1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Kadın Gönlü Gariptir

Konusu 'Kadın' forumundadır ve Mavi Gül tarafından 3 Haziran 2009 başlatılmıştır.

  1. Mavi Gül
    Avare

    Mavi Gül ѕση_¢ıqℓıк Özel üye

    Katılım:
    3 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    4.647
    Beğenileri:
    375
    Ödül Puanları:
    3.730
    Yer:
    Misafir Sevmez
    Banka:
    677 ÇTL
    Erkeğe tutkuda serseri, sapık, hatta katil sınırını bile tanımayanlar var...

    Bazı kadınların, sevdiği erkeğe bağlılıkta gösterdikleri gözükara davranış, bilim adamlarını ve hukukçuları hayrete düşürüyor. Bakınız, cinayetten ömür boyu hapse mahkum bir koca için neler söylüyor Marie; "Katil olabilir, ama bana elini kaldırmış değildir; onu seviyorum." Uzmanlar, bu akıl almaz bağlılığı, korkudan çok, aşka bağlıyorlar.

    "Aşk her şeye kadirdir" derler. Ne olursa olsun, erkeğinizin yanında yer almak düşüncesi, çok çekici ve romantik bir tutum gibi gözükebilir. Ama bir kadının duyacağı sevgi ve bağlılığın sınırı yok mudur? İlgisiz, ayyaş, tembel ve sadakatsız eşini terketmeye yanaşmayan pek çok kadın vardır. Erkek şiddette başvurduğu halde kadının ondan bir türlü kopamaması da, bunun uç örneklerindendir. Ancak, kadınlara tecavüz eden birinin ya da bir çocuk katilinin eşi hala "O benim erkeğim, onu seviyorum" diyorsa, bu hastalıklı bir durum sayılır.

    Kabullenilebilir suçlar
    Erkeğinin yaptığı dehşet verici işlerden dolayı kadın elbette suçlanamaz. Böyle bir durumda kadının ilişkiyi kesmek ya da polise haber vermekten çekinmesi de anlaşılabilir bir şeydir. Bazen erkeğin kendisi kadar akrabalarından ya da suç ortaklarından da korkmak zorunda kalan bir çok kadın, durumu kabullenip ilişkiyi sürdürmekten başka çare bulamazlar. Sharon Bovill, İngiltere'de bırçok kadına saldıran John Stedd'in sevgilisiydi. Onun itiraflarını dinlemiş, hatta içinde telekız Jackie Murray'i Hyde Park'ta öldürdüğü hasarlı otomobilden kurtulmasına yardım etmişti. Yine de, hakkında dava açılmadı, çünkü polis, onun da "Şiddetli bir terörle karşı karşıya" bulunduğunu bildirmişti.
    Steed'in yakalanmasını sağlayan, kurbanlarından birinin saldırganın eşkalini çok ayrıntılı bir şekilde tarif edebilmesi olmuştu. Steed, Kasım 1986'da tam dört ayrı idam cezasına çarptırıldı. Sharon ise altı ay sonra hapishaneye yaptığı ziyarette "Onun hala sevdiği tek erkek olduğunu" söylüyordu! Basına yansıyan biçimiyle Sharon Steed'e yaptıklarından hoşlanmadığı halde yine de bunu kabul edebileceğini, çünkü onu ve ihtiyaçlarını anladığını söylemişti. Hatta Steed'le kelepçelerin kullanıldığı sado-mazohist seks oyunlarına da katılmıştı. Sharon'ın ve Steed'in aileleri, onun bu saldırganlığının vücut geliştirme amacıyla aldığı ilaçlara bağlıyorlardı. Oysa eski bir sevgilisi Steed'i "kötü, alaksız ve dengesiz" olarak tanımlaşmışıt. Sonunda Sharon başka birini buldu ve Steed'i terketti.

    Kadın neden terk etmez?
    Bazı kadınların şiddete yatkın erkekleri beğenmeleri ve işledikleri korkunç suçlara rağmen onları sevmeye ve korumaya devam etmeleri, nedense fazla araştırılmamış bir konudur. Bir kısmı, ortadaki açık seçik deliler olduğunda bile, erkeğin yanlış yere suçlandığına inanmaktadır. Psikiyatrlar, hukukçular ve mahkum eşleri, şiddete yatkın erkeklerden hoşlanan tek kadın tipinin olmadığını vurgulamaktadırlar. Belki de neden, bu cins erkekleri de tek tip oluşturmamasıdır. Suçlu erkeklerin arasında, kocası ne yaparsa yapsın, evde bambaşka davrandığını söyleyenler, şaşırtıcı ölçüde çoktur.

