1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Japon Edebiyatı..

Konusu 'Edebiyat / Kitap' forumundadır ve BeReNN tarafından 12 Kasım 2011 başlatılmıştır.

  1. BeReNN
    Uykumvar

    BeReNN Özel Üye Özel üye

    Katılım:
    30 Nisan 2011
    Mesajlar:
    8.855
    Beğenileri:
    254
    Ödül Puanları:
    5.330
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    Istanbul, Turkey
    Banka:
    289 ÇTL
    japon edebiyatı özellikleri - japon edebiyatının tarihçesi - japonyaya yazının girişi

    Japonya'ya yazının geç girmesinden dolayı, Japon yazarlar, başlangıçta Çince yazıyorlardı. Japon edebiyatının ilk önemli yapıtları İS 8. yüzyılda ortaya çıktı. Bunlardan Kociki ("Eski Konular Derlemesi") ile Nihon şoki ("Japonya Vakayinameleri") tarih ve mitoloji derlemeleriydi. Her iki yapıtın da çoğu Çince, bazı bölümleri Çince-Japonca karışımı bir dille yazılmıştır. İlk şiir antolojisi ise 4.500'den fazla şiirden oluşan Manyoşu'dur ("On Bin Yaprak Derlemesi"). 759'dan sonra derlendiği sanılan bu yapıt Eski Japon şairlerinin en önemlilerinin yapıtlarını içeriyordu. Bu derlemenin özelliklerinden biri de antolojide saray dışındaki pek çok şairin yapıtlarının yer almasıdır. Şiir Japon kültürünün en önemli öğelerinden biridir. Önemli olaylar genellikle hep şiirle dile getirilir. Ayrıca her yıl şiir yarışmaları düzenlenir.

    8.-12. yüzyıllar Japon edebiyatının klasik dönemi olarak bilinir. 9. yüzyılda kana adı verilen karakterlerin kullanılmasıyla Çin yazı sistemi Japonca'ya daha uygun bir yazı haline getirildi. Öykü ve roman türünün büyük çağının başladığı 10. yüzyılda, ilk roman örneği olarak, 8 cm boyunda sevimli bir kızın başından geçenleri anlatan Bambu Budayıcı-sının Öyküsü'nü anmak gerekir.

    Şairlerin kurallara çok bağlı oldukları bu dönemde dil ve üslupta kusursuzluk içerikten daha önemliydi. 10. yüzyılın önemli şairleri arasında Ono Komaçi, İse Hanım ve Arivara Narihira gibi saray kadınları da vardı. Başlıca konu aşktı; en çok da ayrılık acısı gibi kederli konulara yer veriliyordu. Gene aynı yüzyılda günlük ve öyküler yazıldı. Günlük yazarlarının çoğu soylu kadınlardı.

    Bunlar arasında iki önemli kadın yazarın yapıtlarını özellikle belirtmek gerekir: Sei Şo-nagun'un (966-1013) günlük türünde yazdığı Başucu Notları ile Murasaki Şikibu'nun (978-1014) yazdığı ve Japon edebiyatının en önemli romanı sayılan Genci Öyküsü (1010).

    1250'ye doğru, yazan bilinmeyen Heike'nin Öyküsü yazıldı. Bu epik roman 12. yüzyılda Japonya'daki iç savaşı anlatıyordu. Daha sonraki birkaç yüzyıl süresince ülkedeki karışıklıklar yüzünden önemli edebiyat yapıtları ortaya çıkmadı.
    Japon edebiyatındaki bir sonraki gelişme klasik no tiyatrosunun, bunraku denen kukla oyunlarının ve kabuki denen halk tiyatrosunun ortaya çıkmasıydı. Japonya'nın en büyük oy un. yazarlarından biri Çikamatsu Monzae-mon'du (1653-1725). Daha çok kukla tiyatrosu için oyun yazan bu sanatçının oyunları sık sık kabuki gösterileri için de uyarlanıyordu.

    İmparatorlukta birliğin sağlandığı ve savaşların son bulduğu Tokugava döneminde (1603-1867) edebiyatta gelenekçi eğilimler güçlendi. Konfüçyüsçü düşünceler yüceltildi. 17. yüzyılın başlarında haiku denen 17 heceli, üç dizeli yeni bir şiir türü ortaya çıktı. Bu türün en büyük şairi, binlerce haiku yazmış olan ve birçoklarınca Japonya'nın en yetkin şairi sayılan Matsuo Başo'ydu (1644-94). Başo şiirlerinde basit imgeler aracılığıyla evrensel konuları işlemekte çok başarılıydı. Tokugava dönemi aynı zamanda "geyşa" adı verilen güzel Japon kızlarının hizmet ettiği "eğlence evlerinin arttığı bir dönem oldu ve bu edebiyatta da yansımasını buldu. Bu evlerdeki yaşantıyı dile getiren yapıtlar ortaya çıktı. Bu yapıtlarda gelenekçilikten çok yeniliklere, ölümsüzlükten çok geçici olana önem veriliyordu. Tokugava döneminin ikinci yansında şair ve romancı İhara Saikaku aşk ve para ile ilgili serüvenlerin yer aldığı romanlar yazdı. Bu romanlar okurlar arasında büyük ilgi gördü.

    1858'den başlayarak Japonya gezginlerin ve batı kaynaklı düşüncelerin etkisine açıldı. Bu olay Japon şiirinde ve düzyazısında birçok değişikliğe yol açtı. 20. yüzyılın ilk yarısında Emile Zola'nın etkisiyle Doğalcı edebiyat ürünleri ortaya çıktı. Bunun dışında tarihsel, toplumsal, mizahi yapıtlar yayımlandı. II. Dünya Savaşı ise daha başka yenilikler getirdi. Yeni yazarlar hem batı, hem de geleneksel Japon biçimlerini kullandılar.

    Eski Japon edebiyatını çağdaş bir tarzda yansıtan Kavabata Yasunari (1899-1972), 1968'de aldığı Nobel Edebiyat Ödülü'yle Japon edebiyatının evrenselliğini kanıtladı. Karlar Ülkesi (1948), Kıy oto (1962) gibi yapıtlarında ölüm, doğa ve insanı işledi. Yalnız kendi ülkesinde değil, batıda da en çok okunan Japon yazar ise Mişima Yukio'dur (1925-70). Bir Maskenin İtirafları (1949) en önemli romanlarından sayılır. Akutagava Ryunosuke (1892-1927), İbuse Masuci (doğumu 1898), Tanizaki Cuniçiro (1886-1965) da Japonya' nın önde gelen roman yazarlarıdır. Abe Kobo (doğumu 1924) bireyin yanlızlığını vurgulayan oyunlar ve romanlar yazdı. 1962'de yayımlanan Kum Tepeciğindeki Kadın adlı romanının filme uyarlanmasıyla uluslararası ün kazandı.


    alıntı
     

Sayfayı Paylaş