1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

İyi çay demlemenin sırrı .. ÇAYIN ÖYKÜSÜ

Konusu 'Kadın' forumundadır ve 'katniss' tarafından 12 Temmuz 2013 başlatılmıştır.

  1. 'katniss'

    'katniss' Üstat

    Katılım:
    13 Haziran 2013
    Mesajlar:
    1.477
    Beğenileri:
    264
    Ödül Puanları:
    2.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    memur
    Yer:
    Yerin altından
    Banka:
    1 ÇTL
    1. Suyu kaynatırken içinde ki oksijeni kaybetmemek için on saniyeden fazla tutmamalı.Kaynamış olan su, tekrar ısıtılıp kullanılmamalı.Daha iyi renk vermesi ve aromasını yakalayabilmeniz için suyun kaynama derecesine değin çaydanlıkta çayın beklemesi de önemli. Bekleme süresi çayın cinsine göre değişse de 5-6 dakikayı aşmamalısınız; çayı saatlerce kaynatmak zehirlenmekten başka bir işe yaramayacaktır. .Metal yerine, porselen veya cam demlik tercih edilmesi önerilir.Çay da Karşılaşılan Sorunları Yok etmek İçin;Çay damağınızda sertlik ve acılık bırakıyorsa, demlikte ki çay miktarı fazla olabilir. Demliğinize düşündüğünüzden daha az konulan çay yeterli olacaktır. En kolay ölçü için ise demlik poşetleri tercih edin, sizi yanıltmazlar. Çay bulanık görünüyor ise aldığınız çayın orijinine bakmanız önem taşıyacaktır. Örneğin Assam Çayı ise bulanıklık olmasının yanı sıra köpüklenmesini de bekleyin. Bu aldığınız çayın kalitesini belirleyecektir. Ancak çok bulanık ve çok koyu bir renk ise suyunuz ya da çayınız kötü anlamındadır. Bunun için lezzetli çay demlemekte altın kural; aldığınız çayın kalitesi kadar suyun kalitesi de iyi olmalı. Metal tadında ki çay için, öncelikle kullandığınız suyun kalitesine bakmanız gerekmektedir. Daha sonra da çayınıza tabii ki. Çay tortulu görünüyor ise, sorun genellikle kötü sudur. Filtre edilmiş suyu ve şişe suyunu tercih etmeniz de fayda var. Tortunun bir diğer nedeni ise düşük kalite çay yaprağı olabileceğini de unutmamak lazım.Çayınız tatsız ise muhtemelen gereğinden çok beklemiş demektir. Çay demlerken taze ve soğuk su kullanın.Çayı dikkatlice ölçün, fazla miktarda kullanmak ekonomik değildir; çayın tadını acı yapar.Su kaynadığı anda suyu demliğe ekleyin.Büyük yapraklı çayları, lezzetin açığa çıkabilmesi için demleme sürenizi 3 ila 5 dakika olarak tutmalısınız. Çayınızı kuru, hava almayacak bir kapta saklayın
    Çayın Öyküsü... Birkaç yapraktı, suyla buluştu birgün… Kırmızının koyu rengi berrak bir renk oluştu. Sıcaktı, sonradan soğuk oldu. Bu lezzetli buluşma çay olarak tanımlandı. Çeşitli rivayetler kulaktan kulağa dolaştı, yazıldı, çizildi, hakkında. Bugün sudan sonra en çok tüketilen çay, hayatımızın vazgeçilmez içeceklerinden biri olarak yerini korumakta.76 milyonluk ülkemizde, sabah bir bardak çayını içmeden güne başlayabilen kaç kişi vardır? Bu sorunun yanıtı, istatistiklerle verilmiş. Bize ait değil sadece bu cevap, bir tek bizde de değil, tüm dünya da sudan sonra tercih en çok tercih edilen ikinci içecek konumunda, çay. Dünyada, günlük