1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

İslam hakimiyeti altındaki Yahudilerin tarihi

Konusu 'Genel Dini Konular' forumundadır ve Suskun tarafından 7 Mart 2012 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    İslam hakimiyeti altındaki Yahudilerin tarihi

    İsrail ve Yahudiye toprakları dışında kalan Orta Doğu bölgelerinde Yahudiler en azından Babil Sürgünü'nden (M.Ö 597) beri 2600 yıldır yaşamaktadır.

    Arapların ve diğer Müslümanların Arap Yarımadası'ndan bütün Orta Doğu'ya yayılmasıyla Yahudiler, Hristiyan ve Zerdüştler ile birlikte zimmi statüsüne getirildiler. Sözleşme gereği kendilerine haklar tanındı ve Ortaçağ Avrupası'ndaki gibi dini inançları sebebiyle zulme uğramadılar, fakat, yerli Müslümanlara tanınan ayrıcalıklar azınlıklara verilmedi.

    Müslüman fethi

    Tam olarak hangi dönemlerde olduğu bilinmemesine rağmen, Yahudiler, Arap Yarımadası'nda uzunca bir süre yaşadılar. Tarihçilere göre bölgedeki Yahudi nüfusu bir ara 80,000'e kadar yükseldi. Birinci Tapınağın yıkılmasıyla Yahudiler, hali hazırda Yahudi nüfusu bulunan Heyber vahasına ve ticari koloniler olan Medine ve Mekke'ye göç ettiler; burada Yahudi mezarlıkları bulunmaktadır. Bazı teorilere göre ise Yahudiler Bizans zulmünden kaçıp bu bölgeye yerleşmiştir. Geliş sebepleri ne olursa olsun, Arap tarihçilere göre 20 Yahudi kabilesi bulunmaktaydı ve bunların ikisi Kohen kabileleriydi.

    Hicretten kısa bir süre sonra yazılan Medine Sözleşmesinde İslami bakış açısına göre şehirde yaşayan Yahudi cemaatlerinin sivil ve dini durumlarına değinilmiştir. Örneğin sözleşmede Yahudiler "kendi dinlerini icra edecekler, Müslümanlar kendilerinkini" ve onlar "kendi masraflarından sorumlu, Müslümanlar kendilerinkinden" maddeleri bulunur. Yahudiler bu özgürlüklerden nadiren faydalandılar. Bedir Muharebesinden sonra Yahudi kabilesi olan Banu Kaynuka için Muhammed'in sözleşmesine karşı geldiği iddia edildi. Bunu bir savaş sebebi sayan İslam peygamberi kabileyi kuşattı. Kabile teslim olduktan sonra kovuldu Ertesi yıl, başka bir Yahudi kabilesi olan Banu Nadir, peygamber Muhammed'i öldürmekle suçlanıp kovuldu. Banu Nadir'in düşüşünden kısa bir süre sonra Banu Kureyze'nin surları Müslümanlar tarafından kuşatılıp kabile yok edildi; bu olay Kuran'ın 33:25-27 ayetlerinde de aktarılmıştır.

    Hicri takvimin 20. yılında (M.S. 641) Muhammed'in ardılı halife Ömer, peygamberin sözleri olan "Arabistan'da iki din olmasın"ı baz alarak Arap Yarımadasının güney ve doğusunda yaşayan Hristiyan ve Yahudilerin buralardan çıkarılmasını emreden bir fetva çıkardı. Soru işareti yaratan iki grup ise kuzeydeki Heyber vahasındaki Yahudi nüfusu ve Necren'deki Hristiyanlardı. Başka kaynaklara göre ise Yahudi ve Hristiyanların Arap Yarımadasından kovulmaları 634 yılında başlayıp 650'ye kadar sürmüştür. Bu noktadan itibaren gayrimüslümlerin Hicaz'ın kutsal topraklarına girmeleri yasaklandı. Sadece "dini karantina bölgesi" olan Kızıldeniz'in Jedda limanında bazı Yahudi tüccarlar yaşıyordu.


    Ortaçağ
    Müslüman hakimiyeti altındaki İber Yarımadasında Yahudiler matematik, astronomi, filozofi, kimya ve filolojide ilerleme kaydettiler. Bu dönem bazen "İspanya'daki Yahudi kültürünün altın çağı" olarak adlandırılır.

