1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Irak Direnişi

Konusu 'Dünya Tarihi' forumundadır ve ZeyNoO tarafından 11 Ocak 2012 başlatılmıştır.

  1. ZeyNoO
    Melek

    ZeyNoO ٠•●♥ KuŞ YüreKLi ♥●•٠ AdminE

    Katılım:
    5 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    58.480
    Beğenileri:
    5.784
    Ödül Puanları:
    12.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    ❤ Şehr-i İstanbul ❤
    Banka:
    3.064 ÇTL
    Irak Direnişi

    Irak Direnişi (Arapça: جماعات المقاومة العراقية) ABD Silahlı Kuvvetleri öncülüğündeki yabancı silahlı kuvvetler tarafından gerçekleştirilen Irak'ın işgalinin ardından işgal kuvvetlerine, işgal kuvvetlerinin sayesinde iktidara gelmiş olan yönetime karşı silahlı mücadele yürüten, destek veren Iraklı ve yabancı tüm unsurları kapsar. Direniş, ABD önderliğindeki Çokuluslu Güç birliklerinin yanısıra, işbirliği yaptığı gerekçesiyle diğer Iraklı gruplarla da savaşmaktadır. Direniş, çeşitli farklı taktikler kullansa da asimetrik savaş gereğince genelde gerilla taktiklerine başvurmaktadır.

    Bileşenleri

    Irak Direnişinin gizli karakterinin de nedeniyle kaç adet yapıdan oluştuğu tam olarak bilinmemektedir. Bünyesinde en az bir düzine ana yapı olduğu tahmin edilen direnişe destek veren irli ufaklı en az 40 grup olduğu düşünülmektedir. Gizli yapısından ötürü tam bileşenleri bilinmemekle beraber ana unsurlar şöyle sıralanabilir:

    Baasçılar: Saddam Hüseyin rejimi döneminde iktidarda bulunan ordu ve/veya istihbarat teşkilatı içinde olanlar. Ana ideolojileri Arap birliğidir.
    Irak milliyetçileri: Irak'ın egemen olmasını isteyen Iraklılar. Arap birliği çerçevesinde olmamakla beraber Kuveyt ve İran topraklarındaki Huzistan'ı da içerecek şekilde toprak bütünlüğünü savunurlar.
    Irak Salafi müslümanları: Salafi hareketinin silahlı savunucularıdır. ABD işgaline karşı olmakla beraber Baas Partisi ile aralarında iyi ilişkiler bulunmaz.
    Şii milisler: Bu akıma İran ile ilişkili Bedir Tugayı, Mehdi Ordusu ve Mukteda El Sadr taraftarları dahildir. Bu gruplar ne etnik bir grubun çıkarlarını ne de Irak devletinin üzerine inşa edildiği geleneksel ideolojiyi savunmaktadır.
    Yabancı savaşçılar/gönüllüler: Çoğunlukla El-Kaide ile ilişkili, Salafi-Vahabi inanca sahip, kendilerini cihat yolunda savaşanlar olarak gören grup.
    Sosyalist/komünist devrimci gruplar: Irak Komünist Partisi yönetiminin Irak hükümetine destek vermesinin ardından partiden ayrılmalar olduğu ve en azından bir (Irak Silahlı Devrimci Direniş adlı örgüt) silahlı devrimci örgütün bulunduğu bilinmektedir.
    Silahlı mücadeleyi reddeden ancak ABD işgaline karşı çıkan direniş grupları.

    Arap milliyetçileri

    Baas partisi


    Baasçılar çoğunlukla eski Baas Partisi üyelerini, Saddam'ın Fedaileri adlı milis örgüt üyelerini ve Muhaberat adlı Irak eski gizli servis üyelerini kapsar. Amaçları yeniden Baas Partisinin iktidarını kurmaktır. Bağdat'ın düşüşünden sonra örgütsel yapısı korunarak direnişe destek verilse de Saddam Hüseyin'in yakalanarak idam edilmesinden sonra çeşitli direniş gruplarına bölünmüştür. Baas Partisinin iktidara dönüşü hedefi geçerliliğini kaybedince direnişteki amaç diğer güçlerle işbirliği yapılarak ABD işgalinin sona erdirilmesi olarak değişirilmiştir. Saddam'ın Fedaileri örgütü özellikle Sünni Üçgeni olarak adlandırılan bölgede etkili olacaktır.[1] Saddam'ın idamından sonra önde gelen Baas lideri Izzat Ibrahim ad-Douri olmuştur. Suriye'de iktidarda olan Baas Partisinin Irak Baas Partisi ile ilişkisi olduğu tahmin edilmektedir.

