1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

İman'ın 6 Şartı

Konusu 'Genel Dini Konular' forumundadır ve kelebek tarafından 28 Eylül 2006 başlatılmıştır.

  1. kelebek

    kelebek -ütopik- V.I.P

    Katılım:
    9 Haziran 2006
    Mesajlar:
    8.680
    Beğenileri:
    132
    Ödül Puanları:
    4.730
    Banka:
    573 ÇTL
    1) Allah'a İman: Müslüman Allah'ın tek ve benzersiz olduğuna, Allah'ın bizleri ve canlı - cansız her şeyi yarattığına inanan kişidir. Fatiha suresinin 5. ayetinde belirtildiği gibi, sadece Allah'a kulluk eder ve sadece O'ndan yardım diler. "Sadece Allah'a kulluk etme"nin anlamı, O'nun merhametinden ümit kesmemek, azabından korkmak; ayrıca Allah'ın hayatımızdaki tüm olayların tek belirleyicisi olduğunun bilinci ile hiçbir şeyi O'na ortak koşmamaktır. Bu basit cümlede yer alan "ortak koşmama" tanımının açılımı, maddi ve manevi anlamda hiçbir unsurun onun gücüne ortak edilmemesi şeklindedir. Örneğin, günümüzde hiç kimse parayı tanrı yerine koyup ona tapmaz. Ama para kazanmayı tek hedef yapmak, onun hayattaki her sorunu çözüp her kapıyı açacağına inanmak, bir anlamda paraya tanrısal bir boyut katmak, parayı, Allah'ın hayatımızdaki tek belirleyici olma konumuna ortak etmektir. Buradaki para örneğinin yerine makam, şöhret, kişisel konum, siyasal çıkar, aşiret ya da milliyet gibi diğer maddi unsurları koymak mümkündür. Allah'a manevi anlamda ortak koşmak ise, yaşayan veya ölmüş herhangi bir kişinin aşırı sevilmesi, o kişiye duyulan sevgi ve saygının Allah'a olan sevgiyi bastırması ya da unutturması şeklinde olur.

    Fatiha suresinin 5. Ayetinde belirtilen "sadece Allah'tan yardım dileme"nin anlamı, hayattaki kişisel başarılarının, çeşitli kişi ve kurumlar tarafından kendine sağlanan olanakların sadece Allah'ın izni ile olduğunu bilmektir. Bu imkanların elde edilmesinde insanın kendi çabası ve özel kabiliyetleri şüphesiz önemli bir yer tutar. Ancak bu kabiliyetlerin bile Allah'ın bir lûtfu olduğunu unutmamak gereklidir. Mümin kişi, sahip olduğu para, ev, arsa, araba gibi tüm maddi birikimlerin gerçek sahibinin Allah olduğunu, kendinin bu birikime sadece bekçilik yaptığını bilir. Bu bilinç onun şükretme duygusunu kaybettirmediği gibi, ona her an Allah'ın yardımına muhtaç olduğunu da unutturmaz.

    2) Meleklere İman: Müslüman, sayıları bize bildirilmeyen bütün meleklerin varlığına inanır. Meleklere hiçbir irade gücü verilmediği için, onların tek görevi Allah'a ibadet etmek ve O'nun emirlerini anında yerine getirmektir. Ateşten yaratılan melekler, Allah'ın dilemesi sonucu, insanlar tarafından görünememe özelliğine sahiptirler. Bu, onların insanları gözetleme ve onları imtihan etme fonksiyonlarına da uygun bir özelliktir. Meleklerin sadece küçük bir bölümü bizlere ismen bildirilmiştir:

    Azrail, Cebrail, Mikail ve İsrafil, dört büyük melek olarak anılır. Azrail, ölüm meleği olarak bilinir ve son nefesini verecek kişilerin canını alır. Cebrail peygamberlere mesaj getiren, Mikail yağmur, kar, rüzgar gibi tabiat olaylarını yöneten, İsrafil ise kıyamet günü Sûr denen boruyu üfleyecek olan melektir.

    Kiramen Katibin, her an her insanın yanından olan, insanların yaptığı olumlu ve olumsuz bütün işleri amel defterine yazan meleklerdir. Ancak bir günah işlendiğinde hemen yazmayıp üç saat beklerler. Günah işleyen kişi bu süre içinde pişman olup tövbe ederse (ve bu tövbe Allah tarafından kabul görürse) o günahı yazmaz, aksi halde yazarlar. Amel defterinin bir özelliği de, mahşer gününde günahlarına itiraz edenlere bir belge olarak gösterilecek olmasıdır.

