1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Joe Satriani

Konusu 'Sanatçılar, Müzisyenler' forumundadır ve e-PaCk tarafından 25 Kasım 2008 başlatılmıştır.

  1. e-PaCk

    e-PaCk Forum Gururu

    Katılım:
    12 Ekim 2008
    Mesajlar:
    2.481
    Beğenileri:
    44
    Ödül Puanları:
    1.880
    Banka:
    331 ÇTL
    JOE SATRİANİ


    Müzisyenler vardır, uç seviyede enstrumanistliğe ulaşmışlardır. Gerçek birer Virtüözdürler. Ulaşabildikleri kitle de ziyadesi ile o çalgıyı çalanlardır. Müzisyenler vardır, ancak temel seviyede çalgı çalabilirler. Ancak ileri bestecilik yetenekleri ile geniş bir alanda tanınır, saygı görürler. Hatta bunlar arasından bazıları o kadar iyi bestecilerdir ki o çalgıyı daha ileri seviyede çalanlara bile bir şeyleri yeniden öğretirler. Sadece çok az sayıdaki, nadide bazı müzisyenler ise bu iki değere birden, aynı anda sahiptirler. İşte 1980'den sonra elektrik gitarın başına gelen en iyi şey olan Joe Satriani' yi kabaca böyle tanımlayarak işe başlayabiliriz. 13 kez Grammy' e aday olmuş, albümleri enstrumantal olmasına rağmen liste başarısı göstermiş, bunların ötesinde gitar nedir, nasıl çalınır başlıklarında tüm dünyaya ders vermiş bir abide o.

    15 Temmuz 1956'da, Westbury/New York' da doğan Joe, 14 yaşında ilk kez eline gitarı alır ve macerasına başlamış olur. Bir sene sonra, 1971 yılında etrafındakilere gitar dersleri vermeye başlar ki, iyi bilindiği üzere en meşhur öğrencisi Steve VAI' dir. Röportajlarda VAI' in ondan ilk ders almaya başladığı günü, elinde eski bir gitar ve bir paket tel ile nasıl tel takılacağını bile bilmeden derslere başlamasını, Vai' in ne kadar iyi bir öğrenci olduğunu, verdiği egzersizleri nasıl geliştirdiğini ve onları yepyeni, bir hale soktuğunu uzun uzun da anlatır(dı). Bununla birlikte öğrencileri Vai ile sınırlı kalmaz...Bu yıllar aynı zamanda Vai ile düzeyli bir de arkadaşlık (Vai’ in kendisinden birkaç alt sınıftan olması sebebiyle bir “abilik” hali sebebiyle) durumu vardır. Beraber takılırlar vs. Lise yıllarında TARSUS adlı bir de grupta çalmaktadır Satch. Hatta Vai o zamanlar bu gruba o kadar hayrandır ki kendi yaşıtları ile, gitar çalışını ilerlettikten sonra SUSRAT (tarsus’un tersi) adlı bir grup kurar. 1974 yılında iki modern caz ustasından dersler alır: Gitarist Billy Bauer ve kompozitör/piyanist Lennie Tristano. 4 yıl sonra ise, önündeki on yıl boyunca gitar eğitmenliği kariyeri yapacağı, Los Angeles' a taşınır. Metallica' dan Kırk Hammet, Counting Crows' dan David Bryson, Primus' dan Larry LaLonde, Charlie Hunter, Alex Skolnick, T-Ride' dan Jeff Tyson hep bu dönem dahilinde ondan eğitim almışlardır.

    Bu yıllarda Joe "The Squares" adlı bir yerel grupta da pena sallamaktadır. Grupta davulları daha sonra yıllarca Joe için baget sallayacak olan Jeff Campitelli ve basları ise Andy Milton çalmaktadır. Ancak "The Squares" Satriani' yi hem tam olarak tatmin etmemekte, hem de biraz hayal kırıklığına uğratmaktadır. Eserlerini yayımlamak isteyen bir sanatçı için hiçbir şey yayımlayan, onun yerine büyük bir firmayla anlaşma yapmak için bekleyen bir grup çok da uzun soluklu bir süreç olmaz. Bu süre dahilinde Joe etraflarındaki birçok grubun belki de hiç gelmeyecek kontrat tekliflerini beklemektense kendi başlarının çaresine bakıp, kendi albümlerini kendi kurdukları ufak şirketlerden yayımladığını farkeder. Geleceği için çok da umut beslemediği The Squares'in üç haftalık bir yeni yıl arası verdiği 1983 yılında, kendi adını taşıyan ilk eserini, "Joe Satriani" kısa albümünü (E.P.) kaydeder. Eser, üstadın kendi icra ettiği enstrumantal kompozisyonlardan oluşmaktadır. Farklı efekt denemeleri de yapmıştır. Örneğin gitarın kalın tellerinin akordunu azaltıp bas sesler elde ederken, alyan anahtarları ile gitarın manyetiklerine vurarak meydana getirdiği davul benzeri seslerden yararlanır. Kendi yayımcılık şirketini (Stange Beautiful Music) ve kendi küçük plak şirketini de (Rubina) tam bu arada kurar. Bayan Rubina daha sonra Joe' nun müstakbel eşi olacaktır.

