1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

İslam ' da AŞK...

Konusu 'Genel Dini Konular' forumundadır ve zemheri tarafından 16 Temmuz 2009 başlatılmıştır.

  1. zemheri

    zemheri Usta

    Katılım:
    23 Ekim 2008
    Mesajlar:
    742
    Beğenileri:
    11
    Ödül Puanları:
    630
    Meslek:
    öğrenci
    Banka:
    6 ÇTL
    1-)AŞKIN NİTELİĞİ:
    İslam'da körü körüne bir aşk yoktur.Sevilen dinen caiz olan kimse olmalı seven de Allah için sevmelidir.Aşkı dinen sevilmesi gereken kişileri sevmemeye sebep olmamalı ibadetlerini ihmal etmemelidir.


    2-)AŞKIN ZAMANLAMASI:

    Bir müslüman sadece evlenmek niyetiyle sevebilir ve evlendikten sonra görevlerini yerine getirebilecek donanıma sahip olmalıdır.Bunun için uygun bir yaşa helal kazanacak bir işe belirli bir olgunluğa gelmelidir.Çünkü aşk ve evlilik bir heves ve oyuncak değil kişinin bütün hayatını ve ahiretini etkileyecek bir süreçtir.


    3-)AŞK KİŞİYİ HARAMA GÖTÜRMEMELİDİR:
    Dinimizde aralarında nikah olmayan namahremlerin ilişkileri belirli kurallara bağlanmıştır.Bu kimselerin cinsel içerikli bakışları konuşmaları dokunmaları baş başa görüşmeleri caiz değildir.
    Elbette ki aşk hafife alınamaz ve insanın duygularına hükmetmesi kolay değildir.Yavuz Sultan Selim gibi bir cihan padişahı şöyle demekten kendini alamamıştır:


    Şirler pençe-i kahrımdan olurken lerzan
    Bir gözleri ahuya zebun etti felek

    yani 'aslanlar benim kahır ve galibiyet pençemde tir tir titrerken felek beni ahu gözlü bir güzele köle etti'demektedir.



    Aşk mıdır ki can-ı dil mülkünü yağma eyleyen
    Aşk mıdır sinem içinde gelip de can eyleyen
    Aşk mıdır ki boynuma takıp bela zincirini
    Gezdirip mecnun gibi alemde rüsva eyleyen…

    Aşk mıdır ki bivefa güller elinden geceler
    İnletip bülbülleri ta subh-u güya eyleyen
    Aşk mıdır ki bir keman ebru nigarın yadına
    Ok gibi kaddimi büküp benim de ya eyleyen…

    Aşk mıdır ki fenni derdi okutup aşıklara
    Fasl-ı babı sinemin levhinde inşa eyleyen
    Aşk mıdır ki bu Muhibbi sinesine dağ vurup
    Ahir anın gözleri yaşını derya eyleyen…

    Muhibbî ( Kanuni Sultan Süleyman )

    Rasulullah (sav): “Hatice (ra) kadınlarının en iyisidir”


    Hz.Aişe (ra): “Hatice’yi kıskandığım kadar Hz.Peygamber (sav)’in hanımlarından hiçbirini kıskanmadım. Halbuki ben (evlendiğimde) kendisini görmemiştim ama Hz.Peygamber (sav) onu sıkça anardı. Bazen koyun kesip parçalara ayırıp Hatice’nin samimi dostu kadınlara gönderirdi. Bazen de ben kendisine: “Sanki dünyada Hatice’den başka kadın yok” demişimdir. O da: “Hatice şöyle idi şöyle şöyle idi benim ondan çocuğum var” buyurdu demiştir.


    HzAişe (ra) anlatır: “Hatice’nin kızkardeşi Hale Bintu Huveylid Rasulullah (sav)’ın yanına girmek için izin istedi. O da (sesinin benzerliğinden dolayı) Hatice’nin izin istemesini hatırladı heyecenlandı ve “Aman Allah’ım (ama bu Hatice değil) Hale’dir” dedi. Benim de kıskançlık damarım tuttu: “Dişleri dökülmüş mazide kalmış kureyş’in kocakarılarından bir ihtiyar kadının nesini anarsın ki hâlbuki Allah sana ondan daha iyisini bahşeylemiştir” dedim.


    Ebu Hureyre (ra) (Cebrail (as) Hatice’nin Hira dağına yiyecek getirdiğini şöyle anlatır) : “Cebrail Hz.Peygamber (sav)’e geldi ve “Ey Allah’ın Rasulü şu gelen Hatice’dir yanında katık vardır (yiyecek içecek). Kendisi yanına geldiğinde ona Rabbinden ve benden selam söyle ve cennete kendisi için içerisinde ne gürültü patırtı ne de yorgunluk bulunan inciden bir köşk müjdele” dedi.

    (Rivayetler Buhari’den)


    Aşk mıdır ki “Hatice (ra) kadınlarının en iyisidir” dedirten.

    Aşk mıdır ki Hatice’nin dostlarını hatırına unutturmayan.

    Aşk mıdır ki Hatice’nin Hale’sinin sesine Aman Allah’ım dedirten.

    Aşk mıdır ki Hatice’yi dağlara Muhammed diye düşüren.


    Müslümanım müslümanlardanım demek kadar insanı özgür kılan bir söz yoktur ve olamazda. Bu söz Rabbimizin vahyinden bizim dillerimize ve gönüllerimize nakş olan yüce bir anlam. Bu sözün anlamlandırılmış hali insan. Bu söz ile insan yaratılmışlar arasında seçkin bir vaziyet alıyor. Ahsen-i takvim makamından nakkaşlık vazifesini icra ediyor. Vahyi nakş ediyor muzdarip gönüllere.
    (Ahi Evran)
     

Sayfayı Paylaş