    Leon Poliakov'a göre, İslam'ın ilk yıllarında Yahudiler kendilerine sunulan ayrıcalıklardan faydalandı ve cemaatleri zenginleşti. Ticari aktivitelerini engelleyen yasal veya sosyal engeller bulunmuyordu. Birçok Yahudi, Müslümanlar tarafından fethedilen yeni yerlere yerleşip cemaatler kurdular. Bağdat veziri sermayisini Yahudi bankerlere emanet etmişti. Bazı deniz ve köle ticaretinin başına Yahudiler getirilmişti. 10.yy'daki halifeliğin ana liman şehirlerinden biri olan Siraf'ın valisi bir Yahudiydi.

    11.yy'dan başlayarak Yahudiler aleyhine bazı pogromlar gerçekleşti.Bir Endülüs şehri olan Granada'da gerçekleşen 1066 Granada katliamı bu pogromlara bir örnektir. Ortaçağda, Kuzey Afrika'da ve Mısır,Suriye,Yemen gibi Arap ülkelerinde Yahudilere karşı saldırılar düzenlendi. 15.yy'dan başlayarak Yahudiler, Fas'ta mella denen gettolarda yaşamaya zorlandılar. Şehirlerde mellalar duvarlarla çevrelenmişken kırsal bölgelerde sadece Yahudilerin yaşadığı köyleri temsil ediyordu.

    Muvahhidler 1172'de İberya'nın kontrolünü ele geçirdiklerinde Murabıtlara kıyasla daha köktendinci olduklarından zimmilere karşı daha sert davrandılar. Yahudiler ve Hristiyanlar Fas ve Müslüman İspanya'dan kovuldular. Zimmilere ölüm veya din değiştirme seçenekleri verilince Rambam'ın da aralarında bulunduğu bazı Yahudiler daha hoşgörülü Müslüman toprakları olan güneye ve doğuya kaçtılar; bir kısmı da kuzeyde yeni gelişmekte olan Hristiyan krallıklara yerleştiler.

    1400'de, Halep Yahudileri, Orta Asya İslam fatihi Timur tarafından sinagoglarında toplanıp katledildiler; genç kadınlara tecavüz edildi. 1465'de vezirin bir Yahudi yetkilisinin Müslüman bir kadına "saldırgan bir tavır" sergilediği gerekçesiyle Fes'te Arap güruh tarafında binlerce Yahudi katledildi ve sadece 11 kişi hayatta kalmayı başardı. Cinayetler bir dalga gibi Fas'ın geneline yayıldı.

    1492'de Ture Muhammed eskiden hoşgörülü olan Timbuktu bölgesinde başa geçince fetva verip Yahudilerin İslam'a geçmesini yada terketmesini emretti; Katolik İspanya ile Mali'de aynı sene içinde Yahudilik yasadışı ilan edildi.

    Erken modern dönem
    Osmanlı İmparatorluğu, özellikle İslam hakimiyeti sonrasında İspanya ve ona bağlı topraklardan kovulan Yahudiler için bir sığınak oluşturdu. Aynı durum Kuzey Afrika'nın Mağrip bölgesinde de gerçekleşti; büyük Arap şehirlerinde mellalar oluşturuldu. Ardından Marrano denen gizli Yahudiler de Katolik Kilisesi'nin engizisyonlarından kaçtı.

    1656'da, Yahudilerin genel kanı olarak kirli olduklarına inanıldığından Yahudiler İsfahan'da zorla İslam'a geçirildi, din değiştirmeyenler kovuldu. Din değiştirmiş Yahudilerden bazıları Yahudiliklerini gizlice devam ettirdi. Yahudilerden yoksun İsfahan cizye toplayamayınca hazinesine zarar geldi ve 1661'de din değiştirmiş Yahudilerin kendi öz dinlerine dönmelerine izin verildi fakat yinede onların Yahudi olduğunu belirten özel kıyafetler giyme zorunluluğu bulunuyordu.

    Gettolarda tutulan Buhara Yahudilerin temel hakları ellerinden alınıp zorla İslam'a geçirildiler. Müslümanlardan ayırt edilebilmeleri için siyah ve sarı giysi giyme zorunlulukları vardı.

