1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

İslamı Yaşarken Büyük Yanlışlar Yapıyoruz.

Konusu 'Genel Dini Konular' forumundadır ve halukgta tarafından 29 Ağustos 2014 başlatılmıştır.

  1. halukgta

    halukgta Katılımcı

    Katılım:
    26 Şubat 2012
    Mesajlar:
    200
    Beğenileri:
    44
    Ödül Puanları:
    980
    Banka:
    860 ÇTL
    Bizler İslam ı Kur’an rehberliğinde yaşamayıp, ayetleri yine Kur’an bütünlüğünde düşünmediğimiz sürece, Allah ın rehberinde ne anlattığını da doğru anlamamız, mümkün olmayacaktır.


    Yaptığımız yanlışlara, sizlere bu yazımda bir örnek verip, bu konuya Kur’an dan cevap aramaya çalışalım Allah ın izniyle. Çünkü Allah ne diyordu Kur’an ayetleri için?


    İsra 89: Yemin olsun, biz bu Kur'an'da, insanlar için her benzetmeden nice örnekler sıraladık. Ama insanların çoğu inkâr ve nankörlükten başka bir şeyde diretmediler.


    Kehf 54; Yemin olsun, biz, bu Kuran'da, insanlar için her türlü örneği değişik ifadelerle gözler önüne koyduk. İnsan ise varlığın, tartışmaya en çok tutkun olanıdır.


    Enbiya 10: Andolsun ki, size öyle bir kitap indirdik ki, bütün şanınız ondadır; hala akıllanmayacak mısınız?


    Ayetlerden anlaşılacağı gibi, Allah Kur’an da verdiği hükümleri, uymamız gereken detayları, açıklamasını da değişik örneklerle anlatmış, izah etmiş. Allah yemin ederek size öyle bir kitap indirdik ki, BÜTÜN ŞANINIZ ONDADIR dediği halde, bizler hala Kur’an dışından imanımızı yaşamaya, deliller aramaya devam ettiğimizin, farkında bile değiliz. Çünkü Kur’an ile aramıza, fitne-fesat sokucular girmiş bir kere. Çıkart çıkartabilirsen.


    Önce sizlere Bakara suresi 222. ayeti hatırlatıp, üzerinde düşünmeye davet etmek istiyorum.


    Bakara 222: Sana 'kadınların aybaşı halini' sorarlar. De ki: 'O, bir rahatsızlık (eza)dır. Aybaşı halinde kadınlardan ayrılın ve temizlenmelerine kadar onlara (cinsel anlamda) yaklaşmayın. Temizlendiklerinde, Allah'ın size emrettiği yerden onlara gidin. Şüphesiz Allah, tevbe edenleri sever, temizlenenleri de sever.



    Yukarıdaki ayeti okudunuz. Sanırım anlaşılmayacak hiçbir şey yok. Ne anladınız bu ayetten diye sorsam, sanırım vereceğiniz cevap, Allah kadının ay halinin, ona bir rahatsızlık hali olduğunu söylediğini ve bu durumda eşinizle cinsel birleşme yapmayın dediğini, bu halin bitimi ve kanama sona erdikten sonra tertemiz yıkanıp, daha sonra yapılması gerektiğini anlarız.


    Şimdi size sorsam desem ki, Allah bu ayette, kadın ay halindeyken, namaz kılamaz, oruç tutamaz da diyor desem, ne dersiniz bana? Eğer bazı hurafelerin, sanı bilgilerin etkisinde değilseniz, nereden çıkardınız bunu, böyle bir hükümden asla bahsedilmiyor ayette dersiniz.


