1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

İnsan Öncesi Medeniyetler Hakkında Düşünce ve Teoriler 2

Konusu 'Dinler Tarihi' forumundadır ve Rigel tarafından 19 Aralık 2014 başlatılmıştır.

  1. Sentinus
    No Mood

    Sentinus Tengri Biz Menen!.. Özel üye

    Katılım:
    11 Mart 2014
    Mesajlar:
    2.535
    Beğenileri:
    3.777
    Ödül Puanları:
    8.080
    Cinsiyet:
    Bay
    Yer:
    İstanbul
    Bu mesele, bilindiği gibi Tevrat’ta da "Tanrı oğulları, insan kızlarıyla evlendi, Nefilimler (Devler) ortaya çıktı." şeklinde ifade edilmiştir. Buradaki Tanrı oğulları; bir İblis yalanıdır. Tevrat’ta geçen "Tanrı oğulları", İblis kovulduğunda onunla beraber şeytanlaşan yukarıda söz ettiğimiz cinlerdir.[38]

    İslam inancına göre Allah, doğmamış ve doğrulmamıştır. O, (bir dişi ya da bir erkek) çocuk edinmemiştir. Bu yüzden İslam’da "Allah’ın Oğlu/Oğulları" ya da "Allah’ın Kızı/Kızları" tabirleri yer almaz ve Allah’ın tüm bunlardan münezzeh olduğu vurgulanır:

    "De ki: Tüm eksiksiz övgüler O Allah’a ki, oğul edinmemiştir kendisinin egemenlik ve saltanatta ortağı yoktur, aciz olmadığı için, yardımcıya da ihtiyacı yoktur ve pek büyük bil O’nu, büyüklüğünü de herkese bildir." (İsra Suresi, 111)

    "Yahudiler, ‘Üzeyir Allah’ın oğlu.’ dediler, Hıristiyanlar da ‘Mesih Allah’ın oğlu.’, dediler. Bu onların kendi ağızlarıyla uydurdukları sözlerdir. Daha önce inkâra sapmış olanların sözlerine benzetiyorlar. Allah onları kahretsin, nasıl da saptırıyorlar!" (Tevbe, 9/30)

    "Eğer Allah bir çocuk edinmek isteseydi, elbette yaratacağından, dileyeceğini seçecekti. Ama o bundan münezzehtir." (Zümer, 4)

    İslam öncesi eski Arap toplumunda ise meleklerin "Allah’ın Kızları" olduğu inancı yaygındı. Bunun yanında Lat, Menat, Hübel ve Uzza gibi putlara tapıyorlar ve yine bu putları "Allah’ın Kızları" olarak görüyorlardı.

    Cüveybir’in İbn Abbâs’tan bu âyet hakkında tahriç ettiği bir haberde o şöyle diyor: "Bu âyet-i kerime üç kabile hakkında; Amir, Kinâne ve Selime oğulları hakkında nazil oldu. Onlar, putlara tapar, melekler Allah’ın kızlarıdır, biz onlara, bizi Allah’a yaklaştırsınlar diye tapınıyoruz."derlerdi.[41]

    Bir görüşe göre ayette geçen Üzeyir, yukarıda da adını zikrettiğimiz Hanok’tur. Ama yaygın görüşe göre Hanok, Hz. İdris’tir. İslâmî kaynaklara göre pek çok ilmin yanında yazıyı icat eden ve yıldız ilmi ile matematik ilmini kuran Hz. İdris’tir. Nesebi, Adem oğlu Şît oğlu Enûş oğlu Kenan oğlu Mehlâil oğlu Yerd oğlu İdris olup, Hz. Adem’in 6. göbekten torunudur. 365 yıl yaşamıştır. İdris de ölmeden göğe çekilmiştir.[42]

