1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

İslam Mimarisi -İslam Mimarisi Özellikleri

Konusu 'Mimari ve İç Dekorasyon' forumundadır ve Suskun tarafından 12 Temmuz 2011 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL



    [​IMG]



    [​IMG]
    Edirne Selimiye Camii ana kubbenin içerden görünüşü.



    İslami Mimari

    İslami mimari İslam'ın kuruluşundan bugüne kadar, İslam kültürü içerisinde bina ve yapıların tasarım ve yapımlarını etkileyen geni bir yelpazedeki hem seküler hem de dini yaklaşımları kapsayan bir ifadedir.
    İslami mimarinin temel eser seçenekleri; Camiler, Mezarlar, Saraylar ve Kale'lerdir. Ayrıca hamamlar, çeşmeler ve diğer mimari seçeneklere ait örnekler de verilmiştir.


    [​IMG]
    İslam Mimarisi Özellikleri

    İslâm mimarîsi malzemeyi olduğu gibi niteliklerini inkâr etmeden ve önemine aşırı bir vurgu yapmadan neyse o olarak kullanır. Benzer düşünceler teknoloji kullanımında da gözlemlenebilir. İslâm mimarîsi olağanüstü teknolojik bir başarıyı örneğin bir yapının olağandışı bir aydınlığa kavuşturulması gibi bir şeyi amaç edinmez. Aksine İslâm’da teknoloji sadece kendi önem hiyerarşisine göre gerçek ihtiyaçları karşılamak amacıyla kullanılır. Bu malzemelerin kullanımında İslâm mimarîsinin hâkim bir özelliği olan "teknik"e karşı tabiî bir tutumu temsil eder. Tahta ile taş yahut maden ile çini gibi farklı malzemelerin bir arada kullanılmasında amaç basit ve ilkel zıt ifadeler yaratmak yerine birbirine saygılı güzellikleri bireysel güzellikleri vurgulamaktır.
    İslam mimarisi bir ‘irade’ yahut ‘kudret’ sembolü değildir. Başka bir deyişle bir fetiş (şirk) nesnesi haline gelmemiştir... Makineyi verimliliği konforu tekniği malzemeyi insanı kurtaracak temel ilgi alanları zannetme ve öze erişim amacıyla başvurulan epistemolojiye dayalı rasyonalizm ve deneycilik yönündeki fetişistik yaklaşımları reddeder.

    Kararların ürünü olarak yalnızca maddi teknolojik ve biyososyal varlık düzeyleriyle sınırlı olan bir bina teknolojik muvaffakiyetlerin bir ürünü olmaktan öteye geçemez ve bir mimari eser hüviyetini kazanamaz. Çünkü mimari varlığın bütün yönlerini kucaklayan bir disiplindir... Mimari beşeri çevrenin bütünüyle yani varlığın bütünüyle alakalı problemleri çözen bir sanattır. Zira İslâm’daki tezyinilik aşkın (transcendental) kozmolojik idrakin objektif varlık üzerine inşa edilen dünya üzerine yansımasıdır... İlave alabilen kümülatif birliği oluşturan aşkın tezyini tektonikler İslâm mimarisi ve sanatının üslüp özellikleridir.
    Renkli aydınlık ve ümitvar ifadesiyle İslâmi tezyinilik İslâm'daki Rahman Kadir-i Mutlak her yerde hazır ve nazır ve herşeyi bilen (Alim) Allah telakkisinin yansıması olan zevkli bir niteliğe sahiptir. Bu zevkli niteliğiyle İslâmi tezyinilik benzersiz bir ilahi güzellik ve sükun duygusu geliştirmiştir. Çağlar boyunca; bunun insanlık tarihinde başka bir örneği de yoktur.




    İslami mimari Kuran'ı Kerim dilinden kaynaklanan bir sanattır ve İslam medeniyetinin derinliği ve zenginliğini maneviyat çerçevesinde yansıtır. Bu sanatta tevhit inancı İslam dininin güzellik tanımının simgesi olarak tecelli bulur.
    İslam’dan önceki dönemden geriye kalan işaretler insanoğlunun binlerce yıl önce de sanatı tanıdığını ve günümüzde soyları yok olan hayvanların resimlerini duvarlara çizerek sanat alanındaki yeteneklerini mağaraların duvarlarına yansıttığını gösteriyor.Gerçekte sanat insanoğlu için hatta dil ve edebiyattan önce bir nevi iletişim aracıydı.