    Joe, kısa albümün ardından kayıtlara devam eder ve dört şarkı daha kaydeder. Ancak mali sorunlar da baş göstermiştir. Kayıtlar için ciddi para gereklidir. Joe bu işe samimiyetle baş koymuştur ve vazgeçmeye de niyeti yoktur. Proje için hemen 5000 dolar limitli bir kredi kartı ve banka çek hesabı açtırır. Albüm kısa süre içinde hazırdır. Kayıtların tamamlanmasının ardından eski öğrencisi Steve VAI' e yollar. Steve' in yıllarca Frank ZAPPA ile ve Alcattrazz ile çalışmış olmasından ve 1984'te "Flex-able" adlı bir solo albüm çıkarmasından kaynaklanan iyi bağlantıları ve tecrübesi vardır. Ancak bir plak şirketi ile anlaşma hemen gelmez. Joe bu bekleme süresini pop-rock müzisyeni Greg Kihn ile turlayarak geçirir. 1985 yılında kayıtları biten albüm, 15 haftadan sonra, 1986 yılında "Not Of This Earth" adıyla, ilk solo albümü olarak, Relativity Plakçılık şirketinden piyasaya çıkar. Albüm gitar ortamlarında çok dikkat çeker. Guitar World, Guitar Player gibi dergilerden övgü üstüne övgü alır. "Brother John"da ve "The Headless Horseman"de tappingi (80lerin başında Eddie VanHalen' ın ortaya çıkarıp, yaydığı bir teknik) temiz sesli gitarlar üzerinde melodi ve armoniyi (akorlarla) beraber çalarak Eddie' nin sunduğundan çok daha farklı mecralara ilk kez taşımıştır. "Memories" üstün melodik anlayışının usta gitaristliği ile birleştiği çok tatlı bir şarkıdır. Albümle aynı adı taşıyan şarkı ise bana göre albümün iki en önemli bombasından biridir. Bu şarkı Joe'nun Alan Holdsworth' den esinlendiği akıcı "Legato", Eddie VanHalen' dan etkilendiği “tapping” tekniklerinin, ideal buluşma noktasını oluşturmaktadır. O güne kadar bu tür bir altyapı ve armonik yapı içinde buluşmamış olan özler içeren şarkı daha sonrasında Satriani' nin imzası olacak bir çok ince ayrıntı bu şarkıda gizlidir. Yine bana göre, ikinci bomba eşi için yazdığı "Rubina"dır. Çok özel bir havası vardır bu şarkının. Klavyeler dipten dipten atmosferi derinleştirirken, tertemiz ve berrak gitarlar, dengeli davul ve basların üzerinde zerafetle dans eder. Ek olarak albümün genelinde karakteristik 80'ler esintisini de yakalamak mümkündür. "Snake" ve "New Day" ise adını anmadan geçemeyeceğim diğer iki şarkıdır. Albüm o yıla göre değerlendirilirse çok iyi bir albümdür (Halen de öyledir ya aslında ). Gitar boyutundan bakarsak iyiden de ötededir. O güne kadar gitardan çıkabileceği hiç akla gelmeyen birçok farklı ve yeni ses, yepyeni bir anlayışla icra edilmektedir. Enstrumantal rock gitar adına 86 yılı için iki çok önemli albüm vardır: Malmsteen'in "Trilogy" albümü ve Satriani'nin "Not of This Earth" albümü. Çok farklı kulvarların tarzları ve albümleridirler. Lakin o yıllar için aynı derecede öneme haizdirler. Çünkü ikisi de o yıllar için oldukça yenilikçidir. Bu albüm aynı zamanda yapımcı John Cuniberti ile uzun soluklu bir müzikal beraberliğin de ilk eseridir. Cuniberti evvelinde Steve Wonder, Dead Kennedys gibi grup ve müzisyenlerle çalışmalar yaptıktan sonra 80lerin ortasında Joe ile çalışmaya başlamış nitelikli bir insandır ve Tüm Satch albümlerinde bir şekilde imzası vardır.