    "Bana elini kaldırmaz"
    örneğin bir mahkum eşi olan Marie, "Kocam cinayet suçundan müebbet hapse mahkum ama bana bir kez olsun elini kaldırmamıştır" diyor ve konuyla ilgili düşüncelerini şöyle dile getiriyor: "Kimileri ondan ayrılıp kendi yoluma gitmemi öneriyor; ama yapmıyorum, çünkü onu seviyorum." "Grubumuzdaki bazı kadınların zaten kendi ailelerinde şiddet varmış. Bunlar, dönüp dolaşıp hep aynı tip erkeği seçtiklerinin farkına bile varmıyorlar. Sonra, mazohist kadınlar var; kocasının iyi biri olmadığını biliyor ama, gördüğü ilgiden memnun. Belki babasından ya da ağabeyinden çok baskı görmüş, erkeklerin hep böyle olduğunu sanıyor..."

    "Kaya" gibi biri... "
    Bu durumdan zevk alan kadınlar da oluyor. Bir zamanlar hani "kaya gibi" deriz ya, işte öyle biriyle çıkıyordum. Onun beni koruduğunu hissederdim. Güçlü, suskun ama seven tiplerden diye düşünürdüm; taa ki, ondan ayrılma cesaretini bulana kadar..." Kadınlar hep ümit edebilmek ister. Saldırgan erkek için "mutlaka değişecek" diye düşünürler. Oysa şiddet, onun karakterinde yer etmiştir. Daha sonra uzaklaşmayı başardığınızda, "Ne budalaymışım" dersiniz kendi kendinize. Birçok kadın ayrılmaktan korkar ve korku içinde yaşamayı sürdürürler.

    Çocuklara tecavüz eden biri de olsa
    "Kadınlara ya da çocuklara tecavüz eden bir adamın eşi nasıl davranır, tam bilemiyorum. Sanırım ondan ayrılmıyor. Çünkü seviyor ve yaptıklarını aklından çıkarıp atıyor. Cinsel saldırganların bu sürede yaşadıkları da çok feci ve bizler, tüm mahkum eşlerinin de bir ceza çektiğini vurguluyoruz. Komşunuz durumu öğrendiyse, taşınmaktan başka bir çare yok gibidir. İnsanlar, suçlu erkeğin karısına da kabahat bulurlar. Camlarınız taşlanabilir, çocuklarınız tehdit edilir. Tabii bazen de kocanızın dostları gelip "Arkadaşa ihtiyacın var mı?" diye yoklarlar. Sonunda kadın, hiçbir şey yapmadığı halde utanmaya, suçluluk duymaya başlar."

    Gerçeğin çirkin yüzü
    "Ganster sevgilisi" olmayı göz kamaştırıcı ya da heyecan verici bulan kadınlar her zaman çıkabilir. Ama gerçeğin çirkin yüzüyle karşılaşır karşılaşmaz, bu düşünce siliniverecektir. Bu kadınlar, komşuların horlamaları, hatta tehditleri altında yaşamak zorunda kaldıkları gibi, bir yandan da erkeğin günün birinde serbest bırakıldığında belki de kadının kendisini ele vereceğini düşünürken intikam almaya kalkabileceği korkusunu sürekli hissederler.

    Korunma isteği mi?
    Avukat Judith Goodman "Tanıdığım kadınların çoğu büyük korku içindeydi ve korunmaya ihtiyaçları vardı" diyerek bu konudaki gözlemlerini şu cümlelerle aktarıyor: "Kocası tutuklanmış bile olsa, kadın, onun sonsuza dek hapiste kalmayacağını bilir. Çıkınca intikam almak isteyeceğinden ya da ailesi veya arkadaşlarının aynı şeye girişebileceklerinden korkar."
    "Benim gördüğüm kadarıyla kadınlar, şiddet kullanan erkeklerden genellikle hoşlanmazlar. Hatta bu tip erkeklerle bir defadan çok ilişki kurmuş olanları için de geçerlidir bu. Çoğu tanıdıkları bir erkeğin daha şiddette yatkın olmasını şaşırarak farkeder! Kadınlar da değişik oluyor. İçlerinde cahiller, alkolikler de var; eğtimi görmüş, meslek sahibi kişiler de... Böyle bir erkekle birlikte yaşamları da farklı nedenlerden kaynaklanıyor. Çocukların varlığı, parasızlık, aile baskısı, şanssız bir evlilik yaptığını kabullenmeme gibi...

    Polis de gönülsüz
    Judith Goodman'ın bir başka gözlemi de, polisin, suçlu bir erkeğin eşini, gerektiğinde, şahitlik yapması sağlanabileceği halde, mahkemeye çıkarmada çoğunlukla gönülsüz davranması. "Polis, kadının hayatının tehlikeye düşebileceğini biliyor, bu yüzden de bağımsız tanıkları tercih ediyorlar" diye açıklıyor bu durumu. "Korkuya kapılmış bir kadın tam duruşma öncesinde, hatta tanık koltuğunda oturduktan sonra bile bu işten cayabilir."