    Irak milliyetçileri

    Irak milliyetçileri genelde Arapların yoğun olduğu bölgelerden gelmektedir. İşgale karşı çıkma sebeplerinin arasında prensip olarak işgale karşı çıkmanın yanı sıra işgalci kuvvetlerin Irak genelinde kamu hizmetlerini yerine getirmeyişi ile egemenliğin verilmemesi olarak görülmektedir.

    Sünni müslümanlar

    Sünni müslümanlar genellikle Vahhabi hareketin takipçisi olup arınmış İslamiyetin getirilmesini savunur. Ülkedeki tüm gayri müslim etkileri sona erdirmek isterler. Irak genelinde Hristiyanlar, Yezidiler başta olmak üzere diğer dini gruplara saldırırlar. Militan İslami hareketlerden Müslüman Kardeşler örgütünün ülkede etkili olduğu bilinmektedir. Irak İslami Partisi olarak örgütlenen hareket seçimlere girmiş ve Nuri El Maliki hükümetine katılmıştır.[3] Parti ülkedeki ABD Silahlı Kuvvetlerinin ayrılmasını, Baas Partisine yönelik operasyonların durdurulmasını istemekte, Irak'ın federal olarak bölünmesine karşı çıkmakta ve İslami değerlerin yüceltilmesini savunmaktadır.

    Şii müslümanlar

    Irak'da iktidara gelen yönetimler kuvvetli Şii müslümanların desteği olmadan hükümet kuramayacaklarından bu grup içindeki militan örgütler olan Bedir Tugayı ve Mehdi Ordusu gibi silahlı grupların üzerine gitmemiştir.[5] Bu silahlı grupların özellikle İran tarafından eğitim ve teçhizat bakımından desteklendiğine dair bilgiler bulunmaktadır.

    Bedir Tugayı

    Irak'daki en önemli Şii milis örgütlerinden olan Bedir Tugayı, Irak İslam Devrim Konseyi'nin[7] askeri kanadıdır. Grup çoğunlukla Kerbela bölgesinde güçlüdür. Grubun kökenleri İran-Irak Savaşı dönemine dayanır. Bu dönemde Saddam Hüseyin'e karşı İran hükümeti tarafından kurulan örgüt Saddam döneminde Irak'dan kovulan Iraklılardan oluşuyordu. Savaşın 1988 yılında sona ermesinden sonra İran'da kalan grup, 2003 yılında Saddam'ın devrilmesinden sonra Irak'a geçti ve ABD Silahlı Kuvvetlerine yardım ederek direnişe karşı savaşta yer aldı. Irak Yüksek İslami Konseyi seçimlere katılmış ve Şii ittifakı olan Birleşik Irak İttifakı'nda yeralarak parlamentoya 36 temsilci sokmayı başarmıştır. Bedir Tugayı bugün iktidarda olan Irak Başbakanı Nuri El Maliki'yi desteklemektedir.

    Mukteda El Sadr

    Şii dini lider Mukteda El Sadr, özellikle Bağdat'ın yoksul tabakasından ve güney kentlerindeki Şiilerden yoğun destek almaktadır. Bağdat'daki Sadr bölgesinden güneydeki Basra'ya kadar etkili olabilmektedir. Sadr'a ve komutasındaki Mehdi Ordusuna karşı ABD tarafından başlatılan operasyonlar sonucunda 2004 yılı Nisan ayında Mehdi Ordusu saldırıya geçmiş ve iki ay sonunda zorlukla bastırılmıştır. Ağustos ayında Necef'de başlatılan ikinci büyük saldırı Ayetullah Ali Husaini Sistani'nin araya girmesiyle sona erdirilmiş ve ateşkes ilan edilmiştir. Bu dönemden sonra Sadr, daha çok siyasi alanda faaliyet göstermiştir. Sadr taraftarları günümüzde ABD işgaline karşı silahsız direnişe devam etmektedir.[8] Militan yanına rağmen Sadr Irak halkı arasında oldukça popülerdir. Bu ilgi Sadr'ın siyasi etkisini de artırmış ve seçimler sonunda parlamentoda kazandığı vekillikler sayesinde hükümetin oluşturulmasında önemli bir rol oynamıştır.[9] 2007 yılında İran'a sürgüne giden Sadr, bir yıl sonra yeniden Irak'a dönmüştür. İran tarafından desteklenme iddialarına karşı Iraklı yanına vurgu yapan Sadr, ABD işgaline şiddetle karşı çıktığı ve özellikle yoksul gençler arasında çok taraftarı olmasından ötürü Irak'daki Şiiliğin en önemli lideri Ayetullah Ali Husaini Sistani ile arasında gerginlik sürmektedir.