    Günümüzde bu ayette geçen TEMİZLENDİKLERİNDE kelimesinden yola çıkarak, kadınların ay halindeyken ibadet etmeleri, oruç tutmalarının HARAM olacağına dair, tek delil bu ayet gösterilmektedir. Sizler bu ayeti okuduğunuzda, böyle bir hüküm algıladınız mı? Ayetin tamamı kadın ay halindeyken, cinsel birleşmenin yapılmamasını, kadının ay hali bittikten, tertemiz yıkandıktan sonra yapılmasını istemesinden başka anlamlar verdiğimizde, sizce bizler doğru yapmış olur muyuz? Ne yazık ki bizler, batıl inançlarımızı Kur'an dan aklamak için, hep bu yolu izliyoruz ve kendimizi kandırıyoruz.


    Bu ayetten ay halindeki kadın için şöyle bir ruhsat çıkartabilirsiniz. Madem kadın bu halindeyken, bazı dönemlerinde rahatsızlık veren hali olabilir, o halde isteği halinde oruç tutmaz daha sonra tutabilir. Evet, bunu söyleyebilirsiniz ama bu halde kadın ibadet yapamaz ve kesinlikle oruç tutamaz diye hüküm veremeyiz. Çünkü Allah böyle bir hüküm vermemiştir. Ne yazık ki bizler, batıl inançlarımızı Kur'an dan aklamak için, hep bu yolu izliyoruz ve kendimizi kandırıyoruz.


    Bu ayette geçen temizlendikten sonra, kelimesine ayette geçen anlamdan çok farklı manalar yükleyip, bakın temizlendikten sonra dediğine göre, burada boy abdesti alınması gerektiği emrediliyor demek ne kadar ayetin özüne, mantığına uyuyor? Temizlendikten sonra yapılması gereken, ayette açıkça belirtilmiştir. Bunun dışında anlam verirsek, nefsimizi kandırmış oluruz. Kur’an ı anlamaya çalışırken, eğer yanlış, hurafe inançlarımıza delil aramak adına, zorlama ve ayetin özüne uymayan hükümler çıkarmaya çalışırsak, Allah ta bizleri nurundan, rehberinden istifade etmemizi engelleyecek ve gönül gözümüzü perdeleyecektir.


    Şimdide Kur’an dan delil bulamayıp, bir kelimenin ardından, Rabbin vermediği bir hükmü çıkaranların içleri rahat etmemiş ki, bakın hangi rivayetleri, Allah emri gibi gösterip HARAM dır diyerek, kadınlarımız bu hallerinde kirli kabul edilip, ibadetlerinden kesilmiştir. Çok zaman önce Diyanetin sitesinden aldığım bilgileri sizlerle paylaşmak istiyorum. Aşağıdaki rivayetleri delil gösterip, bu büyük yanlış ne yazık ki yapılmaktadır.


    (Kadınlar için ilâve şart ise, onların hayız veya nifas durumunda olmamalarıdır. PEYGAMBERİMİZİN HANIMLARINDAN GELEN BÜTÜN RİVAYETLER, onların aybaşı hallerinde namaz kılmadıkları ve oruç tutmadıkları yönündedir.


    Daha önce namaz bahsinde ve bu bölümün başında da belirtildiği gibi HAYIZ VEYA NİFAS HALİNDE BULUNAN KADININ ORUÇ TUTMASI HARAM OLDUĞU GİBİ, TUTACAĞI ORUÇ DA GEÇERLİ OLMAZ. Kadınlar bu durumları sebebiyle tutamadıkları oruçları, daha sonra istedikleri bir zamanda kaza edebilirler.


    Cünüplük, hayız ve nifastan farklıdır. Çünkü cünüplüğün gerçekleşmesi ihtiyarî olduğu gibi, gusletmek suretiyle cünüplükten temizlenmek de mümkündür. Bu bakımdan cünüplük oruca başlamaya engel görülmemiştir. Bununla birlikte mümkün olan en kısa zamanda cünüplükten temizlenmek gerekir.)


