1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

İletişimin Temel Amacı

Konusu 'Beden Dili' forumundadır ve ZeyNoO tarafından 25 Ocak 2013 başlatılmıştır.

  1. ZeyNoO
    Melek

    ZeyNoO ٠•●♥ KuŞ YüreKLi ♥●•٠ AdminE

    Katılım:
    5 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    58.480
    Beğenileri:
    5.784
    Ödül Puanları:
    12.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    ❤ Şehr-i İstanbul ❤
    Banka:
    3.064 ÇTL
    İletişimin Temel Amacı

    Kuşkusuz,bütün insanlar her iletişim eyleminde bilgilenmek,ikna etmek,bilgilendirmek,yönetmek,eğlenmek vb. bir dizi nedeni ve amacı vardır. Bu amaçların bir kısmı,karşılığını/ödülünü hemen elde etmek istediğimiz amaçlardır; bir kısmı uzun vadeli beklentilere dayanır. Schramm,amaçlarla ilgili beklentileri “gecikmeden ödüllendirilme”ye ve “sonradan ödüllendirme”ye yönelik beklentileri olarak sınıflandırır. İletişimde bulunanlar bazı iletileri daha üretirken ya da aktarırken ödüllenmiş olurlar.

    Örneğin,ozanın şiir yazarken, müzisyenin beste yaparken ya da konser verirken,öğretmenin ders anlatırken,yöneticinin bir toplantıda yeni iş projelerini açıklarken aldıkları aaaif ve bunun hedef aldıkları kişilerce de paylaşılacağını ummaları gecikmeden ödüllendirme beklentisi ile ilgilidir. Buna karşılık ozanın yada yayınevi yetkililerinin şiirlerin beğenilip satışı artıracağını,öğretmenin mesleki becerisinden ötürü ilerde övgü ile anılacağını ya da meslektaşları tarafından taktir edileceğini,yöneticinin yeni projeleri kabul ettirip işinde daha üst bir konuma ya da gelire kavuşacağını umması,iletişimde geleceğe yönelik bir yatırımın,başka deyişle sonradan ödüllendirme beklentisinin örneklerini oluştururlar. böyle,iletişim amaçları,karşılığı hemen beklendiğinde “tüketime” yönelik; daha sonraki ödüllendirmeler hedeflendiğinde araçsal olarak ayırt edilebilir.Beklentilerin zamansal boyutu ne olursa olsun,bireylere göre amaçları çok çeşitli olan iletişimin temel bir amacından söz edilebilir mi? Bu soruya yanıt verebilmek için,insanın doğumundan başlayan iletişim yaşantılarına kısaca değinmek yaralı olacaktır.

    Yeni doğan bir bebek kendi başına hiçbir şeyi yapamaz. Ne kendi,ne de başkalarının davranışları ne de fiziksel çevresi üzerinde herhangi bir denetimi,amaçlı olarak etkileme gücü yoktur. Kısa bir süre sonra fizyolojik bazı becerileri gelişir,başını,kollarını ve ayaklarını isteyerek oynatmaya başlar. Sonra çıkardığı seslerle çevresinde istendik davranışlar yaratabildiğini gözler ve bunu kullanır. Bir yaş civarında istediği şeylere uzanır,istemediklerinden uzaklaşır. Böylece,çevresini belirlemeye ve etkilemeye başlar. Yürütme becerisini kazanması bu yönde temel bir adımdır.Daha sonra konuşmayı öğrenir. Önce sözcüklerle,sonra tümcelerle derdini anlatmayı,istediklerini belirtmeyi becerir. Bu,aynı zamanda konuşma yoluyla çevresinde daha fazla etkin olabildiğinin bilincine varması demektir. Başka deyişle deneme yanılma ve taklit yoluyla çıkardığı ve başkalarınca anlamı olan seslerin önceki sesçil ve sessiz davranışlarından daha etkili olduğunun kavrar. Bir kez konuştuktan sonra durmadan soru sorar,bu sorulara aldığı yanıtlarla canlı ve cansız çevresini tanımlamayı ve anlamlandırmayı sürdürür. Okulda,yeni bilgilerle birlikte,belli bir biçimde akıl yürütmeyi öğrenir. Genişleyen çevresinde diğer insanları tanır,değerlendirir,yargılar; fizik çevresi ile ilgili görüşleri genişler,biçimlenir. Bu arada kendisi hakkındaki düşünceleri ve değerlendirmeleri de önem ve yoğunluk kazanır. Gençlik ve yetişkinlik çağlarında yaşadığı ortama,koşullara ve içine girdiği ilişkilere göre belirlenen çevresiyle etkileşimde bulunur ve bu durum yaşamı boyunca sürüp gider. Bütün bunlar iletişim yaşantılarıdır. Bu yaşantılarla birey emir vermeyi/almayı,başkalarından istemeyi/onların isteklerine yanıt vermeyi öğrenir,olgular ve olaylar hakkında ve bunların nasıl gerçekleştikleri,bozuldukları/geliştikleri,değiştikleri hakkında az/çok bilgilenir. İnsan bunca zahmetli,doyum verdiği kadar hatta belki de ondan daha çok sıkıntılı ve üzücü ilişki ve iletişim yaşantısına neden katlanır ve bunları sürekli çoğaltmaya çalışır? Ek olarak neden bu konulara ilişkin düşüncelerini,bilgilerini genişletip derinleştirmeye uğraşır?

    Berlo’ya göre”amaçlı olarak etkilemek,değiştirmek için iletişim kurarız”. Böylece,birey için iletişimin temel amacı,kendisi ile çevre arasında başlangıçta kendisi yeniden olumsuz olan ilişkiyi etkileyebilmek,yönlendirebilmek,eş deyişle,dış güçlerin hedefi olmak yerine,kendisini güçlü kılabilmeyi sağlayabilmektir. Bu bağlamda iletişim,insanın çevresi ve kendi yaşamı üzerinde etkin ve belirleyici olabilme çabasını yansıtır. Bireyin bu çabasının ardında başkalarından hemen ya da sonraki bir zamanda kendi isteklerine uygun yanıtlar,tepkiler alabilme beklentisi yatar. Bu beklentimizin bilincinde olup olmamamız ya da geçmişte kurduğumuz iletişimlerdeki temel amacımızı anımsayıp anımsamamamız önemli değildir. Çocukluğumuzdan beri gözlemlerimiz ve uygulamalarımız bize sözel ve sözel olmayan iletişim kodlarını kullanarak çevre üzerinde etkili olunabileceğini öğrettiği için bu konuda alışkanlık kazanırız. Kısaca iletişimin kişi açısından özel amaçları ne olursa olsun,temeldeki amacı çevre üzerinde etkin olmak,başkalarında davranış,tutum geliştirmek ve değiştirmektir.
     

Sayfayı Paylaş