    Kadın da suçlanabilir
    Judith Goodman, kadının da çeşitli durumlarda suçlu konumuna düşebileceğine işaret ediyor: "Polise bilgi verme yükümlülüğü yoktur ama yardım etmeyi reddetmekle yasalara karşı çıkmış olabilirsiniz. Yataklık konusunda yalan söylerseniz, adaleti saptırma suçu işlemiş olursunuz. Ona yardımcı olursanız, suça yardım ve özendirmeyle ya da çalınmış malları piyasaya sürkmekle itham edebilirsiniz."

    Kahreden ikilem
    Şiddet kullanan suçluların karıları ya da sevgilileri sık sık korkunç ikilemlerle karşılaşırlar. Ya polise başvurup erkeğin intikam alma ihtimalini kabullenecekler ya da onu koruyup suçlu duruma düşmeyi göze alacaklardır. Üstelik, onun serbest dolaşmasına izin verdikleri sürece, başkalarına da saldırabileceğini bildikleri için suçluluk hissedeceklerdir. Jackie DeFelice, bir papazın evini soyan çetenini lideri Robert Horscoft'la ilişkisi yüzünden başının fena halde dertte olduğunu, yeraltı dünyasının dedikodularından duyarak öğrenmişti. İki bıçağı ve bazı çalıntı malları elden çıkartma suçundan tutuklanmasına karar verilmişti bile.

    Hor görülme, sevginin bedeli
    "Sokaklarda bana bağırıp çağırıyorlar, küfredenler oluyordu. Bütün yaptığım sevdiğim adamı kollamaktı" diyordu Jackie. Ama sonunda ilişkiyi sona erdirdi. "Horscroft soyguna bizzat katılmamıştı ama ötekileri neden durdurmadığını anlamak güçtü. Çetenin başıydı çünkü." Jackie öğrendiğinde görüldüğü gibi bazı kadınlar, sevgililerinin bir haydut ya da kabadayı olmasını kabullenebiliyorlar. Ama, bu kadınlar için belli bir sınıf da var; cinsel saldırganlarla ya da soğukkanlı sadistlerle birlikte yaşamaları sözkonusu değil. Ne var ki, bunu bile göze alacak kadar başı dönmüş kadınlar da yok değil. Kocası çocuğunu feci şekilde dövüp yaralarken buna seyirci kalan, hatta iştirak eden annelere bile rastlanıyor.

    İşkencede işbirliği
    örneğin, Ayra Hirdley, sevgilisi Ian Brady'yle birlikte birçok çocuğu işkence ederek vahşice öldürmekten hüküm giymişti. Kadının yaşam öyküsünü kaleme alan bir yazar, onun bu cinayetlere katılmasını, tümüyle erkeğin büyüsüne kapılmış olmasıyla açıklamaktadır. Bazı kadınlar için belli ki bağlılığın sınırı yoktur ve erkeğini istediği her şeyi yapmaya hazırdırlar.

    önce kampanya düzenledi, sonra boşandı
    Bardağı taşıran damlanın hangisi olacağı da, kadından kadına değişmektedir. örneğin Londralı Rose Davis, haksız yere hapse atılan kocasını kurtarmak için başarılı bir kampanya yürütmüştü. Ancak kocası George serbest bırakıldıktan sonra gerçekten bir suç işleyip yeniden hapsedilince, ondan derhal ayrıldı. "George'un bir melek olduğunu zaten hiç düşünmemiştim. Ama artık saygı duymadığınız birini sevemezsiniz de; Mahvolan hayatını yeniden kazanmıştı ama kendi elleriyle fırlatıp attı onu." İşte Rose'un gerçekleri bunlardı.

    Şiddetle özdeşleşmek
    Şiddet kullanan bir erkekle ilişki, kadını içinden çıkamayacağı bir şiddet girdabına sürükleyebilir. Gerçi böyle erkekler arasında evinde çok sevecen bir koca ve baba olarak yaşayanlar vardır. Ama, en ufak bir karşı çıkış bile en azından bir tokatla yanıtlayanlar da az değildir. Hiçbir kadın. Kendisine kötü davranan, şiddet kullanan bir erkeğe bağlı kalmak zorunda değildir. Her kadın gibi, daha iyisini mutlaka hakketmektedir. Şiddete ortak olmayı reddetmekle kadınlar, belki de toplumdaki şiddet eğilimini azaltabilirler ve erkek ne kadar sert olursa olsun kadınların ondan o kadar hoşlanmadığı efsanesini yıkabilirler.
     

Sayfayı Paylaş