1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Islık çalan ok

Konusu 'Okunası Yazılar' forumundadır ve zemheri tarafından 12 Eylül 2009 başlatılmıştır.

  1. zemheri

    zemheri Usta

    Katılım:
    23 Ekim 2008
    Mesajlar:
    742
    Beğenileri:
    11
    Ödül Puanları:
    630
    Meslek:
    öğrenci
    Banka:
    6 ÇTL
    Rüzgâr işaret parmaklarını dilinin üzerine koydu ve keskin bir ıslıkla çınlattı ormanı. Yağmur dudaklarını büzdü ve ince bir ıslıkla toprak kokusu yaydı etrafa.

    Topraktan çıktı yılan, başına damlalar düştükçe coştu ve tiz bir ıslıkla katıldı koroya. Kaya antilopları ne zaman merak etseler bir şeyi ıslık çalarlar, yine çaldılar. Kurbağalar ıslıklarını katmasalar geceye, gece eksik kalır. Bir de fiyu ördekleri var, "ıslıkçınlar." Islık çalan kuşlarla yarışa girdiler yine, kimin ıslığıyla ürperecek göl? Şeftali ağaçları, dallarından oklar kesilirken soruyu cevapladı: "Islık çalan okun!"

    -Islık çalan ok mu!

    -Evet.

    -Islık çalabilir mi ok?

    -Islık çalabilir misin Johanna?

    -Bir şarkı bu ıslıkla çalınan.

    -Bir korku bu tepeden tırnağa ürperten insanı.

    -Korkuyorsan ıslık çal.

    -Islık çalıyor, korkuyorum.

    Çamlıbel'in arabacısı bu! Islık çalıyor ve korkmuyor. Elleri rüzgârın saçlarında. Korkusundan değil, keyfinden ıslık çalıyor. O ki şiir, "sözden ziyade musikiye yakın." O ki zaman bulmuştur ıslık çalmaya. O ki yollara düşmüştür, Han Duvarları'na düşmüştür yanan satırlar. "Her tarafta yükseklik, her tarafta ıssızlık,/ Yalnız arabacının dudağında bir ıslık!/ Bu ıslıkla uzayan, dönen kıvrılan yollar,/ Uykuya varmış gibi görünen yılan yollar..."

    Yollar hep yılana benzetilir değil mi?

    -Evet.

    -Neden?

    -Kıvrıldıkları için mi!

    -Hayır. Ayrılık zehirleyebilir insanı.

    -O halde ıslık çal korkmamak için.

    -Islık çalıyor, korkuyorum.

    -Islık çalan çocuk korkmuyor ama.

    -Gecikmedi. Zamanı var onun!

    Hesse'nin ıslığı bu! Gecikmiş bir ıslık. Yol bulamamış hayata. Ne piyanoya dokunmuş, ne el sürmüş kemana. Fakat bir tını var içinde çocukluğundan kalma. Kendisiyle beraber büyüyen bir tını. Kendisiyle beraber yaşlanacak, büzmezse dudaklarını. Dilini koymazsa dişinin altına. Haydi cesaret Hesse! Canını dişine tak! Çınlat ıslığınla şehri. Islık çalamayanlara acı. İtiraf et duysun kalabalıklar: "Telaşından yaşamın şimdiye değin/ Islık çalmaya ancak bulabildim zamanı." Sonra çıraklık gömleğini çıkar, usta payesini vermesen de kendine. Hadi bir kere daha söyle: "Islık çalmayı beceremeyenlere/ Acırım, zira o çok şeyler verdi bana."

    -Ne verebilir ki ıslık insana!

    -Sahi ne verebilir?

    -Soruyu ben sordum.

    - ......

    -Dudaklarını büzme!

    -Çocukluğunu.

    Islık çalan çocuk peşine şeytanları takmış yürüyor. Roller değişmiş. Şimdi fareli köyün kavalcısı o. Her yerden şeytan fışkırıyor. Evlerden, ağaçlardan, taşlardan. Paytak paytak yürüyen komik şeytanlar bunlar. Palyaçolara benziyorlar kocaman ayakkabıları, kırmızı burunlarıyla. Islığı duyan soluğu kafilede alıyor. Komiklikler yapıyorlar güldürmek için çocuğu. Gülse kesilecek ıslık. Güler mi! "Şeytanları başımıza toplama!" demişti büyükler ıslık çaldığında. Şehri şeytanlardan kurtarıyor çocuk.

    -Islıkla şeytanın ne alakası var!

    -Şeytan ıslık çalıyor.

    -Nerede?

    -Operada.

    -Operada mı!

    -Arrigo Boito, Mefistofele adlı operasında şeytanı konuşturmayıp ıslık çaldırıyor.

    -Bak sen İtalyan'a, fakat İncil'deki, "Islık çalıp onları toplayacağım. Onları kesinlikle kurtaracağım..." (Zekeriya, 10) âyetinde şeytan değil konuşan, Rab!

    -Sen Kur'ân'a bak!

    -Ne diyor Kur'ân?

    -Onların Beyt'in yanındaki duaları ıslık çalmadan ve el çırpmadan başka bir şey değildi..." (Enfal, 35)

    -Kim onlar?

    -Müminlerle alay eden müşrikler.

    -Islık bir alay aracı olabiliyor, demek.

    Bernard Shaw'ın "Arms and Man" adlı oyununun İrlanda'daki galasında yazarı sahneye çağırıyor halk perde kapandığında. Alkış tufanı içinde çıkıyor sahneye Shaw ve tam dinerken alkışlar oyunu beğenmeyen bir seyircinin keskin ıslığıyla çınlıyor salon. Shaw bozmadan istifini; "Ben de aynı düşüncedeyim. Ne var ki, bizim düşüncemizde olmayan koca bir seyirci kitlesine bunu anlatmanın imkânı yok!" demez mi!

    -Der. Fakat sen demedin hâlâ!

    -Neyi?

    -Islık çalabilir mi ok?

    Hun İmparatoru Mete Han ucuna delik açılmış kemik parçaları taktı şeftali ağacından kestiği oklarının ucuna. Korkunç bir ıslık çalarak uçuyordu havada oklar. Korkunç görünmek istiyordu düşmanlarına Mete Han. Efsane bu, emretti. Nereye atarsa vınlayan okunu, oraya ok atacaktı adamları sorgulamadan. Önce çok sevdiği atına yolladı ıslık çalan okunu, yağdı oklar üstüne hayvanın. Sonra çok sevdiği karısına doğru uçurdu kemik başlı okunu. Ok yağmuruna tuttu kadını ıslığı duyanlar. Ve babası Teoman'a geldi sıra, üvey annesi ve kardeşine... Bir bir kıyarak sevdiklerine korkutuyordu. "Bize neler yapmaz onlara bunu yapan!" Şeytanı çağıran ıslık buydu! Islık çalan çocuğun şeytanla ne ilgisi var!

    A.Ali Ural
     

Sayfayı Paylaş