    "Not of This Earth" plağının çıkışından sonra Joe çeşitli ev kayıtları yapmaya devam eder. Sonrasında ise diğer eserler için başka kayıt ortamlarına (Cuniberti' nin Hyde Street Stüdyoları) geçilir. Bazı şarkılar ise demo halleri ile albümde yer alacaktır. Bu süreç devam ederken Joe' nun istediği şey tam olarak gitara odaklanmış bir albüm yapmaktır. Lakin Joe' nun o zaman bilmediği şey bu albümün çok büyük bir başarıyı, hem de sadece gitar dünyasında değil tüm müzik sanayisi içinde yakalayacağıdır. 1987 yılında, onun adını gitar ve müzik dünyasına perçinleyecek klasiği olan "Surfing with the Alien" yine Relativity Plakçılıktan yayımlanır. Bu albümle enstrumantal rock gitar, müzik sanayince ciddiye alınır hale gelir. Çünkü bu tümü sözsüz eserlerden oluşan, hem de genel soundu (prodüksiyondan bahsediyorum) çok da harika sayılamayacak albüm oldukça kısa sürede altın ve platin plak alacaktır. O güne değin tamamıyla sözsüz olan bir albümün böyle bir liste başarısına / ticari başarıya ulaşması görülmemiştir. Albüm ise kesinlikle "boş yok" olarak tanımlanabilecek bir deryadır müzik severler için. İlk notasından son notasına mükemmel bir bestecilik, uç noktadaki gitar ustalığı, zerafet, can alıcı melodiler albümün artılarının sadece birkaçıdır. Kendi adıma Satriani söz konusu olduğunda sık kullandığım “Albümlerinde gereksiz veya fazla tek bir nota yoktur” tespitimi de bu albüm ile yapmışımdır ilk kez. Satriani burada tüm gitarlardan, baslardan ve klavyelerden sorumlu iken aynı zamanda kimi yerlerde, perküsyonları ve davul programlarını da üstlenmiştir. Satch 'in eski grup arkadaşı Jeff Campitelli ise bazı şarkılarda davulu ile kendini belli etmiştir. Şarkı şarkı bahsetmek bir açıdan yersizdir. Ya hepsi hakkında birer makale yazılmalı yahut genelden bahsedilmelidir bence. Cidden hayatımın albümlerinden birisidir bu albüm. İlk dinleyişimde sound sebebiyle çok sevmemiş ve bir köşeye atmış olsam da sonrasında değeri tarafımdan anlaşılmış ve başucu albümlerimden olmuştur. Fark edilebileceği gibi albüm hakkında yazabileceğim tek olumsuz şey prodüksiyonudur. Satriani daha sonraları bu konudaki bazı eleştirilere, demo kayıtlardaki duygunun tekrarlanamamasını, bu nedenden dolayı da şarkıların içine sinmemiş halleriyle kayıtlı olanları yayımlamaktansa, demo versiyonlarını değerlendirdiklerinden bahsetmiştir ki daha sonraları bu tür bir çok Satriani albümünde de tekrarlanacaktır. Hatta ve hatta "Engines of Creation" gibi daha yeni albümlerinde bile. Satriani daha sonraki yıllarda adeta imzası haline gelecek wah pedalı numaralarına da bu albümle başlar. O zamana kadar wah wah kullanmak bir yana, ona antipati ile bakan Joe, ki ilk albümde yapımcısının cihazdan yararlanması hakkındaki tavsiyesini reddetmiştir, kayda gittiği stüdyonun parkında wah ünitesi ile göz göze gelir (aynen bu kelimeyi kullanır röportajında) ve kendine neden bir denemiyorum ki diye sorar. Sonrasında ise zaten takip eden tüm albümlere yayılır bu wahlı sesler.
    Bu resim küçültülmüştür. Orijinal boyutlarda (600x553) görüntülemek buraya için tıklayın.

