1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Ilaçların emilimi

Konusu 'Genel Sağlık Bilgileri' forumundadır ve Çağlayağmur tarafından 28 Haziran 2012 başlatılmıştır.

  1. Çağlayağmur
    Hoşgörülü

    Çağlayağmur ... Süper Moderatör

    Katılım:
    15 Aralık 2010
    Mesajlar:
    15.092
    Beğenileri:
    4.415
    Ödül Puanları:
    11.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Yer:
    Ankara
    Banka:
    794 ÇTL
    Emilme alanının genişliği ve damar yönünden zenginliği, ilacın suda ya da yağda erime özelliği, iyonize olabilme yeteneği, ilaçların emilmesini etkileyen etkenlerdir.

    Ağız boşluğundan emilen ilaçlar, karaciğere uğramadan kana karışırlar. Bu gibi ilaçlara en güzel örnek “Trinitrin”dir. Ağızda kırılarak emilen trinitrin, karaciğere uğramadığından parçalanmaz ve hızla kan dolaşımı yoluyla vücuda yayılır. Su, alkol, aspirin, zayıf asitler ve salisilatlar mideden kolayca emilirler. Alkali maddeler midede iyi emilemezler. Kimi ilaçlar midenin asit ortamından etkilenerek bozulurlar. Demir ve mineraller incebağırsağın “Duodenum” bölümünden iyonize olmayan ve yağda eriyen maddeler de öteki iki bölümden, kolayca
    emilirler. Kalınbağırsaklar emilme için iyi bir alan değildir. Ancak lavman, supozituvar ve me*rhem biçimindeki birtakım ilaçlar rektum yoluyla kullanılmaktadır. Solunum yolları da bazı ilaçlar için iyi emilme yüzeyi oluştururlar. Deri önemli bir emilme yüzeyi değildir. Göz, kulak ve vagina mukozası, tahriş edici olmayan ilaçların kullanımı için uygundurlar. Damar içine ya da kas içine zerkedilen ilaçlar, büyük bir hızla ve tam olarak emilip vücuda yayılırlar. Ancak bu gibi ilaç verme işlevlerini bilgili kişilerin yapması gerekir. Kas içine verilen ilaçların tahriş edici olmaması ve serumla aynı yoğunlukta olması gerekir. Kalpte çalışma bozukluklarına yol açan, kan hücrelerini hemolize uğratan, yağda eritilmiş ve/veya süspansiyon biçiminde bulunan ilaçlar kesinlikle damar içine zerkedümemelidir. Bazı durumlarda kalp zarı (Perikard), akciğer zan (Plevra) ve “Periton” boşluklarına verilebilir. Bu boşlukların duvarım oluşturan zarlar da iyi bir emilim yüzeyi oluştururlar. Bazı amaçlarla birtakım ilaçlar atardamarlar içine ya da kemik iliğine verilebilir. Kalp durması durumunda kalbin çalışmasını uyaracak olan birtakım maddeler, iğneyle doğrudan doğruya kalbe verilebilir.

    Emilip kana karışan ilaçlar kanda ya serbest olarak bulunurlar ya da proteinlere ve özellikle “Albüminler”e bağlanarak dolaşırlar. Herhangi bir ilaç, kan proteinlerine ne kadar az bağlanmışsa o kadar fazla etki gösterirler. Ancak etki süresi kısa olur. Kan proteinlerine fazla miktarda bağlanan ilaçların etkileri daha hafif fakat daha uzun sürelidir. Bu gibi ilaçlar vücuttan daha geç atılırlar.
     

Sayfayı Paylaş