1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

İnsan Ektiğini Biçer. Çocuk Kalbinden Bir Kesit.

Konusu 'Okunası Yazılar' forumundadır ve ÇağanCan tarafından 27 Nisan 2014 başlatılmıştır.

  1. ÇağanCan

    ÇağanCan Aktif

    Katılım:
    2 Kasım 2012
    Mesajlar:
    334
    Beğenileri:
    88
    Ödül Puanları:
    830
    Cinsiyet:
    Bay
    Meslek:
    Turizm
    Yer:
    Ankara-Antalya
    Banka:
    33 ÇTL
    Babam akşamları eve yorgun dönerdi. Ben bütün gün evde sıkılır onun gelişini iple çekerdim... Daha o kapıdan girer girmez boynuna atılır onunla oynamak isterdim. Babam sarılır, öper sonra da, hadi odana git, derdi.

    Yemek hazırlanınca annem çağırır bu defa masada bir araya gelirdik babamla. Onlar annemle konuşurken ben araya girer, ses...imi duyuramayınca da bağırırdım. Babam sinirlenir, ?Bütün gün insanlara kafa patlatmaktan bunaldım, birde sen kafamı ütüleme!? derdi. Annem de ?Bütün gün zaten seninle uğraştım, bir çift laf da mı konuşturtmayacaksın babanla?? diye çıkışır, beni odama gönderirdi...

    Çaresiz bir şekilde boynumu büker odama yani hapishaneme doğru yol alırdım. Babam arkamdan, ?Bizim bir odamız bile yoktu, her şeye sahip, hala ne istiyor anlamadım! diye bağırmaya devam ederdi.

    Keşke benim de bir odam olsaydı, keşke bizim de evimiz bir odalı olsaydı da hep birlikte otursaydık? derdim içimden; ama yüksek sesle söylemeye cesaret edemezdim...

    Yemekten sonra babam kanepeye uzanır, eline kumandayı alır, televizyon seyrederdi. Beni yanına çağırır biraz severdi. Onun izleyeceği önemli bir şey varsa beni adeta yerimden bile kıpırdatmazdı. Azıcık hareket edip koşup oynamaya çalışam oda hapsim yeniden başlardı.

    Bir gün anladım ki susunca babamla daha iyi anlaşıyoruz. Bu defa susarak yapabileceğim oyunlar geliştirmeye başladım. Önce resim yaparak başladım işe. Babam çizdiğim resimleri çok beğeniyor; ?Bak, böyle uslu uslu oyna işte.? diyordu. Babam bazen göz ucuyla bakıyor, resimle ilgili bir şey sorsam afallıyordu. Ama bana kızarak beni artık odama göndermiyordu.

    Son günlerde ne de akıllandı benim oğlum! diye komşulara anlatıyordu annem halimi..
    Resimlerim arttıkça ortalık dağılmaya başladı. Annem ?Odanı topla!? diye odama kapattığında işe nereden başlayacağımı bilemiyorum.

    Ben bunlarla uğraşırken zaman geçiyor; ama odamı toparlamayı beceremiyordum. Annem odama gelip ?Bak sana resim yapmayı yasaklayacağım? dedi bir gün. Susuyor olmamı usluluk olarak değerlendiren ailem resim yapmayı da elimden alırsa ben ne yapacaktım?

    Bu düşüncelerle bir aile tablosu yaptım. Babam eve gelince uygun zamanı kolladım. Her zamanki gibi yemekler yendi, odaya geçildi. Babam oturur oturmaz çizdiğim resmi getirdim. Babam baktı.

    Hım, dedi ?Çok güzel olmuş. Bu adam benim herhalde? dedi.
    Ben ?Hayır o adam değil, bu çocuk sensin? dedim.
    O ?Hayır, bu adam benim, bu çocuk sensin, bu küçük kız da arkadaşın.? dedi.
    Ben ?Hayır o adam benim, bu küçük adam sensin, bu küçük kız da annem? dedim...
    Babam benimle uğramaktan vazgeçip: ?Peki neden bizi küçük cizdin?? dedi.

    Heyecanla başladım anlatmaya.
    Ben büyüyüp adam olacağım. İş bulup çalışacağım. Siz yaşlanıp küçüleceksiniz. Beliniz bükülecek, komşumuz Ahmet amca ile Ayşe teyze gibi küçücük kalacaksınız. Ben işten geldiğimde yorgun olacağım. Siz benimle konuşmaya çalıştığınızda işyerinde kafam şişmiş olacağından sizi duymayacağım bile.

    Siz benimle bir şeyler paylaşmak istediğinizde ?Hadi odanıza çekilin de kafa dinleyeyim! diyeceğim. Ve bir de bağıracağım ?Her şeylerini alıyorum. Sıcacık odaları da var, daha ne istiyorlar? diye.

    Annemle babamın gözleri fal taşı gibi açılmıştı. Duyduklarına inanamıyorlardı. Bana sarılıp beni öyle içten bir okşayışları vardı ki sonsuza kadar konuşsam hiç bıkmadan dinleyecekler gibiydi..
     

Sayfayı Paylaş