1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Kadir Bal - Git Bu Cehennemden Azize..

Konusu 'Şairlerden' forumundadır ve ...SAKLI CeNNeT__ tarafından 2 Temmuz 2012 başlatılmıştır.

  1. ...SAKLI CeNNeT__

    ...SAKLI CeNNeT__ ♥ Pєяναηє Döηєя Aşk ♥

    Katılım:
    6 Temmuz 2011
    Mesajlar:
    16.250
    Beğenileri:
    81
    Ödül Puanları:
    4.980
    Yer:
    ♥ Bєη Hєp Sєηdєyim ♥
    Banka:
    110 ÇTL






    Görevlerin en adisini

    hareketlerin en kutsalına verdiler
    ve bizi ayırdılar Azize
    Beni kavga etmek zorunda bıraktılar

    sonra aşkın bahçesine apartmanlar ve tabelalar diktiler
    yetmedi
    apartmanlara ve tabelalara ise aşk üflediler

    bunu kutlamak içinse
    zikir mabedlerine
    alışveriş mabedlerine
    ve yataklarına koştular..

    gene de mutlu olamadılar!

    dillerinin karasını terimize
    ellerininin karasını dilimize
    kalplerinin karasını ise dinimize uzattılar..

    ben ise söyleyemedim Azize
    bir bahçemiz olduğunu...

    soğan ekmek yediğimizi
    gülüşlerimizi
    ince belini
    sesinin şifasını
    elinin ikramını...
    dostluğunu azize
    ... seni özlemeye fırsat bırakmadılar!

    2)
    Dilim bir kapıydı kelimelerle omuz vurduğum
    Büyük bir gıcırtı oldu bakışlarım
    Işığı sırtıma alıp girdim zifiri kalbime…

    Onu bulduğumda bir duvarın dibiydim Azize
    Onu bulduğumda sızmıştım, iniltiydim…

    Tevbe mi ettim hayır!
    Tevbe edilmez öğrendim bunu,
    Tevbe yanmaktır.
    Yandım ki ne yandım.

    Günlerce kaldım o zifirde
    Ellerimde kırık dizleri
    Melhem, umut ve su…

    Seni bir daha sürmeyeceğim iyiliğin dağlarına dedim
    O dağların ardında bizi hep günah vadileri karşıladı
    Hep zehirliydi öpücükler
    Elleri hep kelepçeydi ellerimizde kitlenen
    Kimlerin dostluğu adına ha?
    Kimlerin sevgisi uğruna?
    Kitledim mi ben seni bu mahzene?

    Öptüm yelelerinden.
    Kokusunu unutamadığım yelelerinden…

    O uyuduğunda hep güneş sızıyordu bir aralıktan
    O uyuduğunda göz kapaklarımın arkasına
    Sıkı sıkı kitlediğim bir kapının önüne gidiyordum hep
    Bekledim Azize
    Onun dizlerini beklediğim kadar kendi fer’imi de bekledim…

    3)
    Bu dizler iyileşmeli
    Kalkmalısın ayağa
    Aynı masala değil
    Kendimize bir ağıt bir türkü ve bir sabah bulmaya

    Sabah yakın değil mi? diyorsun
    Geceleri çok uzun olan bir adama mı soruyorsun bunu?
    Sabahlar senin olsun Azize.
    Git kazanında çorbalar pişir…
    Dağıt evlere
    Söyle komşularına dua etsinler

    Bize değil ama
    Anlıyor musun Azize?
    Biz dua edilmeyecek kadar berrağız artık
    Kir’in dibine vurduk
    Gördük ki
    İtmişler bizi Azize hiç çekmemişler…

    4)
    Suları yüzümle dövüyorum diye
    Şehrin tüm sızısını omuzlarıma yıktılar Azize.
    Buna emaneti ehline vermek dediler.
    Ne diyebilirdim ki!

    Soğuklarda üşüyen çocukların ellerinden başladım işte
    Kendi ellerimi sarmaya…

    Allah “git de yalnızlık gör neymiş” dercesine attı beni kalabalıklara
    Seni de benimle sınadı
    Benim bir sırtım olmadığını görmedin mi Azize?
    Benim bir denizi taşıdığımı omuzlarımda…
    Ağlama Azize
    Aldatmasın seni suskunluğum.

    Seni bir günahı kazanır gibi
    Seni bir sevabı kaybeder gibi verdiler ellerime Azize

    Şimdi seni bırakmak günah
    Sana dönmek haram oldu!

