1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

İslamda Kadının Farkı

Konusu 'Genel Dini Konular' forumundadır ve ZeyNoO tarafından 23 Mart 2013 başlatılmıştır.

  1. ZeyNoO
    Melek

    ZeyNoO ٠•●♥ KuŞ YüreKLi ♥●•٠ AdminE

    Katılım:
    5 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    58.480
    Beğenileri:
    5.784
    Ödül Puanları:
    12.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    ❤ Şehr-i İstanbul ❤
    Banka:
    3.064 ÇTL
    İSLAMDA KADININ FARKI


    FELSEFECİLERE GÖRE KADIN :
    Andromiko'nun rivayetine göre, eski Yunanlılar, kadını şöyle düşünürlerdi: "Can yakan ateş, çaresi bulunmayan yılan sokması, şeraretin menbaı ve başı."

    Meşhur felsefeci Sokrat şöyle söyler:
    "Dünya yüzünde kadın kadar fitne ve fesad maddesi olan hiç bir şey yoktur. Kadın zehirli ağaca benzer ki, dış görünüşü gayet güzel ve gönül çekicidir, fakat onun meyvesini yiyen bir yaratık derhal ölür."

    Yine meşhur eski Yunan filozoflarından Eflatun'un kadın hakkında düşüncesi şöyledir:
    "Erkeğin dünyada yaptığı bütün fenalıkların ve bütün rezaletlerin hepsinin sebebi kadındır".

    Kadın hakkında yalnız filozofların ve hakimlerin değil, dina damlarının da fikirleri böyle idi. Kuddis Patrik Bernard kadınlar hakkında şöyle söyler:
    "Kadın Şeytan'ın aletidir".

    Meşhur Hristiyan apostolu ve incil yazarlarından Dimaşklı Yuhanna kadın hakkında şöyle der:
    "Kadın şerrin çocuğu, emniyet ve huzurunda düşmanıdır".


    CAHİLİYE DEVRİNDE KADIN:
    Cahiliye devrindeki Arabistan'da kadın yaratıkların en aşağılığı demekti. Netekim Cahiliye devrinin bir şairi şöyle söyler:
    "Kadınlar bizim için yaratılmış şeytan şerridirler
    İşte şeytanların şerrinden ben Allah'a sığınırım".
    Behrah'ın hükümdarının kızı öldüğü zaman meşhur Ebu Berkir Huarizmi yukarıdaki şiiri, tesliyat makamında yazıp göndermişti.
    Başka bir şair de şöyle der.
    "O benim yaşamamı arzu ediyor
    Ben ise şefkat göstermek için onun ölümünü istiyorum
    Çünkü ölüm
    bir kadın için en değerli misafirdir"

    FRANSIZLARA GÖRE KADIN:
    Bunların kadın hakkındaki sözleri pek zalimanedir. Montesquieeu şöyle diyor:
    "Tabiat, erkeğe akıl ve fikir vermiştir, kadına sadece güzellik ve süsü. eğer kadının bu dış görünüşü ortadan kalkacak olursa onun ehemmiyeti ve değeri kalmayacaktır."

    Diderot'un akidesine göre kadınlar sadece şehvet eğlence için yaratılmışlardır. Rousseau bir az daha nezih kelimeler kullanarak kadın hakkında şöyle söyler:
    "Kadın erkeğin gönlünü hoş etmek için yaratılmış bir mahluktur" Fakat, "niçin erkek de kadının gönlünü hoş eylemek için yaratılmış olmasın?" diye bir sual karşısında Montesquieeu şöyle der:
    "Bu mesele erkek için pek de mühim bir vecibe değildir."

    "Kadın tabiat tarafından erkeğe verilmiş bir hediyedir ki, çocuk yapsın. Kadın bizim malımızdır, mülkümüzdür, biz kadının malı-mülkü değiliz." NAPOLYON


    ALMANLARA GÖRE KADIN?
    Kadınlara karşı düşmanlık hususunda Alman milletide nam kazanmıştır. Netekim onlar bu mevzuu, ilmi ve felsefi esaslarada bağlamak yolunda çalışayorlardı. Schopenhawer'in dediğine göre:
    "Erkeğin zekası ve fikri inkişafı 28 yaşında kemal haddini bulur, kadının ise 18 yaşında. Bu yaştan sonra kadın ne akli ne de fikri hiç bir inkişaf göstermez."

