1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Kadın kadının düşmanı

Konusu 'Kadın' forumundadır ve arz-ı hal tarafından 5 Ocak 2012 başlatılmıştır.

  1. arz-ı hal

    arz-ı hal Özel Üye Özel üye

    Katılım:
    29 Kasım 2011
    Mesajlar:
    9.017
    Beğenileri:
    539
    Ödül Puanları:
    5.980
    Meslek:
    İşe başlamadan tatile giren hakime
    Yer:
    yüreğinden uzaklar da...
    Banka:
    199 ÇTL
    Kadın kadının düşmanı

    Siz hiç “ Aman canım… Tamam kadın süper görünüyor da, her yanı estetik. Ih ıh istemem… doğal değil.” Diyen bir erkek gördünüz mü?

    Onlar sonuca bakar. Kadın güzel mi, güzel. Bitti.

    Bırakın kadınları, Rocky'i bile eleştirmez zavallılar. En fazla, “Ben de bir ay vücut çalışsam, benim de kaslarım böyle olur” diye mırıldanırlar. Bir ay da o koca göbeğin, omuzlara kayıp kas olması hayaliyle yaşarlar en fazla.

    Çekemeyen biziz. Kabul edelim.

    “Şekerim, ben o kadar estetik yaptırsam, dünya güzeli olurum. Baksana burun yapma, yanaklar dolgu, kaşlar havada….. Nerde kaldı doğallık”

    Kardeşim neticede olmuş mu, olmuş. Her gerdiren güzel olmadığına göre. Demek ki varmış altta malzeme.

    Biz estetik yaptırmadık da çok mu doğalız sanki. Tırnaklarımızı doğal halleri ve renkleriyle beğenmeyip maniküre gidiyoruz. Saçımızda yaşlanmanın “doğal” yansıması beyazları görünce paniğe kapılıp gidip boyatıyoruz. Erkeklerin doğal rahatlıkları bize çok görülmüş, bacağımızdan kaşımıza ağdalar, epilasyonlar yaptırıyoruz. Ayağın doğal anatomisine aykırı bir karış topuklar üzerinde yürüyoruz. Eeeee….? Ama biz doğalız, estetiğimiz yok. Ödüm kopmasa, şu an yaptırasım geldi vallahi.

    Her konuda olduğu gibi, kadını yerden yere vuran yine kadın. Güzelliğine söyleyecek lafımız yoksa rüküşlüğüne, yok o da olmazsa pasaklılığına. Neymiş, süslenip gezmekten evine bakmazmış. İllaki bir eleştirimiz olacak ya. Ne ahlakı kalır, ne anneliği, ne hamaratlığı.

    Ezelden gelen bir rekabet bu, kadın ve kadın arasında. En su üstüne çıkanları gelin-kayınvalide kavgası, eski eş- yeni eş kavgası, metres-eş kavgası, gelin- görümce kavgası. Yok eğer hazırda görümce yoksa, o zaman iki elti kavgası.

    Ama illa olacak. Birileriyle rekabet edip didişeceğiz ya. Niye? Niye'si belli.

    Çocukluğumuzdan beri eksik olan “ değer” duygusu.

    Erkek çocuklarla aynı haklara sahip olmadığını, yetiştirilme tarzında bile farklılıklar olduğunu hissederek büyür kız çocuğu. Erkek kardeşine “ göster oğlum amcalara” tarzında nidalarla verilen rahatlık, kendisine gelince bir örtmeler, kısıtlamalar yumağına dönüşür ve kadın, hep değersizlik duygusuyla çıkar çocukluktan. Artık büyüdüğünde zaten kabullenmiştir ve kendisini bir erkekle rakip görmemeyi, karşılaştırılmaması gerektiğini öğrenmiştir.

    Değer duygusunu arttırmak için kullanabileceği, yine kadınlar vardır etrafında. Kendini daha üstün hissettiği her kadın, çekiştirdiği her kadın, ona kendisini daha iyi hissettirecektir. Çünkü o daha değerlidir.

    Her şey farkındalıkla başlar. Artık büyüyelim.

    Ben zaten değerliyim. İstersem saçımı da boyatırım, yüzümü de gerdiririm. Hatta konu açılmışken kaşlarımı da kaldırtsam hiç fena olmaz hani. İstersem paklı olurum, istersem bal dök yala yaparım evimi. Ben her halimle değerliyim.

    yeşim varol şen
     

Sayfayı Paylaş