1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Istikamet

Konusu 'Genel Dini Konular' forumundadır ve arz-ı hal tarafından 27 Şubat 2012 başlatılmıştır.

  1. arz-ı hal

    arz-ı hal Özel Üye Özel üye

    Katılım:
    29 Kasım 2011
    Mesajlar:
    9.017
    Beğenileri:
    539
    Ödül Puanları:
    5.980
    Meslek:
    İşe başlamadan tatile giren hakime
    Yer:
    yüreğinden uzaklar da...
    Banka:
    199 ÇTL
    Cenabı Mevla ya Hamd Onun Rasülü olan Muhammed (a.s.v)'e en güzel salat ve selamlar olsun.
    İstikamet,doğru yol demektir. İbn-i Cerir (r.a) tevil ehli < sıratı müstakimin> eğrisi olmayan apaydın yol olduğunu söylemişler. Bazı Alimler: şöyle buyurmuş <istikametten maksat, ruhların cenabı Mevla ya söz vermeleridir> ve yine bazı büyükler şöyle burmuşlar: “istikamet zahiri ve Batini olmak üzere iki kısma ayrılıyor. (1) avamların zahiren olarak istikameti, emirleri yapıp yasaklardan kaçmaktır. Batini boyutu ise, iman ve tasdiktir. (2) havasların istikameti onlar zahiren, dünya ve ziynetlerini terk ederler. Batini olarak olan istikametleri ise Cennet nimetlerine yüz çevirerek, Rahmana şevk duyarlar.”bazı alimlerin istikamet hakkında şöyle dediği rivayet ediliyor: “istikamet her daim emirleri yapmaktır. Ve istikamet tüm işlerin, nizamıdır.” Her yol istikamet ile anılmaz, yol kendisi yamuk ise ona doğru yol denmez. Yol istikameti getirir. Her şeyimizde istikameti hedef almalıyız.istikametimiz ile, kamil imanı elde ederiz. İstikamet çok önemli olduğundan olsa gerek efendimiz bir hadisi şerifinde hep böle derdi “Hud (süresi)ve kardeşleri beni yaşlandırdı.” Hud süresinin 11-12 ayetlerinde cenabı Mevla şöyle ferman buyuruyor: “ve hakikat Habiri öyle kimselerdir ki mutlaka rabbin kendilerine amellerini tamamiyle ödeyecektir- çünkü O, her ne yapıyorlarsa habirdir. onun için emrolunduğun gibi doğruluk et!sen ve beraberinde tövbe edenler de aşırı gitmeyin çünkü O, her ne yaparsanız Basirdir.(görür)” ALLAHU c.c Rasulüne ve kullarına istikamette (doğru yolda ) kalmalarını, emrediyor. Şimdi bu süre neden Rasulün yaşlanmasına sebep olduğu anlaşılıyor. İstikamet derken, her şeyde, yunusun(k.s) dergaha, getirdiği odunlar misali olmak lazımdır. İlk önce kalplerimizi doğru yapmamız lazım gelmektedir. Çünkü kalp kulun vücudunda, merkez görevini görmektedir. Rasül-i s.a.v. bir hadisi şerifte şöyle buyuruyor: “bir kişinin kalbi dosdoğru olmadıkça (istikamet bulmadıkça) imanı dosdoğru hale gelmez. Kişinin dili dosdoğru olmadıkça da kalbi dosdoğru hale gelmez.” İman, Allah teala'nın insana bahşettiği büyük bir nimettir. Bütün hayat içinde bu imanın korunması şarttır. Bu mübarek hadis-i şerif dosdoğru iman için barındırdığı niyetler, sevgi ve yönelimler bakımından sağlam bir kalp gerektiğini bizlere açıklıyor. Peki, böyle bir kalbe sahip olmanın yolu nedir? Efendimiz s.a.v. bunun için de dili işaret buyuruyor, doğru kalp için doğru sözlü olmak gerektiğini açıklıyor. Anlaşılan kalbimizin söze imanında sağlam bir kalbe ihtiyacı var. Anlaşılıyor ki, İslam ahlakının en önemli prensiplerinden biri olan doğru sözlü olmak imanla irtibatlıdır. Her