1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

İngilizcede en çok kullanılan günlük kalıplar

Konusu 'Pratik İngilizce - Practical English' forumundadır ve Hazangülü tarafından 25 Eylül 2009 başlatılmıştır.

  1. Hazangülü

    Hazangülü Forum Onuru

    Katılım:
    7 Haziran 2006
    Mesajlar:
    9.885
    Beğenileri:
    117
    Ödül Puanları:
    4.480
    Banka:
    976 ÇTL
    I'm sure: Eminim.



    -I'm sure of it: Ondan eminim.



    -More or less: Aşağı yukarı.



    -So much the better!: Daha iyi ya! İsabet!



    -You seem to be out of sorts: Keyifsiz görünüyorsunuz.



    -Take it easy: 1-Kolay gelsin. 2-Aldırma! Boş ver!



    -It is not a question of that: Mesele o değil.



    -Mind your own business: Siz kendi işinize bakın.



    -It's none of your business: Sizin üstünüze vazife değil, sizi alakadar etmez.



    -What is the matter?: Ne var? Ne oldu?



    -What is the matter with you?: Neyiniz var?



    -more than one: Birden fazla



    -I'll miss you very much: Sizi çok özleyeceğim.



    -I missed the 9.30 bus: 9.30 otobüsünü kaçırdım.



    -so so: Şöyle böyle.



    -off and on: Bazan, arasıra



    -It is on the tip of my tongue: Dilimin ucunda



    -He feels quite down in his mouth: O çok üzgün, çok kederli.



    -Come along. : Haydi, çabuk!



    -That's all for now: Şimdilik bu kadar.



    -break: Mola, teneffüs.



    -to be over: to finish; bitmek, sona ermek.



    -The break is over: Teneffüs, mola sona erdi.



    -tea break: Çay molası.



    -coffee break: Kahve molası.



    -Let's have a tea break: Haydi bir çay molası verelim.



    -This has nothing to do with me: Bunun benimle bir alakası yok.



    -So much the worse for him!: Yazıklar olsun ona!



    It doesn't make any difference: Hiç fark etmez.



    -It doesn't matter: Zararı yok, fark etmez.



    -It's of no consequences: Önemi yok.



    -Get on with it!: Başla! Devam et!



    -It's for the best: Böylesi en hayırlıdır.



    -That's the worst of it!: Bu olabileceğin en kötüsüdür.



    -So it seems: Öyle görünüyor.



    -It can't be helped: Elden birşey gelmez.



    -It was to be expected: Beklenirdi.



    -You will be 'for it: Azar işiteceksin!



    In this case: Bu durumda



    -So called: Güya,



    -As far as I know: Bildiğime göre,bildiğim kadarıyla



    -As for me: Bence, bana göre



    -Any time: Ne zaman olursa, ne zaman isterseniz



    -Time after time: Zaman zaman



    -Now and then: Ara sıra



    -Occasionally: Fırsat buldukça



    -Frequently: İkide bir,sık sık

    -Very seldom: Çok nadir[

    this is bullshit! - bu sacmalik

    let me say something --> birsey diyecem

    tell the truth --> dogruyu soyle!

    you hear that --> duydun mu?

    how nice can that be --> ne kadar iyi olabilir ki !?

    keep your promise! --> sozunu tut!

    forgive me --> affet

    you should defend me - beni savunmalisin

    dont take sides - tarafff tutma!


    hows your studies - derslerin nasil

    can you be open with me - benimle acik ol


    i wana be open with you - seninle acik konusmak istiyorum


    dont need to say much - fazla soze ne gerek!


    im bored of this conversation - bu konudan sıkıldım


    im bored of this place - bu mekandan sıkıldım
     

Sayfayı Paylaş