1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

İş Hayatında İletişim

Konusu 'Kariyer' forumundadır ve KıRMıZı tarafından 9 Temmuz 2011 başlatılmıştır.

  1. KıRMıZı
    Aşık

    KıRMıZı TeK BaşıNa CUMHURİYET V.I.P

    Katılım:
    22 Şubat 2008
    Mesajlar:
    27.183
    Beğenileri:
    4.778
    Ödül Puanları:
    11.580
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Karmaşıkkk
    Yer:
    TÜRKİYE
    Banka:
    375 ÇTL
    1. ETKİLİ İLETİŞİM​


    1.1. İletişimin Tanımı

    İletişim, bugünün toplumunun canı kanıdır.
    Hayatımızın ve projelerimizin iyi olmasında büyük
    önem taşır. Bir bilgi çağında yaşıyoruz. Çoğu insan
    iletişimi, nasıl konuşup yazacağını bildiği
    düşüncesiyle garanti gibi görüp basite alırlar. Aslında
    iletişimi farkında olduğumuzdan daha fazla
    kullanmaktayız ve ona bağımlıyız.
    İletişim; bilginin, fikirlerin, duyguların,
    becerilerin, simgeler kullanılarak iletilmesidir.
    İnsanın kendini sosyal bir varlık olarak ifade
    etmesi için iletişim zorunludur. İnsan, çevresi ile
    iletişim kurarak yaşar. Onun her davranışı, konuşması, susması, duruşu ve oturma biçimi,
    kendini ifade etmesi; yani çevresine mesaj iletmesidir.
    İletişim kurmaktaki asıl amaç, anlaşılabilir mesajların gönderilmesi ve karşı tarafın
    tutum ve davranışlarında değişiklik yapmaktadır. Eğer davranışlarda değişiklik meydana
    gelmemişse ileti var; ama iletişim yoktur.

    1.2. İletişimin Öğeleri

    İletişim sürecinin gerçekleşmesi için gerekli olan iki kişiden biri gönderici yani
    kaynak, diğeri ise alıcıdır. Gönderici, ilk olarak göndermek istediği mesajı fikir olarak
    zihninde oluşturur ve daha sonra bu fikri kodlar, yani sözcüklere, rakamlara, şekillere veya
    beden diline dönüştürür. İletişimde buna Sembol Oluşturma denir. Semboller belli kodlara
    dönüştürülerek iletişim kanalı vasıtası ile alıcıya gönderilir.
    İletişimin tam olarak gerçekleştirilebilmesi için, üç temel faktörün bulunması gerekir.
    İletişimin temel faktörleri; kaynak, alıcı ve mesajdır. Bu üç faktör temel olmakla birlikte dört
    faktör daha vardır ki onlar da kanal, kod, dönüt ve filtredir.

    Örnek:
    Yükselen işletmesinin müdürü Ahmet Bey, tüm çalışanlara “Önümüzdeki ay
    işletmemizde denetim yapılacaktır, herkes kolları sıvasın”. Şeklinde elektronik posta
    (mail)göndermiştir. Bu iletişimde öğeler şunlardır:

    Kaynak (verici) : Ahmet Bey,
    Alıcı (hedef) :Tüm çalışanlar,
    Mesaj (bilgi, haber) : denetimin yapılacağı,
    Kanal (araç) : İnternet
    Kod : Herkes kolları sıvasın!
    Filtre (algı) : Herkes denetime hazırlansın!
    Dönüt (Geribildirim): Herkesin sıkı bir şekilde denetime hazırlanması
    Eğer bütün çalışanlar denetim için işlerinde hazırlığa başlamazlarsa, iletişim amacına
    ulaşmamış olur.

    1.2.1. Kaynak (Gönderici)
    Gönderici, mesajın kaynağı, iletişimin başlatıcısıdır.
    Gönderici iletişimi başlatan veya iletiyi gönderendir.
    Gönderici olmadan iletişim kurulamaz. İletişimde en önemli
    sorumluluk göndericiye aittir. İletişim önce göndericinin
    zihnindeki düşüncelerle ortaya çıkar. Kaynak, sahip olduğu
    tecrübe ve bilgilere göre mesaj olarak iletecek bir düşünce
    oluşturur. Yani, mesajı iletmeden önce onu “kod”lar. Bir
    düşünceyi formüle eder ve mesaj kanalı kullanarak alıcıya
    gönderir. İletişimin başarılı bir şekilde gerçekleşmesinin
    temel koşullarından biri, göndericinin uygunluğudur.
    Gönderici mesajı, alıcının zihinsel algı yeteneğine göre
    kodlamalıdır. Alıcının algılayamayacağı bir mesaj, sadece
    bir gürültüdür.

    Kaynağın Taşıması Gereken Özellikler
    İletişim, kaynağın mesajı göndermeye başlaması ile ortaya çıkar. Kaynak, mesajı
    ileten kişi veya mesajın çıkış noktası olarak tanımlanabilir. İyi bir iletişim için kaynağın
    taşıması gereken özellikler vardır. Bu özellikleri kısaca şu şekilde belirtebiliriz:
    • Kaynak bilgili olmalıdır.
    • Kaynak kodlama özelliğine sahip olmalıdır.
    • Kaynak bulunduğu konumdaki rolüne uygun davranmalıdır.
    • Kaynak tanınmalıdır. Tanınmayan veya olumsuz tanınan kaynağın göndereceği
    • mesajlar, alıcılar üzerinde gerekli etkiyi oluşturmaz.

    1.2.2. Mesaj (Bilgi, Haber)
    Mesaj, alıcı için uyaran olarak işlev gören bir sinyal, ya da sinyaller birleşimidir.
    İletişim, kaynağın gönderdiği mesajın alıcı tarafından algılanmasıdır. Düşünce, duyu ya da
    bilginin kaynak tarafından kodlanmış biçimi olarak tanımlanan mesaj, bir duygu veya
    düşünceyi aktarmayı isteyen kaynağın ürettiği sözel, görsel ve işitsel simgelerden oluşan
    somut bir üründür. Mesaj, göndericinin alıcıya gönderdiği veri iletileridir. Mesaj bir
    konuşma ise “duyulan”, mesaj yazılı ise “okunan”. mesaj jest ise “görülen” ve hissedilen
    bir mesajdır. Örneğin; işe geç gelen bir memura kaşlarını çatarak: “Günaydın!” diyen bir
    müdür, bir selamın ötesinde bir şeyler söylemektedir. Göndericinin sembollerini alıcı
    tanıyamıyorsa iletişim gerçekleşmez.
    Mesajın taşıması gereken özellikler:
    • Mesaj anlaşılır olmalıdır. Anlaşılamayan söz, deyim ve mimiklerden oluşan
    • mesajlar algılanamayacak iletişim sağlanmayacaktır.
    • Mesaj açık olmalıdır. Kaynak göndereceği mesajla, alıcıdan ne istediğini
    • belirtmelidir.
    • Mesaj doğru zamanda iletilmelidir. Mesajın gönderileceği zaman iyi
    • belirlenmelidir. Ayrıca, alıcıdan beklenen davranış da zamanlı olmalıdır.
    • Mesaj uygun kanalı izlemelidir. Mesaj, uygun yolu izlemeden alıcıya varırsa,
    • etkinliğini kaybeder; alıcı ile kaynak arasındaki ilişki yetersiz olur. Özel ilaveler
    • veya davranışlarla, mesaj ek anlamlı hale getirilirse, kaynak üzerindeki etkisi
    • istenilenin dışında gerçekleşir ve hedefte beklenmeyen düşünce ve davranışlar
    • oluşturur.
    • Mesaj, kaynak ve alıcı arasında kalmalıdır: Mesaj, kaynaktan alıcıya ulaşıncaya
    • kadar değişik kişi ve kademelerden geçebilir. Yüz yüze olmayan iletişim bu tür
    • mesajlara dayanır. Bu durumda asıl mesaj anlamının dışında algılanır.
    • Çocukların oynadığı kulaktan kulağa oyununu hatırlayınız.

