1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Istiklal Marşı’nın Kabulü ile ilgili Oratoryo-2

Konusu 'Oratoryolar' forumundadır ve ZeyNoO tarafından 9 Aralık 2009 başlatılmıştır.

  1. ZeyNoO
    Melek

    ZeyNoO ٠•●♥ KuŞ YüreKLi ♥●•٠ AdminE

    Katılım:
    5 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    58.480
    Beğenileri:
    5.784
    Ödül Puanları:
    12.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    ❤ Şehr-i İstanbul ❤
    Banka:
    3.064 ÇTL
    1. SES:
    Yenilmişti ordularımız,yıkılmıştı Anadolu,
    Yıllarca süren savaşlarda göz yaşı dökmüştü analar,
    Cephelerden dönmeyen kınalı kuzularının ardından.
    Ve çocuklar…Babalarını sormaktan analarına,
    Kaçırır olmuştu gözlerini analar çocuklarından.
    Gelmiyordu cephelerden babalar,
    Işımıyordu çocuk yüzlerdeki gözler

    2.SES:
    Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zapt edilmiş
    Bütün tersanelerine girilmiş,bütün orduları dağıtılmış
    Ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş

    3.SES:
    Ve sancak…
    Ve al sancak…
    Ve bu şafaklarda nazlı nazlı yüzen al sancak…
    Ve korkuyordu bu şafaklarda yüzyıllardır
    Nazlı nazlı yüzen al sancak
    Korkuyordu… Korkuyordu… Korkuyordu
    Bu şafaklarda,
    Nazlı nazlı yüzen
    Al sancak
    Korkuyordu

    KORO:
    Korkma,sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
    Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak
    O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak
    O benimdir, o benim milletimindir ancak.

    4.SES:
    Dört bir yanından memleketimin,
    Yakıp yıkarak,silip süpürerek gelen çekirge sürüleri
    Şimdi Anadolu'daydı.
    Türkün son kalesinde, son sığınağında
    Harap olmuş bahçeler, viran olmuş bağlar
    Bülbül ötmez güller açmaz olmuştu
    Ve bayrak…
    Kederliydi,düşünceliydi
    Asıktı çehresi,çatıktı kaşları

    KORO: Çatma, kurban olayım çehreni ey nazlı hilâl!
    Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet bu celâl!
    Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helâl
    Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklâl!

    5.SES:
    Nasıl tutsak olurdu bu vatan?
    Nasıl tutsak olurdu bu gök?
    Nasıl tutsak olurdu bu dağ, bu taş, bu ova?
    Nasıl tutsak olurdu bu gök altında
    Bu vatanda, dağda,taşta ,bu ovada yaşayan, bu millet?

    6.SES:
    Ve tutsak edeceğini sanarak Gafil
    Bu vatanı bu milleti
    Topuyla,tankıyla,tüfeğiyle, donanmasıyla geldi

    7.SES:
    Geldikleri gibi giderler

    KORO:
    Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
    Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
    Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
    Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

    8.SES:
    Çelik medeniyetinin, çelik ruhlu insanları
    Çelikten silahlarıyla geldiler.
    Kimi yamyam,kimi Hindu, kimi bilmem ne bela
    Çelik ruhlarıyla ve çelik bedenleriyle
    Ölüm yağdırdılar garbın afakından

    9.SES:
    Garbın mazlum evladının tek silahı, iman dolu göğsüydü.
    Yoktu başka hiçbir silahı, doğruydu

    10.SES:
    Ama insandı daha
    Kalbi taşlaşmamıştı göğüs kafesinde
    Kendini yok etmek için gelmiş, canına kast eden
    Düşman askeri için de göz yaşı dökebilir Ve ekmeğini de bölüşebilirdi

    11.SES:
    Çünkü insandı daha
    Sömürmez,yağmalamaz,talan etmezdi
    Ve bunlar için savaşmazdı
    Yaşamasını da bilirdi adam gibi ölmesini de
    Adalet,vatan ve istiklal
    Yaşamak da ölmek de
    Savaş da barış da bunlar içindi
    Çünkü o garbın mazlum evladıydı

    12.SES:
    Çelik medeniyetinin, çelik ruhlu insanları,
    Çelikten silahlarıyla geldiler.
    Kimi yamyam,kimi Hindu, kimi bilmem ne bela
    Çelik ruhlarıyla ve çelik bedenleriyle
    Ölüm yağdırdılar garbın âfâkından

    KORO:
    Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
    Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddım var.
    Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar?
    Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar.

    13:SES:
    Namus ve şeref diyarıydı bu diyarlar.
    Namuslu ve şerefli insanlar yaşardı bu diyarlarda.
    Her kes içindi özgürlük adalet hürriyet.
    Şimdiyse,dünyanın dört bir yanından,
    Yurdumu kuşatmaya gelmişti alçaklar!

    14:SES:
    Yurdumu, kuşatmaya gelmişti, alçaklar!

    KORO:
    Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma sakın.
    Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın.
    Doğacaktır sana va’dettiği günler Hakk’ın…
    Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın

    15:SES:
    Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır!

    16:SES:
    Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır!

    17.SES:
    “Ben, size savaşmayı değil ölmeyi emrediyorum!”

    18.SES:
    İtiraz etmediler,
    Hayatlarının baharında,
    Tomurcuk bir gonca gibi düştüler toprağın kara bağrına.
    Kanlarıyla suladılar zafer çiçeğini
    Kana kana içtiler şehâdet şerbetini.

    KORO:
    Bastığın yerleri “toprak!” diyerek geçme, tanı;
    Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
    Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır atanı:
    Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.

    19.SES.
    Sanmıştı ki tek dişi kalmış canavar
    Sahipsizdi bu topraklar.
    Elini kolunu sallayarak gelecek
    Şehit kanlarıyla sulanmış bu topraklara sahip olacak.
    Sanmıştı ki kalmamıştı bu cennet vatanın uğruna feda olacak

    KORO:
    Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda
    Şüheda fışkıracak toprağı sıksan, şüheda!
    Canı,cânanı, bütün varımı alsın da Huda,
    Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda

    20.SES
    Düşman çizmeleri mi çiğneyecek ti bu vatanı?
    Nâmahrem eller mi dokunacaktı mabedimin göğsüne
    Dinin temeli olan ezanlar susacak mıydı?
    Memleketimin göğünde

    KORO:
    Ruhumun senden , İlâhi, şudur ancak emeli:
    Değmesin mabedimin göğsüne nâmahrem eli
    Bu ezanlar -ki şahâdetleri dinin temeli-
    Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli

    KORO:
    O zaman bin secde eder-varsa- taşım,
    Her cerîhamdan, İlahi, boşanıp kanlı yaşım,
    Fışkırır ruh-ı mücerred gibi yerden na’şım;
    O zaman yükselerek arşa değer belki başım

    KORO
    Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl!
    Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl,
    Ebediyen sana yok, ırkıma yok, izmihlâl:
    Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklâl!
     

Sayfayı Paylaş