    İSLAMDA KADIN = ANNE
    Cenab-ı Hak buyuruyor:
    ". Anaya iyi davranın ." (Nisa Suresi / 36)
    " Anaya iyilik edin" (Enam Suresi /151)
    ". Rabbin, sadece kendisine kulluk etmenizi, ana-babanıza da iyi davranmanızı kesin bir şekilde emretti. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa, kendilerine "of!" bile deme; onları azarlama; ikisine de güzel söz söyle. Onları esirgeyerek alçakgönüllülükle üzerlerine kanat ger ve: "Rabbim! Küçüklüğümde onlar beni nasıl yetiştirmişlerse, şimdi de sen onlara (öyle) rahmet et!" diyerek dua et." (Isra Suresi 23-24)
    " Biz insana, ana-babasına iyi davranmasını tavsiye etmişizdir. Çünkü anası onu nice sıkıntılara katlanarak taşımıştır. Sütten ayrılması da iki yıl içinde olur. Önce bana, sonra da ana-babana şükret diye tavsiyede bulunmuşuzdur." (Lokman Suresi / 14)
    "Biz insana, ana-babasına iyiliketmesini tavsiye ettik. Annesi onu zahmetle taşıdı ve zahmetle doğurdu. Taşınması ile sütten kesilmesi, otuz ay sürer. Nihayet insan, güçlü çağına erip kırk yaşına varınca der ki: Rabbim! Bana ve ana-babama verdiğin nimete şükretmemi ve razı olacağın yararlı iş yapmamı temin et ." (Ahkaf Suresi / 15
    Bir gün Resulullah'a bir kimse gelir ve sorar:
    - Benim kendisine hizmet ve ülfet etmeme, insanlar içinde en layık ve en haklı olan kimdir? Resulullah efendimiz:
    - Anandır.
    - Sonra kimdir?
    - Sonra anandır.
    - Sonra kimdir?
    - Sonra anandır, buyurdular. O zat gene :
    - sonra kimdir, deyince Peygamber Efendimiz buyururlar:
    - Sonra babandır.

    Bu hadiste, anaya ihsanın üç kere tekrar olunması, ananın evlat üzerinde, babanın üç misli iyilik ve ihsan hakkı oılduğunu ifade eder. Bunlar, hamilelik yorguluğu, doğurma eziyeti, ve emzirme ye karşı sayılabilinir.

    Anne'ye günah olan bir şeyi emretmedikçe itaat etmek vacipdir. Hatta onun iznini almadan gönüllü olarak cihada katılmak bile caiz değildir. Hatta Resulullah bu durumda olanları geri çevirmiş izin almalarını istemiştir.

    Oğul nafile namaz kılarken, annesi kendisine seslense, ona eziyet vermemek için namazı bozması gerekir. Hatta bazı Şafii alimleri, farz olsun nafile olsun mutlaka namazı bozmak gerektiğini genel bir kaide olarak kabul etmişlerdir.

    Resulullah efendimiz, Beni İsrail zamanında yaşayan Cüreyc isimli bir rahibin kıssasını anlatarak bu konuda ümmetine ders vermiştir.
    Cureyc namazda iken, annesi ona seslenmişti. Cureyc bir müddet namazı bozup, bozmamak hususunda tereddütten sonra namazını kılmaya devam etmişti. Annesi bir kaç kere seslenmesine karşın cevap alamayışından eza duymuş, oğluna beddua etmişti. Daha sonra Cüreyc bu bedduaya aynı aynına uğradı.

    Ebu Hureyre'nin annesine bağlılığı ve ondan hiç ayrılmaması sebebi ile, annesi vefat edinceye kadar hac etmediği bir ibret vesikasıdır.

    İslam'a göre, ana kafir olsa bile, mümin olan evladının iman ve itikadına ilişmedikçe, ona ihasan ve güzellikle muamele etmesi evladı üzerine vaciptir.

    Nitekim, Hz.Ebubekir r.a. kızı Hz.Esma'ya müşrike olan annesi Kuteyle ziyarete gelmişti. Ona ikram edip etmeme husususnda tereddüte düşen Hz.Esma r.a. durumu Resulullah'tan sormuş. O'da "Evet, anana sıla ve iltifat et" diye buyurmuşlardı.

    Anne hukukunun yüksekliği hususunda en meşhur hadis-i şerif şudur.
    "CENNET ANNELERIN AYAGI ALTINDADIR"

    İşte bütün bu ayet ve hadislerden anlaşılacağı üzere, İslamiyet kadına en büyük, en muhterem bir mevkii vermiştir.
     

Sayfayı Paylaş