    Rivayet olunduğu üzere, Hz. Muhammed’in huzuruna Yahudi hahamlarından Sellam b. Mişkem, Numan b. Evfa, Şas b. Kays, ve Malik b. Sayf gelmişlerdi ve bu sözü (Üzeyir’in Allah’ın oğlu olduğunu) söylemişlerdi. Fenhas b. Azura adındaki hahamın "Allah fakirdir, biz zenginiz."diye söylediği de ayrıca nakledilen rivayetler arasındadır. Daha eski devirlerde de buna benzer şeyler söyleyenler olmuştu. Bunun sebebi de Yahudiler, Tevrat ile amel etmeyi bırakmışlar, peygamberlerini de öldürmeye başlamışlardı. Tevrat’ı bilen kalmamış, kimi ölmüş, kimi öldürülmüş, kimi de unutmuş gitmişti. Allah, onu (Tevrat’ı) onların kalplerinden silmişti. Nihayet Tevrat ve Tabut (kutsal emanetlerin bulunduğu sandık), ortadan kaldırılmıştı. Daha sonra Üzeyir, 100 senelik ölümden sonra, Allah’a tazarru ve niyaz etmiş, Tevrat’ın ezberlenmesi kendisine ihsan olunarak, genç yaşında İsrailoğulları’na gelmiş ve ezberden Tevrat’ı yeniden yazmış. Ve işte o vakit "Bu başka türlü olmaz, muhakkak bu Allah’ın oğludur." demişler ve daha sonra Hıristiyanların "İsa Allah’ın oğlu." sözüne bir kapı açmışlar.[43]Elbette ki bu genel/geçer görüş değil, rivayetten ibarettir. Bu konuda birçok farklı görüş vardır.

    Kişisel notum: Belki uçuk gelebilir, ama eskiden beri cinlerin dinlerin öğretilerini saptırma / deforme ettirme gibi bir rolleri olduğunu düşünmüşümdür hep. Neden olmasın? Gerek eski Arap toplumunda, gerek Mısır inançlarında ve gerekse günümüz UFO dinlerinde cinler hep karşımıza çıkıyor. Örneğin eski Arap toplumunda her putun bir cini simgelediğine inanılıyordu. Bugün internette gezen USO (bilinen tabirle "uzaylı") tasvirleriyle Mısır hiyerogliflerinde çizilen kimi varlıkların biçim ve forumu hemen hemen aynı:

    [​IMG]

    Mısır’da Kuzey Sakara Mastabas’ta bulunan Ptahhotbe’nin mezarının duvarına çizilmiş bir cin figürü.

    [​IMG]

    İtalya’da 2000 yılında çekilmiş bir resim.

    [​IMG]

    [​IMG] [​IMG]

    Hani yazıyı bir "UFO" konusuna döndürmek istemiyorum. Ama Kurân’da cinlerin insandan da önce yaratıldığı, Allah’ın meleklerine Adem’e secde etmelerini emrettiği, ancak cinlerden olan İblis’in Allah’ın bu emrine karşı geldiği, secde etmediği, bu yüzden lanetlendiği ve kovulduğu ve İblis’in de kıyamet gününe kadar insanları yoldan çıkarmak ve onları ayartmak için Allah’tan mühlet istediği bahsedilmiyor mu? Bugün benim bu teorimden daha da uçuk olan UFO dinlerine bakıyorsunuz, öldüklerinde Sirius’ta gözlerini açacaklarına inanan ve toplu halde intihar eden insanlara bakıyorsunuz, uzaylılarca yazdırıldığı iddia edilen kitap ve üzerine kurulu Siriusçu diğer öğretilere bakıyorsunuz... (Geniş bilgi için son hazırladığım yazılardan "[Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]" adlı mkaleye göz atabilirsiniz.) Nas suresini hatırlayalım:

    De ki: “Cinlerden ve insanlardan; insanların kalplerine vesvese veren sinsi vesvesecinin kötülüğünden, insanların Rabbine, insanların Melik’ine, insanların İlah’ına sığınırım.”

    Sadece cinlerden değil insanlardan da. Musa’nın toplumunun Samiri adlı bir kişinin telkinleriyle daha Mısır’dan çıkış’ta altın bir buzağıya tapınmaları, İsa Mesih’in öğretilerinin Pavlus‘ça "Hey, senin kurtuluş için bir şey yapmana gerek yok. İsa, senin yerine öldü, günahların affedildi. Artık senin için günah diye bir kavram yok. İsa’yı Tanrı’n olarak kabul et, kurtuluşun için yeter, ne sevabı, ne iyiliği" diyen "Lütuf Doktrini" altında yok edilip Musa şeriatinin lağvı. Bugünse her baktığınız yer Samirî ve Pavlos dolu. Bu sitede ilk "lucid rüya" ve "astral seyahat" bölümlerinin olmasının nedeni bu. Çünkü 15 yıl önce gördüğüm bir rüya ve astral deneyimim, hayatımın 5 yılını Hıristiyan olarak geçirmeme neden oldu. Çünkü bu kavramlara yabancı ve alışık olmadığımız için de bu deneyimleri MUCİZE olarak yorumlayan bir toplumuz. Bu yüzden bu deneyimleri yorumlarken tümdengelimci bir anlayışla tüm bu deneyimler ilahi ve kutsaldır anlayışından kaçınmalı, size verdiği duygu ve heyecanlarla değil BİLGELİKLE yorumlamalısınız. Bu sitenin size vermek istediği en önemli şey bu.

