1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

İnfinitives Konu Anlatımı

Konusu 'Yabancı Dil Eğitimi-The Foreign Language Education' forumundadır ve dderya tarafından 4 Nisan 2014 başlatılmıştır.

  1. dderya
    Ayyaş

    dderya kOkOşŞ Süper Moderatör

    Katılım:
    29 Temmuz 2013
    Mesajlar:
    11.303
    Beğenileri:
    7.491
    Ödül Puanları:
    11.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Öğrenci
    Yer:
    izmir :)
    Banka:
    59 ÇTL
    Türkçe’deki karşılığı “-mek, -mak” (gitmek, gelmek, almak …) olan mastarlar, İngilizce’de to alanlar ve toalmayanlar olarak ikiye ayrılır:

    She wants to go.mastarGitmek istiyor.


    He decided to be a footballer.Futbolcu olmaya karar verdi.


    Örnekte görüldüğü gibi, mastarlar Türkçe’ye her zaman “-mek, -mak” olarak çevrilemeyip ana fiilin yapısına göre farklı olarak da çevrilebilirler:



    To alan mastarların türleri


    1. Present infinitive: to+fiilin yalın biçimi

    They came to help me.Bana yardım etmeye/etmek için geldiler.


    We didn’t want to go but we had to.Gitmek istemedik ama mecbur kaldık.


    2. Progressive infinitive: to+be+fiil+ing

    Tom seems to be smoking a lot nowadays.Tom bugünlerde çok sigara içiyor sanki.


    It is difficult not to be sleeping during his lectures.Derslerinde uyumamak zor.


    3. Perfect infinitive: to have+fiilin past participle hali

    Helen seems to have missed the bus.Helen otobüsü kaçırmışa benziyor.


    He seems not to have made a mistake.Hata yapmamışa benziyor.


    4. Passive infinitive: to be+ fiilin past participle hali


    Paul didn’t expect to be invited.Paul davet edilmeyi beklemiyordu.


    There is nothing to be done.Yapılacak bir şey yok.



    “To” almayan mastarların türleri


    İngilizce’de kimi fiiller (watch, see, hear, let, notice …), etken cümle durumunda, nesnelerinden sonra toalmazlar:

    Let me first ask you how much money you would wish to invest.Öncelikle kaç para yatırım yapmak istediğinizi sorayım.


    The woman said she saw the van park outside her house at 9 o’clock.Kadın, saat dokuzda minibüsün evinin dışına park ettiğini gördüğünü söyledi.


    At 8 o’clock I heard him go out.Saat 8′de onun dışarı çıktığını duydum.


    An audience gathered to hear him speak.Onun konuşmasını dinlemek için bir dinleyici grubu toplandı.


    I watch my teacher do the exercise first before I attempt it myself.Kendim denemeden önce alıştırmayı önce öğretmenimin yapmasını izlerim.



    Bu tür fiiller edilgen çatıya çevrilirken to alırlar:

    He was heard to go out.Dışarı çıktığı duyuldu.



    Help ve be fiilleri, hem to ile hem de to olmaksızın kullanılabilirler:

    The boy helped her (to) carry the table upstairs.Çocuk, onun masayı üst kata taşımasına yardım etti.


    All I did was (to) help him see the question from a different point of view.Tüm yaptığım, sorunu farklı bir açıdan görmesine yardımcı olmaktı.



    Mastarların kullanımı


    1. To alan mastarlar, cümlede özne görevi görebilirler:

    To walk to work is good for my health.İşe yürüyerek gitmek sağlığım için yararlı.


    To fill out this form is difficult.Bu formu doldurmak zor.


    To eat in that restaurant is cheap.O lokantada yemek yemek ucuz.



    Yukarıdaki cümleler, günümüz İngilizcesinde it ile de kurulabilir:

    To walk to work is good for my health.It is good for my health to walk to work.


    To fill out this form is difficult.It is difficult to fill out this form.


    To eat in that restaurant is cheap.It is cheap to eat in that restaurant.


    2. Kimi fiillerden sonra to+fiil yapısı kullanılır:

    I want to go to Miami.Miami’ye gitmek istiyorum.


    We hope to see you soon.Yakında seni görmeyi umuyoruz.


