1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

İşte A'dan Z'ye Alex!

Konusu 'Fenerbahçe' forumundadır ve V3L3t tarafından 23 Ağustos 2012 başlatılmıştır.

  1. V3L3t

    V3L3t Üye

    Katılım:
    10 Ağustos 2012
    Mesajlar:
    97
    Beğenileri:
    6
    Ödül Puanları:
    180
    Banka:
    1 ÇTL
    İşte A'dan Z'ye Alex!


    Fenerbahçe'nin kaptanı Alex, LİG TV'deki Quiz programında "en"lerini açıkladı. "En yeteneksiz futbolcu kim?" sorusuna ilginç bir cevap veren Alex, Taffarel'e övgüler yağdırdı


    [​IMG]



    - Unutamadığın gol:
    En unutamadığım gol, Galatasaray’a attığım kafa golüydü. TT Arena’daki ilk derbiydi. Ligde de derbiler arasında en unutamadığım golüm bu oldu.

    Avrupa: Kadıköy’de CSKA ‘ya attığım gol benim için Avrupa’da attığım en unutulmaz goldü. Fenerbahçe’nin gruptan çıkmak için bu maçı almaya ihtiyacı vardı ve bu bize kazanma gücü verdi.

    Frikik: Galatasaray’a karşı oynadığımız kupa maçında son dakikalarda güzel ve önemli bir frikik golü atmıştım.

    2- En güzel asistin:
    Aynı CSKA maçında, Uğur Boral’ın attığı golde bana göre en unutulmaz asistimi yapmıştım.

    3- Unutamadığın maç:
    Unutamadığım çok maç var ama birini seçmek gerekirse sanırım yine CSKA maçını seçerim. Fenerbahçe için de çok önemli ve çok büyük bir maçtı.

    4- En sevindiğin maç:
    Beni en çok mutlu eden maç, Galatasaray ile Arena’da oynadığımız ilk maçtı. Bu maç benim için çok şey ifade ediyor.oradaki ilk derbiydi. Önce yenik duruma düştük ama sonra bu maçı kazanmayı başardık.

    5- En kötü oynadığın maç:
    Kötü oynadığımı düşündüğüm bir sürü maç var. Ama benim için en zor maç, Kadıköy’de oynadığımız Beşiktaş derbisiydi. Eşim hastanedeydi, ameliyat oluyordu. Bu yüzden oyuna konsantre olmakta zorluk çekiyordum.

    6- En iyi oynadığın maç:
    Hatırladığım kadarıyla İnönü’de oynadığımız, benim 3 gole imza attığım Beşiktaş derbisi, benim için en iyi geçen maçtı.

    7- En anlamlı maç:
    Fenerbahçe formasıyla çıktığım en anlamlı maç, yine CSKA maçıydı. O maç çok şey ifade ediyordu. O gün, takımın mutlaka yenmesi gerekiyordu. Geriye düştük, sonra maçı döndürdük ve kazanmayı başardık. Ben güzel bir gol attım. Fenerbahçe'nin gruptan çıkamayacağı bir durumu tersine çevirip gruptan çıkmayı başardık.

    8- En üzüldüğün maç:
    Trabzon maçı. 10-15 gol pozisyonu yakaladık ama hiçbirini gole çeviremedik. Maç yenilgiyle sonuçlandı ve şampiyonluğu Kadıköy’de kaçırdık.

    9- En çok etkilendiğin maç:
    Kadıköy beni oldukça etkiliyor. Taraftar mükemmel. Kendi sahamız dışındaysa en çok etkilendiğim stat İnönü. Orada atmosfer, her zaman çok güzel.

    10- İdolün:
    İdolüm Zico. Ben 35 yaşındayım. Bence benim yaşımdaki 10 oyuncudan 1’i mutlaka Zico’yu idolü olarak görüyordur. Flamengo takımının bir parçası oldu, 82 yılında milli takımın bir parçası oldu, kesinlikle mükemmeldi. 86’da yine milli takımdaydı. Dizinde bir problem olmasına rağmen bunu hiç sorun etmeden mükemmel bir performans sergiledi. Saha dışında, insan olarak, aile babası olarak her zaman kusursuz bir insan oldu. Burada 2 yıl Zico ile birlikte çalışma şansım oldu. Ona çok saygı duyuyorum. Her zaman bir idol olarak kalacak.