    Siyasi gruplar

    Marksistler


    15 Mayıs 2007 tarihinde Irak Silahlı Devrimci Direniş adlı örgütün Necef, Hilla ve Kerbela'da bildiri dağıttığı bilinmektedir. Ayrıca Bağdat hükümetini destekleyen Irak Komünist Partisi'nin işbirlikçi tutumunu kabul etmeyen partililerin partiden ayrılarak direniş saflarına geçtikleri bilinmektedir.

    Yabancı savaşçılar

    2003 yılı Aralık ayında ele geçirilen Saddam Hüseyin'in üzerinde bulunduğu CIA tarafından iddia edilen belgelerde ilginç bilgiler olduğu öne sürülmüştür.[11] Buna göre Saddam, Baas Partisi militanlarına yabancı savaşçılara karşı dikkatli olmalarını tavsiye ederek, bu grupların amaçlarının Baas ile aynı olmayabileceğini belirtmiştir. Bu fikirlerine rağmen yabancı savaşçılarla işbirliği veya istihbarat ortaklığı yapılmasını engelleyici bir talimat vermemiştir.

    Yabancı savaşçılar çoğunlukla komşu ülkelerdeki Araplardan oluşmaktadır. Genelde Irak Direnişine katılmak için Suriye ve Suudi Arabistan sınırlarından ülkeye sızmışlardır. Özellikle Vahhabi militanlar Irak'ı yeni bir cihat alanı olarak görmekte ve yoğunlaşmaktadır. Ürdün doğumlu Iraklı lider Ebu Musab Zerkavi'nin öldürüldüğü öne sürülen 7 Haziran 2006 tarihine kadar yüzlerle ifade edilen sayıda savaşçısıyla bölgede faal olduğu sanılmaktadır.

    Yabancı savaşçılar terimin Batı basını tarafından kullanılan taraflı bir terim olarak değerlendirildiği görülmüştür. Irak'da bulunan ve işgalci konumunda olan Çokuluslu Gücün de bu kapsamda değerlendirilmesi talep edilmektedir.[12]

    ABD Silahlı Kuvvetlerine karşı savaşan yabancı savaşçıların tam olarak sayısı bilinmemekle beraber Irak Direnişinin çok az bir kısmını oluşturdukları tahmin edilmektedir.[13] Genel direniş içindeki az sayılarına rağmen yabancı savaşçıların varlığı kesinleştirilmiş ve genelde intihar bombalama eylemleri onlara atfedilmiştir. ABD'nin bir bölgeye saldırmak için bölgede yabancı savaşçıların varolduğunu iddia ederek harekât başlatması da çeşitli gazeteciler tarafından sorgulanmıştır.

    Ebu Musab Zerkavi

    Ebu Musab Zerkavi hakkında pek az bilgi bulunmaktadır. 2004 yılı Mart ayında öldürüldüğü iddia edilse de cesedi bulunmamıştır.[15] 2004 yılında ABD Silahlı Kuvvetleri Felluce'ye saldırma gerekçeleri olarak Ebu Musab Zerkavi'nin burada bulunduğunu öne sürecek, bu iddia Iraklılar tarafından yalanlanacaktır. Bu açıdan bakıldığında gerçekten yaşamış birisi olup olmadığını bile sorgulayanlar bulunmaktadır.[16] Bizzat ona bağlı direniş gruplarının adına atfedilen eylemleri gerçekleştirip gerçekleşmediği kesin olarak bilinmemektedir. Buna El Kaide olarak tanımlanan örgütün yapısı da izin vermektedir. Merkezi bir yapısı olmayan örgüte isteyen küçük bir grup dahil olabilmekte ve tüm örgüt adına kendi başına karar aldığı eylemleri gerçekleştirmektedir. Zerkavi'nin 8 Haziran 2006 günü ABD Hava Kuvvetleri bombardımanı sonrasında öldürüldüğü iddia edilmiş ve kamuoyuna bu yönde fotoğraflar gösterilmiştir.