    1.2.3. Kanal (Araç)
    Kanal, sinyalleri taşıyan herhangi bir fiziksel araçtır. Kanal mesajın göndericiden
    alıcıya iletildiği yoldur. Işık dalgaları, radyo dalgaları, ses dalgaları, telefon kabloları ve sinir
    sistemi olabilir. İfade edilen uygunluk, mesajın türüne göre seçilecek kanalın uygunluğudur.
    Güzel şekilde inşa edilmiş bir karayolu, bir otomobil için önemlidir; ancak bir tren açısından
    hiçbir anlam ifade etmez. Bu bakımdan iletişimin gerçek anlamda sağlanabilmesi için
    mesajın uygun kanalla gönderilmesi önemli bir unsurdur.
    Örgütlerde iletişim kanalları, resmi ve gayri resmi olabilir. İşletme içindeki resmi
    iletişim kanalları; emir-komuta zinciri, öneri-şikayet kutuları, şirket dergisi ya da işletme
    toplantıları olabilir. Gayri resmi iletişim kanalları ise; dedikodu, söylenti haberleridir.
    İşletme dışı iletişim ise, iletişim ağları ile birbirine bağlı olan milyonlarca bilgisayar,
    insanlara ve örgütlere çok gelişmiş bir iletişim olanağı sağlamıştır.
    Ana kural, iletişimin etkili ve verimli olabilmesi için kullanılan aracın mesaja uygun
    olması gerekir. İnsanlar işitsel, görsel ve duygusal zekalı olabilirler. İletişimde mümkün
    olduğu kadar çok çeşitli kanal birlikte kullanılmalıdır.

    1.2.4. Alıcı (Hedef)
    Vericinin mesajını algılayan kişi alıcıdır. Alıcı tek veya
    çok kişi olabilir, belirli ve belirsiz olabilir. Ancak, mesaj birisine
    ulaşmamışsa iletişim olayı gerçekleşmemiş demektir.
    Kodlanmış mesajı alan ve kodunu açan kişi alıcıdır. Alıcı,
    mesajı taşıyan sembolleri algılayıp anlam vererek iletişimi
    sonlandırır ya da kendisi bir mesaj göndererek gönderici konumuna geçer. İletişimin
    gerçekleşmesi için en az iki kişiye ihtiyaç vardır. Bunlardan biri kaynak, diğeri alıcıdır. İnsan
    kendisiyle kurduğu iletişimin dışında, tek başına bir iletişim kuramayacağına göre, (düşünme
    ve hayal kurma, kişinin kendi kendisiyle kurduğu iletişimdir) mutlaka alıcı veya alıcılar
    gerekir. İletişimde gönderilen mesaj tek olmasına rağmen, aynı mesajın bir tek alıcısı
    bulunduğu gibi, bir çok alıcısı da bulunabilir. Aynı şekilde bir mesajın bir veya birçok
    göndericisi de olabilir. Mesajın alıcısı çoğaldıkça, mesaj aslından uzaklaşır ve iletişimde
    başlangıçta arzu edilen amaç gerçekleşmez.
    Alıcıların, aktif dinleyici olmasını engelleyen unsurlar ise, alıcının göndericiye karşı
    olan tutumu, güveni ve inancıdır. Bunlar mesajın farklı değerlendirilmesine neden olabilir.
    Etkin iletişim için alıcının taşıması gereken özelikler ise şunlardır:
    • Alıcı mesajı algılayabilmelidir. Alıcı gönderilen mesajı algılayacak düzeyde
    • olmalı, algılama engeli olmamalıdır.
    • Ayrıca alıcının arzulu olması gerekir. Eğer alıcı, kaynağın gönderdiği mesaja
    • karşı kayıtsız ise, mesaj algılanmayacak; iletişim gerçekleşse bile etkin iletişim
    • olmayacaktır.
    • Alıcı bilgili olmalı ve geri-besleme sistemine sahip olmalıdır.
    • Alıcı seçici olmalıdır.
    • Alıcı, bulunduğu konuma uyabilmelidir. Örneğin; öğrenci öğretmenin rehber
    • olduğunu kabul ederse kaynağın isteklerini kabul edebilecek, ayrıca kendi
    • davranışlarının sınırlarını bilecek ve mesajı etkin bir şekilde alabilecektir.
    • Alıcı kaynak olabilme özelliği taşımalıdır. Zaman zaman alıcı, kaynak; kaynak
    • ise alıcı durumuna geçer. Bu nedenle alıcının da kaynak olma özelliğini taşıması
    • gerekir.

    1.2.5. Kodlama-Kod Açma
    Kodlama, basit bir el hareketinden, karmaşık bir matematik formülüne kadar çok geniş
    bir anlamı kapsayabilir. Bilginin, düşüncenin duygunun iletmeye uygun, mesaj haline
    getirilmesine Kodlama denir.7
    Mesajın yorumlanarak anlamlı bir şekilde algılanması sürecine Kod-açma denir.
    Kodlamada anlam birliğine dikkat etmek gerekir. Verici alıcının kendisi gibi aynı anlamları
    vereceği sembolleri ve hareketleri kullanmalıdır. Örneğin, bazı ülkelerde başı öne eğmek
    “hayır” anlamına sağa sola sallamak “evet” anlamına gelir. Bu ülkelerin birinde yaşayan
    insanların ülkemize turist olarak gelmeleri halinde yanlış anlaşılmaların oluşması
    kaçınılmazdır
    Alıcının mesajı yorumlayıp anlamlı bilgilere dönüştürme süreci kod çözmeyi
    oluşturur. Bu süreç alıcının geçmiş tecrübelerinden, sembol ve hareketlere verdiği kişisel
    yorumlardan, beklentilerden ve anlam birliğinden etkilenir. Mesaj alıcının bildiği bir lisanla
    yazılmamışsa alıcı bunun kodunu çözemez. Mesela dilimizde gerçek anlamının dışında
    başka anlam ya da anlamlarda kullanılan sözcük veya cümleler vardır. “Avucunu yala” diyen
    bir kişiye, “Hayır, yalamam” demek mesajın anlaşılmadığını gösterir.

    1.2.6. Dönüt(Geri besleme)
    Dönüt, hedef alıcının kaynağın ilettiği
    mesaja verdiği cevap olarak adlandırılır.
    İletişim sürecinin son aşamasıdır. Geri
    besleme aracılığıyla kaynak, iletişimin etkin
    olup olmadığı konusunda bilgi edinir. Geri
    besleme ile iletişim süreci tersine döner ve bu
    sefer hedef kaynak, kaynak hedef durumuna
    geçer. Yüz yüze iletişimde hemen geri
    besleme alırız ki, buna Gecikmesiz Geri
    Besleme denir. Kitle iletişiminde ise iletişim
    sürecinde geri besleme almak belirli bir zaman
    sonra olduğu için buna da Gecikmeli Geri
    Besleme denir.
    Olumlu ve olumsuz olmak üzere iki tür geri beslemeden söz edilebilir. Olumlu geri
    besleme, kaynağın amaçlamış olduğu etkiye ulaşıldığını kaynağa bildirirken olumsuz geri
    besleme, kaynağa alıcı üzerinde amaçlanan etkinin sağlanmadığını söyler. Kaynak, bu
    noktada amaçladığı etkiyi elde etmek istediğinde, davranışını ve mesajını, aldığı olumsuz
    geri beslemeye göre yeniden düzenler.
    Ancak, bireyler ve kurumlar arasında çoğu kez tek yönlü iletişim uygulandığı izlenir.
    Daha doğrusu iletişim sürecinin gerçekleştirdiği düşünülürken ileti süreci gerçekleştirilir.
    İletişim süreci iki perdelik oyun gibidir. Birinci perdesi mesajın gönderilmesi, ikinci perdesi
    ise, mesajın kaynağına dönüşüdür.
    Geri Besleme İletişim Sürecine Ne Kazandırır?
    • İletişimin amacına ulaşıp ulaşmadığını ortaya koyar.
    • Mesajın amaçlandığı gibi; doğru zamanda, doğru hedefe, doğru anlamda ulaşıp
    • ulaşmadığını ortaya koyar
    • Kaynağın başarılı olup olmadığını ortaya koyar.
    • Mesajı iletmede kullanılan kanalın doğru olup olmadığını ortaya koyar.
    • Geri beslemenin doğru şekilde, doğru araçlarla alınıp alınmadığını ortaya koyar.
    • Süreç içinde hangi aşamada niçin başarısız olunduğunu ortaya koyar.
    • Bir sonraki iletişim sürecinde kullanabileceğimiz bilgileri sağlar.
    • Bir sonraki iletişim sürecini doğru bilgilerle oluşturmamızı sağlar.

