1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

İslamiyet Öncesi Türk Aileleri ve Yaşam Tarzları

Konusu 'Genel Türk Tarihi' forumundadır ve Suskun tarafından 17 Aralık 2011 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    [​IMG]

    Aileler, İlk insandan günümüze cinsiyet, anlaşma , ortak yaşam alanları gibi birçok etkenlerin etkisiyle birtakım değişikliklere maruz kalmıştır. Aile Kavramı Birleşmiş Milletlerce şu biçiimde tanımlanmıştır: Aile; kan, kanun ve evlilik yoluyla bir birlerine belirli derecede akrabalıkları bulunan hane halkı üyelerinden meydana gelir. Fakat Akrabalık dereceleri toplumdan topluma değişebilir günümüzde olduğu gibi Büyük şehirlerde çerkirdek aileleri görürken tarımla ilgilenen küçük şehirlerde uzaktan akrabalar dahi bir arada yaşamaktadır.Önceden eşdeğer toteme bağlantılı olma şeklinde kendini gösteren aile, toprağa bağlılıkla ile kan hısımlığına dönüşmüştür, ataerkil aile tipi şekillenmiştir. Daha sonraları sosyal şartlara bağlantılı bi şekilde babanın yetkisi daralmış ve ekonomik nedenlerle çekirdek aile özelliğini almış, aile toplumun en ufak sosyal birimi olmuştur.

    İslamiyetten önceki Türk ailesinin yapısını inceleyecek olursak; Günümüzde olduğu gibi Türklerde birkaç misal dışında ana ailesine rastlanmadığı görülür. Çin kaynakları, Türklerin ana hakimiyetine dayalı birtakım boyları olsa da, baba hakimiyetine dayalı aile tipinin ağırlıkta olduğunu söylemektedir. Günümüzdede baba tarafı daha ağır basmaktadır hatta babanın soyadı aile fertlerine verilir.

    Fransız sosyologlarından Gaston Richard; Yakut, Kırgız ve Altay Türklerinin ataerkil aileye sahip olduklarını sav etmiştir.

    Türk ailesi hakkında araştırmalar yapan ilk batılı araştırmacı Grenarda göre; Türk kızı yaşam arkadaşını seçmekte serbesttir. Eş seçme geleneğinin epey kuvvetli 1 kurum olduğunu ve bu yana kadar sürek ettiğini görmekteyiz. Kaşgarlı Mahmutun Divan- ı Lügatit- Türk adlı eserinde de eşlerin birbirlerini serbestçe seçtiklerini söylemektedir.

    Evlenme ve aile Türklerde toplumun ve devletin temeli bi şekilde kabul edilmektedir. Aileden anlaşılan ana-baba ve çocuklardır.Evlilik konut birlikte sembolize edilmektedir. Evlenme eşdeğer zamanda duman kurma bi şekilde kabul edilmiştir. Ocak, Türklerde bütün vakit kutlu sayılmıştır. Kazak Türklerinde ocağın önemi büyüktür. Ocağa büyük saygı göstermişlerdir. Kazak kadınlarının yepyeni evlerine geldiklerinde ve ilk çocukları doğduğunda ateş önünde eğilmeleri ve yağ parçaları atmaları adettir. Altaylılarda ise kadın yepyeni evine geldiğinde ocağın önünde yere kadar eğilmektedir, kayınbaba ya da akrabalardan biri de geline tavsiyeler vermektedir. Ocağa büyük saygı göstermişlerdir. Kazak kadınlarının yepyeni evlerine geldiklerinde ve i1k çocukları doğduğu vakit ateş önünde eğilmeleri ve yağ parçaları atmaları adettir. Altaylılarda ise kadın yepyeni evine geldiğinde ocağın önünde yere kadar eğilmektedir. Kayınbaba ya da akrabalardan biri de geline tavsiyeler vermektedir. Ocak Türklerde ailenin en kritik sembolüdür. Yabancılarla etkileşimi az olan Yakut Türklerinde evlilik sönmez 1 ateş yakmadır. Eve gelen gelin ise evi aydınlatan 1 ateştir. Anadoluda ocağın sönmesi, aile ocağı ve genç erkek çocuklara 0cak umudu denmesi eski Türk geleneklerinin izleridir.

    Evlenme olayının safhaları ve unsurları varıdır. Kız ve erkek önceden anlaşmış olsalar dahi ailelerinin 1 araya gelmesi lazımdır. Bunun sebebiyle aracılar yardımcı olur. Arkacı, Dünürcü denilen şahıslar evlenme zamanında dünürler arasında gidip gelirler. Aracılık, sosyal gelişmenin 1 görüntüsü şeklindedir. Aracılar, saygılı ve tecrübeli, beyaz sakallılar ya da Anadoludaki ifadesiyle köyün uslularıdır. Bu şahıslar eşdeğer zamanda tanık mahiyetindedirler. Dede Korkuttaki Bay Biçen, kızına beşik kertmesi birlikte nişanlarken dahi, siz tanık olun deme gereğini duyarak ileride vaki olacak evliliği yasa ve töre temellerine oturtmuştur. Evlenme sebebiyle kalın ya da antet adıyla kız ailesine verilen 1 aile malı ya da gelinin çeyizinin 1 kısmını oluşturan eşyaların verilmesi yerleşik adetlerdendir. Bugün bu terim Türkiyenin muhtelif yerlerinde kullanılmaktadır. Kalın ya da antet Türk aile hukukunun temelini teşkil etmektedir. Çeyiz ise kız çocuğunun baba malından aldığı paydır. Gelin kız kocasının evine giderken sep adı verilen çeyiz eşyasını da götürmektedir. Gelin kızın çeyizi birtakım durumlarda zengin birinin desteğiyle de hazırlanabilmektedir. Evlenecek kızın çeyizini hazırlamak ancak ana-baba ya değil, her akrabalara düşen 1 görevdir.

