1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

İsmail Fenni Ertuğrul

Konusu 'Kim Kimdir ? - Biyografiler' forumundadır ve Suskun tarafından 24 Nisan 2011 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL

    [​IMG]
    İsmail Fenni Ertuğrul
    (1855, Tırnova - 29 Ocak 1946, İstanbul),
    Mutasavvıf, felsefeci, yazar, lügatçi, musıkişinas, güfteci ve besteci.​

    1271/1855’te Bugün Bulgaristan'da sınırları içnde kalan Niğbolu Livası’na bağlı Tırnova Sancağı’nda dünyaya geldi. Tırnova mahallî idare meclisi azası, ve evlâd-ı fâtihândan yörük Mahmud Bey'in oğludur. İlk öğrenime Tırnova’da Halvetî Melamî ricâlinden Hacı Ahmed Amiş Efendi (öl. l920)’nin nezaretindeki sıbyan mektebinde başladı. Burayı bitirdikten sonra girdiği Tırnova Rüşdiyesi'nden mezun oldu. Tırnova Muhasebe Kalemi’ne girerek çalışmaya başladı ve burada Muhasebe öğrendi. Çalışma hayatını sürdürürken girdiği Medresede Arapça öğrendi ve İslamî ilimler tahsil etti. Memuriyette yükselerek 16 yaşında iken Varidat Mukayyid’i oldu. Bir yandan Tırnova Muhasebeciliği görevine getirilen Cûdî Efendi'den aldığı muhasebe derslerini ilerletirken, bir yandan da Dede Efendi'nin talebelerinden Meytabzâde’nin öğrencisi olan Cûdî Efendi’den musiki dersleri almaya başladı. 1293/1976 Osmanlı Rus Harbi yüzünden Tırnova'nın Ruslarca işgal edilince 1876’da İstanbul'a göç etti. Tahsisat kâtipliği göreviyle Maliye Nezareti'nde memuriyete başladı. Bunun ardından 1883’te Dîvân-ı Muhasebat (Sayıştay)’a geçti. Burada çalışırken Fransızca resmî yazışmaları yürütecek memurlar yetiştirmek üzere kurulan Lisan Mektebi'ne devam ederek 1883-86 arasında iyi derecede Fransızca öğrendi. Burayı bitirdikten sonra iki ayrı Hoca'dan dört yıl boyunca İngilizce okudu. 1899’da Dîvân-ı Muhasebat üyesi oldu. 1901’de Dâhiliye Nezareti Muhasebeciliğine tayin edildi. Bu görevi sırasında malî ve iktisadî konularla da meşgul oldu. Özellikle Dahiliye Nezareti muhasebesinin belli bir düzen içinde işlemesi yolunda alınan tedbirlerde ciddi katkılarda bulundu.

    Musikiye hususî bir ilgi duyan İsmail Fenni Ertuğrul, Tırnova'dayken Dimitriyof’tan kanun, Pamukluoğlu’ndan keman çalmasını öğretmiş ve Cûdî Efendi’den şarkı meşketmişti. İstanbul'a geldikten sonra da Tanburî Ali Efendi ile Bestekar Şevkî Bey’den de musiki dersleri aldı. İlmî ve fikrî çalışmalarının yanında Beste ve güfte çalışmalarını da hayatının sonuna kadar sürdürdü. İki yüz civarındaki bestelerinin güftelerin de kendisi yazdı. Bestelediği bazı askerî marşlar 1924’de Riyaset-i Cumhur tarafından mükafatla taltif edildi.

    İlim, fikir ve sanat faaliyetlerine daha fazla vakit ayırmak gayesiyle 1909’da emekli oldu. Bundan sonra çalışmalarının ağırlık noktasını, şarkiyatçıların İslam’a yönelttikleri haksız ve yıkıcı tenkidlerle materyalist ve pozitivist filozofların, yeni devir Türk okumuşlarını da tesiri altına alan görüşlerine yöneltti. Hem şarkiyatçıların haksız ve yıkıcı tenkidlerine hem de materyalist ve pozitivist filozofları görüşlerini cerh eden hacimli ve nitelikli reddiyeler kaleme aldı. Tasavvufi neşvesi dolayısıyla yakınlık duyduğu Vahdet-i Vücûd meselesiyle ilgilendi; özellikle adını vermeden “Üstadım” diye bahsettiği Muhyiddin İbnü’l-Arabî ve anlayışına yöneltilen tenkidleri cevaplandırmaya ve Vahdet-i Vücûd mesleğini müdafaaya gayret etti.

    İsmail Fenni Ertuğrul, Vahdet-i Vucud ve Muhiddin Arabi adlı eseriyle, geçmişten bugüne kadar vahdet-i vücud konusunda düşülen hataları göstererek mutasavvıfların yolunun iddia edildiği gibi bir küfür mezhebi ve mülhidlikten ibaret olmadığını; aksine, kalpleri hakikat nurlarının tecelligâhı olan bir grup büyük evliyanın sahih keşiflerine dayanan aklî ve naklî delillerle kuvvetlenmiş, bir yüce irfan mezhebi olduğunu ortaya koymak amacını gütmekte ve ümmeti bu yoldan giden büyüklerini küfür ve dalalete nisbet etme faciasından muhafaza etmektedir.

    İsmail Fennî Bey’in tasavvufa ilgisi daha Tırnova’da sıbyan mektebindeyken talebesi olduğu Fatih türbedarı Hacı Ahmet Amiş Efendi vasıtasıyla başlamış, gelişerek devam etmiştir. Ahmet Amiş Efendi’den amel olarak tasavvuf öğrendiği gibi tasavvufun tefekkür tarafını da ihmal etmediği bilinmektedir.

    Hayatı boyunca evlenmeyip mücerred yaşayan İsmail Fenni Bey 29 Ocak 1946’da İstanbul’da vefat etti. Mezarı, Eyüp Sultan’da Çocuk Bakımevi'nin arkasındaki sırttadır. Mal varlığı ve kitaplarının gelirini Daru’ş-Şafaka’ya bağışladı. 9050 ciltlik kütüphanesini Bayazıt Devlet Kütüphanesi’ne vakfetti.


    Eserleri

    İsmail Fenni Bey’in bütün eserleri yayımlanmış değildir. On beş civarında da yayımlanmamış telif ve tercüme eserleri bulunan yazarın basılan eserleri şunlardır:

    * Lügatçe-i Felsefe (Felsefe Sözlüğü (1927)
    * Maddiyyûn Mezhebinin İzmihlâli (1928)
    * Vahdet-i Vücûd ve Muhyiddîn-i Arabî (1928)
    * Kitâb-ı İzâle-i Şükûk (1928),
    * Küçük Kitapta Büyük Mevzular (1934),
    * Hakîkat Nurları, Cemiyet-i Tedrisiye-i İslamiye İstanbul 1949, 366 shf.
    * Materyalizmin İflası ve İslam 1, Sadeleştiren: Abdülhalim Kılıçsoy, İstanbul, 1996, 315 sayfa, ISBN 9757480592
    * Materyalizmin İflası ve İslam 2, Sadeleştiren: Abdülhalim Kılıçsoy, İstanbul, 1996, 1625 sayfa, ISBN 9757480606
    * Vahdet-i Vücûd ve İbn-i Arabi, İnsan Yayınları / İbn Arabi Dizisi, 1997, 312 sayfa, ISBN: 975-7732-24-9;
    * İman Hakikatleri Etrafında Suallere Cevaplar Haz. Kâmil Yılmaz, 1978, 126 sayfa


    Neşredilememiş eserleri:

    * Büyük Filozoflar. (Osman Nuri Ergin'in Suleyman Hayri Bolay'a söylediğine göre bu eser 1000 sayfa civarında olup,Sokrat'tan günümüze kadar gelen büyük fîlozoflann felsefe anlayışlanm anlaşılır bir şekilde anlatmak; onların Islâmî yönden tenkitlerini yapmak maksadıyla yazılmıştır. Kitap Daruşşafaka Kütüphanesinde 36 numarada kayıtlı olmasına rağmen yerinde yoktur. Bolay yirmi seneye varan aramalarına rağmen halen yerini tesbit edebilmiş değdir. Kitapta metafizik meseleler hakkında felsefî, îslâmî ve tasawufî açıdan yazarın şahsî mütalaası da önem taşımaktadır.
    * Hürriyet, Stuart Mill'in aynı adb eserinin tercümesidir.
    * Asr-ı Hazır Madiyyun Mezhebi, Paule Janet'den tercüme.
    * Hayat ve Madde, Olvirer Lodge'dan tercüme.
    * Türkiye Tarihi, 1908'de 24 cilt olarak neşredilen Umumî Tarihin Türkiye ile ilgili kısmının tercümesi.
    * Dürretü'l-Yetime: İbn Mukaffa'nın ahlâk ve edebe dair eserinin Arapça'dan tercümesi.
    * Heyet-i İctimaiyye ve Hayatta Muvaffak olmak için Malumat-ı Ameliye, Baron Isfehan'dan tercüme.
    * Ezop, Çocuk Masalları, İngilizce'den tercüme
    * Gülzar-i Emsal, Çeşitli dillerde yazılmı masallardan derleme.
    * Ebyât-ı Müntehibe-i Arabiyye, Cahiliyye devrinden yeni zamanlara kadar
    * Arap şairlerinin divanlarından seçme hikmetli beyitlerin tercümesi.
    * Telhis-i Usûl-i Maliye, Maliye metodunun özeti.
    * Seçilmiş Farsça Beyitler Tercümesi
    * Les Essais (Denemeler) Tercümesi.
    * Muhtelif makamlarda on fasıl notası.
    * Hakîkat-ı Zerâfet.
     

Sayfayı Paylaş