    Zeydi hakimiyeti altında Yemen Yahudileri kirli sayılıyordu bu sebeple Müslümanlara veya onların yemeğine dokunmaları yasaktı. Bir Müslümanın önünde boyun eğmek, sol tarafından yürümek, ve selam veren ilk kişi olmak gibi zorunlulukları vardı. Müslümanların evinden daha büyük bir ev inşa etmeleri, deveye veya ata binmeleri yasaktı. Katıra veya eşeğe sadece yan oturarak binebilirlerdi. Müslüman mahallesine girdiklerinde ayakkabılarını çıkarmaları gerekmekteydi. Müslüman gençler tarafından yumruklanır veya taş atılırsa karşı koymaya hakları yoktu, seçeneği ya oradan kaçmak ya da insaflı bir Müslümanın araya girip sataşmayı durdurmasıydı.


    Ondokuzuncu yüzyıl
    [​IMG]
    1890'larda Kudüs'te Yahudiler

    Bağdat'ta 1828 yılında Yahudilere karşı bir katliam gerçekleşti. 1839'da doğu Pers şehri olan Meşhed'de bir güruh Yahudi mahallesine dalıp sinagogu yaktılar ve Tora tomarlarına zarar verdiler. Zorla din değiştirtirilerek katliamın eşiğinden dönüldü. Bu olay tarihte Allahdad olayı olarak bilinir. Barfuruş'ta da 1867'de bir katliam gerçekleşti.

    Yahudi seyyah J. J. Benjamin'in kaleminden İran Yahudilerinin hayatı şöyle aktarılmıştır:

    "... pis yaratıklar olarak sayıldıkları için şehrin ayrı tarafında yaşamak zorundadırlar... Pis oldukları mazeretiyle şiddet dolu muamelelere maruz kalıyorlar, bir Müslüman sokağına girmeye dursunlar, oğlanlar tarafından taş ve sopa yağmuruna tutuluyorlar... Aynı sebeple yağmurda dışarı çıkmaları yasak; yağmur onların kirlerini silip Müslümanların ayaklarına dolar diye... Eğer bir Yahudi sokakta görülürse en büyük aşağılamalara maruz kalıyor. Yoldan geçen biri yüzüne tükürür, bazen de döver... insafsızca... Eğer bir Yahudi bir dükkana girerse mallara göz atması yasaktır... Yanlışlıkla bir ürüne dokunursa satıcının istediği miktarı ödeyip malı almak zorundadır... Bazen Persliler Yahudilerin evlerine girip canının istediklerini alıyorlar. Eğer mal sahibi malını korumaya çalışırsa bu durumu canı pahasıyla ödeme tehlikesiyle karşı karşıyadır... Eğer... bir Yahudi Katel (Muharrem)'in üç günü sokakta görülürse öldürülür."

    1840'da, Şam Yahudilerine iftira atılıp Hristiyan bir rahip ile Müslüman yardımcısını öldürdükleri ve kanlarıyla Pesah ekmeği yaptıkları söylendi. Bir Yahudi berbere olayı "itiraf" edene kadar işkence yapıldı; iki Yahudi işkenceler sebebiyle öldü ve bir Yahudi İslam'a geçerek hayatını kurtardı. 1960'larda, Libya Yahudilerine, Gilbert'in tanımıyla "ceza vergisi" uygulandı. 1864'te Fas'ın Marakeş ve Fes şehirlerinde 500 Yahudi öldürüldü. 1869'da Tunus şehrinde 18 Yahudi öldürüldü, Arap güruh Yahudi ev ve dükkanlarını yağmaladı, Cerbe Adası'ndaki sinagogu yaktı. 1875'te Fas'ın Demnat şehrinde 20 Yahudi öldürüldü ve ülkenin diğer yerlerinde gün ortasında sokakta Yahudiler öldürüldü. 1897'de Trablus'ta sinagoglar yağmalanıp Yahudiler öldürüldü.