    11- En iyi anlaştığın fubolcu:
    Bugüne kadar takımda birlikte oynamaktan zevk aldığım birçok takım arkadaşım oldu. Ama Pierre van Hooijdonk benim için hep başka oldu. Saha içinde ve dışında çok iyi anlaşıyorduk. Beni tamamlayan bir oyuncuydu, bana çok yardımcı oldu. Ne yazık ki birlikte çok az bir zaman geçirebildik.

    12- Tanıdığın en iyi teknik adam:
    Luxemburgo. Her zaman detaylara önem veren biri. Olan biten her şeyle yakından ilgilenir. Bir teknik adam olmanın dışında bir öğretmen gibi. İyi motive ediyor, karşılaştığınız zorluklarda size yardımcı oluyor, size yol gösteriyor. Ben büyük teknik adamlarla çalıştım ama onun gibisini bir daha bulabileceğimi sanmıyorum.

    13- Tanıdığın en kötü teknik adam:
    Tanıdığım birkaç kötü teknik adam var. Sahaya gelip 1-2 saat antrenman yaptırıp gidiyorlar. Vakit geçirmek için sahada bulunuyor, hiçbir şey hakkında endişelenmiyorlar. Birkaç tane tanıyorum ancak isim veremeyeceğim çünkü ne yazık ki hala çalışıyorlar.

    14- Teknik direktör idolün:
    Teknik direktör olarak idolüm, uzun zaman önce aramızdan ayrılan, birçok ekibi çalıştırmış olan Enio Andrade.

    15- En iyi golcü:
    Ronaldo Nazario. O bir fenomen. Oyununa şahit olduğum en iyi golcü o. Çok az hata yapıyor. Onunla oynama şansı buldum ve tanıdığım en iyi golcü olduğunu düşünüyorum.

    16- En beğendiğin futbolcu:
    Şu anda Iniesta. Aslında Messi’yi de söyleyebilirim ama o zaten bir başka dünyada. Bizim gezegenimizde olan normal futbolcular arasından birisini söylemek gerekirse, Iniesta.

    17 – En iyi kaleci:
    Gördüğüm en iyi kaleci Taffarel’di. Ama birlikte oynadıklarım arasından Volkan’ı söyleyebilirim ve Palmeiras’ta birlikte oynadığım Marcos var. Volkan da çok kaliteli bir kaleci ama Taffarel gerçekten kusursuz, mükemmel diyebilirim.

    18 – En kötü kaleci:
    İyi olmayan birçok kaleciyle aynı takımda bulundum. İsmi Renato olan bir kaleci vardı, gerçekten tüm hareketlerinde, reflekslerinde zorluk yaşıyordu. Ama buna rağmen Coritiba’da uzun yıllar oynadı.

    19 – En sevdiğin hakem:
    Ben maç esnasında kendini olabildiğince az ortaya koyan hakemleri seviyorum. Hakem, maçın en önemli parçası olmamalı hiçbir zaman. Özel bir isim, belirli bir isim verebileceğimi sanmıyorum.

    20 – En sevmediğin hakem:
    Birçok sevmediğim hakem var. Az önce söylediklerimin tersi de geçerli, maç ortasında kendini öne çıkarmaya çalışan hakemleri sevmiyorum. Sanırım burada, Türkiye’de en sevmediğim şeylerden biri de bu. Hakemler maç esnasında kendilerini çok fazla ortaya koyuyorlar. Ama şunu anlamaları gerekiyor ki, o maçı oynayan, o maçı muhteşem kılan futbolculardır, hakemler değil.

    21 – En yetenekli futbolcu:
    Yakından gördüklerim arasında Ronaldinho. Onunla küçüklükten beri, 14-15 yaşından beri Brezilya milli takımında uzun seneleri birlikte geçirdik. İyi bir oyuncunun sahip olması gereken her şeye sahip.

    22 – En yeteneksiz futbolcu:
    Bugüne kadar gördüğüm en yeteneksiz futbolcu Lugano. Lugano da bunu biliyor ve söylüyor zaten. Top ayağına geldiğinde yeteneğinin yetersiz kalmasından dolayı en çok zorluk yaşadığına yakından tanık olduğum futbolcu o.

