı
    Stalin Hattı, Sovyetler Birliği'nin batı sınırı boyunca uzanan bir tahkimatlar dizisidir. Batıdan gelecek bir saldırı karşısında Sovyet sınırlarını korumak üzere 1930'lu yıllarda inşasına başlanmıştır.

    Yapısı
    Savunma hattı, koruganlarda yer alan ağır silah mevziilerinden, makineli tüfek yuvalarından ve diğer tesislerden oluşmaktadır. Yapım tekniği ağırlıklı olarak betonarme olmakla birlikte yer yer zırh olarak çelik ve granit kullanılmıştır. Bazen daha az ayrıntıyla Maginot Hattı'na benzetilmektedir. Ancak Stalin Hattı, Maginot Hattı'ndan epeyce farklı bir savunma düzenidir. Herşeyden önce savunma hattı olarak, tüm sınır boyunca kesintisiz uzanan bir hat değildir. Esasen olası bir düşman istilasının olası istikametleri üzerine inşa edilmiş 13 müstahkem bölgeden oluşan bir savunma zinciridir. Öte yandan uçları açık olmayıp Baltık Denizi'nden Karadeniz'e kadar uzanır. Bir başka farklılık da Stalin Hattı'nın hemen sınırın gerisinde değil en yakın 20 - 30 km. en uzak 100 - 150 km. içerde inşa edilmesidir. Aynı zamanda sadece olası bir düşman saldırısını durdurmayı değil, taarruz kuvvetlerinin gerisinde tertipleneceği ve hazırlanacağı bir perdeleme örtüsü olarak da düşünülmüştür.

    Müstahkem mevkiler personel sayısı olarak bir tugay düzeyindeyken ateş gücü bakımından bir kolordu düzeyindedir. Her birim, kendi karargahı, sayıları iki ile sekiz arasında değişen makineli tüfek ve topçu taburları, birkaç bağımsız ağır topçu bölüğü, tank taburu, istihkam taburu ve diğer bazı birimlerden oluşmaktadır. Her müstahkem mevki 100-180 km. uzunlukta ve 30-50 km. derinliktedir. Birleşik betonarme, yer yer zırh kaplı muharebe birimleriyle donatılmış olup her birinde malzeme depoları, elektrik üretim ve su sağlama ünitesi, revir, yemekhane, komuta ve iletişim merkezi gibi yeraltına inşa edilmiş yine betonarme yapılar bulunur. Bütün bu yapılar yeraltı galerileri ya da örtülü irtibat hendekleri ağıyla birbirine bağlıdır. Müstahkem mevkiler, aralarındaki açık araziden geçecek düşman kuvvetleri tarafından sarılsa bile çevresel savunma düzenlemeleri, ikmal depolarındaki malzeme stokları sayeside uzun süre savunmayı sürdürecek yapılar olarak düzenlenmiştir. Çoğunlukla etrafı yapay su engelleriyle çevrilmiş olan müstahkem mevkilerle sınır arasındaki geniş arazi "tampon bölge" olarak düzenlenmiştir. Bu bölgeler mayın tarlalarının yanı sıra binlerce pusu noktasını barındırır. Olası bir düşman saldırısında müstahkem mevkiler, düşman hazırlık topçu ateşinden etkilenmeyecek kadar geride bulunmaktadır. Ayrıca düşman saldırısı pek çok nehirden ve diğer doğal engellerden geçerken pusu noktalarıyla ve diğer istihkam engellerinde yıpranacaktır. Ayrıca köprüleri atmak için de zaman olacaktır. Müstahkem mevkilerde ayrıca oldukça etkili bir uçaksavar savunması da yer almaktadır.

    Ortalama bir koruganın ateş gücü üç makineli tüfek ve 76 mm.lik iki top yuvasından oluşur. Bir yada iki makineli tüfeğin olduğu ateş noktalarının sayısı ise yüzlerle ifade edilebilir. İnşaası, Maginot Hattı'nın tersine büyük bir gizlilik içinde sürdürüldü. Güvenlik, NKVD unsurları tarafından sağlandı, inşaat sahası, üzerinden "başı boş bir kuşun bile uçarak geçemeyeceği şekilde" güvenlik çemberine alındı. İnşaatler birkaç yerde sürdürüldü, bunlardan sadece biri gerçek inşaat, diğerleri göstermelikti.

    Sonuç olarak olası bir düşman saldırısında, düşman kara unsurları geniş bir tampon bölgeden sonra nerede ateşle karşılaşacaklarını bilmeden ilerleyeceklerdi.

    Stalin Hattı'nın Sovyetler Birliği'ne maliyeti konusunda Viktor Suvorov'un "tahmini", 120 milyar Sovyet rublesidir.

    II. Dünya Savaşı öncesi
    Sovyetler Birliği'nin batı sınırları, 1939 - 1940 yılları arasında büyük ölçüde değişmiş, bunun sonucunda Stalin Hattı da sınırdan bir hayli içerde kalmıştı. Bu gelişmelerde, 23 Ağustos 1939 tarihinde imzalanan Alman-Sovyet Saldırmazlık Paktı (Molotov - Ribbentrop Paktı) ilk adım atılmış oldu. Bu antlaşmada Finlandiya ve Estonya Sovyet etki alanında kabul edilmekteydi. Esas sınır değişmesi 1939 yılı Eylül ayında Sovyetler Birliği'nin Polonya topraklarının yarısını işgal etmesiyle şekillenmeye başladı. Baltık Devletleri, 1940 yılı Haziran ayında Besarabya da Sovyetler Birliği tarafından işgal edildi. Stalin Hattı sınır gerisinde kalınca terk edildi. Onun yerine, yeni sınırların gerisinde, 1940 yazında Molotov Hattı olarak anılacak yeni bir savunma hattının inşaasına başlandı. Bazı Sovyet generalleri her iki savunma hattını elde tutmanın daha iyi olacağını, Stalin Hattı'nın derinlikte bir savunma hattı olarak korunması gerektiğini düşündüler. Ancak II. Dünya Savaşı öncesi Sovyet askeri doktrinine göre bu gerekli değildi.

