1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

İstanbul'da ATATÜRK

Konusu 'Hayatından Kesitler' forumundadır ve Suskun tarafından 5 Kasım 2009 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    [​IMG]

    Mustafa Kemal Atatürk, İstanbul’a ilk geldiğinde 18 yaşında bir delikanlı idi. Onun son nefesini verdiği güne dek şehrin değişik yerlerindeki, bıraktığı hatıralarla dolu mekânlara yakından bakalım.

    [​IMG]

    [​IMG]

    Tarih, Türkiye Cumhuriyeti’nin 15. kuruluş yıldönümü olan 29 Ekim 1938. Cumhuriyetin kurucusu Ulu Önder Dolmabahçe Sarayı’nda, hasta yatağında. Ankara’daki törenlere katılamamanın burukluğu içerisinde. Birden kulaklarında, Samsun’dan Merzifon’a giderken arabalarının arıza yapması sonucu yürümek zorunda kaldıkları sırada söyledikleri marş yankılanmaya başlıyor. “Dağ başını duman almış, gümüş dere durmaz akar, güneş ufuktan şimdi doğar, yürüyelim arkadaşlar”. Bu sesin rüya değil gerçek olduğunu yatağından doğrulup, pencereden dışarıya baktığında fark ediyor. Kuleli Askeri Lisesi öğrencileri Dolmabahçe’de, avluda Atatürk’ün yattığı odaya yakın bir yerde toplanmış, marşlarını söylüyorlar. 29 Ekim kutlamasını Ata’nın yanı başına getiriyorlar.

    İLK ADIMLAR İLK HATIRALAR
    Mustafa Kemal, Manastır’da askeri liseden mezun olup, Harbiye’de okumak için İstanbul’a geldiğinde 18 yaşındaydı ve İstanbul’daki ilk yuvası da Harbiye’nin yatakhanesi idi. Balkan Harbi sonrası Selanik’te işgale uğrayınca 1912 yılında annesi Zübeyde Hanım ve kız kardeşi Makbule İstanbul’a gelir. 1918 yılına kadar kalacakları Akaretler’deki 76 numaralı binaya yerleşirler. Mustafa Kemal İstanbul’a geldikçe bu binada da kalır. İmparatorluğun ilk toplu konut projesi olan Akaretler Sıra Evleri, Sultan Abdülaziz tarafından 1875’te Mimar Serkis Palyan’a yaptırıldı. Önce saray ağalarının lojmanı olarak kullanılan evler sonraları kiraya verildi. Yakın bir zamanda restore edilen bu evler günümüzde otel, kafe, ofis ve mağaza olarak hizmet veriyor. Atatürk’ün kiraladığı evin ise yakın bir zamanda müze olarak açılması planlanıyor. Bu evde Mustafa Kemal Paşa, dilbilimci Ferdinand Saussure ile tanıştı ve ileride hayata geçireceği Dil Tarih Kurumu’nun temelleri bir bakıma burada atıldı.

    PERA PALAS 101
    Mustafa Kemal Şişli’deki eve taşınana kadar 1915 yılından itibaren Tepebaşı Meşrutiyet Caddesi üzerindeki, dönemin en önemli oteli Pera Palas’ta sık sık konaklar. Özellikle I. Dünya Savaşı sonunda İstanbul’un işgali sırasında Atatürk, annesinin Beşiktaş Akaretler’deki evi işgal kuvvetlerince gözetim altında olduğu için, Pera Palas’ın birinci katındaki 101 numaralı odada sık sık kalır. Bu odada fikir arkadaşlarıyla buluşur ve durum değerlendirmesi yapılır.Devrin konforu ile bir şark sarayının gizemli atmosferini Alexandre Vallaury’nin mimari tasarımıyla harmanlayan Pera Palas, Osmanlı erkanının ve İstanbul’da yaşayan yabancıların ilgisini çeker. 1895 başlarından beri hizmete devam eden otelde Atatürk’ün ziyaretlerinde kaldığı 101 numaralı oda 1981’de müşterilere kapatılarak müzeye dönüştürüldü. odada, Atatürk’ün 32 parça kişisel eşyası bulunuyor.