    Hafaza (muhafaza) melekleri, insanları görünen ve görünmeyen kazalardan koruyan meleklerdir. İnanan ve inanmayan bütün insanlara yönelik bu koruma fonksiyonu, sadece Allah'ın izni süresince gerçekleştirilir. Allah'a asi olma, ya da ahlaki düşüklük, içki, zina, kul hakkı yeme gibi büyük günahları işleme durumunda bu koruma fonksiyonu kaldırılabilir.

    3 - Kitaplara İman: Müslüman, Allah tarafından değişik peygamberlere sayfalar şeklinde indirilen küçük kitapçıkların yanı sıra, Hz. Davud'a gönderilen Zebur, Hz. Musa'ya gönderilen Tevrat ve Hz. İsa'ya gönderilen İncil'in varlığına ve doğruluğuna inanır. Ama sadece Hz. Muhammed'e gönderilen Kur'an-ı Kerim'e iman eder. çünkü diğer üçü (aslı kaybolduğu için) hem insanlar tarafından değiştirilmiş, hem de her yeni kitap, bir öncekinin geçerliliğini ortadan kaldırma gayesiyle indirilmiştir. Bu sebeple, son kitap oluşu ve tek kelimesi bile değişmeden günümüze gelişi, Kur'an-ı Kerim'i tek iman kaynağı yapmıştır. Müslüman, Kur'an-ı Kerim'in içindeki hükümlerle emirlerin tamamına inanmak ve bunların hem günümüzde, hem de gelecekte uygulanabilir olduğunu kabul etmek zorundadır. Mümin kişiye, Kur'andaki kesin (muhkem) hükümler konusunda yorum yapma (tevil) yetkisi verilmemiştir. Kesin olmayan (müteşabih) bazı hükümlerin çeşitli tefsirlerde yer alan yorumlarındaki doğruluk veya hata sorumluluğu ise tamamen yazara ve ona inanan kişilere aittir. Yani filan hocanın bir ayeti yanlış tefsiri ve yorumlaması, onun sözlerine güvenip ona uyan insanları kişisel sorumluluktan kurtarmaz.

    4 - Peygamberlere İman: Müslüman, ilk insan Hz. Adem ile bizim peygamberimiz Hz. Muhammet arasında gönderilen ve sayıları tam olarak bildirilmeyen bütün peygambere inanır. Elbette hayatını örnek aldığı ve emirlerini uyguladığı kişi, son peygamber oluşu sebebiyle, sadece Hz. Muhammet'tir. Her Müslüman örnek aldığı bu kişinin hayatını, en az çağdaş bir yazarın, şairin ya da liderin hayatı kadar bilmek, kendi yaşantısını bu hayat tarzına uydurmaya çalışmak, en önemlisi de Hz. Muhammet'i herkesten ve her şeyden çok sevmek zorundadır. çünkü peygamberi ilgilendiren bu "bilme, uyma ve sevme" işlemi, Allah tarafından Kur'an-ı Kerim'in pek çok yerinde bize iletilen ilahi bir emirdir.

    5 - Ahiret Gününe İman: Müslüman ahiret gününe, öldükten sonra tekrar dirileceğine ve bu dünyada yaptıklarından dolayı mahşer gününde hesaba çekileceğimize inanır. Bu inanç, yaşantısı süresince Müslüman'ı kötülük yapmaktan, haram işlemekten ve kul hakkı yemekten koruyan en önemli duygudur.

    6 - Kaza ve Kadere İman: Müslüman kaza ve kadere, bu dünyada başına gelen bütün iyilik ve kötülüklerin sadece Allah'ın emriyle olduğuna inanır. (Kaza ve kader konusu "Müslüman Olmanın Mantığı" adlı bölümde geniş şekilde açıklanmıştır.)

    Peygamberimizin bir hadisine dayanılarak "Amentü" olarak da adlandırılan bu temel İslamî manifestoya beyni ve kalbi ile inanıp uygulamayan kişi, diğer tavırları, konumu ve kişiliği ne olursa olsun, İslam çemberi içinde yer alamaz. "Canım, biz de Müslüman'ız!" gibi sözlerle de ancak kendini veya çevresini kandırır. çünkü İslamiyet söze dayalı bir inanış şekli değil, kendi yaşayış biçimine ve ibadet tarzına sahip bir inanç sistemidir. Öyle ki, Müslüman kişinin uyması gereken kurallar içinde İmanın 6 şartından hemen sonra anılan "İslam'ın 5 şartı"ndan sadece biri söze dayalıyken, diğerleri mali ve bedeni çabayı gerektiren ibadet şekilleridir. Zaten İslam inancını, insan ruhunu aydınlatan bir kandile benzeten din alimleri, ibadetleri de, o kandili rüzgardan koruyan birer fanus (koruyucu cam) olarak nitelemişlerdir.
     
  2. Kayıtsız Üye

    Kayıtsız Üye Ziyaretçi

    bencede çok doğru
     

Sayfayı Paylaş