    Medeniyetler ortaya çıktıktan sonra var olan yeteneklerde de büyük bir sıçrayış yaşandı öyle ki bu sıçrayışın izlerini İslami ve İslami olmayan tüm ülkelerde görmek mümkün. Bu alandaki eserlerin bazıları milattan önce 7. milenyuma kadar uzanıyor. Ancak sanat alanlarında en çok insanoğlunun ilgisini çekenler mimari ve el sanatlarıydı ki bu el sanatları da gerçekte daha çok eşyalar veya binaların üzerindeki işlemeler şeklinde kendini göstermeye başladı.
    Mimari renk kimlik ve kültür çeşitlilikleri yansıtmanın yanı sıra sözü edilen işlemelerde de kendini gösteren güzel sanatlardan biriydi. Emevilerin döneminde inşa edilen köşkler ve saraylarda çok güzel oymalar ve diğer kabartma işlemelere rastlıyoruz.
    El yazıları çanak çömlek ve diğer ev eşyaları üzerlerine işlenen motifler ve renk çeşitliliği bakımından büyük önem arz ediyor ve hepsi de insanların sanata olan ilgisini yansıtıyor. Dolaysıyla mimari ve mimari sanatı arasında bir farklılığın söz konusu olduğu ve bu ikinin tamamen iki farklı kavram olduğunu söylemek de mümkün.
    Mimaride amaç sosyal görev ve hizmet doğrultusunda bir takım inşaat çalışmalarında bulunmaktır. Örneğin konutlar ibadet mekânları veya eğitim amaçlı inşa edilen binalar gibi. Ancak mimari sanatında en çok duvarlar çatılar sütunlar pencereler ve kaplar ve hatta bahçelerde kullanılan süs anlayışıdır öyle ki bu anlayış ve zevk mimari sanatı ile bütünleşerek binanın güzelliğine güzellik katıyor. İslami mimari sanatında ise usta mimarlar kişisel zevk ve yetenek ve yaratıcılık güçleri ile bu sanatı geliştirmeye büyük özen gösterdiler ve gerçekte bu yetenekleri de dini inançlarından kaynaklanıp bu inançla bütünleşiyordu. Bu durum tabi ki İslami mimari sanatında büyük çeşitlilik ve güzelliğe sebep de oldu ve İslami mimari Kuran'ı Kerim öğretilerinden kaynaklandığı için İslam medeniyetinin zenginliği ve derinliğini manevi boyutu ile yansıtıyordu.Mimari ve mimari sanatı arasındaki fark itibarı ile İslami mimari de kendine özgü simgelerle başka mimari sanat tarzlarından ayrılıyor.

    Bu simgeler ve göstergelerl kullanılan tarzın geometrisi ve sanatsal boyutudur ki mimarın da dününcesi ve manevi inancını yansıtır. Gerçekte müslüman mimarın kullandığı tarz daha önce var olmayan ve bizzat söz konusu müslüman mimarlar tarafından yaratılan tarzlar olup İslam öğretileri ve tevhid inancından kaynaklanan tarzlardır.
    Tevhid inancı tüm sanatların yanı sıra mimari sanatında da müslüman mimarlarca sıkça kullanılmıştır. İslami mimari sanatı sadece camiler gibi dini mekanlarda değil aynı zamanda okullarda saraylarda ve hatta evlerde ve hamamlarda da kullanılmıştır.

    Bu sanat alanında matematik ve geometri bilimleri sıkça kullanılırken yaşamının zirvesinde olduğu dönemlerde ise insanların manevi ihtiyaçlarına uygun biçimde insanların sosyal yaşamında da hizmet sunmuştur. Dolaysıyla İslami mimari sanatının İslam medeniyetinin ruhu ile uyum içinde varlığını sürdürdüğü söylenebilir.
    İslami mimari kimliği tüm dünyada ve dil ve medeniyet çeşitliliğine karşın aynı tarzda idi ve bu durum Çin topraklarından Atlas okyanusuna kadar uzanan alanda geçerli olup çeşitli kültürlerde göze çarpmaktadır. Gerçi Romalılar ve diğer medeniyetler de mimarı tarzına sahipti ancak İslami mimari sanatı kendine özgü bir sanat tarzı idi. İslami mimari sanat tarzının özelliklerinden çatıların ve tavanların süslenmesi idi ki bu alanda ilk İslami eser olarak Mescid-ül Nebi bu özelliği taşıyor. Gerçi Hz. Resulüllah (sav) döneminde çatılar hurma ağaçlarının yapraklarından olup süs unsuru olarak kullanılmazdı ancak Velid Bin Abdulmelik döneminde İslami mimari çeşitli renkler ve motifler taşıyan fayansları kullanmaya başladı.

    İslami mimari sanatında en çok Kuran'ı Kerim ayetleri duvarlarda ve tavanlarda kabarık yazı olarak kullanıldı. Bu alanda ilk örneklerden Kubbet’ul Sahra’nın içinde kullanılan ve Kufi hattı ile yazılan Kuran'ı Kerim ayetlerine değinebiliriz. İslami mimarinin en önemli özelliği belki de tüm çeşitliliğine karşın üniter olmasıdır. Bu üniterlik İslami mimarinin gelişmesinde büyük rol ifa ettiği söylenebilir. Şöyle ki İslam ülkelerinde İslami mimarinin çeşitliliğine karşın içinde bir nevi üniterlik göze çarpar. Hatta Paris Londra Münih ve Avrupa’nın diğer kentlerinde İslami mimari tarzı ile inşa edilen binalarda İslami kimlik en iyi şekilde göze çarpıyor ve bu durum İslam dininin Avrupa kıtasında yayıldığını ve bu konuda Müslüman mimarların büyük rol oynadığını gösteriyor.
    Ancak bir başka önemli husus diğer mimari tarzlarının İslami mimariden ilham almış olmalarıdır. Gerçi bu tarzlar da İslami mimariden aldıkları ilhamları kendi mimari anlayışları olarak pazarlamaya çalışıyor fakat yine de her yerde İslami mimari sanatı İslam dünyasına ait olduğu en iyi şekilde anlaşılıyor. Nitekim bu mimari anlayışına İsfahan Bağdat Şam ve Kahire gibi mekânlarda rastlıyoruz ki bu örnekler gerçekte İslam medeniyetinden 15 yüz yıl öncesine dayanır ve bu yüzden bu tarzı hiç bir hükümdar veya devlete mal etmek mümkün değildir.
    [​IMG]

     

Sayfayı Paylaş