    Yukarıda naklettiğim bilgileri okudunuz. Bugün yapılan bu yanlış, peygamberimizin hanımlarından gelen, RİVAYETLER üzerine uygulanmaktadır. Tabi hiç kimse bu sözlerin, peygamberimizin eşlerinin gerçek sözleridir iddiasında bulunamaz. Hepsi bir rivayettir, emin olamayacağımız bilgilerdir. İSLAM HÜKÜMLERİ RİVAYETLERE GÖRE DEĞİL, KUR’AN IN AÇIK DELİLLERİNE, HÜKÜMLERİNE GÖRE YAŞANIR. Akla ziyan bilgilerle İslam ı bizlere yaşatanlar, elbette Rabbimiz e hesap vereceklerdir. Allah Kur’an da haram ve helal koyma yetkisi yalnız bana aittir der ve bir ayetinde bakın nasıl açıklama yaparak bizleri uyarır.


    Yunus 59: De ki: "Ne oldu size de Allah'ın size rızık olarak indirdiği şeylerden bir haram yaptınız bir de helal?" De ki: "Allah mı size izin verdi, yoksa Allah'a iftira mı ediyorsunuz?"


    Demek ki kadının ay halinde ibadet etmesi HARAM olsaydı, bunu açıkça Kur’an da bizlere bildirirdi. Tersini söylemek, yani Allah hüküm vermediği halde, bunlarda Allah katındandır demek, ALLAH A İFTİRA ATMAK olduğu, sizce ayetten anlaşılmıyor mu? Allah a iftira atanlar, hesap günü yüzlerinin kapkara olacağını ve Rabbimizin onların yüzlerine bile bakmadan, cehenneme göndereceğini bir ayetinde söylüyor bizlere.


    Diyanet sitesinde yaptığı açıklamanın, içindeki şu düşünceler çok dikkatle analiz edilmelidir ve üzerinde düşünülmelidir.


    (Hayız veya nifas halinde bulunan kadının oruç tutması HARAM olduğu gibi, tutacağı oruç da geçerli olmaz.)


    Düşünebiliyor musunuz, HARAM kelimesini kullanıyor ve orucun kabul edilmeyeceği hükmünü dahi veriyor. Peki, neye dayanarak? Peygamberimizin eşlerinden gelen RİVAYET, SANI bilgilere dayanarak. Bu sözlerin peygamber eşlerine ait olduğuna, Kur’an ayeti gibi garanti veren var mı? Allah bizlere Kur’an ın ipine sarılın, sizleri Kur’an dan sorumlu tutuyorum diyordu hatırlayınız. Hani Allah emin olmadığınız sözlerin ardından gitmeyin, sorumlu tutarım diyordu? Biz İslam ın temel hükümlerini, böylemi yaşamamızı emrediyor Rabbimiz? İşte yaptığımız çok ama çok büyük yanlış. Anlayana, anlamak isteyene Kur’an çok şeyler anlatıyor. Gözler perdeli, gönüller taş kesilmişse, ne söylesen fayda etmeyecektir.


    Peki, dostlar bu inanç ve itikat, Kur’an da yoksa içimize nereden girmiştir diye hiç düşündünüz mü? Çok fazla düşünmeyin derim. Yahudi fitnesi burada görevini başarıyla yapmıştır. Bakın nereden inancımıza girmiş.


    Tevrat tan alıntı

    Bölüm 12:


    Lev.12: 2 "İsrail halkına de ki, 'Bir kadın hamile kalıp erkek çocuk doğurursa, âdet gördüğü günlerde olduğu gibi, yedi gün kirli sayılacaktır.


    Lev. 19. 'Âdet gördüğü için kan kaybeden kadın yedi gün kirli sayılacak. Ona dokunan da akşama kadar kirli sayılacak.