    Albümden sonra 1988 yılında plak şirketi ilk albümün tüm kopyalarının stoklarını satmıştır. Bu sebeple ikinci bir basım daha gerçekleştirilir. Ancak "Not of This Earth"ün ikinci baskılarda, kapağın orjinal resminin kaybedilmesinden dolayı, farklı bir kapak vardır. Bu arada Joe bir trio toplar ve konserler vermeye başlar. Davulları Jonathan Mover (ki daha sonra araları epey açılacaktır), basları ise (harika basçı, slaplerin efendisi) Stu Hamm çalmaktadır. Lakin kısa süre sonra konserlere sıklıkla aralar verir. Çünkü Mick Jagger'dan turne gitaristliği teklifi almıştır, onunla da konserler vermektedir. Ancak Jagger konserleri onun için iyiki de olmuştur. Zira Jagger turnesi öncesinde menajeri Joe ile “Sadece bilgin olsun diye söylüyorum. Bu turne sona erdiğinde, haftada 7000 dolar kaybetmiş olacaksın” şeklinde bir telefon görüşmesi yapmıştır ve Joe’ nun en parasız zamanlarıdır.

    Yine 1988 yılı içinde, kendisinin ikinci kısa albümü olan "Dreaming#11"i çıkarır. Bu kısa albümün en önemli özelliği, bana göre, "Crush of Love" efsanesini barındırmasıdır. Tüm müzikseverlerin mutlaka dinlemesi icab eder bence bu şarkıyı. Eğer ilk kez dinlenecekse, özellikle daha yeni kayıt tarihli bir konser kaydını tercih edilirse daha fazla haz alınabilir, onu da belirteyim. Kayıt kısa sürede altın plak alır. Albüm aynı zamanda Joe' ya ikinci Grammy adaylığına da ulaştırır.

    "Surfing..."in verdiği güvenle yeni bir klasik hazırlamayı düşünen Satch (Joe' nun lakabı) 1989 yılında yayımlanan albümünün adını "Flying in a Blue Dream" koyar. FiaBD albümü yine tam t¤¤¤¤¤ nadide bir eserdir. Yenilik, ilericilik ve gelenekselciliğin, özgünlükle mutlak bir başarının harmanlandığı bir düş bahçesidir. Bu özelliği ile emsali azdır. Albümler aynı adı taşıyan şarkıda gitar tarihinin en lezzetli legato numaraları, harikulade melodiler ve yenilikçi gam/dizi yapısıyla birleşmiştir. Müzik tarihinin en garip adlı şarkılarından olan "The Mystical Patato Head Groove Thing", Mükemmel basları ile dikkat çeken ve Joe' nun vokalini içeren "Stange", "duygular gitarla nasıl aktarılır ders I" olarak özetlenebilecek "I Believe" (Bu şarkının videosu da baya hoştur. Hele uzun saçlarıyla Stu Hamm...), Komik bir ferahlık içeren, Banjonun tatlı bir doku oluşturduğu "The Phone Call", Joe' nun markası haline gelmiş bir teknikle icra edilen "Day at the Beach", "duygular gitarla nasıl aktarılır ders II" niteliğindeki "The Forgotten" (ki gitar tarihinin en keskin baladlarından birisidir. Dinlemeden ölmeyin diyeceğim bu şarkı duygusal anlarınızda yakalarsa fena yapar onu da ekleyeyim arada) bu efsanevi albümün temel taşlarıdır. 18 şarkının ise altısında Joe vokal yapmaktadır. Albüm kısa süre içinde, beklendiği üzere, büyük başarı kazanır ve 750.000 kopyanın üzerinde satar. Bu albüm ile ,aynı zamanda, Satriani’ nin meşhur metalik görünümlü gitarı JS1 “Chrome Boy” ilk kez dünyaya ifşa edilmiş olur.

