1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

İlk Türklerde Devletin Şekli

Konusu 'Genel Türk Tarihi' forumundadır ve Suskun tarafından 22 Eylül 2012 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    İlk Türklerde Devletin Şekli​


    Eski Türklerde hakimiyetin Hakan, beyler ve halk arasında paylaşıldığını, fakat çoğunluğunun Hakan’a ait olduğunu yukarıda belirtmiştik. Buradan hareketle eski Türklerdeki devlet şeklinin, birbirinden kısmî farklılıklar arz etmekle birlikte, genelde monarşi olduğu ileri sürülmüştür. Bu monarşi seçimli ve irsî bir monarşidir. Hakan, devletin ileri gelen memurları, devleti oluşturan Boy’ların Bey’leri ile halk tarafından seçilmektedir.

    Bu nedenle Eski Türklerdeki devlet şekli, seçimli monarşidir. Fakat Hakan mutlaka kendisine kut verilmiş aile içerisindeki erkeklerden olmak zorunda olduğu için irsî bir nitelik arz etmektedir. Bu monarşinin kayıtsız, şartsız bir mutlak monarşi olmadığı söylenebilirse de meşruti monarşi olduğu da ileri sürülemez. Gerçekten Hakan’ın iradesini sınırlayan unsurlar bulunmaktadır. Her şeyden önce Eski Türklerde halkın her şeye itaat etmediğini biliyoruz. Halkın devlet işleri ile yakından ilgili olduklarını Kurultay’a katıldıklarına ve görüşlerini serbestçe ifade ettiklerine şahit oluyoruz.

    Hakanların da halkın görüşlerini saygı ile karşıladıklarını tarihi kayıtlar bize göstermektedir. Hakan’ın iktidarını kısıtlayan ikinci unsurun Beyler olduğunu görüyoruz. Hakan, bütün devlet işlerini Kurultaya danışmak zorundaydı. Töre, yani geleneksel kanunlar ise, Han’ın yetkilerini sınırlandıran üçüncü unsurdu. Ne var ki bütün bu sayılanlar kesin bağlayıcı ve denetim mekanizmaları olmadığından eski Türklerde meşrutî bir monarşinin olduğu söylenemez.

    Eski Türklerde devlet, hükümdar ailesinin malı kabul edilmekteydi. Dolayısıyla ülke toprakları Hakan’ın ölümünde oğulları ve kardeşleri arasında paylaşılıyordu. Bunlardan birisi Hakan seçiliyor diğerleri de Bey olarak kendilerine düşen kısımları idare ediyorlardı. Buradan hareketle bir kısım müsteşrikler, eski Türklerde çifte Krallık (Hakanlık) olduğunu ileri sürmüşlerdir. Ancak bu tespitin isabetli olduğu söylenemez. Çünkü bu yönetim tarzının kendi içerisinde bir mantığı, bir işleyiş şekli vardı.

    Örneğin Göktürklerde batıdaki İstemi Han’ın doğudaki Bumin’e ve daha sonra da oğullarına tâbi olduklarını görüyoruz. Yani doğudaki Han, Hakan kabul ediliyor, batıdaki Han ise ona bağlı bir Bey durumundaydı. Yoksa ikisi de Hakan değillerdi. Bağımsızlığını ilan ederek ayrı devlet kuranlar ise müstakil bir devlet olarak varlıklarını az veya çok sürdürüyorlardı. Ancak bunun çifte krallıkla bir ilgisi yoktu.
     

Sayfayı Paylaş