1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

İslam Hukuku

Konusu 'Hukuk Köşesi' forumundadır ve Suskun tarafından 6 Şubat 2011 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    Etimoloji ve Tanım

    Şeriat, Arapça kökenli bir sözcük olup; "yol; mezhep; metod; âdet; insanı bir ırmağa, su içilecek bir kaynağa ulaştıran yol" anlamına gelir. İslam dinindeki terimsel anlamı ise "ilâhî emir ve yasaklar toplamı", "Kur'an'ın âyetleri, İslam dininin (ki tüm peygamberlerin dini İslamdır. Bundan dolayı da şeriatlari birbirini takib etmiştir.) peygamberi olan HzMuhammed'in (s.a.a.v) söz ve fiilleri (sünnet/hadis) ve İslâm bilginlerinin görüş birliği içinde bulundukları hususlara dayanan ilâhî kanun"dur. Bu açıdan anlam olarak din terimine benzeyen şeriat teriminin din teriminden farklılığı kullanım şeklindedir. Zira şeriat, "dinin insan eylemlerine (amel) ilişkin hükümlerinin bütünü", "dinin dışa yansıyan görüntüsü ve dünya ile ilgili hükümlerinin tamamı", "İslam Hukuku" gibi anlamlar için kullanılmaktadır. Kısaca dini hükümlerin bütünü ve dinin dünyevi ve maddi yönü olarak tanımlanabilir.

    Şeriat sözcüğü şerea' sözcüğü ile aynı kökten gelmektedir. Bu sözcük beyan etmek anlamında olup, şeriat koymak manasında da kullanılır. Şeriat koyana "Şâri'"denir. İslam dininine göre tek şâri' yani şeriat koyucu (yani kural/hukuk koyucu) Allah'dır. Allah'a bundan dolayı "Şâri-i Hâkim" veya "Şâri-i Mübîn" denildiği de olur. Ayrıca, İslam dininde peygamberler Allah'ın hükümlerini yani şeriatını ortaya koydukları ve insanlara haber verdikleri nedeniyle şari olarak anılabilirler. (İslam alimleri kuran ve sünnete dayanarak oradan hükümler çıkarıp kanunları ortaya koyarlar bunada içtihad denir. Toplumun her türlü hukuki ve kanuni meseleleri bu müessese tarafından çözüme kavuşturulur.Dolayısıyla modern ulus devletlerinde bunun karşılığı, anayasa kurumu ve ona bağlı kanunlar manzumesi denk gelir.) Şeriat sözcüğünün çoğulu "şerâyi"dir.

    Şerîat kelimesi diğer kanunlar için de kullanılabilir. "Musa'nın şerîatı", "Zerdüşt şerîatı", "Amerikan şeriati", "ulusculuk şeriati", "Komünizm şeriati" gibi. Kelimenin terim anlamı Mekke'de inen şu âyette görülür: "Sonra seni bu işte apaçık bir şeriat sahibi kıldık. Sen ona uy. Hakkı bilmeyenlerin heva ve heveslerine uyma" (el-Câsiye, 45/18). Son peygamber olan Hz. Muhammed'den (s.a.a.v) önce de birçok peygamber gelmiştir, bu peygamberlerin çoğunun Allah tarafından yeni bir şeriat yani kanun bütünü ile gönderildiğine inanılır. Hz Muhammed'in (s.a.a.v) getirdiği şeriat ta önceki şeriatların bir devamı ve tamamlayıcısı niteliğindedir. Bu Kur'an'ın şu ayetinde görülebilir: "Allah dini doğru tutmanız ve onda ayrılığa düşmemeniz hususunda Nuh'a tavsiye ettiği, sana vahyettiğimiz, İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya tavsiyede bulunduğumuz dinle ilgili hususları size şerîat olarak koydu***8221; (eş-Şûrâ, 42/13)...

    Şeriatın Üç Ana Bölümü

    Klasik İslam hukuku (fıkıh) alimleri, şeriatı üç ana bölümde incelemiştir:
    İbadetler,
    muâmeleler ,
    ceza hukuku.


    1. İbadetler: İbadet İslam'da, genel olarak Allah'ın hoşnut ve razı olduğu her çeşit eylemi kapsamına alır. Özel anlamda ise, âyet ve hadislerde özel şekil ve şartları belirlenen ibadetlerin uygulanması kastedilir. Namaz, oruç, hac, zekât ve kurban İslam'daki ibadete örnek olarak verilebilir.

    1. Muameleler: İnsanlar arasında medenî, ticarî, ekonomik ve sosyal bütün ilişkileri, insanların devletle ve devletlerin de birbirleriyle münasebetleri bu bölümde yer alır. İslam dini doğumdan ölüme kadar evlenme, boşanma, nafaka, velâyet, vekâlet, vesâyet, miras, alış-veriş gibi toplum hayatının gereği olan tüm medenî muâmelelere ve hatta devletler hukukuna ait hükümler getirmiştir.

    1. Ceza hukuku: İslam şeriatının kullanımda olduğu bir İslam ülkesinde, İslam dininin emir ve yasaklarına uymayan ve/veya toplumsal düzeni bozmaya çalışan kimselere karşı verilecek bedeni, mali veya caydırıcı bazı cezai hükümleri kapsar.

    İslam Şeriatının Kaynakları

    Tüm müslüman hukuk otoriterlerinin ortak kabul ettiği iki ana kaynak Ku'ran ve sünnettir.İcmada farklı yorumlanmakla beraber üçüncü ortak kaynak kabul edilir. Dördüncü kaynak olarak Şia İsna aşeriye akılı kabul eder.Sünni Hanefi ve şafilerde kıyası kabul ederler.Hanbeliler üç esasdan sonrasını kabul etmezler. İslam şeriatı klasik Hanefi hukuk ekolü olarak temelde dört delile dayanır. Bunlar Şer'i deliller olarak da anılan: Kitap Kur'an, Sünnet, İcmâ' ve Kıyas'tır.

    * Kur'an (içerdiği hükümler)
    * Sünnet (İslamın Peygamberi (son peygamber) Hz. Muhammed'in söz ve fiilleri)
    * İcmâ' (İslam bilginlerinin görüş birliği içinde bulundukları konular)
    * Kıyas (birbirine benzeyen meselelerin hükümlerinde de benzerlik bulunması)

    Fakat azınlıktaki bazı İslam hukuku bilginleri bu dört temel delilden İcmâ' ve Kıyas'ı kabul etmemişlerdir; Zahiri mezhebi gibi.

    Bir hükmün İslami nitelik taşıması bu kaynaklardan birisine dayanmasına bağlıdır.

    Şerîat hükümleri Kitap, Sünnet, İcma ve Kıyastan başka fer'î deliller adı verilen maslahat (toplum yararı), örf ve adet, İslam'dan önceki şeriatlar (Şer'ü men kablena), Sahabe görüşleri (Sahabi kavli) gibi delillere dayanılarak müctehitlerce bir sistem halinde açıklanmıştır.

    İslam dininin en önemli İslam hukuku bilginlerinden olan; Cafer-i Sadık (ö 765), Ebû Hanîfe (ö. 767), Şâfiî (ö. 819), Mâlik b. Enes (ö.795) ve Ahmed b. Hanbel (ö. 855)'in temsil ettiği İslam hukuku (fıkıh) ekolleri şer'î hükümleri bir bütünlük içinde sistemleştirmişlerdir.
     

Sayfayı Paylaş