1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

"İspatlarlarsa bu makamda durmam"

Konusu 'Sadece Magazin Haberleri' forumundadır ve MeRciMeK tarafından 1 Aralık 2010 başlatılmıştır.

  1. MeRciMeK
    Masum

    MeRciMeK V.I.P V.I.P

    Katılım:
    20 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    9.071
    Beğenileri:
    1.871
    Ödül Puanları:
    7.230
    Banka:
    427 ÇTL

    Başbakan Erdoğan, Wikileaks iddialarıyla ilgili konuştu..

    Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Wikileaks internet sitesinin dünya gündemini sarsan iddialarıyla ilgili konuştu. "ABD bunun hesabını diplomatlarına sormalı" diyen Erdoğan, muhalefeti ve medyayı çok sert sözlerle eleştirdi. "İsviçre bankalarında bir kuruş param yok" diyen Erdoğan, "İspat ederlerse bu makamda durmam" şeklinde konuştu.

    Erdoğan, şu açıklamalarda bulundu:

    "Önemli bir kısmı düşük düzeyli yazışmalar veya kişisel yorumlar olan bu bilgilerin mutlak bir hakikat ve büyük bir gerçek gibi algılanması mantık ve izanı da ortadan kaldırıyor. Pazartesi günü Libya'ya hareketim öncesinde gelişmeleri izlediğimizi, eteklerindeki taşları dökmesini beklediğimizi ifade etmiştim. Ne yazık ki birileri benim kadar sabırlı olamadı ve açıklanan çok az bilgiyi -belge bile demiyorum- bir fırsat olarak görüp buradan hükümete nasıl saldırırız derdine düştü. Muhalefet bu ülke için, bu millet için çözüm politikaları üretmekten aciz olduğu kadar, siyaset üretmek noktasında da aciz. Hakkımızda her türlü ipe sapa gelmez iddiayı gündeme taşıdılar, her seferinde yüzleri kızardı, çünkü söyledikleri yalandı.

    "Şimdi görüyoruz ki; kendilerine ait cümle kalmadığı için, başka bir devletin diplomatları arasındaki dedikodu niteliğindeki yazışmalardan medet umar hale geldiler. Bu diplomatların yalan yanlış yorumlarıyla yaptıkları iftiralar, birinci derecede ABD'yi bağlar. Bunun hesabını ABD'nin sorması lazım o diplomatlardan. Tüm dünyada yapılan bu yorumlar bir çalkantıya sebep olmuştur. Kendi ürettikleri dedikoduları başkalarından duyunca gerçek sandılar. İsrail medyasında Türkiye'nin Başbakanı'ndan şikayet edenler, en son yabancı diplomatların hezeyanlarına sarılmış durumdalar. Başbakan'ın falanca ülkede şu kadar hesabı varmış. Antalya'daki raylı sistem ihalesine müdahale etmiş. Bunlara sarılacak kadar mı acizsiniz? Bu kadar fırsatçılık olur mu?

    "Benim abdestimden şüphem yok, dolayısıyla namazımdan da şüphem olmaz. Düne kadar Türkiye'yi sırça köşklerinden izliyorlardı, bugün artık yabancı diplomatların dedikodularından izlemeye başladılar. Sadece magazin basınından takip ediyorlardı, bugün magazin diplomasisinden izlemeye başladılar. İftira ve iddia ithal etmeye başladılar. Yeter ki hükümete yönelik bir saldırı olsun. Nereden geldiğine bakmadan, arkasındaki niyet, hedef, gaye hakkında en küçük bir endişe taşımadan buna sarılmak fırsatçılıktır. Bana, şahsıma, aileme, dünürüme, arkadaşlarıma yönelik -ki benim dünürümün hayatı yazmak çizmekle geçmiştir, yazmaktan başka bir şey bilmez, adamı müteahhit yaptılar- bu tür iftiraları atanlar ne kadar alçaksa, bunları manşet yapanlar, siyaset malzemesi yapanlar da o kadar alçaktır.

    "İspat görevi bu iddiayı ortaya koyanlarındır, benim değildir. Amerika bu işleri iyi bilir, diplomatlar da bilir. Nerede bunun delilleri? Sadece atılan iftira üzerinden kalkıp da benden bunun ispatını istemek kadar cehalet olur mu? Olmayan şeyi nasıl ispat edeyim? Benim İsviçre bankalarında bir Allah kuruşum yok ki? Nasıl çıkarayım? Böyle bir şey ispat ettiğiniz anda ben bu makamda durmam, milletvekilliğinde durmam. Ama siz o makamlarda duracak mısınız? Bizim iktidara gelirken üç şeyi bitirme sözümüz vardı: Yolsuzluk, yoksulluk ve yasaklar. Bunları çökerttiğimiz için benim halkım bizi buralarda tutuyor.