    Joe başarı kazanmıştır kazanmasına da, bir dahaki albümde farklı bir şeyler denemek istemektedir. Her şeyden önce evvelki albümlerdeki üst üste binen gitarlardan bağımsız olarak daha canlı bir sound istemektedir. Daha rock bir sound peşindedir. Daha önceki albümlerin kadrosundaki müzisyenler ile stüdyoya girdiğinde rock çalmak amacında bile olsa soundun daha farklı mecralara aktığını gören Joe, istediği değişikleri gerçekleştirmek için iki önemli değişikliğe gider; İlki yapımcısını değiştirmektir. Diğer albümlerin demirbaşı Cuniberti bu kez yardımcı yapımcı koltuğundadır. Bu görevdeki başrol ise efsanevi yapımcı olarak bilinen Andy Johns’ undur. Bu değişiklik sounddaki farklılaşmanın temel nedenidir. İkinci büyük değişim ise kadroda yaşanır. Hamm ve Campitelli ikilisinin yerini Matt ve Gregg Bisonette alır ki nispeten daha sert bir sound için daha uygun görülmüşlerdir. Daha önce David Lee Roth (Dolayısıyla Steve Vai ve Billy Sheehan ile de )çalışmış olan biraderler gerçekten iyi birer seçimdirler. Özellikle Gregg Bisonette şahsen çok sevdiğim bir müzisyendir.

    Gerekli kadro değişiklikleri ve hazırlıklar ile geçen birkaç yıldan sonra Temmuz 1992'de dönemin Satch mahsülü "The Extremist" raflarda yerini alır. Albüm diğer albümleri gibi kısa sürede altın plağa ulaşır. Albümden çıkan ilk single "Summer Song" beklenen etkinin gerçekleşmesinde büyük yarar sağlar. "The Extremist" kısa sürede Billboard listelerinde 24. sıraya yerleşir ve Joe' ya bir Grammy adaylığı daha yaşatır. İçerisinde kendi içinde deneysel bir tad barındıran ve sonradan gelecek "Joe Satriani" adlı albüme sinyal yakan "New Blues", Joe' nun yine eşi için yazdığı "Rubina's Blue Sky Happiness", albümün nispeten sert, yeni kadronun öncekilerden farkını hissettiren, rock oranı yüksek "The Exremist, War, Friends, Motorcycle Driver", meşhur Joe baladı "Crying" ve benzersiz melodisiyle "Why"gibi her biri eşsiz şarkılar bulunduran bir albüm hakkında söylenebilecek şeyler anlamlarını yitirebilir. "The Extremist"deki kişisel favorim "Tears in the Rain" adlı kısa akustik eserdir. Açın arama motorlarını yazın “Tears in the Rain” diye, bir sürü şarkıyla karşılaşırsınız. Oldukça klişe bir şarkı adıdır. Lakin içlerindeki en derin, en anlamlı olanı muhtemelen Joe' nunkidir. 1.18 sn içerisinde, nasıl olup da bu kadar çok şey anlatılabilir halen şaşarım. Ayrıca bu şarkı, bana göre, bir çok insanın acımasızca ve bilinçsizce itham ettikleri virtüöz albümleri için yapılan "ruhsuzluk - duygusuzluk" gibi aslen tamamiyle bireysel olan eleştirilere de verilmiş en güzel cevaptır.

    1993 yılı başında ilk Satriani toplaması olan "Beautiful Guitar" çıkar. Joe' nun 1986-1993 yılları arasından seçilen 16 şarkının yer aldığı tipik bir toplama (best of) albümdür. Şahsen hiç hazzetmem bu "best of, best singles" türü teranelerden. Bana göre progressive rock gibi türlerde yada virtüöz albümlerinde, taş yerinde ağırdır atasözünü perçinlercesine, her bir şarkının ait olduğu albüm içindeki yeri, olması gereken doğru yeridir. Ayrıca oldukça da ticari bulduğumu da eklemeliyim.