    He promised to be here at 5 o’clock.Saat 5’te burada olmaya söz verdi.


    In the end she decided to buy the blue hat.Sonunda mavi şapkayı almaya karar verdi.
     
  2. dderya
    Ayyaş

    dderya kOkOşŞ Süper Moderatör

    Katılım:
    29 Temmuz 2013
    Mesajlar:
    11.303
    Beğenileri:
    7.491
    Ödül Puanları:
    11.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Öğrenci
    Yer:
    izmir :)
    Banka:
    59 ÇTL
    remember

    -ing ile kullanıldığında, geçmişte yapılmış işleri anlatır:

    I still remember buying my first car.İlk arabamı almamı hâlâ hatırlarım.


    to ile kullanıldığında, yapılması gereken işleri anlatır:

    You must remember to fetch Mr Taylor from the airport tomorrow.Bay Taylor’ı yarın havalimanından getirmeyi unutmamalısın.




    forget

    -ing ile kullanıldığında, geçmişte yapılmış işleri anlatır:

    I’ll never forget meeting Sharon Stone.Sharon Stone ile karşılaşmamı asla unutmayacağım.


    to ile kullanıldığında, yapılması gereken işleri anlatır:

    I forgot to buy the soap.Sabun almayı unuttum.



    go on

    -ing ile kullanıldığında, ‘devam etmek, sürdürmek’ anlamındadır:

    Tom went on talking about his success until I went to sleep.Tom, ben uyuyuncaya kadar başarısından söz edip durdu.

    to ile kullanıldığında, yapılan işten başka bir işe geçildiğini anlatır:

    Tom stopped talking about his success and went on to tell me about his problems.Tom, başarısından söz etmeyi bırakıp sorunlarını anlatmaya koyuldu .



    regret

    -ing ile kullanıldığında, geçmişte yapılmış bir şeyden duyulan üzüntüyü anlatır:

    I regret leaving school at 12___ it was a big mistake.12 yaşında okulu bıraktığıma pişmanım___büyük bir hataydı.


    to ile, kötü bir haber verileceği zaman kullanılır:

    We regret to say that we are unable to help your company.Şirketinize yardımcı olamayacağımızı üzülerek bildiririz.



    advise, allow, permit, forbid

    Bu fiiller eğer nesne almamışsa -ing ile, nesne almışsa to ile kullanılırlar:

    We don’t allow/permit smoking in the classroom.Sınıfta sigara içilmesine izin vermiyoruz.


    We don’t allow/permit people to smoke in the classroom.İnsanların sınıfta sigara içmesine izin vermiyoruz.


    I wouldn’t advise taking a taxi.Taksi tutmayı tavsiye etmem.


    I wouldn’t advise you to take a taxi.Taksi tutmanı tavsiye etmem.


    The teacher has forbidden running in the corridors.Öğretmen, koridorlarda koşmayı yasakladı.


    The teacher has forbidden students to run in the corridors.Öğretmen, öğrencilerin koridorlarda koşmalarını yasakladı.


    try

    -ing ile kullanıldığında, daha çok ‘denemek’ anlamı vardır:

    Have you tried sleeping on your back as a cure for snoring?Horlamaya çare olarak sırt üstü uyumayı denedin mi?

    to ile kullanıldığında ise, daha çok ‘çaba göstermek, çalışmak’ anlamı vardır:

    Try to get here early.Buraya erken gelmeye çalış.



    stop

    -ing ile kullanıldığında, yapılan bir işten vazgeçmeyi anlatır:

    I stopped smoking.Sigarayı bıraktım.


    to ile kullanıldığında, ‘mola vermek, ara vermek’ anlamındadır:

    We stopped to rest.Dinlenmek için mola verdik.


    begin & start

    Her ikisi de anlam farkı olmaksızın hem -ing ile hem de to ile kullanılabilir:

    I began playing/to play the piano when I was ten.On yaşındayken piyano çalmaya başladım.


    She started talking/to talk about football.Futboldan konuşmaya başladı.


    3. Kimi fiillerin nesnelerini izlerler:

    She wants me to go with her.Kendisiyle gitmemi istiyor.