    Yabancı savaşçılar ile Iraklı direnişçiler arasındaki ilişkiler

    Yabancı savaşçıların sivillerin yoğun olarak bulundukları bölgelere düzenledikleri saldırılar, İslamiyeti yorumlama farklılıkları ve yerel gruplarla aralarında bölgesel denetime dair çıkan anlaşmazlıklar Iraklı direnişçilerle aralarında gerilimin hatta bazı durumlarda çatışmaların çıkmasına yol açmıştır.

    İran etkisi

    ABD Silahlı Kuvvetleri istihbaratına göre en az 150 İranlı askeri istihbarat üyesi ve çok sayıda İran Devrim Muhafızı Irak'da görev yapmaktadır.[18] ABD Silahlı Kuvvetleri gözaltına aldığı İranlıların parmak izlerini almakta, fotoğraflarını çekmekte hatta bazı durumlarda DNA örneği alarak salıvermekteydi. İranlı ajanların üzerinde gelişmiş teknoloji ürünü patlayıcılar, ateşli silahlar bulunmuştur. İran'ın özellikle Mehdi Ordusu üzerinden Irak Hükümetine etki yaptığı iddia edilmektedir.

    Silahsız gruplar

    Silahlı drenişçilerin dışında ABD işgaline karşı çıkan silahsız gruplar da bulunmaktadır. Ulusal Kuruluş Kongresi adlı oluşum işgale karşı çıkan farklı dinlerden, etnik kökenlerden ve siyasi akımlardan gelen muhalifleri birleştirir. Silahlı direnişi her ulusun doğal hakkı olarak görse de siyasette şiddetin uygulanmasını kabul etmez. ABD işgalinin gölgesinde kurulan İyad Allavi hükümetine karşı çıkar ve kurulan parlamentoyu tanımaz.

    Bunun dışında yasak olmasına rağmen örgütlülüğünü sağlayan Irak Sendikalar Federasyonu ve Irak İşsizler Sendikası işgale karşı çıkmaktadır. Petrol İşçileri Sendikası Irak'daki işgale son verilmesini talep etmekle beraber genel seçimlere katılmak konusunda üyelerini serbest bırakmıştır.

    Direnişin gücü ve etkisi

    İşgale karşı en ciddi direniş Fırat Nehri boyunca şehir ve kırsal bölgelerde yaşanmaktadır. Suriye sınırından başlayarak Ramadi, Felluce, Bağdat ve Tikrit öne çıkan direniş bölgeleridir. Ayrıca Musul bölgesiyle Telafer'de de ciddi direniş yaşanmıştır. Bağdat'ın güneyindeki Mahmudiye, Latifiye ve Yusufiye'de de direniş gözlenmiştir. ABD tarafından öne sürülen iddiada direnişçilern Suriye sınırından desteklendiği öne sürülmüştür.

    Toplam direniş savaşçısı sayısına dair belirsizlik olsa da genel rakam 100 ila 130 bin arasında verilmektedir.

    Bağdat ülkenin direniş açısında en önemli ve en zorlu bölgesidir. Burada farklı gruplar bölgelerine hakim olabilmek için hem ABD askerleriyle hem de diğer gruplarla çarpışmaktadır. ABD askeri personel sayısının olağanüstü derecede artması bile başkentteki durumu değiştirmemiştir.

    Musul bölgesi geçen zamanla Peşmergelerin kontrolüne girmiş ve ABD işgali için görece sakin bölgeler arasına girmiştir.

    İşgalin ilk dönemlerinde daha basit tarz saldırılar düzenleyen direnişçiler, geçen zamanla beraber daha karmaşık taktik silah kullanır hale gelmiştir.

    2010 yılı Temmuz ayına göre başta 4374 ABD askeri olmak üzere toplam 4731 Çokuluslu Güç askeri hayatını kaybetmiş, 31.882 ABD askeri yaralanmıştır.[21] Buna karşılık direnişin verdiği kayıplara ait tarafsız ve kesin bir sayı bulunmamaktadır.

    Direniş saldırıları ve silahları

    Patlayıcı

    Direnişçilerin en çok başvurduğu silah yine kendileri tarafından yapılan düzenekler içeren patlayıcılardır. Savaşın hemen ardından Irak genelinde yaşanan kaos ve yağma döneminde çok sayıda cephanelik ve silah deposu yağmalanmıştır. Bu durumun direnişin eline muazzam bir cephanelik verdiği düşünülmektedir.