    5)
    Mumlara sardığım dudaklarımı
    Yıkılmış kelimelere verdim…
    Artık benim ağzım haykırışlar çeşmesi
    Kapansın sağırlar dudaklarıma
    Dişlerimi alsınlar, dilimi de…
    Ben kendime yeni bir dünya kurmadım
    Ben yaşamı tersinden terk ettim Azize…

    Arınmayı anlatsınlar şimdi bana
    Barışmayı…
    Köy yollarını öğretebilirler mi bana?
    Gidilecek kaç kasaba kaldı Azize?

    Taşıdığım bütün kırık kalpler ve yıllarca unutmadığım onca yüz
    Hala geceleri kalkıp annemi örtüyorum üzerime Azize
    Hala babamı anlatıyorum masallara…

    İnsan bir göçe kalkar
    Elbisesiz, evsiz, katarsız…
    Oturduğu yerde gider insan…
    Öyle bir çayı yudumlarken de aslında vedadadır…

    Ben hep öyle gittim ilkin..
    Öyle seyrederken onların dünyalarını…
    Artık tad alamaz olduğumdu ekmeğinden sofralarda…
    Okuduğum kitaplar değişti ilkin
    Sonra söylediğim şarkılar…

    Göçüne iyi bak Azize
    dışından içine doğru ak
    Sonra dışına doğru ör yaşamı…
    Kimden gitmen gerekiyorsa
    Kimle gitmen gerekiyorsa
    Kurtar yakanı
    Tut/un Azize…

    6)
    Işığı arasaydım dışarı bakardım Azize
    Ben ışığın kendisi olmuşum
    En büyük ışığın bir parçasıyım, öğrendim.

    Dışarısı bana hep karanlık artık…

    Bizi arasaydım yollara düşerdim
    Yollar yola çıkanındır…
    Ben yoldan çıktım Azize!

    Bana yol değil yolların bittiği yerler lazım
    Çünkü
    Gerçek insan başkalarının yollarından değil
    Kendi yollarından yürüyendir…

    Başkalarının dualarına amin demekten vazgeç Azize
    Başkalarının duaları kendilerine yarasa
    Bu kadar Tanrıdan bahsetmezdi insanlar!!!

    Allah’ı zikredilen yerlerde değil
    Zikredilmeyen yerlerde ara…
    Çünkü hakikat artık görmezden gelinerek değil
    Bizzat hakkında konuşularak perdeleniyor Azize…

    Beni öldürmek istiyorsan:benden bahset Azize
    Her tarif bir tahrif nasıl olsa

    7)
    Şimdi içimden zehir gibi geceler geçiyor Azize
    Gözlerimi geceleyin bir mahpushane kapısı gibi kapatıyorum üzerime
    Ben her sabah uyandığımda kendimi avluya salıyorum Azize
    Yaşamak güzel mi?
    Evet ama korkunç da….

    Bir gün açılacak kapılar biliyorum
    Büyük bir kilit korkunç bir sesle paramparça olacak
    Açılacak o kapı
    Rabbin üzerlerime kapadığı o kapı…
    Üzerime insanların kitlendiği o kapı..
    Açılacak büyük bir gıcırtıyla…
    O zaman her şey bitecek…

    Bu ızdırap bitecek
    Artık gülümsemek zorunda kalmayacağım.
    Şimdi öyle bir zamandayım ki
    Gülmek bile bir devrim istiyor, fikrin çilehanesinde!

    Yüzümü saklamıyorum; yüzüme saklanıyorum…
    O dalgın, o kederli, o içli yüzüme saklanıyorum
    Orada bir adam büyüyor Azize…
    Savaşa ve barışa inanmayan bir adam…

    O adam ki içimde
    Yollama diyor hep
    Yollama dünya sürgününe beni…

    At iyileşince ne mi olacak?
    kap kapı dolanacağım Azize
    “Haydi gidiyoruz” diyeceğim.
    Hepiniz birbirinizden özür dileyin…
    Bağışlanmaya bakın…
    Bitti…

    Çünkü ancak bir cehennem öğretebilir insana
    kırık ayaklarla cennete girilemeyeceğini...

    Ve herkesi kendi cehenneminde kırdığı ayaklarla yakarlar
    Al saçlarımı
    Sar ayaklarını...
    Git bu cehennemden Azize
    Git..






    25.02.2011

    03:37
    Kıztaşı-ist...
    Kayıpkentli
    Kadir Bal
     

Sayfayı Paylaş