1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

İş – Özel Hayat Dengem Nerelerde

Konusu 'Kariyer' forumundadır ve Mc_ÖRGE tarafından 29 Eylül 2009 başlatılmıştır.

  1. Mc_ÖRGE

    Mc_ÖRGE HalaMadrid

    Katılım:
    15 Eylül 2009
    Mesajlar:
    1.648
    Beğenileri:
    83
    Ödül Puanları:
    1.330
    Cinsiyet:
    Bay
    Meslek:
    Kaptan
    Yer:
    İzmir
    Banka:
    714 ÇTL
    Son zamanlarda bu kavramı çok sık duyar olduk. Nedir iş-özel hayat dengesi?

    Önce şu sorulara bir göz atın:

    Geceyarılarına kadar çalışıp eve gidemiyor musunuz?
    Cumartesi günü kızınızı arkadaşının doğumgünü partisine götüremiyor musunuz?
    Öğlenleri sandviç kemirmekten göbek mi bağladınız?
    Üniversiteden yakın bir arkadaşınızın yeni doğan bebeğini ziyarete ancak 8 ay sonra mı gittiniz?

    Bu soruların çoğuna evet yanıtı verdiyseniz, sizin bir işiniz var ama maalesef kendiniz "yok" sunuz.

    Bir gün 24 saat, önünüze bir kağıt alıp yazın şimdi, bu 24 saati nasıl geçiriyorsunuz? Mesela sonuç şöyle çıktı: 9 saat iş, 2 saat yol, 1 saat yemek, 8 saat uyku, kaldı 4 saat. Bu dört saatte spor salonuna mı gideceksiniz, arkadaşlarınızla mı buluşacaksınız, dergi-kitap mı okuyacaksınız, ailenizle tv mi seyredeceksiniz, cam boyama mı yapacaksınız? İş-özel hayat dengesi, bu 24 saati planlamak, kendimizi işe kaptırıp kişisel gelişim, sosyal hayat, hobiler, sosyal sorumluluk, gezi ve keyif alınan aktiviteleri ıskalamamak anlamına geliyor.

    İş dünyası bize, biraz da tembel ve ertelemeci Doğu kültürünün aşıladığı alışkanlıkları yıkarak işte başarıyı empoze ediyor. Ama, başarıyı, çalışkanlığı, verimliliği işe giriş çıkış saatleriyle ölçmek maalesef yine Doğu'lu yanımızın bir marifeti. Bazı şirketlerde akşam 7'de işten çıkmak kaytarmacılık olarak algılanıyor. Şirket kültürleri öyle şekillenmiş ki, herkes çok çalışmalı, hep meşgul görünmeli, müdürler böylece bize pozitif bakar ve bizi takdir eder. Bu çok yanlış bir yargı: bu bakış açısı kişisel inisiyatifi, kişiler arası farklılıkları göz ardı ediyor, belli bir birim zamanda herkesin aynı oranda ve kalitede iş çıkaracağını varsayıyor. Oysa ki bu hem psikoloji, hem de yönetim biliminde hiç de yer bulmayan bir yaklaşım. Ne memurlar gibi saat 6 olsa da gitsek demeli, ne de bankacılar gibi gece 12'lere kadar ofiste kalmayana yan gözle bakmalı.

    Batı'da pek çok firma esnek saat uygulamasına geçti. Çünkü "Bu kişisel farklılıkları kurum lehine en iyi şekilde nasıl kullanabilirim" diye soran şirketler bunlar. Her insanın biyolojik saati farklıdır. Kiminin en üretken zamanı sabah 8-11 arasıdır. Kiminin başka bir aralıktadır. Kişinin hangi işi ne zaman, nasıl bir enerji düzeyiyle yapacağı, iş sonuçlarına kendi planları, yöntemi ve inisiyatifiyle nasıl ulaşacağı kendisine kalmıştır. İşe 9'da gelmek zorunluluğu yok; istersen 11'de gel, akşam 7'de çık. Bazı işler evden yapılıyor. Sonuç önemli; ofiste bekleyen bir müşteri yoksa sabah bir kaç saat evden çalışabilirsiniz. Bizim komiser üniformalı yöneticilerimizin bu olguya sıcak bakması biraz zaman alacak gibi görünüyor.

    Alıntı
     

Sayfayı Paylaş