    Evlenme sürecini söz kesme, nişan, düğün ve eve gelin getirme oluşturmaktadır. Evliliğin başlangıcı kabul edilen söz kesmeye ; Türklerde büyük ehemmiyet verilmiştir. Geleneklerine epey bağlantılı Türk kesimlerinde, söz kesme antlaşması at üzerinde yapılmaktadır. Göktürklerde antlaşmalar birlikte elçi kabulü gibi resmi törenler hep at üzerinde yapılmıştır. Bundan da anlaşılmaktadır ki, evlilik Türklerde epey değerli kabul edilerek ehemmiyet verilmiştir.

    Erkek nişanlandığı kızın parmağına kendi yüzüğünü takar, kız da nişanlısına gerdekte giymesi sebebiyle kendi diktiği al renkli kaftanı gönderir. Nişan Batı Türklerinde daha epey görülmektedir. Kalın antlaşması ve söz kesimi hediyeleri birlikte nişan gerçekleşmektedir. Tanıklar, antlaşma ve yakarış birlikte yapılan beşik kertmesi ise her Türklerde görülmektedir. Kaşgarlı Mahmut Divanında, Türklerde nikahın epey eskilerde de bulunduğu ifade edilmektedir. Anadoluda ve Orta Asyada nikah kızın evinde kalın anlaşmasından sonraları kıyılır. Kalın ve çeyizlerin miktarı nikah kıyılmadan önce tespit edilir.

    Evlenme sırasında düğün yapma zorunludur. Düğünde yerine getirilmesi koşul olan adetlerin başın- da ise düğün yemeği gelmektedir. Düğün sebebiyle gelinlere ipekli kumaşlarla süslenen hususi odalar hazırlanmaktadır. Düğüne çağırma işine okuma denmektedir. Bu ifade bugün de kullanılmaktadır. Gelin eve atla gelmektedir. Gerdek gecesi geline yol gösterici birisi (eget,mamu) bulunduğu gibi, güveye de yol gösterici 1 sağdıç bulunur.

    Orhun Abidelerinden Türklerde tek kadınla evlenmenin temel olduğu anlaşılmaktadır. Çok kadın alma adeti kadının kısır olması halinde söz konusudur. Eski Türklerde babaya kang denmektedir. Öz kardeşlere kangdaş, üvey kardeşlere ise kangsık denilirdi. 11. yüzyıldan sonraları babaya ata denmiştir. Türklerde ister kız ister erkek olsun evlada oğul denmektedir. Erkek çocuğu baba, kız çocuğu anne yetiştirir. Babanın yeri, onuru, şerefi erkek çocuğa kalır.

    Kız çocukları evlendikten sonraları koca evinin üyesi olmaktadır. Büyük erkek çocuk babadan sonraları ailenin reisliğini üstlenir. ufak oğlan ise baba ocağının devamından sorumludur. Diğer erkek çocuklar evlendikten sonraları ayrı eve çıkarlar. eşdeğer anneden meydana gelen çocuklara karındaş ( kardeş ) denir.

    Türklerdeki aile yapısı, eşdeğer zamanda köklü 1 toplum yapısına da sahip olduğunu göstermektedir. Oğuz Türklerinde zina hadisesinin kabul edilemez 1 suç sayılması, istisnai de olsa zina edenlerin en ağır biçimde cezalandırılmaları, Yakut ve Altay Türklerinde kız kaçırma birlikte kurulan evliliklere meşru olmayan evlilik gözüyle bakılması Türklerin sahip oldukları aile yapısını göstermesi açısından önemlidir. Aile yapısının sağlam tutulmasıyla kuvvetli 1 toplumun temeli atılmış olmaktadır. Çekirdek 1 özellik bi şekilde aile ordu ve devletin de esas taşıdır. Bundan 2 1000 sene önce Türkler aileyi sosyal yapının esası bi şekilde korumuşlar ve ailenin devamlılığını ve bölünmezliğini sağlamak sebebiyle birtakım tedbirler almışlardır. Levirat adı verilen aile düzeninde babaları ölen ailelerde büyük çocuklar annelerini ve ufak kardeşlerini himaye etmek mecburiyetindedirler. şayet kardeşlerden biri ölürse en büyük kardeş ölenin ailesini kendi ailesine katar. Ölen kardeşin çocuklarının farklı ailelere katılıp soyadlarını değiştirmelerine kesinlikle müsade verilmezdi. Aile içinde ödün verilmeyen hususlardan biri de aile bireylerinin Türk adlarını kullanmalarıdır. böylelikle hem ferdin, hem ailenin, hem de toplumun kimlik arama problemi ortadan kalkmaktadır. Türk ailesinin diğer 1 özelliği de devlet ve orduyla en üst seviyede bütünlük sağlamış olmasıdır.

    Türkler sağlam 1 aile düzeni kurarak sosyal yapısını ve ulusal olma karakterini asırlardır korumuşlardır.




     
  2. KarhaN

    KarhaN Aktif

    Katılım:
    23 Şubat 2012
    Mesajlar:
    375
    Beğenileri:
    4
    Ödül Puanları:
    630
    Banka:
    0 ÇTL
    Muhafaza edebildiklerimiz var.
    Çok güzel bilgiler, elinize sağlık.
     

Sayfayı Paylaş