1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

İnternette tedavi aramayın!

Konusu 'Genel Sağlık Bilgileri' forumundadır ve MeRciMeK tarafından 10 Şubat 2010 başlatılmıştır.

  1. MeRciMeK
    Masum

    MeRciMeK V.I.P V.I.P

    Katılım:
    20 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    9.071
    Beğenileri:
    1.871
    Ödül Puanları:
    7.230
    Banka:
    427 ÇTL
    "İnternet günümüzde adeta e-hasta'lar yarattı."

    Hekimler kadar hastaların da yoğun tempoları nedeniyle yeterince bilgilenememeleri, medya da yurtdışı haberlerin ve araştırmaların yoğun olarak yer alması, internetin yaygınlaşması hasta olanları da olmayanları da internette sağlık araştırması yapmaya yönlendiriyor.

    İç Hastalıkları Uzmanı Dr. İbrahim Bağcivan, internette araştırma yapılmasını öneriyor ancak bu araştırmanın “internetten tedavi olma umudu” taşımaması gerektiğini belirtiyor. Dr. Bağcivan internette kendi sağlığı konusunda araştırma yapanların bazı noktalara dikkat etmesi gerektiğini vurgulayarak şunları söylüyor: “Baş ağrısı yazıp araştırma yaparak hastalığınıza teşhis koymaya çalışmayın. Baş ağrısına neden olan yüzlerce hastalık olabilir.

    Tedaviyi hekimden değil internetten almak isteyen e-hastalar, bu yolla hem umutsuzluğa kapılıyor hem yanlış bilgilenebiliyor”. Dr. Bağcivan, “e-hasta” kavramıyla, hekim tarafından tanımlanmış hastalıklarını araştırmayıp, şikayetlerinden tanı koymaya çalışan kişileri tarif ettiğini söylüyor. Bağcivan, internette araştırma yapmanın bazı püf noktaları olduğunu belirtiyor ve bunları şöyle sıralıyor:


    "İnterneti belli araştırmalar için kullanılabilirsiniz. Ancak internet hastalığınızla ilgili olarak size çözüm sunmaz. Aksine internetten eksik ve yanlış bilgi edinme ihtimaliniz yüksek. Hastalığınıza dair şikayetler, adeta puzzle'ın parçaları gibidir. Parça sayısı arttıkça teşhise giden yol da belirginleşecektir. Parçaları doğru şekilde tamamlamak ise, hekimin tecrübesi, bilgisiyle gerçekleşebilir. Tek bir şikayetle hiçbir portal ya da hekim tanı koyamaz. Hafif bir nezlede bile öksürük, ateş, boğaz ağrısı, burun akıntısı olur. İnternette araştırılan şeyler genellikle temel şikayetin birine yönelik oluyor. Hasta internete baş ağrısı diye giriyor ve karşısına binlerce sayfalık kitap çıkıyor. Bu kitabı nasıl okusun, neresinden okusun, hangisini doğru, hangisini yanlış saysın?

    Hastalar hekim hoşlarına gitmeyen şeyler söylediğinde rahatsızlık duyabiliyor. Ancak bazen de hekimler kendi doğrularını göstermek için hastaları internete yönlendiriyor, araştırmasını istiyor. Aslında hekim kendi verdiği bilgileri, hastanın internetten araştırıp, kendisini doğrulamasından ötürü rahatlamış oluyor. Örneğin diyabet hastası nasıl besleneceğini hekime soruyorsa, hekim onu doğru bilgiler alabileceği sitelere yönlendirebilir. Çünkü diyabet yaşam şeklini değiştirmenin gerekli olduğu bir hastalıktır. Beslenme değişikliği de bu işin çok önemli bir parçasıdır. Ülkemizde gerçekleştirilemeyen bazı tedaviler ve ameliyatlar hakkında bilgilenmek isteyen hastaları da hekim, uluslararası saygınlığı olan internet sitelerine yönlendirebilir.

    Milyonda bir ihtimali kendinizde aramayın!

    Hasta internette araştırma yaptığında; “Hepatit B hastaları 20 yıl sonra siroz olabilir” bilgisine rastlıyor. Hasta bu sayıyı düşünerek, kendisinin siroz olacağına inanıyor. Dolayısıyla edindiği yanlış bilgiler nedeniyle paniğe kapılıyor. Oysa Hepatit B, hastaların yüzde 30'unda siroza dönüşür, yüzde 70'inde dönüşmez. Bu duruma verilebilecek bir başka örnek de Hepatit B aşılarında görülüyor. Burada aşının koruyuculuk süresi hakkında aklında soru işaretleri oluşuyor. Bu yüzden internetten eksik ve yanlış bilgilerle hastanın kendi durumunu değerlendirmesi, korkuya ya da paniğe kapılmasından başka bir işe yaramıyor…

    Tıpta iki kere iki dört değildir

    Tıp bilimi ayırıcı tanı bilimidir, “iki kere iki, dörttür” diye kesin kurallar yoktur. Baş ağrısı şikayetiyle ile gelen 10 hastanın başı, 10 farklı nedenle ağrıyabilir. Beyin tümörü sadece baş ağrısı yapsaydı, her başı ağrıyana beyin tümörü teşhisi koymamız gerekirdi. Tıbbi bilimlerdeki şikayetler matematik kesinliğinde değildir, ancak hastalar böyle kesin bilgiler varmışçasına bir beklentiyle araştırma yapıyor. Örneğin zatürre hastalığı ateşsiz olmaz ama ateşi olmayan zatürre hastası da vardır. Baş ağrısının migren mi, tümör mü, gerilim ağrısı mı olduğu konusundaki ayırıcı tanıyı hekim yapar. İnternetten araştırıp hastalığına tanı koyan insanlar da var. Oysa muayene ve incelemeler yapılması gereklidir. Muayene ve tetkikleri internette yapamayacağınız ortada. Bu nedenle tanı koymanın hastanın işi olmadığının; tanının mutlaka ilgili hekim tarafından konulması gerektiğinin altını çiziyorum.

    Hastaların deneyim anlattığı blog'lardan uzak durun

    Hastaların deneyim anlattıkları blogları önermiyorum. Bir hasta için doğru ilaç diğeri için yanlıştır. By-pass olmuş hasta için aspirin çok hayatidir, ama midesinde ülser olan için çok tehlikelidir. Her hastanın kendi koşulları içinde değerlendirilmesi gerekir. Hasta tecrübelerine dayanan bilgiler, okuyan kişiye iyi gelecek diye bir kural yoktur. Bunlar internette yol gösterici olarak kullanılmamalıdır. E-hastalar daha çok tanımlanmış hastalıklarını araştırmaz, şikayetlerinden tanı koyarlar.

    Panik atak hastaları daha dikkatli araştırmalı

    Panik atak hastalarının internette bilgi araştırırken dikkatli olması lazım. Bu hastalara psikiyatri hekimleri internette araştırma yapmamalarını tavsiye ediyor. Çünkü yazılan şeylerden olumsuz etkilenme olasılıkları yüksek.
     

Sayfayı Paylaş