    Tüm bu gelişmelerle 1939 sonbaharında Stalin Hattı gözden çıkarıldı, birlikler zaman içinde terhis edildi ve silahlar sökülerek depolara kaldırıldı. Alman genel taarruzu olan Barbarossa Harekâtı başladığında, 1940 yazında yapımına başlanan yeni savunma hattı (Moltov Hattı) hazır değildi ve Stalin Hattı ise artık tahliye edilmişti, bazı yapılar kolhozlara depo olarak kullanılmak için tahsis edilmiş, bazıları ise toprakla doldurulmuştu. Sonuç olarak, gerçi Stalin Hattı mevzilerine bazı birlikler yerleşerek savunma yaptılarsa da her iki savunma hattı da Alman taarruzunu durdurmakta bir işe yaramadı.

    II. Dünya Savaşı sonrası
    II. Dünya Savaşı sonrasında Stalin Hattı tümden kullanım dışı kaldı, Sovyetler Birliği'nin artık Orta Avrupa'da da müttefikleri vardı. Batı Avrupa'da güvenlik ve kalkınma uğruna benzer savunma sistemlerinin tahrip edilmesinin tersine Sovyetler Birliği'nin 1991 yılında dağılması ardından bu tahkimatların büyük bir bölümü ilgilenilmeden kaldı. [5] Bugün için Stalin Hattı tahkimatlarının kalıntıları Beyaz Rusya'da, Rusya'da ve Ukrayna'da ve muhtemelen Besarabya'nın doğusunda, halen ayaktadır.






    [​IMG]
    Çakmak Hattı
    Çakmak Hattı, II. Dünya Savaşı'nın çıkacağının anlaşılmasının ardından Almanlar tarafından gelebilecek bir saldırıya Trakya sınırında karşı koymak amacıyla Çatalca'da kurulan savunma hattıdır. Marmara Denizi'nden Karadeniz'e uzanmaktadır.

    Tarihçe
    Genelkurmay başkanı Mareşal Fevzi Çakmak, Fransızların Majino Hattı'nı örnek alarak Trakya'da bulunacak ve beton ile çelik karması bir savunma merkezi olacak bir hat planı hazırlamıştır. Bu savunma hattına kendi soyadını vermek istemiştir. Ancak Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk, bu plana karşı çıkmış ve şöyle demiştir:

    Savaş, oldum olası toprak üstünde yapılır ve toprak üstünde kazanılır, yahut kaybedilir. Çakmak Hattı ne kadar güçlü olursa olsun ömrü, bir muharebeninki kadar kısadır. Ben milletimin parasını bir kapris uğruna toprak altına gömdürmem.

    Mustafa Kemal Atatürk'ün 10 Kasım 1938 tarihinde ölmesinin ardından İsmet İnönü cumhurbaşkanı olmuştur.İsmet İnönü'nün cumhurbaşkanlığı döneminde II. Dünya Savaşı'nın çıkacağının anlaşılmasından sonra 1930'lu yıllarda Genelkurmay, Balkanlar üzerinden gelebilecek herhangi bir saldırıya Trakya sınırında karşı koymak için Kırklareli'nin kuzeyinde Mareşal Fevzi Çakmak'ın önerisi olan Çakmak Hattı kurulmuştur. Şubat 1941'de Almanlar, Bulgaristan'ı işgal ederek Türkiye sınırına dayanmıştır. Bunun üzerine hattın Çatalca'ya çekilmesine karar verilmiştir. Almanların o tarihe kadar kullandıkları modern savaş araçları karşısında bu planın başarı sağlayabileceği şüpheli görülmüştür.

    Çakmak Hattı, Terkos Gölü (Durusu) yakınlarından başlayıp Büyükçekmece'ye kadar iki hat şeklinde yapılmıştır. Bu hatlarda bir kısmı büyük, bazıları ise küçük olan askeri koruganlar yani mevziler vardır. Duvar tel ve demir engellerle bu mevzi birbirine bağlanmıştır. Çakmak Hattı İnşaatı, çimento ve demir yetersizliğinden dolayı ilerleyememiştir. Yılda ancak 380.000 ton çimento üretilebilmiş ve bu fabrikalarda kolayca tahrip edilebilecek yerlerde bulunmuştur.

    Nazi Almanyası, Yunanistan 'ı işgal ettikten sonra Çakmak Hattı savunma işlevini yitirmiştir. Çünkü bu savunma hattı Bulgaristan'dan gelebilecek saldırılara göre düzenlenmiştir. Fakat artık Almanya, Türkiye ile Güney Trakya'dan komşu olmuştur. Düşman kuvvetleri Meriç Nehri'nin aşağı kısmından dosdoğru saldırırlarsa Trakya'nın kuzey hududu boyunca uzanan Çakmak Hattı'nın geri kısım ile kavuşması kesileceği için İsmet İnönü, Çakmak Hattı'nı tahliye ettirmiş ve orduyu Çatalca hattına çekmiştir.Çakmak Hattı'nda soğuktan dolayı birçok asker hayatını kaybetmiştir. Çatalca'da ise köylerdeki halk sıkıntı çekmiştir ve hatta bir kısmı Anadolu'ya geçmiştir. Bugün hâlâ Doğu Trakya'da Çakmak Hattı'na ait koruganlar görülebilir
     

Sayfayı Paylaş