    1.2.7. Filtre (Algılama ve Değerlendirme)
    Filtre, göndericinin ve alıcının kendine ulaşan mesajları değerlendirmeleriyle ilgilidir.
    Burada devreye algılama girer. Algı, insanın çevresindeki uyaranların, ya da olayların
    farkına varması ve onları yorumlaması sürecidir. Algı, kişinin belli bir bilgiyi duyma, anlama
    ve değerlendirme sürecidir.
    Kişinin içinde bulunduğu durum kişinin beklentilerini, geçmiş yaşamını, toplumsal ve
    kültürel unsurları algılama sürecini etkilemektedir. Bütün bu unsurlar, kişilerin aynı mesajı
    farklı yorumlamasına sebep olmaktadır. Algılamadaki farklılığı, dışsal ve içsel faktörler
    olmak üzere iki unsura bağlayabiliriz.
    Algılamada dışsal faktörler; farklılık, yoğunluk, sıklık, hareketlilik, tekrarlama,
    kontrast, yenilik, benzerlik gibi faktörlerdir.
    Algılamada içsel faktörler; kişilik, ihtiyaçlar, amaçlar, motivasyon, inançlar, değerler
    ve tutumlar, umutlar, beklentiler, arzu ve istekler, geçmiş tecrübeler ve alışkanlıklar gibi
    faktörlerdir.
    Mesajın tam olarak algılanabilmesi için, kaynak ve hedefin mesajı kodlayacak ve kodu
    çözecek düzeyde bilgi birikimine sahip olması gerekir. Mevlana'nın “Sen ne kadar bilirsen
    bil, senin bildiğin başkasının anladığı kadardır.” sözü iletişimde algılamanın önemini
    belirtmektedir.
    Eğer gönderici ve alıcı, sembollere aynı anlamı vermiyorlarsa, iletişim süreci kusurlu
    olur, bazen aynı uyarı farklı kişiler tarafından değişik şekilde algılanabilir.
     
  2. KıRMıZı
    Aşık

    KıRMıZı TeK BaşıNa CUMHURİYET V.I.P

    Katılım:
    22 Şubat 2008
    Mesajlar:
    27.183
    Beğenileri:
    4.778
    Ödül Puanları:
    11.580
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Karmaşıkkk
    Yer:
    TÜRKİYE
    Banka:
    375 ÇTL
    1.3. Etkili İletişim

    Her dönemde ve ortamda organize olmanın ve işleri yoluna koymanın en önemli
    unsurlarından biri, yaygın ve etkili iletişim sağlayabilme yeteneğidir. Etkili iletişim, bir
    zaman yönetimi unsurudur. İletişimde yeteri derecede açık olunursa, iletilmek istenen mesaj,
    etkin bir biçimde, alıcıya ulaşmış olur. İletişimi zayıf olanlar, sürekli olarak karışıklığa neden
    olurlar.
    Toplum yaşamı iletişimle daha güzel hale getirilir. Birey, grup ya da toplumların
    kendi aralarında kurdukları çeşitli ilişkileri düzenleyen kuralları, mevkileri gereğince tanıyıp
    onlara uygun davranışta bulunabilmeleri, kendi aralarında etkin bir iletişimin bulunmasına
    bağlıdır. Etkin iletişimin aşamaları şunlardır:
    1. Hedefi bilgilendirmek
    2. Hedefin tutum ve davranışlarını değiştirmek
    3. Hedefin tutum ve davranışlarını devam ettirmek

    İletişim sürecimizin etkin iletişim olmasını isteriz. Etkin iletişim sonucunda hedef
    üzerinde şu üç ana iletişim etkisinin oluştuğu görülür:
    • Hedefin bilgi düzeyinde ortaya çıkan değişme
    • Hedefin tutum ve davranışlarında görülen değişme
    • Hedefin açık davranışlarında görülen değişme
    • Bir iletişim etkinliğinin beş temel amacı vardır;
    • İletilecek mesajın kodlanması ve iletilmesi
    • Mesajın kodunun çözülmesi ve filtre edilmesi
    • Mesajın algılanması ve değerlendirilmesi
    • Mesajın kabul edilmesi
    • Mesaj doğrultusunda alıcının harekete geçmesi

    Yukarıda sayılan unsurlar dikkate alındığında, iletişimin asıl amacının kaynağın
    gönderdiği mesajın, alıcı tarafından kodunun çözülüp algılanması değil, mesajın içeriği
    doğrultusunda alıcının mesaja göre olumlu geri bildirimde bulunmasını sağlamaktır.

    1.3.1. İletişimin Engelleri
    Etkili bir iletişim, iletişime engel olan faktörlerin ortadan kaldırılmasıyla mümkün
    olur. İletişimin engellerinden bazıları şunlardır.
     Algılama farklıları
     Dildeki farklılıklar
     Gürültü engeli
     Duygusal faktörler
     Sözlerle mimikler arasındaki uyumsuzluk
     Güvensizlik
     Alıcının duygu dünyasını ayarlayamamak
     Yetersiz bilgi
     Eksik pekiştirme
     Karmaşık ve aşırı teknik bir dil
     Yüz yüze iletişim olanağı bulamamak
     İletişimde farklı ve yetersiz kanal kullanmak

    gibi faktörler iletişimin engelleridir. Bu engellerin uygun araç ve yöntemlerle ortadan
    kaldırılması etkin iletişim olanağı sağlar.

    1.3.2. İletişimi Kolaylaştıran Yöntemler
    İletişimi kolaylaştırmak için “DİAA” formülünü kullanınız.
    • Dikkatleri kazanın. Çok ilginç bir söz veya anekdot
    • aktararak söze başlayın.
    • İlgi çekin. Dinleyenlere konunuzun neden önemli
    • olduğunu anlatın.
    • Arzu yaratın. Sizin görüşlerinizi dinlemenin onlar
    • için nasıl yararlı olacağını belirtin.
    • Anlaşma sağlayın. Dinleyicilere, anlatacağınız şeyin
    • onlar için de aslında ne kadar yararlı olduğunu kabul
    • etmelerini sağlayın.
    • İletişimi kolaylaştırmak için, alıcının iyi ve aktif bir dinleyici olması gerekir. Aktif
    • dinleyici olabilmek için:
    • Konuşmayı kesin, hiç kimse konuşarak dinleyemez.
    • Konuşmacıya rahatlaması için kolaylık sağlayın.
    • Konuşmacıya dinleme isteğinde olduğunuzu gösterin, başka şeylerle meşgul
    • olmayın, saatinize bakmayın.
    • Dikkati dağıtan şeyleri ortadan kaldırın. Parazit konuşmaları dinlemeyin.
    • Konuşmacıyı empatik dinleyin, kendinizi onun yerine koyun,
    • Sabırlı olun başka hiçbir şey düşünmemeye çalışın.
    • Kendinizi rahat hissetmeye çalışın, hafif tutun, başka şeylerle oyalanmayın.
    • Eleştiriyi sonraya bırakın, eleştiri iletişimi engeller.
    • Soru sorun, konuşmacının mesajını başka sözcüklerle açıklayın.
    • Konuşmayı bırakın, bu aşamada konuşmak çok çekici olabilir; ancak bunu
    • yapmayın, konuşmacının sözünü bitirmesini bekleyin.
    • İletişimi kolaylaştırmak için iletişimin engellerini ortadan kaldırın.
     