    Patlayıcıların mekanizmaları basit çekme usulünden, bubi tuzaklarına, cep telefonlarından telsizlere kadar değişiklik göstermektedir. Top mermileri ve şarapnel etkisi yapması için kullanılan inşaat malzemeleri ile çok etkili ve özellikle yol kenarlarında kullanılan patlayıcılar yapıldığı bilinmektedir. Bu tarz saldırıların direnişçilerin en çok tercih ettiği ve işgalcilere en çok zaiyat verdiren saldırı tarzı olduğu ortaya çıkmıştır.

    Pusu
    Direnişçiler sık sık askeri konvoylara ve devriye gezen birliklere AK-47 tüfekleri ve RPGlerle saldırıda bulunmuştur. Bu saldırılarda özellikle zayıf zırhlı Humvee araçları hedef alınmıştır. Şehir merkezlerinde yoğun trafiğin bulunduğu yerler, kırsal kesim veya gizlenme sağlayacak herhangi bir yer pusu için yeterli olmaktadır.

    Bu tür saldırılarda saldırı işgalciler tarafından doğrudan merkeze bildirildiği için çok kısa bir sürede direnişçilerin dağılması gerekmektedir. Zırhlı birliklere karşı yapılan pusular çok etkili olmamakla beraber özellikle askeri ve polis birliklerine karşı yapılan pusular öldürücü olmuştur.

    Keskin nişancı

    Irak Direnişi keskin nişancı birimlerini kurmuş ve kullanmıştır. Bu tür saldırılarda özellikle işgalci birlik komutanları hedef seçilir ve sabırla ateş etmek için en uygun durum beklenir. Çok sayıda ABD askeri keskin nişancılara hedef olurken, Blackwater gibi özel güvenlik şirketi çalışanları da hedef alınmış ve öldürülmüştür. Ayrıca Juba kod adlı keskin nişancının yüzün üzerinde ABD askeri personelini öldürdüğü veya yaraladığı iddia edilmektedir.

    Havan ve roket

    Direnişin tercih ettiği diğer bir saldırı yöntemi ise işgal kuvvetlerini veya hükümete ait binaları hedef alan havan veya roket saldırılarıdır. Havan veya roket atışından sonra direnişçiler hızla saldırının olduğu yerden uzaklaşabilmekte ve karşı ateş alma ihtimalleri en aza inmektedir. Hızla olay yerinden uzaklaşmaya imkân tanıyan motorlu araçların arka kısmına monte edilen teçhizata da rastlanmıştır. Bu tür saldırı tarzının hedefi vurma ihtimali zayıf olmakla beraber sabit hedeflerde başarı oranı artmaktadır.

    Uçaksavar

    İşgalin ilk dönemlerinden itibaren özellikle ABD Hava Kuvvetlerine ait savaş helikopterleri direnişçilerce yoğun olarak hedef alınmıştır. Genellikle saklanılan yerden yapılan saldırılarda RPG'lerin yanısıra ısı güdümlü omuzdan atılan füzeler (SA-7, SA-14 ve SA-16) kullanılmıştır. Alçak uçuş yapan helikopterler saldırı riskini azaltsa da bu durumda da makinalı tüfek ateşi menziline girildiğinden benzer düşürülme tehlikesi azalmamaktadır. Son zamanlarda alçaktan uçan helikopterlere karşı dikey yönde basınç oluşturacak şekilde ayarlanmış patlayıcılarla saldırılar da gerçekleştirilmiştir.

    Sabotaj

    Direnişçiler zaman zaman Irak petrol sanayisine de saldırmıştır. Özellikle Kuzey Irak'daki petrol boru hattının korunaksız kısımlarına patlayıcılarla yapılan saldırılar, Irak hükümetinin petrol gelirlerini olumsuz etkileyecek şekilde dolaylı etkiye sahiptir. Ayrıca direniş, ABD'nin petrol ihtiyacını Irak'dan karşılamasına engel olmak için de saldırılar düzenlemektedir. Irak genelindeki petrol üretim seviyesini savaş öncesi seviyelere çekme çabaları bu saldırılardan dolayı başarısız olmuştur.

    İntihar saldırısı

    İşgalin ilk dönemlerinden itibaren işgal kuvvetleri tarafından konulan fiziksel engellere karşı bomba yüklü arabalar yoğun şekilde kullanılmıştır. Özel olarak tasarlanan bu araçlar çok yıkıcı bir etkiye sahip olmuştur. Bu araçlar çoğunlukla intihar etmek üzere olan direnişçi tarafından kullanılmaktadır. Bunun haricinde kişisel olarak intihar saldırısı düzenleyen direniş üyeleri de vardır.

    Sivil hedeflere saldırı

    İşgale karşı direniş sırasında askeri olmayan sivil hedefler de vurulmuştur. İşgal kuvvetleriyle işbirliği içinde olan Iraklılar, Birleşmiş Milletler binası, Ürdün Elçiliği, Kızıl Haç binaları, camiler, Peşmerge Kürt liderlere ait konutlar, oteller, kiliseler, diplomatlar ve lokantalar bu tür saldırılara hedef olmuştur. Silahlı veya silahsız Iraklı polisler, polis olmak için gönüllü olanlar ve özel güvenlik şirketi mensupları da öldürülmüştür.

    Sivil hedeflere saldırıların etnik ve dini nefreti artıracak şekilde düzenlenmesi, dini yapıların hedef alınması bu saldırıların kimler tarafından düzenlendiği sorusunu akla getirmektedir. Bu saldırılar genelde yabancı savaşçılara mal edilse de ABD için çalışan özel güvenlik şirketlerinin de sicili bu tür saldırılarla doludur.[22]

    Suikast ve adam kaçırma

    İşgal sayesinde iktidara gelmiş yöneticiler, devlet görevlileri, işgalcilere tercümanlık yapanlar ve diğer işbirlikçiler genel olarak direnişçiler tarafından hedef alınmıştır. Suikastler yakın mesafeden kısa namlulu silahlarla, araçlardan açılan ateş sonucu veya konvoylara yapılan patlayıcılı saldırılarla olur.

    Adam kaçırma ve sonrasında infaz işgalin ilk dönemlerinde yoğun olarak kullanılmıştır. Bu tür saldırılarda genellikle yabancı siviller hedef alınacak ve rehinenin milliyetine göre ilgili hükümete çağrı yapılarak Irak'daki işgal kuvvetlerinin geri çekilmesi talep edilir. Güney Kore vatandaşı Kim Sun-il örneğinde bu yaşanmış, hükümet askerlerini geri çekmeyince rehine kafası kesilerek idam edimiştir. Bu örneklerin yaşanmasına rağmen rehinelerin barışçıl yollarla bırakıldığı da görülmüştür.[23] Adam kaçırma şeklindeki eylemlerin amacı kamuoyunu etkilemek olsa da bu tür eylemler Mehdi Ordusu ve milliyetçi gruplar tarafından reddedilmiştir.

    Irak polis ve askerine saldırı

    Direnişçilerin yoğun olarak kullandığı bir diğer taktik ise yeni kurulan Irak polisi örgütüne bağlı karakollara, kayıt bürolarına ve barakalara saldırılardır. ABD askerlerine karşı da düzenlenen bu tür saldırılarda çok sayıda direnişçinin eş zamanlı olarak çeşitli silahlarla saldırdığı görülmüştür. Bu tür saldırılar Bağdat, Necef ve Kufa'da yoğunlukla 2004 yılında gerçekleştirilmiştir.

    Propaganda

    Irak Direnişini oluşturan çeşitli gruplar özellikle internet aracılığıyla kısa sürede çok geniş bir alana yayılacak şekilde video görüntüleri yayınlamıştır. Bu görüntülerde direnişçilerin eğitimleri, düzenledikleri saldırılar ve örgütlerinin fikirleri sergilenmektedir. Ayrıca intihar saldırılarında bulunan direnişçilerin eylemlerinden önceki son görüntüleri de İslami motiflerle birlikte bu görüntülerde işlenmiştir.

    Kamuoyu desteği

    Irak Savaşının hemen ardından başlayan direniş ağırlıklı olarak sivil hedeflerden çok ABD ve Çokuluslu Güç askerleriyle işbirlikçi Iraklıları hedef aldığı için Irak genelinde desteklenmektedir. 2007 yılı Mart ayında yapılan bir araştırmaya göre nüfusun %51'i ve Arap Sünni nüfusun %91'i direnişi desteklemektedir.
     

Sayfayı Paylaş