    Kur’an ın hiçbir yerinde, kadın ay halindeyken ibadet edemez, Kur’an okuyamaz, bu durumda kadın, cünüp gibi kirlidir diye bir hüküm Allah vermemiştir. Çünkü kadının bu hali kendisinden kaynaklanan bir durum değil, onun cinsel doğurganlık özelliğinin, Allah vergisi bir parçasıdır. Yukarıda günümüzdeki tahrif edilmiş, Tevrat tan verdiğim örneği gördünüz. Sanırım söylenecek fazla bir söz olmasa gerek.


    Peygamberimizin üzerinden, ona iftiralar atarak, onun sözleridir, hadisleridir diyerek, içimize soktukları yanlış inançları, lütfen artık temizleyelim. Yoksa Huzuru mahşerde, peygamberimizin şahitliğinde, onun yüzüne bile bakamaz hale geleceğimizi de unutmayalım. Unutmamamız gerekenin en önemlisi ise, peygamberimiz biz ümmetini yalnız ve yalnız Kur’an ile uyarma görevi aldığıdır. Bu ayetlerin gerçeklerini görmezden gelip üstünü örtmeyelim, hesabın görüleceği gün, pişman oluruz.



    Sizlere yazımın başında üç ayet hatırlatmıştım, onların üzerinde dikkatle düşünelim. Bizler Kur’an dan gereği gibi nasiplenmek istiyorsak, önce onu anlayarak bir öğrenci gibi dersimize çalışıp, dikkatle okuyup, daha sonrada Allah ın ayetlerini anlatma, izah etme yol ve yöntemlerini çok iyi anlamalıyız. Çünkü Allah bizleri ilgilendiren her konuda detay verdiğini söylüyor. Bizler ise, Kur’an dışından öğrendiklerimizi, Kur’an da bulamadığımızda takındığımız tavır düşündürücüdür.


    Birileri çok ilginçtir, herkes Kur’an ı anlayamaz, veli insanlar anlar yalanıyla, bizleri Kur’an gerçeklerinden uzaklaştırarak, kendi hükümranlıklarını sürdürmek istiyorlar. Lütfen bu yalanlara kanmayalım. Bunu söyleyenlere de, şunu söyleyelim. Allah bizleri Kur’an dan hesaba çekeceğini söylediği halde, her aklı başında kulunun anlayabileceği şekliyle Kur’an ı indirmedi de, yaratılmış bir kul mu Kur’an ı anlatmayı, açıklamayı başardı? Bunları söylemek ve düşünmek Allaha saygısızlıktır, iftiradır. lütfen bunu unutmayalım. Eşi benzeri olmayan Kur'an a, bu tavrı takınanlar kaybedeceklerini bilmelidirler.


    Bakın Allah Kur’an için ne diyor bizlere ve ne anlatmak istiyor.


    Enam 104: Rabbinizden size gerçekleri gösteren deliller ( Gönül gözleri) geldi. Artık kim gözünü açar hakkı idrak ederse kendi yararına, kim de (hakkın karşısında) körlük ederse kendi zararınadır. Ben başınızda bekçi değilim.


    Allah demek ki bizlere, Kur’an ile gönül gözleri göndermiş. Bizler Kur’an a anlayarak, bilerek, düşünüp idrak ederek okuduğumuzda, ondan faydalanacağımızı söylüyor. Bu Kur'an ın mucizesidir bunu unutmayalım. Kimlerde ben ayetleri anlayamam, bilemem diyerek, bu görevi başkalarına havale edip, körlük ederse kendi zararına diyor Rabbimiz. Yaradan daha nasıl açık söylesin?


    Anlayana Kur’an bir güneş, gönül gözü, anlayana Kur’an bir şifa, anlayana Kur’an bir Nur. Anlamamakta ısrar edip, körlük edenlere de söyleyecek sözümüz yok. Rabbimiz cümlemizi, gönül gözlerinin Kur’an ile nurlanan, aydınlanan kulları arasına, bizleri de alması dileklerimle.


    Saygılarımla Haluk GÜMÜŞTABAK
     

Sayfayı Paylaş