    23- En çalışkan futbolcu:
    Yine Lugano. Yeteneksiz olmasına rağmen 18 yıllık futbol kariyerimde gördüğüm en çok çalışan futbolcu o. Teknik olarak yetersiz olduğunu bildiği için, fizik olarak güçlü olmak adına herkesten daha çok antrenman yapıyor.

    24 – En tembel futbolcu:
    Gökhan Gönül. Fizik olarak çok güçlü çok kaliteli bir futbolcu. 6 yıldır aynı takımda birlikte çalışıyoruz ama ben daha bir kez onun takımla birlikte yaptığımız antrenmanlar sonrası sahada kalıp da tek başına çalıştığını, ekstra bir çaba sarfettiğini görmedim. Kapasitesi oldukça fazla, biraz çalışsa bugün çok daha iyi bir oyuncu olabilirdi.

    25- Seni en çok zorlayan futbolcu:
    Türkiye’de beni zorlayan, markaj yapan çok fazla futbolcu var. Burada futbol güce ve markaja dayalı. Ama isim olarak vermek gerekirse, şu an aklıma gelen, hatırladığım bir isim yok.

    26 – En iyi şarkı söyleyen futbolcu:
    Uğur Boral. Bir çok kez onu dinleme şansım oldu. 24 saat şarkı söylüyor. Şarkı söylemeyi çok seven biri ve aynı zamanda çok da iyi söylüyor.

    27 – En kötü şarkı söyleyen:
    En kötü şarkı söyleyen, tabii ki Deivid. Kekemeler iyi şarkı söylediklerini düşünür ama Deivid’de bu böyle olmadı. Şarkı söylemeyi çok seviyor ama çok kötü şarkı söylüyor.

    28 – En fazla yemek yiyen:
    Lugano. Hatta bir deftere sevdiği yemekleri, en iyi yemek yapan yerleri not ediyor. Gittiği her ülkede yemek yediği en iyi yerler listesinde var.

    29 – En fazla duşta kalan:
    Bunu bilmek çok zor çünkü tesislerde olduğumuzda zaten herkes antrenmanlardan sonra kendi odasına gidiyor. Orada banyo yapıyor. Maçlardaysa zaten her zaman hızlı oluyor duşlar. Bunu bilmek, bu konuda yorum yapmak çok zor.

    30 – En bonkör futbolcu:
    Tanıdığım futbolcular her zaman paralarını daha iyi bir yaşam sürmek için harcıyorlar. Ben hiç dışarı çıkıp paralarını savuran ve başkaları için harcayan bir futbolcu arkadaşımı görmedim.

    31 – En cimri futbolcu:
    Kesinlikle Lugano! Lugano kazandığı paranın abartısız %98’ini eminim ki saklayıp biriktirebiliyordur, çünkü neredeyse hiç para harcamıyor.

    32 – En çok konuşan futbolcu:
    Özer! Tanıdığım en çok konuşan insan. Neredeyse uyurken bile konuşuyor.

    33 – En az konuşan futbolcu:
    Zafer Biryol. 2 yıl boyunca Fenerbahçe’de bizimle beraber oynadı ancak bizimle konuştuğu 2 gününü dahi hatırlamıyorum. En az konuşan futbolcu Zafer’di.

    34 – En doğrucu futbolcu:
    Türkiye’de aklıma gelen herhangi bir isim yok ancak Brezilya’dan Cesar Sampaio’nun adını verebilirim. Kendisi İspanya’da oynadı, Brezilya milli takımında oynadı. Onun her zaman her söylediğine inanabilirsiniz, her zaman doğruları söyler. Ancak Türkiye’de aklıma gelen böyle bir isim yok.

    35 – En abartan futbolcu:
    Serhat Akın. O her zaman bir şey anlatırken ben çok abarttığını düşünürüm. Örnek olarak, aldığı şeylerin fiyatlarını verebilirim. Bir şeyin fiyatını söylerken hep abartır. Mesela 100 liraya aldığı bir şeyi 150-200 liraya aldım diye anlatır. Yani ben ona pek inanmam, belki fiyat konusunda yanılıyor da olabilir, yanlış hatırlıyor olabilir ama genel olarak her şeyi abartarak anlatan bir isim.