müminin, dilin afetlerinden kendisinde bulunduğunu tespit etmeli, bunlara dikkat ederek kalbini ve dolayısıyla imanını ve kalbini istikametten sapmasını korumalıdır. Eb-i amrin veya eb-i amrete süfyan bin Abdullah r.a. dan rivayet edildiğine göre kendisi efendimiz s.a.v. huzuruna çıktım ve şöyle dedim ey Allah'ın elçisi bana İslam da öyle bir şey söyle ki senden başka hiçbir kimseye sorma ihtiyacı duymayayım efendimiz s.a.v. kendisine şöyle buyurdu: “amentü billah' de, sonra da dosdoğru ol.” Amentü billah' demek, ‘Allah' a inandım' demektir. Bu mübarek hadis-i şerif bize Cenabı Hakk'ın varlığına birliğine iman ettikten sonra ikinci önemli hususun doğruluk olduğunu haber vermektedir. Burada ki dosdoğru olmak, her durumda, niyette ve işte dürüstlük ve istikamet sahibi olmaktır. O istikamet de Cenabı Hakk'ın emir ve yasaklarına bağlılıktır. Efendimizin s.a.v. bir başka hadis-i şerifinde de: “doğruluktan ayrılmayın. Doğruluk iyilikle beraberdir ve ikisi de Cennettedir.” Buyurmuştur. Ayrıca doğruluğun iyiliğe iyiliğin de Cennete götüreceğini bildirmiştir. “ok gibi doğru ol da yaydan kurtul. Çünkü her doğru okun, yaydan fırlayacağına şüphe yoktur.” Der Hz Mevlana k.s… böylece ancak doğruların hedefe varacağını anlatır. Şeyh Sadi Şirazi de; “doğru sözlünün kusurları bağışlanır. Yalancılıkla tanınan birinin doğru söylediklerine de inanılmaz.”der. Cenab-ı Mevla Ahkaf süresinin 13-14 ayetlerinde şöyle buyuruyor: “Rabbiniz Allah'tır deyip sonra da doğru yaşayanlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir. Onlar Cennet ehlidirler. Yapmakta olduklarına karşılık orada ebedi kalacaklardır.” Bir rivayete göre bu ayetler ve 16 cı ayetin sonuna kadar Hz EBU Bekir r.a. ile ilgili nazil olmuştur ve birçok hükümleri de esaslarını içinde toplamıştır.eğri fikirler ile bir yere varılmaz tüm azalarımızla istikameti hedeflemeliyiz zaten İslamiyet eğriliği kabul etmez. İstikamet ve delalet olmak üzere iki yol vardır hedefi cennet olan istikameti seçer. Nefsin hedefi cehennemdir. Cenabı Mevla fussilet süresi 30-31-32. ayetlerinde şöyle buyuruyor: “şüphesiz, Rabbiniz Allah'tır deyip sonra dosdoğru yolda yürüyenlerin üzerine melekler iner. Onlara: korkmayın, üzülmeyin, size vadolunan cennetle sevinin!derler.” (melekler, ayette vasıfları belirtilen müminlere, zikredilen müjdeleri ölüm esnasında vereceklerdir. Dosdoğru yolda yürümek, imanda sebattır.bunu Hz EBU Bekir, söz ve davranışla düzgün olmak;Hz Ömer münafıklık etmemek; Hz Osman, amelde ihlaslı olmak, Hz Ali, farzları eda şeklinde yorumlamışlardır. Meleklerin < korkmayınız> müjdesi, ölüm sonrası ve geçmiş amellerle ilgilidir. <tasalanmayınız> diye müjdeleri ise, geride bırakılan evlat ve aile ile ilgilidir.) 31,32 “biz dünya hayatında da, Ahirette de sizin dostlarınızız. Gafür ve rahim olan Allah'ın ikramı olarak orada sizin için canlarınızın çektiği her şey var ve istediğiniz her şey orada sizin için hazırdır.” Hz EBU Bekir r.a.'a istikameti sormuşlar:Oda şöyle “Allah'a hiçbir şekilde şirk koşmamaktır.”buyurmuş. Hz Ömer r.a. kendisine istikametin ne olduğunu sormuşlar Oda “ emir ve yasaklarda titiz olmaktır ve tilkiler gibi sağa sola yatmamaktır” der. Bazı hak ehli istikamet üç kısma ayrılıyor demişler.