1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

İslam Hukuku Dönemi Hukukçuları

Konusu 'Hukuk Köşesi' forumundadır ve Suskun tarafından 17 Ağustos 2010 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    İslam Hukuku Dönemi Hukukçuları
    Bu dönem, tüm yetkilerini tanrıdan alan bir padişahın ülkeyi yönettiği bir dönemdir. Devletin dahi padişah karşısında bir hukuki varlığı yoktu. Osmanlı devletinin kuruluşundan Gülhane Hattı’nın okunmasına kadar olan bu devrede adalet dağıtımı bizzat padişahın yetkisindeydi. Ancak padişahın adalet işinde yardımcıları vardı. Bunlar Vezir-i azam, Şeyh’ül İslam, Divan-ı Hûmayun, ve Kazaskerdi.
    Kazaskerlik, Osmanlı Devleti’nde adalet işlerinde en yetkili makamdır. Kadıların tayini, kadıların verdikleri kararların temyizen incelenmesi görevleri vardı. Bugünün yüksek yargı organı ve adalet bakanlığı fonksiyonlarını taşımaktaydı.
    Kazaskerlik makamını 1.Murat kurmuştur. İlk kazasker Çandarlı Kara Halil’dir.
    Fatihin İstanbul’u almasından sonra kazaskerlik ikiye ayrılmış, ve “Rumeli Kazaskerliği” ve “Anadolu Kazaskerliği” haline gelmiştir. Kazasker rütbe olarak vezire eş değerdeydi. Rumeli Kazaskerliği yüksek bir makamdı. İstanbul Kadılığı veya Anadolu Kazaskerliği yapmış kişiler Rumeli Kazaskeri olabilirlerdi. Anadolu Kazaskeri olmak için de İstanbul kadısı olmak veya büyük illerden birinde kadı olmak gerekirdi. “Koçi Bey Risalesi” adlı eserin yazarı Koçi Bey’e göre, “Bursa’dan Edirne’ye olur, Edirne’den İstanbul’a olur, İstanbul Kadısının yolu Anadolu Kazaskeri olmaktır.” Kadılar ilk önce camilerde adalet dağıtırlardı. Daha sonra kendi evleri ve konaklarında bu görevi yerine getirdiler. Daha sonra 1543’ten sonra cami ya da kadının evinin yanına yapılan gösterişli binalarda kadılar görev yaptılar.
    Arap Dünyasında Adalet İşleri:
    İslamiyet’in başlangıcında Peygamber Hz. Muhammed adalet ve yargı işlerini kendisi yerine getiriyordu. Devlet işleri artıp topraklar genişleyince peygamber bu işe yetişemeyince Hz. Ebu Bekir, Ömer, ve Ali gibi İslam büyüklerini hakim olarak uzak illere atadı. Peygamber buralarda verilen kararları temyizen inceledi. Hz. Ömer, kadılığı bir meslek haline getirdi. Kuran-ı Kerim, peygamberin hadisleri asıl kaynaktır. Hûlefayi Raşidin katkısıyla İslam büyüklerinin toplantısında alınan kararlar demek olam “İcmâ-ı Ûmmet” vbe İslam hukukçularının kıyas yoluyla oluşturdukları “Kıyas-ı Fukuha” diğer hukuk kaynaklarıdır. Bu dört kaynağa ise “Edille-i Erbaa” (Dört delil, dört kaynak) denmiştir.
     
  2. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    İslam Hukuku Dönemi Hukukcuları

    [​IMG]
    Hz ÖMER, (591-644).

    Hz. Ömer, hz. Muhammed'in ölümünden sonra İslam toplumunun başına geçen ikinci halifedir.
    Hz. Muhammed'in ölümünden sonra İslam toplumunun basma geçen ikinci halife olan Hz. Ömer, Hz. Muhammed'in bağlı olduğu Mekke'nin Ku-reyş kabilesinin Beni Adiyy ailesindendi. Babası kabileler arasındaki sorunları çözmesiyle tanınmıştı. Hz. Ömer de bir süre bu görevi yürüttü. Cesareti ve yiğitliğiyle ün salmıştır.
    fetihler sürdü. 642'de İskenderiye'yi alan Mısır Valisi Amr îbnü'1-As birliklerini Libya üzerine gönde rdi. Hz. Ömer 644'te Medine' de, kendisinden fazla vergi alındığım öne süren iranlı bir Hıristiyan köle tarafından öldürüldüğünde İslam devleti Ortadoğu, Ku-zey Afrika ve Batı Asya'da önemli bir güç durumuna gelmişti.
    Hz. Ömer İslam tarihinde adaletiyle ün kazanmıştır. Öte yandan ilk devlet örgütlenmesinin de temellerim atmış, adalet, maliye, ordu ve toprak yönetimi alanında ilk düzenle-meleri yapmış, ilk İslam parasını bastırmıştır. Hicret'in İslam tarihinin başlangıcı olması onun zamanında kabul edilmiştir


    [​IMG]
    Ebu' Hanife,
    Tam adı EBU HANİFE EN-NUMAN BİN SABİT (d. 699, Küfe - ö., 767, Bağdat, Irak), fıkıh ve kelam bilgini. İslamın hukuk öğretişi fıkhı sistemleştirmiş ve dört Sünni mezhebinden biri olan Hanefiliği kurmuş-tur. Kadılığı ısrarla reddederek siyasetten uzak durduğu için Emevi ve Abbasi halifelerinin baskılarına uğramış, hapiste ölmüş-tür. Kurduğu mezhep birçok İslam hanedanınca kabul edilmiş, Arap ülkelerinin yanı sıra Türkiye, Hindistan, Pakistan, Çin ve Orta Asya'ya kadar yayılmıştır.