    They expect me to work on Saturdays.Cumartesi günleri çalışmamı bekliyorlar.


    The boss forced me to work hard.Patron beni çok çalışmaya zorladı.


    The doctor ordered the patient to stay in bed.Doktor, hastasına yataktan çıkmama talimatı verdi.


    I told him to wait.Ona beklemesini söyledim.


    We warned them not to go skating on such thin ice.Böyle ince buzda paten yapmamaları için onları uyardım.


    I forbid you to use that word.O sözü kullanmanı yasaklıyorum.


    We persuaded him to try again.Tekrar denemesi için onu ikna ettik.


    He caused the prisoners to be put to death.Mahkumların öldürülmelerine neden oldu.


    His conscience compelled him to confess.Vicdanı onu itiraf etmeye zorladı.



    4. Mastarlar, sıfatlardan sonra iki biçimde kullanılırlar:

    a) They are glad. They have received a letter from their son.They are glad to receive a letter from their son.Oğullarından mektup aldıklarına memnun oldular.


    I am happy to meet you.Sizinle tanıştığıma memnun oldum.


    He is always ready to help his friends.Her zaman arkadaşlarına yardım etmeye hazırdır.



    b) To fill out this form is difficult.It is difficult to fill out this form.This form is difficult to fill out.Bu formu doldurmak zor.



    To cure the flu is hard.It is hard to cure the flu.The flu is hard to cure.Gribi tedavi etmek zordur.


    To read about Africa is interesting.It is interesting to read about Africa.Africa is interesting to read about.Afrika ile ilgili kitap okumak ilginçtir.


    5. Too ve enough ile kullanılırlar:

    It is too hot to work.Hava çalışılamayacak kadar sıcak.


    The box is too small to hold all these things.Kutu, tüm bu şeyleri alamayacak kadar küçük.



    6. Sıfat cümleciklerinin (adjective clauses) kısaltılmış biçimi olabilirler:

    Tom has a question which will puzzle you.Tom has a question to puzzle you.Tom’un, seni şaşırtacak bir sorusu var.


    The teacher suggested some topics to interest the students.Öğretmen, öğrencileri ilgilendirecek birkaç konu önerdi.

    I will give you some money to spend.Sana harcayacak/harcaman için biraz para vereceğim.




    7. Soru sözcükleriyle kurulan isim cümleciklerinin (noun clauses) kısaltılmış biçimi olabilirler:

    Can you tell me how I should go there?Can you tell me how to go there?Oraya nasıl gidileceğini bana söyleyebilir misiniz?


    I don’t know what to do.Ne yapacağımı bilmiyorum.


    They don’t know when to leave the town.Kasabadan ne zaman ayrılacaklarını bilmiyorlar.

    8. Bazı isimlerden ve something, anything gibi kelimelerden sonra kullanılırlar:

    I have no wish to change.
    Değişmeye niyetim yok.


    I told her about my decision to leave.
    Ona ayrılma kararımı söyledim.


    Is there any need to ask Tom?
    Tom’a sormaya gerek var mı?


    It’s a pleasure to see you again.
    Seni yeniden görmek çok hoş.


    Have you got a key to open this door?
    Bu kapıyı açacak anahtarın var mı?


    I’d like something to stop my toothache.
    Diş ağrımı geçirecek bir şey istiyorum.


    I need some more books to read.
    Bana okuyacak daha fazla kitap lazım.


    Is there any milk to put on the cornflakes?
    Mısır gevreğine koyacak süt var mı?


    Did you tell him which bus to take?
    Ona hangi otobüse bineceğini söyledin mi?


    Is there anything to drink?
    İçecek bir şey var mı?


    9. Bir isimden sonra mastar + edat da gelebilir:

    Jack needs a friend to play with.
    Jack’e oynayacak bir arkadaş lazım.


    She is looking for a flat to live in.
    Oturacak bir daire arıyor.


    10. Çok resmi kullanımda isimden sonra edat + whom/which + mastar yapısı da kullanılabilir:

    Jack needs a friend with whom to play.
    Jack’e oynayacak bir arkadaş lazım.


    She is looking for a flat in which to live.
    Oturacak bir daire arıyor.