    [​IMG]

    Kendilerini "Mehdi", "Mehdi’nin yardımcısı" ya da "Hz. İsa" olarak gören, hem kendileri inanan hem de başkalarını peşinden sürükleyen şizofren kişiliklerin ya da onları izleyen diğerlerini "şimdi oldukları şey" yapan deneyimlerini ve uğradıkları zihin yıkanma sürecini hayâl edebiliyor musunuz? Bilgi Kitabı fasiküllerini de okudum ve ortalama bir değerlendirmeyle bunlara inanabilecek insanların olamayacağı, insan zihninin bu kadar deforme olamayacağı / manipüle edilemeyeceği kanısına vardım. Ama inanıyorlar. Neden? Nasıl? Hangi tecrübeleri yaşayarak? Ya da reenkarnasyon düşüncesinin bu kadar yaygınlaşmasındaki yaşanmamış hatıraları zihne yerleştiren kanal ne? Yazının amacından hayli çıkmış olsam da, dünyada insandan önce var olma ihtimali olan medeniyet ya da medeniyetlerin bazılarının hala varlığını sürdürmekte olduğunu (örneğin cinleri) Kurân’da öğreniyoruz. Ama bu medeniyet ya da medeniyetlerin geçmişte ya da günümüzde insan’la ya da insanlık üzerinde nasıl bir ilişkisi olduğu sorusunu da göz ardı edemeyeceğimizi düşünüyorum. En azından "haşhaşi" tarzı dini yapılanmaların ortaya çıktığı, din adına en mide kaldıran katliamları yapan İŞİD ve türevleri olan Yahudi asıllı terör örgütlerinin arttığı bu dönemde. İnanın, ama kullanılmayın. Ne olduklarını, nasıl yoldan çıktıklarını muhakeme ve muhasebe edin, ama alet olmayın. Neyi okuyor olursanız (bu sitede yazılanlar da dahil), ne önyargılı olun ne de "sorgu"lamadan ve zihninizde süzmeden körü körüne inanın. Çünkü kendi benliğinize zulmetmemenin ve zalimlerden olmamanızın gereği budur! Akhenaton. (KAPA PARANTEZ)

    Ve ilginç bir detay. "Fringe" adlı dizide (ki konuları bakımından bu sitenin birçok konusunu ele alan bir dizidir) de "Gözcü"lerden (The Observer) bahseder. Bu gözcüler, tarihin her döneminde, önemli olaylarda ortaya çıkıp gelişmeleri izlerler. Kurgusal tarafı önemli değil. Ama simgeledikleri şey önemlidir. Yani aslında kim oldukları ve insan’la/insanlıkla olan ilişkileri. 5. sezon, Hıristiyanlığın ve Yahudiliğin "Mehdi"anlayışının vurgulandığı bölümdür. (Yaygın inanca göre Mehdilik inancı, bize Yahudilik’ten geçmiştir.) Peter, bu dizide tüm insanları kurtaracak olan "Mehdi" (Yahudi tabiriyle Mesih) kişiliktir. Yine aynı (ve son) sezonda Gözcüler, dünyayı işgal ederler (Gog ve Mog / Yecüc ve Mecüc olayı). Ve Peter, bu işgali sona erdirecektir. Zaten 3. Sezon’da devasa bir makine’de (insanlığı kurtarmak için) çarmıha gerili bir figür olarak karşımıza çıkmış, sonra evrenden silinmiş ve tekrar geri dönmüş, gözcülerle savaşmıştır. Bu arada Matrix filminin Mehdi/Mesih’i ise Neo’dur. Yine Fringe’de ilk insan sayılan Adem’den hatta dinozorlardan çok daha uzun zaman önce yaşamış ilk insanların varlığından bahsedilir. (Bu da bonus bir ayrıntı olarak kafanızda kalsın.)
     

Sayfayı Paylaş