1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

İsyan İnsanı İnkâra Sürükler

Konusu 'Genel Dini Konular' forumundadır ve -araz- tarafından 22 Kasım 2012 başlatılmıştır.

  1. -araz-
    Ayyaş

    -araz- EYVALLAH... V.I.P

    Katılım:
    24 Aralık 2011
    Mesajlar:
    4.727
    Beğenileri:
    368
    Ödül Puanları:
    3.980
    Banka:
    439 ÇTL
    İsyân; karşı gelme, baş kaldırma, âsî olma gibi anlamlara gelmektedir. İsyân kelimesi, inkâr karşılığı olarak kullanıldığı gibi, günah karşılığı olarak da kullanılmaktadır. Zira Fıkıh itaplarında fısk; “Allahü teâlânın emir ve yasaklarına uymama, isyân etme, günâh” diye tarif edilmektedir. Allahü teâlâya isyân edene Fâsık denir. Başkalarının isyan etmesine, fıskın yayılmasına sebeb olana Fâcir denir. Harâm işlediği bilinen fâsık sevilmez. Bid’ati yayanları ve zâlimleri sevmek, günâhdır. Hadîs-i şerîfde; (Fâsıkın fıskına mâni olmaya kudreti varken, kimse mâni olmazsa, Allahü teâlâ, bunların hepsine, dünyâda ve âhıretde azâb yapar) buyuruldu.
    Şumeyt bin Aclân hazretleri buyurdu ki:
    “Kim, fıskdan günahtan râzı olur beğenirse, onu yapanlardan olur. Kim de Allah’a isyân edenleri beğenirse, râzı olursa, Allahü teâlâ onun ibâdetlerini kabûl etmez.”
    Ömer bin Abdülazîz hazretleri buyuruyor ki:
    “Allahü teâlâ, bir kimse günâh işlediği için, başkalarına da azâb yapmaz ise de, açıkca günâh işliyenler görülüp de, görebilenler mâni olmadığı zamân, hepsine azâb yapar.”
    Allahü teâlâ, Yûşa aleyhisselâma vahyederek;
    -Kavminden kırkbin sâlih kimseye ve altmış bin fâsık kimseye azâb yapacağım! buyurunca Yûşa aleyhisselâm;
    -Yâ Rabbî! Fâsıklar, azâbı hak etmiştir. Sâlihlere azâb yapmanın sebebi nedir? diye arzetti. Cenâb-ı Hak da:
    -Benim gadab ettiklerime, onlar gadab etmedi. Birlikte yidiler, içtiler buyurdu.
    Kur’ân-ı kerîmde Hucurât sûresinin 7. âyet-i kerimesinde meâlen: (Allahü teâlâ size îmânı sevdirmiş ve onu kalblerinize zînet yapmıştır. Küfrü, fıskı ve isyânı da size çirkin göstermiştir. İşte doğru yolda olanlar bunlardır) buyurulmaktadır.
    ANA BABAYA İYİLİK
    Peygamber efendimiz de; (Anaya-babaya iyilik ve hizmet edenlerin ömrü bereketli ve uzun olur. Ana ve babasına isyân edenlerin ömrü bereketsiz ve kısa olur. Ana ve babasına isyân eden mel’ûndur.) buyurmuşlardır.
    İnsanın nefsi, Allahü teâlâya isyân, can düşmanı olan şeytâna itâat dilemektedir. Bunun için ibâdetler, kalbin temizliğini, cilâsını arttırır. Günâhlar ise, kalbi karartır. Küfür ve harâm alâmetleri bulunan yemekler, kalbi karartır ve kabirde çürümeye sebep olur.
    Ubeydullah-ı Ahrâr hazretleri buyuruyor ki:
    “Muhammed aleyhisselâmın ümmetinden Mesh yâni sûretinin değiştirilmesi, hayvan sûretine döndürülmesi kaldırılmıştır. Fakat bâtından yani mânen sûretin değişmesi kaldırılmamıştır. Manen hayvan sûretine çevrilmiş olmanın alâmeti ise, büyük günah işleyenin bu günahları işlemekten, elem duymaması, üzülmemesi, fısk ve isyân olan işlerde ısrâr etmesidir. İşlenen büyük günahlardan dolayı kalb o kadar kararır ki, artık ikâz ve nasîhat da yapılsa, o kimse gafletten uyanmaz.”
    BÜTÜN UZUVLAR...
    Bedendeki bütün uzuvlar birer emânettir ve nimettir. Bu nimetleri, meşrû şekilde ve meşrû yerlerde kullanan kimse, emîn kimselerden olur ve böylece Cenâb-ı Hakka karşı tam şükür yapılmış olur. Bu emânetleri, gayr-ı meşrû yerlerde kullanan kimse ise, Allahü teâlâya isyân etmiş ve hiyânet etmiş olur. Nefsin arzûlarının, insanı Allah yolundan saptırıcı oldukları, Kur’ân-ı kerîmde haber verilmişdir. Çünkü nefs, dâimâ Allahü teâlâyı inkâr, Ona inâd, isyân etmek ister. Nefsine uyan, küfre veyâ bid’at sâhibi olmaya yâhud fıska yani harâm işlemeye başlar. Hadîs-i şerîfte; (Ümmetimin iki kötü huya yakalanmalarından çok korkuyorum. Bunlar, nefse uymak ve ölümü unutup, dünyâ arkasında koşmakdır) buyuruldu.
    Netice olarak isyan etmek yani nefse uymak, islâmiyyete uymaya mâni olur. Ölümü unutmak, nefse uymaya sebep olur. Nefsin istekleri hep hayvânî arzûlardır. İnsan bu arzûları peşinde olduğu kadar, âhıret ihtiyâçlarını hâzırlamakda geri kalır. Nefis, mubâhlarla doymaz ve mubâhları kullanmayı arttırdıkça, isteklerini arttırır. İnsanı harâmlara sürükler. Mubâhları aşırı kullanmak, elemlere, dertlere, hastalıklara sebep olur. Böyle insan, hep midesini, zevkini düşünür. Hasîs ve rezîl olur. Hâtim-i Esâm hazretlerinin buyurduğu gibi:
    “Ey insan, Allahü teâlâya isyân ettikleri için insanlara buğzettiğin halde, kendin isyân edince, kendi nefsine buğzetmeyişin sende insâfın olmayışındandır.”

    Kaynak : Osman Ünlü
     

Sayfayı Paylaş