    Yirminci yüzyıl
    1940'larda, Avrupa işgaliyle Arap milliyetçiliğinin artması, Kuzey Afrika'da Nazi kontrolündeki bölgelerde Nazi ideolojisinin etkisi ve Birleşik Krallık Filistin Mandasının bölgede yarattığı sorunlar nedeniyle Müslüman ülkelerdeki Arap Yahudilerinin durumunun kötüye gidişi hızlandı. 1948 Arap-İsrail Savaşıyla huzursuzluk doruğa ulaştı. Çoğu Arap ükesi Yahudilere karşı ayrımcı kanunları yürürlüğe soktu. Birkaç on yıl içinde Yahudiler Müslüman topraklardan başta yeni kurulan İsrail olmak üzere Fransa, ABD, Büyük Britanya'ya ve İMT gibi ülkelere kaçtı. 1945'te Arap dünyasında 758,000 ila 866,000 Yahudi yaşamaktaydı. Bugün ise sayıları 8000'den azdır. Bazı Arap ülkelerinde hiç Yahudi kalmamışken bazılarında nüfusu sadece birkaç yüzdür. Örneğin bir zamanlar toplam nüfusunun %3'ünü Yahudilerin oluşturduğu Libya'da bugün Yahudi bulunmamaktadır. Müslüman ülkelerin içinde en büyük Yahudi cemaati İran ve Türkiye'dedir; ve bu ülkeler Arap değildir. Bu iki ülkede dahi Yahudi nüfusu tarihlerindeki Yahudi nüfusuna oranla çok düşüktür.
    İslam ülkelerindeki Yahudilerin etnisiteleri çoğunlukla Sefarad, Mizrahi ve Temani'dir.

    Selçuk (1077-1307) ve Osmanlı Türkiyesi (1299-1922)

    Yahudiler Anadolu'da 2400 yıldan daha uzun bir süredir yaşamaktadır. Anadolu'daki ilk Yahudiler Helenistik dönemde buraya yerleşmiştir, 5 ila 11.yy'lar arasında Bizanslılar tarafından bu bölgeden de sürülmüştür. Malazgirt Meydan Muharebesiyle Müslüman Selçuk Bey'in Anadoluyu işgal etmesi Yahudileri beraberinde getirmiştir. Selçuk ve Osmanlı hakimiyetinde Yahudi toplumu büyüyüp gelişti. Selçuk, Osmanlı ve devamı olan Türkiye zulüm gören Yahudiler için bir sığınak oluşturmuştur, bugün dahi bir Yahudi nüfusu bulunan Türkiye 26,000 kişilik Yahudi nüfusuyla İran'dan sonra ikinci en kalabalık Yahudi nüfusu barındıran Müslüman ülkedir.

    Pers ve İran (711-1900)
    Yahudilik, İran'da halen var olan en eski ikinci dindir (ilki Zerdüştçülüktür). Bugün İran Yahudilerinin çoğu (1993 verilerine göre) 75,000 kişilik nüfusuyla İsrail'de yaşamaktadır (bu sayıya ikinci nesil İsrailliler de dahildir). Bunu, çoğu Los Angeles'ta olan 45,000 kişilik nüfusuyla ABD takip etmektedir. İran'da ise, çeşitli varsayımlara göre, çoğu Tahran ve Hamedan'da olmak üzere 11,000 ila 30,000 Yahudi bulunmaktadır. Ayrıca, Batı Avrupa'da da küçük cemaatler vardır. Antik çağlarda İran Yahudilerinden ayrılıp kendi ayrı cemaatlerini kuran Buhara Yahudileri ve Dağ Yahudileri de mevcuttur.

    Kürdistan
    Yahudiler, 1951-1952'de gerçekleşen İsrail'e yapılan son toplu göçten önce yüzyıllar boyunca Kürdistan diye anılan bölgede yaşamaktaydı. Yahudiler uzun yıllar boyunca Osmanlı İmparatorluğu ve Pers İmparatorluğunda, I.Dünya Savaşı'ndan sonra ise çoğunlukla Irak, İran, Türkiye ve bazıları da Suriye'de yaşadı. Yahudiler, Irak Kürdistanı'nda Akra, Dohuk, Erbil, Zaho, Süleymaniye, Amadya'nın; İran Kürdistanı'nda Sakız, Bana ve Uşno'nun; Türkiye Kürdistanı'nda Cezire, Nisebin, Mardin ve Diyarbakır'ın; Suriye Kürdistanı'nda Kamışlı şehirlerinin merkezinde yaşadılar. Ayrıca yüzlerce kırsal bölgedeki köylerde az sayıda Yahudi yaşayıp köy ağaları için dokumacılık yapmıştır. Mordechai Zaken'in kitabına göre köy ağaları koruma talep eden Yahudileri himayesine almış karşılığında Yahudiler hediyeler ve hizmetler sunmuştur. Kitapta, zorba ve açgözlü ağaları Yahudilerin nasıl idare ettiğinin yanı sıra Yahudileri kayıtsız şartsız koruyan ağaların hikayeleri anlatılmaktadır.
     

Sayfayı Paylaş