1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Japon Dili ve Edebiyatı

Konusu 'Edebiyat / Kitap' forumundadır ve BeReNN tarafından 12 Kasım 2011 başlatılmıştır.

  1. BeReNN
    Uykumvar

    BeReNN Özel Üye Özel üye

    Katılım:
    30 Nisan 2011
    Mesajlar:
    8.855
    Beğenileri:
    254
    Ödül Puanları:
    5.330
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    Istanbul, Turkey
    Banka:
    289 ÇTL
    uzakdoğu dilleri - yapon dilinin özellikleri - japon edebiyatının tarihçesi - japonca

    Uzakdoğu'da konuşulan üç önemli dilden biri Japonca'dır.

    Japonca, Japonya'da yaşayan 122 milyon ve Japonya dışında yaşayan 1 milyon insanın konuştuğu bir dildir. Belli bir Japon lehçesini konuşanlar başka bir Japon lehçesini konuşanları her zaman anlayamaz. Oysa ülkenin her yerinde ve okullarda öğretilen resmi Japonca'yı herkes konuşup anlayabilir.

    Japonca Altay dil ailesi içinde yer alan ve en çok Kore diline yakın olan bir dildir. Ama aralarında Moğol dilleriyle Türkçe'nin de bulunduğu öbür Altay dillerinin birçoğuna benzemez.

    Birçok Japonca sözcük birkaç heceden oluşur. Japonca'da toplam olarak yalnızca 100 hece vardır. Sözcükler belirgin bir vurgu olmadan söylenir. Japonca yazı dili dünyanın en karmaşık yazı sistemidir. 1.500 yıl öncesine kadar Japonca'yı yazıya dökmenin olanağı yoktu. Daha sonra, Çin'den ve Kore'den gelen Budacı keşişler bir yazı sistemi geliştirdiler. Bu sistemde kanci denen binlerce Çince karakter kullanılarak Japonca yazı dili oluşturuldu. Her iki dilde de "erkek", "insan" anlamına gelen karakter Çince'de rın, Japonca'da ise hito olarak okunuyordu. Kökeni Japonca olan ve Çin harfleriyle yazılan sözcüklere kun sözcükleri denir. Zamanla, Japonlar Çince'den yalnızca karakterleri almakla kalmadılar, birtakım Çince sözcükler de aldılar, ama çoğu zaman bu sözcüklere yeni anlamlar yüklediler. Çince kökenli bu sözcüklere Japonca'da on sözcükleri denir.

    Japonca Çince'den çok farklı olduğu için yalnızca Çince'den alınan karakterlerle yazılması olanaksızdı. Sözcüklerin bazı bölümleri, özellikle de sözcük sonlarında kanci kullanılmıyordu. Böylece, 8. yüzyılda Japonlar, kendi dillerine özgü bu sözcük parçalarını ve hecelerini kancf den yararlanarak yazabilecekleri bir yazı sistemi geliştirdiler. Birer hece belirten bu yeni işaretlere kana deniyordu. Kana, zamanla, hiragana ve katakana denen ve her biri 50 karakter içeren, birbirine paralel iki hece sistemine dönüştü. Japonca batı dillerine göre çok daha az heceli bir dil olduğundan, sözcüklerin yazımı için yalnızca 50 harf yetiyordu.

    Başlangıçta hiragana'yı kadınlar, katakana' yı ise din adamları ve resmi görevliler kullanıyordu. Bu ikinci gruptakiler genellikle kadınların bilmediği arı Çince ile de yazıyorlardı. Günümüzde ise hiragana genellikle bütün metinlerde, katakana ise yalnızca (televizyon anlamına gelen te - re - bi gibi) batı kökenli sözcükleri yazmak için kullanılmaktadır. Ayrıca kana ile birlikte birçok kanci karakteri de bulunabileceğinden bir sözcükte hem kana, hem de kanci karakterleri olabilir.
    II. Dünya Savaşı'
    ndan sonra Japon yönetimi yazı sistemini değiştirerek sadeleştirdi. Kanci (Çin) karakterlerinin sayısı gerek resmi, gerek günlük kullanım için 2.000'den daha aza indirildi, biçimleri de yalınlaştırıldı. Japonca'da her şey, çocukların daha ilkokulun ilk yıllarında öğrendikleri kana yazısı ile yazılabildiği için, kanci yazısının büsbütün bırakılmasını isteyenler de oldu. Bugün kanci gelişmesini sürdürürken, halkın okuduğu kitaplarda olsun, ders kitaplarında olsun, kanci ile kana karışımı bir yazı kullanılmaktadır. Yalnız çocuk kitapları kana karakterleriyle basılmaktadır.

    alıntı
     

Sayfayı Paylaş