1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

"Kafamızı sokacak bir evimiz olsun da başka bir şey istemem!"

Konusu 'Beşiktaş' forumundadır ve Rigel tarafından 22 Nisan 2014 başlatılmıştır.

  1. Sentinus
    No Mood

    Sentinus Tengri Biz Menen!.. Özel üye

    Katılım:
    11 Mart 2014
    Mesajlar:
    2.535
    Beğenileri:
    3.778
    Ödül Puanları:
    8.080
    Cinsiyet:
    Bay
    Yer:
    İstanbul
    EKŞİ SÖZLÜK'TEN MABEDİMİZ VODAFONE ARENA HAKKINDA YAZILMIŞ MÜTHİŞ BİR YAZI...
    (SONUNA KADAR OKUMANIZI TAVSİYE EDİYORUM.)

    "başımızı sokacak bir evimiz olsun da başka bir şey istemem"

    bu cümle 80-85 yılları arasında doğmuş olan ve türkiye literatürüne özal'ın çocukları olarak geçen, orta direk mensubu, gene özal'ın deyimiyle işini bilmeyen memur (benim memurum işini bilir) ailesine mensup tüm çocukların kulaklarında çınlamıştır.

    bizim evde de durum pek farklı değildi, 1986 yılının nisan ayında kardeşim yeni doğmuş, oturduğumuz evden atılmış, adana'da girmiş olduğumuz kooperatifin borçları iyice sıkıştırmış, kış çetin geçmiş odun ve kömür yetmemiş, ben büyümüş okul çağına gelmiş, kız kardeşime bakıcı bulunmuş ve masraflar çoktan başlamıştı.

    ama tüm bunlara rağmen bizim ailede bir umut vardı, adana'daki ev bitecek, bir sene kiraya verilip kredileri ödenecek, arkasından ev satılıp köyden bir ev alınacak, artan parayla ucuz yolu bir araba alınacak hatta bana bir bmx bisiklet bile alınabilecekti. umudumuzun evdi, o ev bize başımızı sokacağımız bir dam, eşyasını keyfimizi göre yavaş yavaş alabileceğimiz kutu gibi bir ev demekti. o yüzden her daraldığımızda annem aynı şeyi söylerdi "başımızı sokacak bir evimiz olsun da başka bir şey istemem"

    o eve tamamlanıp satılana kadar üç ev değiştirdik, yıl dönmeden traktörün üstüne eşya atar, amcamdan aldığımız arabaya kırılacakları yükler ve avuç içi kadar bir köyde ev taşırdık. odam yoktu mesela, salonda sobanın arkasına bir karyola koymuştu annem, sonra mutfak dolabı denilen şey kutulardan ibaretti, kömürlük merdivenin altı, çamaşır asılacak yer damdı. ama olsun, bizim bir umudumuz vardı, dört gözle bitmesini beklediğimiz bir ev, o ev olunca kira niyetine fahiş paralar uzun donlu hacıalra bayılınmayacak, ev taşımaktan helak olan eşyalar yavaş yavaş değişebilecek, annemin hayalini kurduğu gömme dolap yaptıtlacak ve bizim yorganlar kanepe altından kurtulacak, bana ve kız kardeşime bir oda yapılacak elektrik sobasıyla (her zaman yakmak yok oda ısınınca soba söndürecek) ısıtılacaktı. odaya ranza atılacak, üst katta ben yatacaktım, kız kardeşim küçüktü düşerdi üst katan, bense kocaman adam olmuştum artık. işte her şey o sonradan adana büyükşehir belediye başkanı olan müteahhitte bağlıydı, annem her gün aynı cümleyi kurardı "başımızı sokacak bir ev olsun da başka bir şey istemem"

    evimiz oldu sonradan, dediklerim gerçekleşti, biz daha rahat yaşadık. ama anne ve babamın didinmeleri bir inşaatı bir yuvaya çevirdi, birazda benimle kız kardeşimin önce kavgaları sonra birbirimize olan bağlılığımız o evi yuva yaptı.

    ben okudum mühendis oldum, kız kardeşim okudu doktor oldu.
    ama biliyorum ki bunca şeyin altında babamın sabrı, annemin çilekeşliği ve o bitmek bilmeyen evin bitmesi vardır. neyimiz varsa o eve borçluyuz. bolca da umuda tabii ki...

    ne alaka demi stadyumla, çok alaka kardeşim, çok alaka.

    hele o inşaat bir bitsin allahın izniyle, sonra yavaştan koltuk loca satışları gelsin, itin köpeğin stadında oynamaktan kurtulalım. boğazın en güzel yerinde marşlarımızı söyleyelim, yıldız da gelir, kupa da, ama işte lazım bize o stadyum.

    o yüzden bitmeli o inşaat bir an önce, türkülerimizi söylemek, gırtlağımızı parçalamak, üçlü çekmek, sevdadan ağlamak için bize o stadyum lazım. sevdadan ağlamak dedim ya, hiç insan kendi evindeki kadar rahat ağlar mı başkasının evinde.

    o yüzden fikret başkan, bu yazıyı okur musun bilmem, ama okursan bil ki ben ve benim gibi binlerce beşiktaşlı için o betonlar, o demirler, o koltuklar inşaatın parçaları değil, yuvanın parçaları.

    işte o yüzden çabuk bitir o yuvayı.

    "başımızı sokacak bir ev olsun da başka bir şey istemem" diyen binlerce kartalın umudu o stadyum.

    işte o yüzden bir stadyumdan çok daha fazlası.
    işte o yüzden bir umut.

    o stadyumu mabede çeviren taraftarının çilekeşliği, futbolcusunun didinmesi, bilicin göz yaşları, önder özenin karizması, fikret başkanın adamlığı olacaktır.

    biz hazırız binayı mabede çevirmeye
    biz hazırız, gırtlakları parçalayana kadar bağırıp elleri pençe yapmaya.

    Ekşi Sözlük / roberto baggio ile futbolu seven adam
     

Sayfayı Paylaş