    Mevali (Arap olmayan Müslüman) kökenli olan Ebu Hanife, İrak'ın düşünsel merkez-erinden biri olan Küfe'de doğdu. Tüccar olan babasını izleyerek ipek ticaretine atıldı ve alışverişteki dürüstlüğüyle ün yaptı. Bu işten sağladığı düzenli ve yüksek gelirin büyük bölümünü hayır işlerine ayırarak özellikle bilginlerin elinden tuttu.



    Ebussuud Efendi,
    [​IMG]
    Ebussuud Efendi (sagda), Aşık Çelebi Tezkiresi'nden bir minyatür. 16.yy; millet kütüphanesi İst.
    HOCA ÇELEBİ olarak da bilinir, tam adı MEHMED EBUSSUUD EL-ÎMADI (d. 30. Aralık 1491, İskilip - ö. 23 Ağustos 1574, İstanbul), Osmanlı şeyhülislamı, fıkıh ve tefsir bilgini.

    Mutasavvıf Muhyiddin Mehmed'in oğlu, anne tarafından da Ali Kuşçu'nun torunudur. Önce babasından, sonra Müeyyedzade Abdurrahman Efendi ile Karamanlı Şeyyid Süleyman'dan ders aldı. 1516'da İnegöl îshak Paşa Medresesi'ne müderris olarak atandı. 1520'de bu görevinden alındı. Kısa süre sonra Davud Paşa, 1522'de Mahmud Paşa, 1525'te Gebze, ertesi yıl Bursa ve 1528'de de İstanbul Fatih sahn-ı seman medreselerinin müderrisliklerine getirildi. 1533'te önce Bursa, sonra İstanbul kadısı oldu. 1537'de Rumeli kazaskerliğine yük-seldi. 1545'te şeyhülislamlığa getirildi ve yaşamı boyunca bu görevde kaldı.

    Osmanlı şeyhülislamları arasında daha çok verdiği fetvalarla tanınan Ebussuud Efendi, özellikle Batmiliği benimseyen mutasavvıflara karşı koydu.

    Ebussuud Efendi'nin Türkçe, Farsça ve Arapça 20'den fazla yapıtı vardır. Bunlann en ünlüsü îrşadü'l-Akli's-Selim ila Mezaya'l-Kurani'l-Azîm (1858-59, 2 cilt) adlı Arap-ça Kuran tefsiridir. Ünlü fetvaları ise Şeyhül-islam Ebusuud Efendi Fetvaları (1972, yay. haz. E. Düzdağ) adıyla derlenerek yayımlanmıştır.
    Ebussuud Efendi şiir de yazmıştır.

    [​IMG]
    Kanuni Sultan Süleyman
    Osmanlı hükümdarları arasında kanun yapma konusuna verdiği önemle tarihte önemli bir yer tutmuştur. Çıkardığı kanunlar ile Osmanlı adalet ve hukuk sistemini kurmaya çalışmıştır. Yargı hakkını kullanan kadılara,kazaskerlere gönderdiği "Adaletname" leri ile de ünlüdür. Bu adaletnameler ile haksızlık yapan kadılar sert biçimde uyarılmıştır. Günümüzdeki Adalet Bakanlığı'nın genelgelerini andıran ancak doğrudan kişileri de hedeflemesiyle genelgelerden ayrılan adaletnameler osmanlı hukuk sistemi içinde yerini bulmuş yazılı hukuk kaynaklarındandır.
    Kanuni adı da ,kanun yapma konusuna verdiği önemden dolayı Sultan Süleyman'a verilerek tarihte Kanuni Sultan Süleyman olarak yerini almıştır.


    [​IMG]
    SAHİP MOLLA, Pirizade Mehmet (1838 – 1910)
    Osmanlı İmparotorluğunun son Şeyhülislamlarındandır. Pirizadeler ismi ile maruf eski bir ailedendir. Babası Kazasker İbrahim İsmet Beydi. İstanbul’ da doğdu.O zamanın tanınmış ilim adamlarından hususi dersler aldı. Meşihat ve Adliyede muhtelif memurluklarda bulunduktan sonra uzun zaman Şurayı Devlet Azalığı yaptı. 1908 Meşruiyet İnkilabından sonra ilkin Ayan azası oldu. Bir yıl sonra da Şeyhülislamlığa getirildi. Sekiz buçuk ay kadar bu mevkide kaldıktan sonra kendi arzusu ile çekilmiş ve kısa bir müddet sonra da ölerek dedesi eski Şeyhülislamlardan Pirizade Mehmet Sahip Efendinin mezarına gömülmüştür..