(1)dille olan istikamet oda sürekli Şehadeti dille her daim söylemek. (2) azaların istikameti oda iradenin sadık olmasıdır. (3) Nefis ile olan istikamettir oda her zaman ibadet ve taat üzere yaşamaktır. Gavs-i san-i k.s “ibadet etmek tarikat-i müstakimdir” buyurmuş. Seyyid Abdulkadir geylani k.s. hazretleri, “siz bu yola başladığınızda, temeli ne üzerine attınız? Hangi ameli esas aldınız da böyle yüksek dereceye ulaştınız?” diye soranlara buyurdu ki;<<temeli doğruluk üzerine attım. Hiç yalan söylemedim. İçim ile dışım bir oldu,bunun için işlerim hep rast gitti>> Müslüman tüm azalarıyla doğru ve istikamet üzere olmalıdır. Ve hatta istikameti ile insanlara örnek teşkil etmesi lazım. Kur an ve sünnet üzere yaşamak başlıca istikametin kendisidir. En'am süresi 153 ayetinde Cenabı Mevla şöyle buyuruyor: “Bir de şu; Benim dosdoğru yolum, hep onu (tevhid'i) takip edin başka yollar takip etmeyin ki' Onun yolundan saptırıp parçalamasınlar. Duydunuz a, işte size O' bunu ferman buyurdu, gerektir ki korunur, muttaki olursunuz.”İbn-i mesut r.a. rivayet ettiğine göre bir gün Efendimiz s.a.v.bize bir çizgi çizdi sonra bize şöyle dedi<<bu Allah'ın yoludur.>>sonra o çizginin sağına soluna çizgiler çizdi ve şöyle buyurdu<<bu çizgiler de yolardır. başlarında da şeytanlar var ve insanları bu yollara davet ediyorlar.>> Efendimiz s.a.v.dan rivayet edildiğine göre şöyle buyurmuş: “size iki ağır şey bıraktım onlara tutunduğunuz müddetçe yolunuzu kaybetmesiniz onlarda Allah'ın kitabı ve benim sünnetimdir.”Yol sünnet ve kur an ile aydınların. İstikameti hedefleyen doğrularla beraber olmaya kendine lazım görmesi gerekir. Başka bir hadis-i şerifte şöyle buyuruyor: “tövbe kapısı bidat işleyene kapalıdır. Ta ki bidatını terk edene kadar.” İstikamet yolunu çizen Allah' u tealadır. Nefis bir yol çizecekse delalet yolunu çizer. Nefis Hak yolunu bilmez ki kula yol göstersin.bilhassa dildeki istikamete dikkat etmek gerekir. İbn-i Ebi' dünya ve diğerleri şu hadis-i anlatırlar:<<Tehlikenin doğruluk içinde olduğunu görürseniz dahi,doğruyu arayınız. Çükü doğrulukta kurtuluş ve selamet vardır.>> sohbetimi bir menkıbe ile noktalamak isterim. Şeyh Cevad el- Bürlisi' nin başından şöyle bir olay geçmişti: “bir gün bu şeyh, tezgahında kumaş dokurken valinin adamlarının izleyip peşine düştükleri zamanın yol kesicilerinden biri ansızın içeri girer ve şeyh'e,<<aman beni sakla>>' der. Şeyh de ona tezgah başında ayaklarını dayadığı yeri göstererek, << iki ayağının arasına girip saklanır.>> az sonra valinin adamları gelir.<<filancayı gördün mü?>>diye sorarlar.şeyh de, <<evet gördüm>>,der onlar, <<peki şimdi o kimse nerededir?>> deyince, şeyh, ayağımın altındadır>>,diye cevap verir. Adamlar şeyhin bu sözüne gülüşerek çıkıp giderler. Şeyh yol kesiciye,<< seni kurtaran ben değil, Allah'tır>>der. Cenabı Mevla cümlemizi istikameti hedefleyen kullar dan eylesin amin..

    Yazar : ENVER BAĞATEKİN
     
Benzer Konular:
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş