1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Kadınım

Konusu 'Aşk' forumundadır ve kelebek tarafından 15 Eylül 2008 başlatılmıştır.

  1. kelebek

    kelebek -ütopik- V.I.P

    Katılım:
    9 Haziran 2006
    Mesajlar:
    8.680
    Beğenileri:
    132
    Ödül Puanları:
    4.730
    Banka:
    573 ÇTL
    Köhne bir yük katarı gibi ayak par¤maklarımızı ezerek önümüzsıra ge¤çen bu yorgun asır, bizim asrımız değildi.

    Korkarım, tozu dumana katarak pürtelaş gelen yenisi de, o imanla beklediğimiz ahengin asrı olmayacak.

    Raylar üstünde alelade bir tımarhane bu...

    ...tıklım tıkış vagonlarında vahşi bir itiş kakış; dumanında genzi yakan bir ihtiras kokusu...

    Şüphesiz zamanla bu cinnet de ufukta yitip gidecek; lakin bizim için başka katar yok ömrümüzün içinden geçecek.

    Görünen o ki kadınım, seninle biz, "ha¤yat" denen bu metruk peronda, üzerinde adres yazmayan mektuplar gibi bekleşip, aş¤kımızı acılardan damıtarak yaşlanacağız.



    * * *



    Öyle bir çağdayız ki, insanoğlu geçen asır düşünü gördüğü "denizler altında 20 bin fersah" yolu katedip, "arzunun merkezine" yaklaştıkça, uzaklaştı insanlığından...

    Kalabalıklaştıkça arttı kayıtsızlığın ıssız¤lığı...

    Her bineni ise bulayan sefil bir trenle onun borsadan başka tapınak, paradan başka tanrı tanımayan son yolcuları, kainatın raylarındaki şiiri, ilhamı, aşkı ezip geçti.

    "Ah o gönül şarkıları" sustu önce...

    Sonra, sevdaların ömrü kısaldı; tadı kaç¤tı hasretin, şehvetin harı söndü.

    Sanal posta kutusu, mektubu öldürdü; bak, bir tek satır yok kalemimden sana kala¤cak.

    Silinip gidiyor telefondaki aşk mesajları; "seni seviyorum," -ki amentüsüdür itiraf ge¤celerinin- parfüm sıkılmış plastik bir gül da¤lının teybinde tutsak...

    Korkuyorum gülüm; "Seni seviyorum" desem sana, plastik kokacak.



    * * *



    A kadınım,

    A hüznümün bahçesi!..

    Görmem mi sanırsın; sesi kısık gözleri¤nin nicedir... dudakların buselere sağır...

    Oysa ben, haykırmak için sesine, solu¤mak için nefesine muhtacım.

    Bilsen neler verirdim bakışlarından o kederi silebilmek, sana itimadın hazzını yeniden verebilmek için...

    Lakin öyle bir tufana yakalandık ki, bir¤birimize kavuşmak için çekiştirdiğimiz kement boğuyor bizi...

    Mübadele garında saadet ülkesine kesil¤miş iki "açık" biletle mecalsiz bekleşiyoruz.

    Kudretim olsa, seni bu harabe istasyon¤dan kapar, koştukça yelelerinden takvim sayfaları uçuşan bir kısrağın terkisine attı¤ğım gibi, o çok sevdiğin ihtişam romanları¤nın mağrur asrına taşırdım.

    Soyunurduk bütün o delik deşik kos¤tümlerimizden, boyası akmış maskelerimizden... mecburi rollerimizden...

    "Devamsızlık yüzünden" tarihten ko¤vulmuş iki muzip çocuk gibi, azad olurduk kendimizden...

    Benim boynumda alıçtan kolyeler, senin tebessümünde sümbülden gamzeler; çözüp dudaklarımızın mührünü, iççekişlerimizi toprağa gömer, her akşam ilk sana gülümse¤yen yıldızına ip dolayıp keyifle ayaklarımızı sallandırırdık dünyaya...

    Dilimizde, "kavuşmanın tadını/ ayrılık feryadını" taşıyan bir şarkıyla...

    Uşşak makamında...
     

Sayfayı Paylaş