    Edat yoksa bu yapı kullanılmaz.Örneğin I need a book which to read denmez.

    11. Dolaylı anlatımda (indirect speech) who, what, where gibi (why pek kullanılmaz) soru kelimelerinden sonra mastar kullanılabilir:

    I wonder who to invite.
    Kimi davet etsem acaba?


    Tell us what to do.
    Bize ne yapmamız gerektiğini söyle.


    Can you show me how to get to the post office?
    Postaneye nasıl gidileceğini bana gösterebilir misiniz?


    I don’t know where to put the car.
    Arabayı nereye koyacağımı bilmiyorum.


    I can’t decide whether to answer her letter.
    Onun mektubuna cevap verip vermemem gerektiğine karar veremiyorum.


    Tell me when to pay.
    Ne zaman ödeme yapmam gerektiğini bana söyle.


    12. İsim + mastar yapısı, yapılması gereken şeyler için kullanılır. Cümle ister aktif ister pasif olabilir:

    There is a lot of work to do/to be done.
    Yapılacak çok iş var.


    There are four letters to post/to be posted.
    Postalanacak dört mektup var.


    Give me the names of the people to contact/to be contacted.
    Bana iletişim kurulacak kişilerin isimlerini verin.


    The people to interview/to be interviewed are in the next room.
    Mülakata alınacak kişiler yan odadalar.


    Eylemi yapacak kişiyi vurguluyorsak aktif mastar yapısını, eylemi vurguluyorsak pasif mastar yapısı kullanılır:

    I’ve got work to do.
    Yapacak işim var. (I’ve got work to be done denmez)


    They’ve sent Lucy a form to fill in.
    Doldurması için Lucy’ye bir form gönderdiler.


    The carpets to be cleaned are in the garage.
    Temizlenecek halılar garajda. (The carpets to clean … denmez)


    His desk is covered with forms to be filled in.
    Masası, doldurulacak formlarla kaplı.


    Be fiilinden sonra normal olarak pasif mastar kullanılır:

    The sheets are to be washed.
    Çarşafların yıkanması gerekir. (The sheets are to wash denmez)


    This form is to be filled in in ink.
    Bu form, mürekkeple doldurulmalıdır. (This form is to fill in … denmez)


    13. Bir yolculuğun ya da görevin sonunda ortaya çıkarılan ya da öğrenilen bir şeyi anlatmak için mastar kullanılabilir:

    I arrived home to find that the house had been burgled.
    Eve varınca evin soyulduğunu anladım.


    Şaşırma ya da hayal kırıklığını vurgulamak için only kullanılır:

    At last we got to Susan’s place, only to discover that she was away.
    Sonunda Susan’a geldik; bir de baktık ki evde yok.


    14. See ve hear fiilleri, yanlış bir izlenimin nedenini açıklamak için kullanılır. Ardından you’d think ya da benzeri bir ifade gelir:

    To see them, you’d think they were married. But they only met yesterday.
    Onları görsen evli sanırsın. Ama daha dün tanıştılar.


    To see him walk down the street, you’d never know he was blind.
    Caddede yürümesine baksan onun kör olduğunu anlamazsın.


    To hear him talk, you’d think he was made of money.
    Konuşmasına baksan kendisini para babası sanırsın.


    √ Bir eylemin yapılma nedenini bir başka eylemle anlatmak için kullanılır (infinitive of purpose):


    I sat down to rest.Dinlenmek için oturdum.


    He went to London to improve his English.İngilizcesini geliştirmek için Londra’ya gitti.


    I’m going to Italy to learn Italian.İtalyanca öğrenmek için İtalya’ya gidiyorum.


    To switch on, press red button.Açmak için kırmızı düğmeye basın.


    Aynı anlam, in order tove so as toile de verilir:


    He got up early in order to pack.Toplanmak için erken kalktı.


    I moved to a new flat so as to be near my work.İşime yakın olmak için yeni bir daireye taşındım.


    Bu ifadelerin olumsuz olması durumunda not to yerine in order not to ya da so as not to kullanılır:


    I’m going to leave now so as not to be late. (… not to be late denmez)
    Geç kalmamak için şimdi çıkıyorum.
     

Sayfayı Paylaş