    O yıl içinde plak şirketi bir de konser albümü yayımlamayı istemektedir. Joe bazı konserlerini kaydeder ve özel bir albüm hazırlamak için hazırlıklarını yapar. Ekim ayında hazırlıkların meyvesi "Time Machine" adlı "özel" bir albümdür. Çift CD olarak piyasaya sürülen albümün ilk CDsi Joe' nun albüm dışı kalmış eski kayıtlarını, bazı amerika dışı basımlarda ek şarkı olarak kullanılmış şarkıları, ilk kısa albümündeki bazı şarkıları ve birkaç tane de yeni kaydı içermektedir. Bu Diskteki şarkıların nasıl olup da albüm dışı kaldıklarını hala anlamış değilim Tam da adına yakışır hisli bir şarkı olan "All Alone", egzotik tadlar barındıran "Banana Mango I" ve "Banana Mango II", tipik neo-klasikçilerin eserleri ile karıştırılmaması gereken, barok döneme Satch bakışı olan "Baroque", ilginç yapısıyla bana Satch'den ziyade bir Vai şarkısıymış gibi gelen "Dreaming #11", daha sert olsa dönemin sağlam speed metal şarkılarından olabilme potansiyeli taşıyan "Dweller on the Threshold", çok ilginç yapısı (dinleyince anlarsınız ) ve icrası ile "I Become Death", tatlı bir huzur ve hüzün taşıyan "Saying Goodbye" ile yeni kayıtlardan da "Thinking of You", "Time Machine" ve "Woodstock Jam" bu CD' i özel yapan etmenler olarak dikkati çeker. İkinci CD ise konser kayıtlarından oluşur. Bana göre bu CD'nin en dikkat çeken şarkıları "Always With me, Always With You", "Crush of Love", "Tears in the Rain", "Surfing with the Alien", "Satch Boogie", "Echo", "Circles" şeklinde sıralanabilir. Time Machine ikili albümü tam bir yıl sonra ekim ayında Joe' ya bir altın plak daha kazandırır. O sırada Joe ise yedinci albümü için çalışmaktadır.

    11 Ekim 1995 tarihinde ise Joe Satriani' nin en deneysel ürünü olan ve kendi adını taşıyan 7. albümü raflarda yerini almıştır. Bu kez yapımcı koltuğunda oturan isim Eagles, Eric Clapton, Steve Miller, The Clash, The Rolling Stones, The Who gibi gruplarla yapımcı veya mühendis olarak çalışmalar yapmış olan Glyn Johns (The Extremist albümünün yapımcısı Andy Johns' un kardeşi) olarak görünmektedir. Johns, Satriani' nin daha önce kayıtlarda hiç denemediği bazı şeyler dener. Sonuçta Satriani bile kayıt sonunda "Bu kesinlikle kulağa farklı bir ben gibi geliyor." diyecektir. Kayıtların diğer bir ilginç noktası ise oldukça kısa sürede tamamlanmış olmasıdır. Temel kayıtlar iki hafta içinde tamamlanmıştır. Albümde ise ciddi olarak ağır bomba olan müzisyenler de vardır; 2004 sonunda Eskişehir' de izleme olanağı bulduğum, Sting ve Peter Gabriel gibi müzisyenlerle çalışmış, harika bir davulcu olan Manu Kache, Eric Clapton Band 'den tanınan bas canavarı Nathan East ve yine E.C.Band'dan ritm gitarist Andy Fairweather Low gibi. Onların haricinde Gregg ve Matt Bisonette Biraderler, Jeff Campitelli de yardımlarını esirgememişlerdir. Sonuç itibariyle albüm diğer tüm Satriani albümlerinden farklıdır. Hem beste/düzenlemeler anlamında, hem sound anlamında, hem de albümün kendisini ifade etmesi anlamında. Bu değişimlerin en rahat hissedileceği şarkılar ise bana göre "Killer Bee Bop", "Moroccan Sunstes"dir. Albümün en tanınan şarkısı ise muhtemelen "Cool#9"dır. "Home" gibi, "If" gibi, "Luminous Flesh Giants" gibi şarkılar albümün dikkat çeken şarkılarındandır. "Joe Satriani" albümü aynı zamanda "Slow Down Blues", "S.M.F." gibi, "Look My Way" gibi Blues' un enfes yönünü de öne çıkaran yapıtlara sahiptir. Bu albüm Türkiye' de nedense nispeten az seviliyor, lafı az ediliyor. Kişisel fikrimce "The Extremist" albümünden bile daha değerli, yenilikçi (aynı amanda gelenekçi de) böyle bir albümün anlaşılmaması üzücüdür. Bu albüm sadece altyapıları için bile baştacı edilebilir. Bu yönüyle Satriani' nin, gitaristler bir kenara, davulculara ve bas gitaristlere de ,aynı oranla, en çok hitap eden albümüdür.


     
  2. corelia

    corelia Katılımcı

    Katılım:
    22 Ekim 2008
    Mesajlar:
    219
    Beğenileri:
    8
    Ödül Puanları:
    630
    Banka:
    6 ÇTL
    Satriani inanılmaz bir müzisyen. Tears in the rain'i bende çok severim.
    2007 de istanbulda konserine gitmiştim gerçekten muhteşemdi. Umarım yakın zamanda yine gelir.
     

Sayfayı Paylaş