olarak 19 ila 20 milyar seviyesinde, 6 ons’luk çay bardağı, çayın içildiği tahmin edilmektedir.Damağımızda sıcak ya da soğuk bıraktığı aroması ile tanıdığımız, çay; bazen evden çıkmadan hemen önce ve alelacele bir alışkanlık, bazen de vapurda martıları izlerken bir simitin yanında ki değişmeyen keyfimiz.5000 yıl öncesine kadar gidebildiğimiz çayın tarihi üzerine bir çok efsane var, dilden dile dolaşan. Çayla ilgili ilk bilinen efsane Çin’de geçiyor; M.Ö. 2700'lü yıllarda tıp bilimine meraklı olduğu bilinen Çin İmparatoru Shen Nung, sıcak su içmenin sağlığa olan olumlu etkilerini gözlemlemesi ile başlıyor. İmparator bir gün kendi sıcak suyunu hazırlarken, su kabının içine birkaç yaprak düşüyor. Kaynayan suyun buharından mistik ve rahatlatıcı bir aroma yükseldiğini gören imparator, bu sıcak içeceğin tadına bakıyor, dayanamayarak. Çayın tadının özel lezzeti ve aroması karşısında hayretlere düşen imparatorun ardından başlıyor; çay ağacı fısıltısı. İkinci efsane de Japonya’dan. Hayatının yedi yılını Buda'ya adayarak uyumadan geçiren Bodidharma isimli bir keşiş konuşulur, geçmişten günümüze kadar gelen. Bu keşiş, meditasyon sırasında istemeyerek uyuya kalınca kendisine çok kızarak, göz kapaklarını kesip toprağa atar. Rivayete göre o gün, toprakta köklenir çay bitkisi.Çayın keşfinde bu rivayeti mistik Hindistan’ da destekler ve keşiş Bodidharma'ya bağlar. Oralarda da bu rivayet; rahibin uykusuz geçirdiği yılların beşincisine rastlar. Rahip uyumamak için yanındaki ağaçtan birkaç yaprak alır ve çiğner. Çiğnediği yaprakların kendine canlılık kazandırdığını gören rahibin yedi yıllık meditasyonunu çay yaprakları ile tamamladığından bahsedilir, kulaktan kulağa. Çayın, ülkemiz topraklarında ki serüveniyse İpek Yolu’nun parlak günlerinde başlıyor. Bugün olduğu gibi, o günlerde de İpek Yolu’nun Çin’e kadar uzandığına inanılırmış...Oysa İpek Yolu’ nun Türkmenistan’ da son bulduğu anlatılmakta tarih kitaplarında. Tarihçi, Thierry Zarcone araştırmalarını topladığı kitabında; İpek Yolu’nun devamı olarak kabul edilen yol bir farklı isim alsaydı, Çay Yolu bunlardan biri olurdu, diyor.Bu tanımlama için en güçlü teori olarak da, Türkmenistan ve Moğolistan steplerinde yaşayan göçebelerin, kısrak sütü ( kımız ) yerine çayı tercih etmeleri gösteriliyor. Çay yaprakları nerede bulunuyor ise yol güzergahı oradan geçiyor. Yani kısacası kervanların yolu, çayın yetiştiği yere göre belirleniyor. 1924’ te Ziraat Müşaviri, Zihni Derin yani bilinen adı ile Zihni Hoca’ nın Batum’ dan getirdiği çay fidanları ile başlıyoruz çayı yetiştirmeye. Üretim geçişimiz ise 1938. O yıllardan beri Doğu Karadeniz’in özellikle Rize ili ve çevresinde ki dağlık alanda yetiştirilmeye başlanan çay, bugün bir çok farklı yöntemlerle kurutularak, işlenmekte ve damağımızda ki yerini korumakta. Biz her ne kadar üretici ülke olarak dünyada ilk sıralarda yer alamasak da, tüketim de İngiliz ve İrlandalılar’ dan sonra üçüncü sıradayız.
     

Sayfayı Paylaş