  3. KıRMıZı
    Aşık

    KıRMıZı TeK BaşıNa CUMHURİYET V.I.P

    Katılım:
    22 Şubat 2008
    Mesajlar:
    27.183
    Beğenileri:
    4.778
    Ödül Puanları:
    11.580
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Karmaşıkkk
    Yer:
    TÜRKİYE
    Banka:
    375 ÇTL
    2. İŞ HAYATINDA İLİŞKİLER

    2.1. İşletmelerin Yapısı
    2.1.1. İşletmenin Tanımı

    Önce işletme ile aynı anlamda kullanılan diğer terimleri belirtelim. Bunlar; firma,
    kuruluş, teşebbüs ve kurumdur.
    İşletme; bilgi, fikir, teşebbüs, emek, para, makine, malzeme gibi iş unsurlarından
    hepsinin veya birkaçının bir araya getirilerek planlı olarak kurulmuş bir düzen içinde,
    bunlardan bir üretim veya hizmetin elde edildiği, sistemlerdir. O halde; fabrikalar askeri
    birlikler, hastaneler, oteller, restaurantlar, okullar, nakliye şirketleri, turizm şirketleri, sigorta
    şirketleri, matbaalar, yayın evleri, inşaat şirketleri, maden ocakları, devletler, ithalat ve
    ihracat firmaları, pazarlama şirketleri, devlet kuruluşları birer işletmelerdir. Evden devlete,
    pazarlamacısından otomobil fabrikasına kadar değişik türde, değişik özellikte ve büyüklükte
    olan birimler hep birer işletmedir.
    Çalışanlar, işletmenin hayatlarında oldukça fazla önem taşıması nedeniyle şu soruların
    cevaplarını bilmek isterler:
    İşletmenin temsil ettiği ayırt edici ya da temel inançlar nelerdir?
    DEĞERLER

    İşletme bu gün ne durumdadır ne duruma gelmeye çalışmaktadır?
    AMAÇ

    İşletme nasıl bir bağlılık taşımaktadır ve nereye doğru gitmektedir?
    HEDEFLER

    2.1.2. İşletmelerin Organizasyonu (örgütleme)
    Organizasyon terimi Yunanca organon yani uzuv kelimesinden gelmektedir. Uzuv bir
    bütünün veya canlı bir varlığın yaşamını sürdürebilmek için ihtiyaç duyduğu bir
    fonksiyondur. İşletmelerde ise organ ve uzuv bir sistemin onu amaçlarına ulaştırmak üzere
    belirli faaliyetler yapmak üzere kurulmuş bir kısım veya parçasıdır. Organizasyon ise,
    olgunlaştırma sisteminin amacına ulaşmak için çeşitli, görevleri yapmak üzere oluşturduğu
    ve diğer kısımlarla ahenkli bir şekilde iş gören bölümlerinin oluşturulmasıdır.
    Organizasyon, işletmelerde yapılacak işleri, bu işleri yapacak kişileri ve çeşitli
    ilişkileri kağıt üzerine döker ve bu unsurları belirli bir sistem içinde işletme amaçlarına
    yöneltir. Aynı zamanda, organizasyon işleminde işlerin yetki ve sorumlulukları belirlenir ve
    devredilir.
    Bu aşamaların belirlenmesi beklenen verimin gerçekleşmesi için yeterli olmayabilir.
    Çalışanların beklentilerini önemseyerek örgüt işleyişini sağlamak gerekir. Çalışanların,
    alacakları maaşın ötesinde bir başka beklentileri daha vardır: Saygınlık. Bir kuruluşta hizmet
    veriminin artması insan gücü ile sağlanır. Saygın bir konuma oturtulan bir bireyin götüreceği
    hizmet ile horlanan, tepeden bakılan bir bireyin götüreceği hizmet arasında önemli
    farklılıklar bulunmaktadır.
    İş yapana değer vermek ve verilen değeri göstermek motive edici olacaktır. Yapılan
    araştırmaların bazıları, amaçların belirlenmesinde çalışanların dahil edilmesinin en güçlü
    motivasyon faktörü olduğunu göstermiştir. İnsanları motive etmek, onları hangi dürtülerin
    daha iyi çalışmaya ittiğini anlamaktır. Bu, onların kişisel ihtiyaçlarını anlamak ve daha iyi
    çalışma arzusu gösterecekleri çalışma koşullarını yaratmakla mümkün olur.
    Bir firmada örgütsel yönetim söz konusu ise orada yüksek motivasyondan ve
    sinerjiden bahsedilebilir. Sinerji; birden fazla olumlu enerjinin birleşmesidir. Yani, örgüt içi
    çalışanların birlik ve beraberlik içinde bir takım halinde hareket etmesidir. Olumsuz (negatif)
    enerji ise asinerji oluşturur.

    Yüksek Motivasyon:

     Tüm çalışanların gülümseyen bakışları,
     Diğer çalışanlara ve müşterilere içtenlikle
    yardımcı olma,
     Sorumluluk alma ve paylaşma isteği,
     Çalışanlar arasında sağlıklı bir iletişim,
     Katılım ve işbirliği,
     Problem çözümünde işbirliği ,
     Birbirine pozitif yaklaşma ve destek olma,
     Olumlu bakış açısı,
     Sevgi ve saygı,
     İşe adapte olma ve başarıyı paylaşma,
     İşe isteyerek gelme,16
    Düşük Motivasyon
     Asık suratlar,
     Birbirini engelleme,
     İşten kaçma, birbirine sorumluluk atma,
     Hiyerarşi, gerginlik, yapay iletişim,
     Yardımdan kaçınma,
     Gereksiz problemler yaratma,
     Her konunun olumsuz yönlerini görmek,
     Nedensiz çatışmalar,
     “Mesai bitse de gitsek” düşüncesi,
     İşe gelirken isteksizlik

    2.1.3. İşletmelerin Yönetimi
    Başkalarının aracılığıyla amaca ulaşma ve başkalarına iş gördürme faaliyeti şeklindeki
    tanımda; yönetimin esas itibariyle insan ilişkilerine dayanan bir süreç olduğu
    anlaşılmaktadır.
    Yönetim: İşletme amaçlarının etkili ve verimli olarak gerçekleştirilmesi amacıyla
    planlama, örgütleme, yürütme, koordinasyon ve kontrol fonksiyonlarına ilişkin, kavram, ilke
    teori, model ve tekniklerin, sistematik ve bilinçli bir biçimde maharetle uygulanması ile ilgili
    faaliyetlerin tümüdür. Kısaca yönetim belirli insani amaçlara erişmeye yarayan, planlı insani
    faaliyetlerdir.
    Günümüzde özellikle özel işletmeler, artık tek kişi tarafından kurulan ve işletilen bir
    ekonomik model olmayı çoktan aşmış ve çok kişi tarafından kurulan, işletilen ve yönetilen
    yapılar olarak gelişmektedir. Yönetim, amaçlara yönelik beşeri ve psiko-sosyal bir süreçtir.
    Yöneticilik: Daha çok belirlenen amaçlar doğrultusunda gücünü yetkiden alan
    başkalarına iş yaptırma sanatıdır.
    İyi bir yöneticinin sahip olması gereken özellikleri klasik bir şekilde saymak yerine şu
    örnek olayı aktarmak, görevin önemini daha etkin bir şekilde kavratacaktır. (Geçmiş bir
    tarihte yayınlanan ve bütün dünyanın ilgisini çeken bir dialogtan alınmıştır.)

    Bir gün ,odama giren bir memur bana:
    -Efendim, siz birlikte çalıştığım arkadaşların birini bir derece terfi ettirdiniz. Yaş ve
    kademe bakımından aramızda bir fark yoktur. Öğrenimimiz de aynı. O benden daha yakışıklı
    da değil. Böyle olduğu halde beni terfi ettirmiyorsunuz,dedi..
    İşe dalmış şekilde mırıldandım:
    -Sokakta gürültüler var, duyuyor musunuz, nedir acaba?
    Memur can sıkıntısı ile cevap verdi :
    -Gidip sorayım efendim. Efendim
    Biraz sonra döndü,
    -Bir arabaymış efendim,
    -Yükü neymiş?
    -Gidip bakayım efendim.
    Mesai bitse de gitsek17
    Döndüğünde:
    -Arabanın yükü bir sürü çuval efendim.
    -Çuvallarda ne varmış?
    -Gidip bakayım efendim.
    Biraz sonra döndüğünde:
    -Çuvallarda çimento varmış efendim.
    -Bu araba nereye gidiyormuş?
    -Gidip bakayım efendim.
    Biraz sonra dönüp cevap verdi.
    - X ve Y inşaat şirketinin merkez şantiyesine gidiyormuş efendim.
    - Çok güzel. şimdi bana terfi eden arkadaşını çağırır mısınız? Hani şu haksız yere terfi
    eden arkadaşınız.
    Diğeri geldi. Ben mırıldandım:
    - Sokakta bir takım gürültüler oluyor. Nedir acaba?
    - Gidip bakayım efendim.
    Döndüğü zaman şöyle cevap verdi.
    - Kırk çuval portland çimentosu yüklü bir araba. Çimentoların menşei NewOrleans. X
    ve Y inşaat şirketinin merkez şantiyesine gidiyormuş. Uluslararası ulaşıma ait kamyon,
    çuvalları istasyondan almış, çuvallardan biri yolda patladığı için şimdi bunun yerini
    değiştirmeye çalışıyorlarmış.