    36 – En şık giyinen futbolcu:
    Appiah ve Emre Belözoğlu.

    37 – En kötü giyinen futbolcu:
    Lugano. Lugano giyimine çok dikkat etmez. Mesela bir marka ona sponsor olduysa ya da ona kıyafetler verirse, sene boyunca yalnızca o kıyafetleri giyer. Eğer böyle bir durum olmazsa da rahatça 2-3 sene önceki kıyafetlerini tekrar tekrar giyebilir.

    38 – En gaddar futbolcu:
    Hürriyet (Güçer)... Türkiye’de onun olduğu takıma karşı oynadığım her maçta vücudumda mutlaka en az 1-2 tane iz bırakır. Onunla girdiğimiz her mücadelenin izleri vücudumda bulunur. Toplamda yalnızca bu adamın vücudumda bıraktığı en az 7-8 kalıcı iz bulunuyor.

    39 – En yumuşak futbolcu:
    En sakin futbolcu Galatasaray’dan Selçuk İnan. Çok iyi, kaliteli bir insan ve kaliteli bir oyuncu. Saha içerisinde hiçbir ters müdahalesi yok. Hiç kavga ettiğini görmedim. Faul yapsa bile mutlaka özür diliyor. Her şeyi kavgaya döken, hep kavga eden futbolcuların tam tersi.

    40 – Lakabın:
    Bir sürü lakabım var. Koca kafa, koca ağız, koca dudak. Kimin söylediğine göre değişiyor.

    41 – En sevdiğin yemek:
    Feijoada. Feijoada bir yemek olmanın dışında aslında bir kültürü de temsil ediyor. Brezilya, Portekizliler tarafından sömürge altına alındığında orada yalnızca Kızılderililer vardı. Kimse Avrupalılar için çalışmak istemiyordu. Bu yüzden Avrupalıların, çalıştırmak için Afrika’dan siyahileri getirmesi gerekti. Onlara yalnızca domuz eti ve siyah fasulyeden yapılan bu yemeği veriyorlardı. O siyahiler, Brezilya kültürünü etkilediler. Tabii bu kültürün başlangıcından, 200 sene öncesinden bahsediyorum. Siyahiler daha sonra yaptıkları partilerde bu yemeği yemeye başladılar, yanında bir muz ya da bir elmayla beraber... Sonra bugüne kadar bu yemek değiştirildi, geliştirildi. Ama temelinde siyah fasulye ve domuz eti var. İçine farklı birçok malzeme de koyabilirsiniz ama eğer Feijoada’nın temelinden bahsediyorsanız, yalnızca siyah fasulye ve domut eti.

    Bir Türk yemeği?
    Çok az Türk yemeği yiyorum. Pide, lahmacun gibi şeyler yiyorum, onları seviyorum. Aslında Türk tatlılarının inanılmaz lezzetli olduğunu düşünüyorum ama onları da her zaman yiyemiyorum. Çünkü tatlının fazlası genelde zararlı oluyor ve ben de dikkat etmek zorundayım.

    42- En sevdiğin film:
    The Godfather

    43 – En beğendiğin aktör:
    Al Pacino.

    44- En beğendiğin şarkıcı:
    Reinaldo.

    45 – En beğendiğin şehir:
    Curitiba

    46- Futboldan ilk kazandığın para ile ne aldın?
    1995 yılında kazandığım ilk para ile aileme ev aldım. Çünkü bence hayatta en kötü şeylerden biri, bütün bir ay o parayı bir başkasına vermek için çalışmak. Kalacağınız ev için bir başkasına para ödüyorsunuz ve bunu yapabilmek için çalışıyorsunuz. Ailemin daha fazla böyle bir durumda kalmaması için ilk kazandığım parayla onlara bir ev aldım.

    47- En sevdiğin çizgi film kahramanı:
    Winnie the Pooh. En çok onu seviyorum.

    48 - Oğlun Felipe’nin bir futbolcu olmasını ister miydin?
    Daha bunu söylemek için çok erken. Ama tabii ki bu kararı verecek kişi zaten kendisi. Eğer futbolcu olacak kadar yeteneği varsa, zaten hiç bir problem olmaz.
     

Sayfayı Paylaş