    ŞİŞLİ’DEKİ EV
    1918 ‘in sonlarına doğru Mustafa Kemal Şişli’deki 3 katlı eve taşındı. Bu eve taşınmadan önce Beyoğlu Havva sokaktaki Salih Fatsa’ya ait evde de bir süre konuk oldu. Beyoğlu’ndaki bu evde de Anadolu’da yapacakları hareket girişiminin ilk tohumları atıldı. Şişli’de Madam Kasabyan’ın üç katlı evi kiralandıktan sonra Atatürk, annesi ve kız kardeşini de Akaretler’den yanına aldı, evin üçüncü katını da onlara ayırdı. Kendisi orta katta otururken, bu katın arka bahçeye bakan odasını da yatak odası olarak kullanıyordu. Büyük salonu toplantı odası olarak ayırdı. Alt katta ise yaveri bulunuyordu. Atatürk, İstanbul’un düşman işgali altında bulunduğu bu karanlık günlerde, evinde arkadaşlarıyla birlikte sık sık gizli toplantılar düzenlendi. Atatürk, Şişli’deki evde 16 Mayıs 1919’a yani Samsun’a çıkışına kadar konakladı. Annesi ve kız kardeşi Haziran 1922’de Ankara’ya gidene kadar bu evde kalmaya devam ettiler.

    ZAFERDEN SONRA İSTANBUL
    Mustafa Kemal, önderliğinde Kurtuluş Savaşı kazanılmış, Türkiye Cumhuriyeti kurulmuş, çağdaş medeniyetler seviyesine ulaşabilmek için harekete geçilmişti. Samsun’a hareket edişinden tam sekiz yıl sonra, 1927 yılı yazında Ertuğrul yatından İstanbul’u selamlarken, Kasım 1918’de boğazı çelik bir kafes gibi ören düşman gemilerine bakarken yaverine söylediği sözü anımsıyordu: “Geldikleri gibi giderler”. Öyle de olmuştu, geldikleri gibi gitmişler, Anadolu’da milletin bağrından çıkan yeni bir devlet, Türkiye Cumhuriyeti kurulmuştu. İstanbul’a geldiğinde 1854 yılında inşa edilen Dolmabahçe Sarayı’na yerleşti ve üç ay boyunca buraya kapandı ve Nutuk’u kaleme aldı.

    FLORYA KÖŞKÜ
    İstanbul Belediyesi tarafından 1935 yılında mimar Seyfi Arkan’a yaptırılan Florya Köşkü, yazlık bir konut olarak tasarlanmıştı. Gayet sade bir mimari ve dekorasyona sahip bu köşkte Atatürk 1936 yılının yaz dönemini geçirdi. Halkla beraber denize giriyor, bazen sandalla dolaşıyordu. Ayrıca bu dönemde köşkü siyasal ve bilimsel toplantılar için de kullanmaktaydı. Aralarında İngiliz Kralı VIII. Edward ve Madam Simpson’un da bulunduğu kimi önemli konuklar burada ağırlandı. Dolmabahçe Sarayı’nda çalışma odasının hemen yanında Atatürk’ün son nefesini verdiği yatak odası yer alıyor. Bu oda da son derece yalın döşenmiş. Odadaki karyola üzerinde Olgunlaşma Enstitüsü’nün armağan ettiği ipek üzerine dival işi işlenmiş Türk Bayrağı serili. Duvarda 4 mevsim isimli bir tablo asılı. Eylül 1938, hastalığının şiddetli olduğu dönemler, gözü duvardaki bu tabloya takılıyor ve dalıyor gidiyor. Başucundaki manevi kızı Afet İnan’a “Oralara gidelim, Selanik’e ve her şeyi bırakalım” diyor ve çok değil iki ay sonra 10 Kasım’da gidiyor, geride yok olmak üzere olan bir milleti diriltip, Türkiye’Cumhuriyeti’nin temellerini atarak...

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
     

Sayfayı Paylaş