    2.1.4. Yönetimin Özellikleri

    • Yönetimde, ulaşılması düşünülen belli bir amaç vardır,
    • Yönetim bir grup faaliyetidir.
    • Yönetimin beşeri özelliği vardır.
    • Yönetim bir işbirliği ve uzmanlaşma faaliyetidir.
    • Yönetim bir yetki faaliyetidir. Yönetimle yetkili kılınan kişi emir verme ve
    • başkalarının davranışlarını yönlendirme hakkına sahiptir.
    • Yönetim bir karar verme sürecidir.

    2.1.5. Yönetimin Fonksiyonları
    Yönetimin Temel Fonksiyonları:
     Planlama
     Organizasyon (örgütleme)
     Yöneltme (emir- kumanda)
     Koordinasyon (uyumlaştırma-düzenleştirme)
     Denetim (kontrol)

    Yönetimde Destekleyici Fonksiyonlar:
     İletişim
     Bütçe
     Karar verme

    İşletmelerde Denetim (Kontrol)
    Kontrol, yönetim sürecini tamamlayan ve tüm sürecin
    geri beslenmesini alan öğedir. Kontrol yapılabilmesi öncelikle
    bir planın olmasını gerektirir ki, süreç sonunda hedeflere
    ulaşılıp ulaşılmadığı kontrol edilsin. Bu aşamaya durum
    değerlendirmesi demek üstlendiği görev açısından uygun
    olacaktır. Nasıl ki iletişim sürecinde etkinlik için (feed-back)
    geri bildirim önemli ise, yönetim sürecinde de en önemli
    öğenin kontrol olması gerekir.
    Kontrol, planlama, organizasyon, yöneltme görevlerinin nasıl ve hangi ölçüde
    başarıldığının belirlenmesi, gerektiğinde düzeltici önlemlerin alınmasıdır. Bir başka ifadeyle
    kontrol; belirli hale getirilmiş bir istek, bir karar, bir planın uygulamaya konması sırasında,
    uygulamanın söz konusu istek veya plana uygunluğunu temin etme çabasıdır. Bir planın
    uygulanması sırasında, kontrol faaliyetleri bu planı düzeltici fonksiyon olarak vardır.
    Denetim fonksiyonu, birbirini izleyen aşamalardan oluşur.
     Denetimin yapılması sırasında 4 aşama belirlenir.
     Denetimin standartlarının belirlenmesi
     Gerçekleşen durumun ölçülmesi
     Gerçekleşen durum ile hedeflenen durumun karşılaştırılması
     Farklılıkların (sapmaların) nedenlerinin belirlenerek düzeltici önlemlerin
    alınması

    Denetim Çeşitleri:

    Dört çeşit denetim vardır:
     Önleyici denetim: İşletmeyi olumsuz yönde etkileyen faktörlerin hangi şartlarda
    ne zaman, nerede meydana gelebileceğini tahmin etme ve bunlara karşı tedbir
    almaktır.
     Düzenleyici denetim: Belirli bir dönem sonunda, belirli bir standarttan ne kadar
    sapıldığını araştırmak ve sapmaların belirli bir sınırı aşmışsa gelecek dönem için
    gerekli düzeltmeleri yapmaktır.
     Bütçe denetimi: Bütçelerin, belirli dönemlere ilişkin işletme amaçlarını
    rahatlıkla anlamaktır. Belli bir dönem sonunda elde edilen sonuçlar, daha önce
    tespit edilmiş rakamlarla karşılaştırılır ve böylece bütçe denetimi
    gerçekleştirilir.
     Proje denetimi: Uygulamaların belirlenen süre ve fiyat ölçülerine göre
    gerçekleşmekte olup olmadığını gösteren bir denetim türüdür.
    Denetimde dikkat edilmesi gereken husus, denetimin sürekli bir baskı haline
    getirilmemesidir.
     
  4. KıRMıZı
    Aşık

    KıRMıZı TeK BaşıNa CUMHURİYET V.I.P

    Katılım:
    22 Şubat 2008
    Mesajlar:
    27.183
    Beğenileri:
    4.778
    Ödül Puanları:
    11.580
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Karmaşıkkk
    Yer:
    TÜRKİYE
    Banka:
    375 ÇTL
    2.2. İç İlişkiler

    Bir iş yerinde çalışan insanların birbirleriyle ve çalıştıranlarıyla olan ilişkilerini ifade
    eder. Çalışanlar personel, çalıştıranlar ise işverenler ve yöneticilerdir. İç ilişkiler, kişiler
    arasında veya kişilerle; gruplar arasında veya gruplarla gerçekleşir. Bir işletmenin
    hedeflenen başarıya ulaşabilmesi, iç ilişkilerinde astların ve üstlerin bulundukları konumda
    görevlerini en iyi şekilde yapabilmelerine ve birbirleriyle olumlu ilişkilerine bağlıdır.

    2.2.1. Liderlik
    Liderlik, örgütlenmiş bir grubu, belli bir amacı yerine getirmek amacıyla insan
    davranışlarını etkileme faaliyetidir.
    Bu tanımları çoğaltmak mümkündür. Ancak tanımların birleştiği noktalar genelde
    aynıdır. Ortak payda durumundaki kriterler:
     Belli bir amacın olması
     Belli bir grup insanın olması
     Bu grubu yönlendirecek bir liderin bulunmasıdır.
    Aslında, bir kişiye bir şeyi yaptırmak o kadar zor değildir. Onlara, para ödülü veya iyi
    bir sicil vaat ederek iş yaptırılabilir. Eğer bunlar işe yaramazsa, ceza, makamını düşürme,
    işten kovmayla tehdit etme gibi yöntemlerle de kişiye iş yaptırabilir. Zaten, yöneticilerin
    çoğu da bunları yapmaktadır. Burada en önemli husus istektir. Önemli olan bir kişiye bir şeyi
    isteyerek yaptırmaktır. Buna göre liderlik, yapılması gerektiğine inanılan şeyi başkasına
    istekle yaptırabilme sanatıdır.
    Lider; zekası, bilgisi, becerisi ile kendisini izleyen grup üyelerinden daha yeteneklidir.
    Bu yetenekleri ile grubun güvenini kazanır, grubun kendisine inanmasını sağlar ve grubun
    hakları adına hareket ederek onları temsil eder.
    Yapılan bir araştırmada bir liderde bulunması gereken ve çoğunluk tarafından istenen
    özellikler şunlardır:

     Dürüst, doğru söyleyen, güvenilir, karakterli, inançlı
     Rekabetçi, yetenekli, üretken
     Teşvik edici, kararlı, yönlendirici olarak sıralanmaktadır
     Uygulamada çok değişik özellikler taşıyan lider tiplerine rastlanır. Bu tipler
    yönetim anlayış ve felsefesine bağlı olarak orta çıkar. Bu konuda yapılan
    araştırma sonucu şöyledir:

     Otokratik lider: İş görenler üzerinde baskı ve katı denetim uygulayarak sadece
    üretim amacını taşıyan lider tipi.
     Liberal lider: İnsana ve üretime pek değer vermeyen sadece özgürlüğü savunan
    lider tipi.
     Hümanist lider: İnsana aşırı önem veren “her şey insan için ” diyen ve üretimi
    ikinci plana iten lider tipi.
     Tatlı-sert lider : İnsana ve üretime eşit şekilde önem veren ve biraz da orta yolu
    benimsemiş lider tipi.
     Demokratik lider: Kişiye maksimum düzeyde önem verilmesini savunan lider
    tipidir.

    2.2.2. Yetki
    Yetki, başkalarına iş yaptırma gücü, işin yapılmasını başkalarında isteme hakkıdır.
    Yetki karar alma ve uygulama hakkıdır. O halde yetkili kılınan kişi, emir verme, başkalarının
    davranışlarını yönlendirme hakkına sahiptir.
    Tanımı incelediğimizde, yetkinin üç özelliği ortaya çıkmaktadır:
     Birincisi, yetki bir haktır.
     İkincisi, yetkili kişi hakkın kullanılması ile dolaysız olarak kendi davranışları
    üzerinde, dolaylı olarak da başkalarının davranışları üzerinde söz sahibidir.
     Üçüncüsü ise, çalışana istediği davranışları yaptırabilmesi için yetkili kişinin
    ödüllendirme ve cezalandırma gücüne sahip olmasıdır.
    Üst'ün (yöneticinin) verdiği bir emri ast'ın (yönetilenin) yerine getirmesi ya da
    reddetmesi mümkündür. Ast bu iki seçenek arasında tercih yapmadan ve karar vermeden
    önce düşünecek, kabul ya da reddetmekle sağlayacağı üstünlüklerden hangisi ağır basıyorsa,
    ast o yönde bir davranış gösterecektir.
    Astlar, üstlerin yetkilerini şu nedenlerden dolayı kabul edecektir:
     İyi olduğuna inandıkları bir amacın gerçekleşmesine yardımcı olmak,
     İş arkadaşlarının onayını almak
     Üstleri tarafından ödüllendirilmek
     Ahlak standartlarına uygun hareket etmek
     Sorumluluk kabul etmekten sıyrılmak
     Üstlerin liderliklerini beğendikleri
    Yetki ile görevi karıştırmamak gerekir. Görev, çalışanların yapmakla zorunlu
    oldukları işlerdir. Yetki ise çalışanlardan görevle ilgili işin yapılmasını isteme hakkıdır.
    Örneğin, okul müdürünün öğretmenden derse girmesini istemesi müdürün yetkisi,
    öğretmenin derse girmesi onun görevidir.

    2.2.3. Disiplin
    Maddi örgütsel faktörlerde olağan ve olağanüstü koşullardan dolayı meydana gelen
    kayıp ve zararlar kolayca giderilebileceği halde, insan alışkanlık ve davranışlarından dolayı
    ortaya çıkan zarar ve kayıpları gidermek ve arzu edilen alışkanlık ve davranışları
    kazandırmak son derece güç bir iştir. Örneğin, bozulan veya bakımsızlıktan dolayı iyi
    çalışmayan bir makine veya tezgah tamir edildikten ya da bakımı yapıldıktan sonra istenen
    biçimde çalışabilmektedir. Ancak; düzeni bozan, işyeri koşullarına uygun hareket etmeyen,
    işe geç gelen veya devamsızlık yapan, işyeri koşullarına uygun hareket etmeyen bir kişiyi bu
    uygunsuz davranışlardan vazgeçirmek ve bunların yerine o kişiye uygun alışkanlık ve
    davranışlar kazandırmak son derece güçtür.
    Disiplin, Latince ‘birini izleyen' ya da ‘birinin peşinden giden' anlamına gelen
    “disciple” kökünden türetilmiş. ‘Peşinden götürme, kendisini takip ettirme' fiillerini ise
    yetenekli ve becerikli bir yönetici yapabilir. Bu açıklamalardan sonra disiplin kavramını,
    personelin inanarak ve arzu ederek iş yeri kurallarına ve düzenine uygun davranış
    göstermesini sağlayan güç olarak tanımlayabiliriz. Burada vurgulanması gereken çok önemli
    bir husus, personelin inanarak ve arzu ederek işyeri kurallarına ve örgüt düzenine uyması
    gerektiğidir. Etrafına güç gösterisinde bulunan ve astlarını tehdit eden bir yönetici belki kısa
    süre içinde etkili olabilir. Astlar, örgütsel düzene ve işyeri kurallarına görünüşte uygun
    davranış gösteriyorlarmış gibi hareket ederler. Ancak duygusal bir doyumsuzluk ve
    küskünlük belirli bir zaman sonra yerini bilinçaltı kırgınlık ve kine bırakacaktır.

    2.2.4. Yetki Devri
    Yetki devri, işletmenin büyüklüğüne ve verilen yetkinin genişliğine bakılmaksızın
    büyük önem taşır. Yetki devri; üst yönetim tarafından belli bir yetkinin alt basamaklara
    devredilmesidir. İşletmede başarı sağlamak, yetki ve sorumlulukların açık bir şeklide
    belirlenmesi ve gerektiğinde yetkinin planlı bir şekilde alt kademelere devredilmesi ile
    yakından ilgilidir.
    Bir kuruluşta başarılı insan ilişkilerinin gelişebilmesi
    için yetki devrinde şu kurallara uyulması gerekir:
    Devredilen yetki, işin yapımı için uygun olmalıdır,
    sınırlı yetki işin başarılmasını engeller.
    Devredilen yetkinin kötüye kullanılmaması için yetki
    güvenilir, yetenekli, başarılı olanlara devredilmelidir.
    Devredilen yetkilerin sınırları belirlenerek başkalarının yetkilerine müdahale önlenir.
    Devredilen yetki ile birlikte kişiye sorumluluk da yüklenmelidir. Ancak yetki ile
    sorumluluk denk olmalıdır.
    Devredilen yetki kişinin makamına uygun olmalıdır.
    Üst düzey yönetici, yetkileri alt kademelere aktarırken makam atlamamalıdır. Bir alt
    makama onun üstü olan makamdan daha fazla yetki devredilmemelidir.

    2.2.5. Çalışanların Eğitimi
    İnsan yaptığı şey ne olursa olsun, öğrenmeyi
    sürdürürse kendisini geliştirebilir. İşletmeler için de
    benzeri bir durum geçerlidir. Bir işte uzmanlaştığına
    inanılarak konuyla ilgili her şeyin öğrenildiği sanılıp
    mücadele bırakıldığı takdirde, rakipler sizin önünüze
    geçeceklerdir..
    Başarı için, doğru zamanda, doğru yerde, doğru
    bilgi ve beceriye sahip insanların bulunması gerekir. Bu
    ise eğitimle kazandırılabilir.
    Eğitim, başkalarının deneyimlerinden bir şeyler öğrenmenin yolu olarak
    tanımlanabilir. Doktorların sıkı bir eğitimden geçmeden insanları tedavi etmeye
    kalkıştıklarında olabilecekleri düşünün.
    Her şeyden önce işe adam alırken öğrenmeye doymayan; sınıfta, büroda yada evde
    olsun öğrenmenin yaşam boyu sona ermeyen bir süreç olduğunu düşünen insanlar alınıp
    istihdam edilmelidir. Eğitimli yöneticiler ve elamanlar, eğitim görmemiş rakiplerini kolayca
    geçmektedirler.
    Çalışanların eğitimi şu şekillerde gerçekleştirilebilir:
     Personel giderleri karşılanarak çalışanlar okula, kursa gönderilmelidir.
     İşletmede bir kütüphane kurularak kütüphane kitaplarla, kasetlerle
    doldurulmalıdır.
     Bilgisayar kurslarına personel gönderilmeli, onların yaptıkları işi daha ucuz ve
    daha kaliteli yapmalarında bu teknolojik imkanlardan yararlanılmalıdır.
     İnsanlara görev vererek ve projeler hazırlatarak insanlar daha fazla sorumluluk
    testinden geçirilmelidir. Yararlanabilecek herkese eğitim verilmesi
    sağlanmalıdır
     Eğitici video programları veya kendini yetiştirme kitapları insanların kendilerini
    geliştirmeleri konusunda faydalı olmaktadır. Japonya'da çalışan nüfusun çoğu
    sürekli okumaları nedeniyle kendi sanayileri ve rakipleri konusunda bilgiye
    sahiptirler
     İnsanları, kendilerine daha fazla iş vererek müşteri ve bayileri ziyaret ederek ya
    da işyerinde görev değişiklikleri yaparak daha büyük görevlere hazırlayabiliriz

    2.2.6. Teşvik Tedbirleri
    Çalışanların işe teşvik edilmeleri için ödüllendirilmeleri ve
    gerektiği zaman disiplin kurallarının işletilmesi, onları verimli
    çalışmaya itecektir. Başarılı olanların ödüllendirilmesi ile birlikte
    tüm çalışanların ödüllendirilmesi de kendilerinin önemli olduğu
    hissini vermek adına gereklidir.
    Başarılı olanlara verilecek ödülleri şu şekilde sıralayabiliriz:
     Teşekkür, takdir ve başarı belgesi vermek
     -Para ikramiyesi vermek, ücretine zam yapmak, kardan pay vermek
     Masrafları iş yeri tarafından karşılanmak üzere tatile göndermek
     Terfi ettirmek, başarılı yöneticileri ortak etmek( Örneğin,ülkemizin büyük iş
    adamlarından Vehbi Koç, başarılı bulduğu yöneticileri şirkete ortak etmiştir.)
     Başarısı hakkında konuşmasını sağlamak, fikirlerine ve görüşlerine değer
    vermek
     İş yerinde çıkan yayınlarda ilan etme (gazete, dergi vb)
    Burada dikkat edilmesi gereken en önemli husus gerçek anlamda başarılı olanların
    ödüllendirilmesidir. Hak etmeyen bir personeli ödüllendirmek teşvik tedbiri olamayacağı
    gibi iş yerindeki olumlu ilişkileri de zedeler.
     
  5. KıRMıZı
    Aşık

    KıRMıZı TeK BaşıNa CUMHURİYET V.I.P

    Katılım:
    22 Şubat 2008
    Mesajlar:
    27.183
    Beğenileri:
    4.778
    Ödül Puanları:
    11.580
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Karmaşıkkk
    Yer:
    TÜRKİYE
    Banka:
    375 ÇTL
    2.3. Çalışanların Birbirleri İle İlişkileri

    Bir iş yerinde çalışanların birbirleriyle olan olumlu
    ilişkileri iş yerinin başarısını etkileyen önemli unsurlardandır.
    Huzurlu bir ortamda çalışanlar işlerinde beklenen başarıyı
    gösterebilecekleri için kaynaklar daha etkin kullanılacaktır,
    kalite ve üretim miktarı artacaktır, dolayısıyla karda artacaktır. İşletme içinde ast ve üst'lerin
    ilişkileri aşağıdaki hususlarla ilgilidir.

    2.3.1. Dayanışma
    İnsanların, bir amacı gerçekleştirmek için karşılıklı olarak yardımlaşma, duygu,
    düşünce ve çıkar birliği içinde olmalarına Dayanışma denir. Yapılan araştırmalar, rekabet
    yerine iş birliğini tercih eden grupların daha başarılı olduklarını ve daha fazla haz aldıklarını
    ispatlamıştır. Rekabetçi, diğer bir ifadeyle yarışmacı çalışmaların verimi artırmadığı toplam
    üretimi azalttığı yapılan uygulamalar sonucunda anlaşılmıştır.
    Günümüzde çağdaş işletmelerin üzerinde çok sık durduğu bir terim, Takım ruhu'dur,
    bu konuyla ilgili birçok isim kullanılmaktadır. Bunlardan bazıları: Takım çalışması, grup
    dinamiği, ekip ruhu, kurumdaşlıktır. Adı her ne olursa olsun, hepsinin bir tek amacı ve işlevi
    vardır: Tüm işletmenin bir bütün olarak çalışması, bütünlüğün oluşması için etkileşim
    paylaşım.
    Dayanışmanın en iyi örneğini doğada” V” şeklinde
    uçan kuşlar sergilemişlerdir.
    Dayanışma ruhunu ve sonuçlarını bu örneğin
    aşamalarında yaşayarak öğrenelim.
    Kuşlar ”V” şeklinde uçuş sayesinde; doğa bilimciler
    tarafından en doğru yere, en kısa sürede, en az fire vererek
    göç eden canlılar olarak saptanmıştır.
    Her kuş, kanatlarını çırparken kendisini izleyen diğer kuşu yukarı kaldıran bir güç
    oluşturur. Bütün bir sürü “V” biçiminde uçarken tek bir kuşun uçabileceğinden en az %71
    oranında fazla bir uçuş mesafesi kat eder. Bir kuş “V” biçiminin dışında kaldığı zaman
    havanın sürtünme kuvvetini hisseder ve hemen önündeki kuşun kuvvetinden yaralanabilmek
    için diğer kuşların temposunu yakalar. Önde giden kuşlar yoruldukları zaman arkaya
    geçerler, diğer kuşlar öne doğru yol alırlar. Bu dönüşüm sayesinde en fazla kanat çarpan
    kuşlar dinlenme hakkını kazanırlar
    Arkadaki kuşlar, öndekileri, hızlarını koruma konusunda cesaretlendirmek ve
    yüreklendirmek için öterler. En önemlisi de bir kuş hasta olduğu veya yaralandığı için takım
    oluşumunun dışında kalırsa, başka bir kuş onunla birlikte gruptan ayrılarak havalanmasına
    yardın etmek ve onu korumak için aşağıya doğru takip eder.. Hastalanan ya da yaralanan
    kuş uçabilecek duruma gelinceye kadar onunla kalır, yalnızca o zaman başka bir takımla
    bütünleşmek ve kendi sürülerine yetişmek için havalanırlar.

    2.3.2. Davranış Tahmini
    Davranış, kişinin yaptığı ve herhangi bir yolla
    ölçülebilen her şeyini kapsar. Üzülmek, düşünmek,
    sevinmek birer davranıştır. Davranış sözcüğü, bireyin gözle
    görülebilen eylemlerinin yanı sıra, doğrudan gözlenemeyen
    içsel olaylarını da kapsar. Örneğin; hatırlamak, unutmak, hayal kurmak gibi zihinsel süreçler
    de davranış tanımının kapsamı içinde yer alır.
    Karşımızdaki bir insanının ne zaman nasıl davranacağını tahmin edebilmek için o
    insanı çok iyi tanımamız gerekir. Hepimiz anne babalarımızın, kardeşlerimizin ve iyi
    tanıdığımız arkadaşlarımızın davranışlarını az çok tahmin edebiliriz. Bu davranış tahmini, iş
    yerinde birbirlerini çok iyi tanıyan çalışanlar arasında da ast'larla üst'ler arasında da
    olabilmektedir. İş yerine gelen müşterilerin ve iş yapılacak olan kimselerin davranışlarını
    tahmin edebilmek, insan psikolojileri konusunda bilgi sahibi olabilmeyi ve “insan sarrafı”
    dediğimiz kişilikte olmayı gerektirir. Ancak bu tahminler her zaman kesinlikle doğru
    olacaktır düşüncesi insanları ön yargılı yapar. Ön yargılar da insan ilişkilerinde iletişimi
    engelleyen unsurlardandır. Bu konuda yanılma payını da unutmamak gerekir.
    İş yerinde çalışanlar, izin konusunda, ücret konusunda, disiplin kuralları konusunda,
    amirlerinin nasıl davranacaklarını çok iyi tahmin ederler. Amirler de beraber çalıştıkları
    personelin emirler, komutalar konusunda, iş yerinden beklenen disiplin konusunda onların ne
    kadar duyarlı, titiz ve dikkatli davranacakları konusunda çok rahatlıkla tahminlerde
    bulunabilirler. Bu davranış tahminlerinin kaynağı, geçmişte yaşanan olayların değerlendirilip
    bilgilerin toplanmasıdır; bu tecrübelerin olumlu yönde kullanılması iş yerinde barışı
    artıracaktır. Yerine getirilmeyeceği tahmin edilen taleplerin açıklanmasına da gerek
    kalmayacaktır.
    Davranışları anlayabilmek ve önceden kestirebilmek durumunda olanların, içinde
    bulundukları yerin değer yargılarını, kültürünü, doğrularını yanlışlarını, inançlarını, duygu ve
    düşüncelerini eğitim düzeyini araştırmaları gerekir. Eğitim insan davranışlarının değişmesini
    sağlayan önemli bir unsurdur. Sayılan bu unsurların yanında, kişilerin yetenek, beceri, bilgi
    ve alışkanlıkları da davranışlarına etki eden faktörlerdendir. Bütün bunları bilen kişilerin
    daha isabetli davranış tahmininde bulunması mümkündür.

    2.3.3. İşe ve Çevreye Uyma
    Çalışma yaşamına ilk kez başlayanlar için kuruluşun ortaya koyduğu kurallara uygun
    davranışlar gösterme, diğer çalışanlarla iyi ilişkiler kurabilme; işletmede görev yeri
    değişikliği yapan personel için bilgi ve beceri eksikliğini giderme, işletmeye bağlılık
    duygusunu geliştirme, işten ayrılmayı azaltma, yanlış anlamaları önleme amacıyla yapılan
    faaliyetlerin tümü işe ve çevreye uyum olarak ifade edilir.
    İşe yeni alınan personeli işe ve çevreye alıştırırken kendilerini rahat hissetmelerini
    sağlamak gerekir, onları sıkıştırmak gergin olmalarına sebep olur. İnsanlar gergin
    olduklarında öğrenemezler. Anlamadıkları şeyleri kendilerini suçlu ya da budala gibi
    hissetmeden sormaları için teşvik etmek gerekir. İşletme içinde yeri değiştirilen personelin
    de yeni işini öğrenmesi amacıyla bu personele eğitim vermeyi unutmamak gerekir. Bunların
    işletmeyi tanımaları gerekmeyecektir; ama yeni bölümü ve işi tanımaları gerekir. Aynı işi
    yapan başka bir işetmeden gelen birinin de işini sizin işletmenizin yöntemleriyle yapması
    için eğitilmesi gerekir. Çünkü daha önce öğrenileni unutmak o kadar kolay değildir.

    2.3.4. Ortak Amaçlı Kuruluşlar
    Ortak amaçlı kuruluşlar, üyelerinin ortak amaçlarını
    gerçekleştirmek için faaliyette bulunan kuruluşlardır. Bunlar;
    yapı kooperatifleri, sendikalar, dernekler ve yardımlaşma
    sandıkları gibi kuruluşlardır. Ortak amaçlı kuruluşlar,
    çalışanların iş yeri tarafından karşılanamayan bazı ihtiyaçları
    için kendi gayret ve harcamalarıyla oluşturdukları
    kuruluşlardır. Çalışanlar, çalışma saatleri dışında bu kuruluşlarda bir araya gelirler. Ortak
    amaçlı kuruluşlar, üyelerinin ihtiyaçları dışında, çeşitli sosyal, ekonomik, kültürel, siyasi ve
    ailevi ilişkilerinin kurulmasını da sağlar.

    2.4. Dış İlişkiler

    Bir işletmenin faaliyetlerini sürdürebilmesi için diğer kişi ve kuruluşlara ihtiyaç
    vardır. İşletmelerin kuruluş amaçları insanların ihtiyaçlarını karşılamaktır. Bu ilişkilerin en
    önemli kısmını müşterilerle olan ilişkiler oluşturur. Diğeri ise ortaklarla olan ilişkilerdir. Bir
    çok büyük işletmenin ortakları birbirlerini tanımadıkları gibi, çalışanlarda ortakları
    tanımayabilir. Böyle işletmelerin ortaklarıyla ilişkileri dış ilişkiler olarak değerlendirilirken
    ortak sayısı az olan küçük işletmelerin ortaklarıyla ilişkileri, çalışanları daha rahat tanıma
    imkanı verdiğinden iç ilişkiler olarak kabul edilir.

    2.4.1. Müşterilerle İlişkiler
    İşletmelerin ürettikleri mal veya hizmeti satın alan kişilere
    Müşteri denir. Biz insanlar, tüketiciler olarak satın aldığımız bütün mal
    ve hizmetlerden dolayı müşteri olarak isimlendiririz.
    İş hayatı, pazar için, bölgeler için, hepsinden çok daha önemlisi müşteri için her
    zaman rekabete sahne olmaktadır. Artık müşterilerin beklentileri her zamankinden yüksek ve
    kendilerine sunulan seçenek genişliği her zamankinden fazladır. Yapılan araştırmalar
    müşterilerin umdukları ile buldukları arasında büyük bir uçurum olduğunu göstermiştir.
    Müşteri hizmeti bu uçurumu kapatmayı amaçlar.
    Müşteri sadece bir kere aldatılır. Eğer söz verir de yerine getirmezseniz müşteri size
    bir daha uğramayacaktır.
    Birçok iş kolunda müşterilerle en çok teması olanların, en az eğitimli, en düşük ücretli,
    motivasyonu eksik ve deneyimsiz kimselerden oluşması şaşırtıcı bir durumdur. Çay
    götürmek, sandviç götürmek, müşterilerle ilgilenmek sanki kirli bir iş de, insanlar bir an
    önce bundan kurtulmak istiyorlar gibi.
    Müşteriye hizmet bu lekenin kaldırılması için, bulunmuş modern bir deyimdir. “Bilgi
    teknolojisinde çalışıyorum, şirket bankacılığındayım.” demek insanların hoşuna gidiyor. Bu
    insanlara göre, hizmet, kölelikten bir basamak yukarıda, bayağı bir şey olarak görülüyor.27
    Fakat bir an durun ve en gözde kuru temizlemeciden, en gözde lokantanıza, en gözde
    manavınıza kadar ilişkilerinizi zevkle sürdürdüğünüz iş yerlerini düşünün. Sizi bu iş
    yerlerine sadık kılan nedir?
    Bir işletmeye devamlı müşteri olan birine, neden her zaman buradan alış veriş
    yaptığını sorsanız size: “Burası uygun, hep buradan alıyorum, başka bir yerden mi
    almalıyım?” diyecektir. Bununla birlikte devamlı müşteri: “Bu insanlar harikulade, satın
    almadığım zaman bile benimle ilgileniyorlar. Kesinlikle tavsiye ederim. Harika iş
    yapıyorlar.” diyecektir ve sizin de o işletmeye müşteri olmanız için teklifte bulunacaktır.

    2.4.2. Ortaklarla İlişkiler
    Bir işletmenin birden çok sahibi varsa, ortaklar ifadesi
    kullanılır. Tek kişilik işletmelerde ortaklardan söz edilmez.
    Ortaklar şirketlerin sahipleridir. Şirket, birden çok sahibi olan
    işleteme demektir.
    Küçük işletmelerde, ortaklarla ilişkiler iç ilişkiler olarak ifade edilirken halka açık bir
    anonim şirkette ortak sayısı çok olduğundan ortaklarla ilişkiler dış ilişkiler olarak ifade
    edilir. Birbirlerini ve işletmede çalışanları her zaman tanıma fırsatı bulamayan insanların,
    aynı amaç doğrultusundaki faaliyetlerini yönlendirmeleri aralarında kurdukları olumlu insan
    ilişkileri ve istekli çalışmalarıyla mümkün olacaktır.

    2.4.3. Rekabet
    Rekabet, aynı amaca ulaşmak isteyenlerin aralarında
    yaptıkları mücadelelerden oluşmaktadır. Rekabette, kimlere ve
    neye karşı rekabete girildiğinin bilinmesi zorunludur. Rekabet
    edebilmek için kendimizin ve rakiplerimizin, pazardaki rekabetin
    güçlü ve zayıf noktalarını bilmek gerekir. Bir rakibin tanınması,
    bir müşterinin tanınması kadar önemlidir. Eski çağların basit
    mantığı yerini, iletişim çağının aşırı karmaşıklığına bırakmıştır.
    Artık rakiplerin en ince ayrıntılarına kadar incelenmesi
    gerekmektedir.
    İşletmeler faaliyette bulundukları sektörlerde başarılı olabilmek için rakiplerinin
    gücünü ve zayıflıklarını bilmek zorundadırlar.
    Rakipler kimlerdir?
    Faaliyet alanları nelerdir?
    Kuvvetli ve zayıf tarafları nelerdir?
    Mal ve hizmet ve fiyat kalitesi nasıldır? Bu soruların cevaplarının verilmesi
    işletmenin başarısında etkili ve yardımcı olacaktır
     

Sayfayı Paylaş