    MÜNİF PAŞA, Mehmet Tahir (1830 – 1910)
    Tanınmış hukuk adamlarındandır. Antep’ te doğmuştur. Memleketinde, Mısır’ da ve Şam’ da tahsil yapmış, 1854 te Elçilik İkinci Katibi olarak Berlin’ e gitmiş, orada hukuk, felsefe, fizik okumuş- Berlin’ de elçi bulunan Kemal Paşa tarafından himaye edilmiştir. Dönüşte Babıali Tercüme Odasına girmiş, 1860 da bir hudut meselesi için Hersek’ e gitmiş, aynı sene Ticaret Mahkemesi İkinci Reisi olmuş. Ceride-i Havadis katipliğini yapmış, ingilizce öğrenmiş, 1862 de Babıali Birinci Mütercimi olmuş, gazetelere yazılar yazmış, “Cemiyet-i İlmiye-i Osmaniye” isminde bir cemiyet kurup, “Mecmua-i Fünun” isminde aylık bir mecmua çıkarmıştır. Bir müddet sonra cemiyet Abdülaziz tarafından kapatılmış ve iki sene sonra da mecmua neşriyatını tatil etmek zorunda kalmıştır. Münif Paşa, 1867 de Zaptiye Müsteşarı 1868 de Divan-ı Temyiz Reisi, 1869 da Maarif Meclisi Reisi, 1972 de Tahran Elçisi, 1877 de Maarif Nazırı, iki ay sonra Ticaret Nazırı, bir sene sonra ikinci defa olarak Maarif Nazırı olmuş. 1879 da Vezir rütbesi almış, Meclis-i Sıhhiye-i Fevkalade Reisliğine memur edilmiş, 1882 de Mecmua-i Fünun’ u yeniden çıkarmağa başlamış, fakat içindeki yazılardan birinde “Yıdız Böceği” diye bir tabir geçtiğinden, mecmua Abdülhamit tarafından kapatılmış ve Münif Paşa’ da sorguya çekilmiştir. 1884 de üçüncü defa Maarif Nazırı olmuş ve 1888 de nazırlıktan ayrılmıştır. 1895 te İran Şahı Nasüriddin’in ellinci yılı şenliklerinde Osmanlı murahhası olarak bulunmak üzere İran’ a giderken, Şahın ölmesi ve yerine başkasının geçmesi üzerine onun da vazifesi Elçiliğe çevrilmiş, bir sene sonra dönünce de artık memuriyet hayatından çekilmiştir. Abdülhamit’ in her taraftan baskısı yüzünden eser de neşredemeyen Münif Paşa, sadece dersleriyle iktifa etmiştir.
    Edebiyata, dile, hukuka ait muhtelif eserleri vardır.

    [​IMG]
    MAHMUT ESAT EFENDİ (1857 - 1917)
    İlim adamıdır, İstanbul'da doğmuştur. Rüştiye-de okumuş ve Fatih Camisindeki dersleri takip et-miş, Menşe-i Muallim-i Askeriye'de matematik ve tabiî ilimler tahsil etmiş ve yeni açılan Hukuk Mektebinden mezun olduktan sonra Gülhane Rüştiye-sinde Türkçe hocalığı yap-mış, 1885 de İzmir Hukuk Reisi olmuş ve burada kaldığı on bir sene zarfın-da İzmir idadisinde ma-tematik, fizik ve tabiî ilimler okutmuştur. 1896 da Maliye Hukuk Müşavirliğine geçmiş, Hukuk-ta, Mülkiyede ve Darülfü-nunda hukuk, ekonomi ve din tarihi okutmuş, 1908 den sonra Defteri Hakanı Nazın ve bir müddet de


    [​IMG]
    MANYASÎZADE REFİK (1853 - 1908)
    Meşrutiyet devrinin tanınmış siyaset adamlarındandır, Manyasîzade Raufî'nin oğludur. Hukuk tahsilim yaptıktan sonra hukuk müşavirliklerinde, yüksek mektep hocalıklarında bulunmuştur.
    Mithat Paşanın mahkemesinde avukat olarak bulunmak cesaretim gösterdiğinden işinden ayrılarak Kavala'ya gidip orada avukatlık yapmağa mecbur kalmıştı. Oradan Selanik'e geçip ittihat ve Terakki Cemiyetinde ça-lıştı.
    1908 İnkılabından son-ra ilkin Zaptiye Nazırlığına tayin edildiyse de ka-bul etmedi. Bir müddet
    sonra yapılan seçimlerde İstanbul Mebusu seçilerek Mebusan Meclisine girdi, iki defa üst üste Adliye Nazırı olduktan sonra Kadıköyündeki evinde öldü.
     

Sayfayı Paylaş