1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

İş ile ilgili deyimler

Konusu 'Deyimler ve Anlamları' forumundadır ve YoRuMSuZ tarafından 8 Şubat 2015 başlatılmıştır.

Etiketler:
  1. YoRuMSuZ
    Avare

    YoRuMSuZ Biz işimize bakalım!

    Katılım:
    7 Haziran 2006
    Mesajlar:
    24.439
    Beğenileri:
    7.366
    Ödül Puanları:
    11.330
    Cinsiyet:
    Bay
    Banka:
    8.922 ÇTL
    Başını bir yere bağlamak: Bir işe yerleştirmek, işsizlikten kurtarmak. ”Çok geçmeden oğlunun da başını bir yere bağlamayı becerdi.”

    Bir baltaya sap olmak: Belirli bir sanat ya da iş sahibi olmak. ”Şu yaşa geldin ama bir baltaya sap olamadın gitti.”

    İş ayağa düşmek: İş sorumsuz, yetkisiz ve beceriksizlerin elinde kalmak. ”Bunlar da işi iyice ayağa düşürdüler.”

    İş başa düşmek: Beklediği yardım gelmeyince, kendi işini kendisi yapmak zorunda kalmak. ”İş başa düştü desene!..”

    İş çatallanmak (çatallaşmak): Bir işin sonuca oluşması konusunda türlü güçlüklerle karşılaşmak, ya da çeşitli seçeneklerle yüz yüze gelmek, sonuca nasıl ulaştırılacağı bilinemez olmak. ”İş gittikçe çatallaşıyor, sense aldırmıyorsun bile.”

    İş çığırından çıkmak: Bir iş asıl amaçtan çıkarak düzelmesi güç bir durum almak, bir bozukluk ve kargaşalık baş göstermek.

    İş inada binmek: Bir işi yapmakta direnmek.

    İşi düşmek: Birinin yardımına ihtiyaç duymak. ”Eh, onun da bize işi düşecek bir gün.”

    İşe koşmak: Birini bir iş yapmak üzere görevlendirmek, göndermek.

    İşi ağırdan almak: Acele etmemek, bir işi yapmak için isteksiz görünmek. ”Söyle onlara, işi ağırdan almasınlar, müşteriler mal bekliyor.”

    İşi azıtmak: Yanlış ve aşırı yollara sapmak. ”Bu çocuk da işi iyice azıttı.”

    İşi Allah`a kalmak: Güç şartlar altında, beşerden hiçbir yardım umudu kalmamak.”Kime baş vurduysa bir sonuç alamadı, artık işi Allah`a kalmıştı.”

    İşi başından aşmak: Pek çok işi olmak, iş içinde kaybolmak.

    İşi bitmek: 1. Hâli, gücü kalmamak. 2. Yaptığı işi sona ermek. ”Git de bak, babanın işi bitmiş mi?”

    İşi duman olmak: İşi ve durumu kötü olmak, berbat bir durumda bulunmak.

    İşi iş olmak: İşi yolunda, iyi olmak; hâlinden memnun bulunmak. ”İşi iş herifin, baksana yan gelip yatıyor her gün.”

    İşinden olmak: Bir süredir yaptığı işi elinden gitmek, görevini yitirmek. ”Haydi canım, yoluna git de patronunla kavga etme; yoksa işinden olacaksın.”

    İşi sıkı tutmak: Gevşekliğe yol açmamak, işe gereken önemi vermek ve sağlıklı yürümesini sağlamak.

    İşi tıkırında olmak: İşi çok uygun ve iyi olmak.”O konuşmayacak da ben mi konuşacağım, işi tıkırında adamın.”

    İşi yokuşa sürmek: Yapılabilir, görülebilir işi yapmamak için güçlük çıkarmak, bahaneler ileri sürmek.

    İşkembeden atmak: Uydurarak söylemek, tutarı olmayan sözler sarf etmek. ”Ona sakın inanmayın, işkembeden atıyor.”

    İş sarpa sarmak: İş, içinden çıkılması zor bir durum almak; engellerle karşılaşmak. ”İşler sarpa sarmadan çekip gidelim buradan.”

    İşten el çektirmek: Görevden uzaklaştırmak. ”Yolsuzluk yaptığı iddiası ile işten el çektirdiler ona.”

    İş yok: O şeyde yarar yok, faydası olmaz. ”O arabada hiç iş yok, almaya değmez.”
     
    KıRMıZı bunu beğendi.

Sayfayı Paylaş