    "Sen başbakanı seversin veya sevmezsin, ama ülkene saygın varsa, milletine saygın varsa, bu ülkenin başbakanına yabancıların, hatta ne idüğü belirsiz olanların attığı iddiaya sahip çıkmazsın. Müddei, iddiasını ispatla mükelleftir. Masum olan masumiyetini ispata çalışmaz. Bunu bilmemek ne kadar büyük bir cehaletse, bunu siyaset malzemesi yapmak o kadar büyük seviyesizliktir. Siyaset seviye, nezaket ister. Yalan ve iftiradan medet ummak bir siyaset tarzı olamaz. Malesef son dönem gördüğümüz tablo, Türk siyaseti açısından hiç hoş değildir. Hakaret, iftira, küfür, siyaset dili haline getirilemez.

    "Buradan medyaya da sesleniyorum. Aynı şekilde bunları sürmanşet veya manşet yapanlar, bunlara sarılarak hükümete saldıranlar da aynı seviyesizliğin içerisindedirler. Bir defa onurlu bir medya kalkar bunu sorar, kime bu iftira yapılıyorsa ona sorar. Eğer başbakanla ilgiliyse sorar. Ama başbakan size bakın ne diyor? "Hayır böyle bir şeyle ilgim yok" diyorsa yazmaman gerekir. Bu ahlaksızlıktır, biz seviyesizliği kendileri için seviye haline getirmeye çalışanların söylemlerini muhatab almıyoruz.

    "Siz hem Türkiye'nin öneminin artmasından dem vuracaksınız, hem de Türkiye'nin Başbakanı kalkacak "ispat et bu tür şeyleri" diyenlerle muhatab olacak. Bu diplomatlar hakkında ulusal, uluslararası bütün yargı süreçlerinde bu süreci devam etireceğiz. ABD hükümetiyle de konuştuk, özür beyanında bulundular. Ama biz bunu yeterli bulmuyoruz, bu diplomatlarla ilgili bütün girişimleri yapmak durumundalar. ABD diplomasisi ne hale gemiştir, bu Amerika'nın sorunudur. Biz rahatız, hiç bir sıkıntımız yok. Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanı Kosova'da, Lübnan'da, Libya'da ilgi görüyor diye mutsuz olanlar var. Bu belgelerde olduğu iddia edilen muhalefet partisine yönelik sıfatlar, bana atılan iftiralar kadar rahatsız etmiştir. Hiçbir yabancı, bana olduğu kadar benim ülkemin muhalefetine, insanına saygısızlık yapamaz. Ama malesef onlar iftiralara borazanlık ediyor.

    "Dedikodu yapmak, asparagas haberler üretmek, fitne çıkarmaya çalışmak diplomatik değildir. Bir dönemin büyükelçilerinin kişisel kininden kaynaklanan yalan ve iftiralarını gerçek kabul edip hükümeti suçlamak büyük bir yanlıştır. ABD'nin dışişlerinin bile ciddiye almadıklarını siyaset malzemesi haline getirenler, ömür boyu bir utanç yaşayacaklardır. Hadise henüz çok sıcaktır. Amacın ne olduğunu bekleyerek göreceğiz.

    "Şuanda, belediye başkanlığım döneminde "Erdoğan'ın bir milyar doları vardır" diyen, Ergenekon davasından zanlı olarak içeride. 1 milyar dolar. 4,5 yıllık dönemin bütçesi o kadar değildir. Buna o zaman önemli bir işadamı da sahip çıktı sonra özür diledi. Şimdi Ergenekon sanığı olarak bu efendi içeride. Aynı şekilde devam eden bir medya hala var, köşe yazarları hala var!

    "Bizim hakkımızda ifitralarla dolu bir çok kitaplar yazılıyor. Çünkü Başbakan'a iftira atmak prim yapıyor birileri için. Türkiye muhalefetin muhayyilesine sığmayacak kadar büyük bir ülkedir. Biz gerektiği zaman da gerekli zeminde gerekeni söyler gerekeni yaparız."
     
Benzer Konular:
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş