1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Kafatası Ölçümü

Konusu 'İlginç Yazılar' forumundadır ve wien06 tarafından 10 Haziran 2008 başlatılmıştır.

  1. wien06

    wien06 V.I.P V.I.P

    Katılım:
    30 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    6.117
    Beğenileri:
    148
    Ödül Puanları:
    4.480
    Meslek:
    Serbest
    Yer:
    Viyana
    Banka:
    292 ÇTL
    Kafatası ölçümü, 20. yüzyılın ortasına kadar antropolojide uygulanan bir ırk sınıflama yöntemidir. Irk temelli ideolojiler tarafından da kullanılmıştır. Günümüzde esas olarak zooloji alanında uygulanmaktadır; insanlarin tasnifi için yeterliliği antropolojide kabul edilmemektedir.
    Kafatası ölçümü yöntemi, bir kulağın üst bitiminden diğer kulağın üst bitimine kadar olan mesafenin, burun deliklerinden kafatasının arkasına kadar olan mesafeye bölümü sonucunda çıkan sayının 100 ile çarpımı sonucunda bulunan kafatası indisi temel alınarak yapılır. Kafatası indisi
    76′nın altında ise kafatası dolikosefal olarak adlandırılır.
    76 ve 81 arasında ise kafatası mezosefal olarak adlandırılır.
    81′den büyükse brakisefal olarak sınıflanır.


    Kafatası ölçümünün kullanım alanı

    Arkeoloji

    Arkeolojik kazılarda yazılı belgelere ulaşılamadığı, testi motiflerinin ve diğer eşyaların kimlik belirlemesi için yeterli olmadığı durumlarda kültür kalıntılarının kimlere ait olduğununun tespiti için kafatası ölçümünden yararlanılabilmektedir. Kafatası ölçüsü ilk adımdır. Kazı alanı civarında yaşayan halkların iskeletleri o kazıda bulunanlardan tamamen farklı çıkıyorsa, tesbiti istenen kültürün onların eseri olmadığı anlaşılır. Kafatasları diğerlerine benzer çıktığı durumda ise vücut ölçüleri, DNA örnekleri gibi göstergelerden yola çıkılarak ayniyet veya başkalık belirtir.

    İnsan ırklarının sınıflanması

    19. yüzyıl ortasından 20. yüzyıl başına kadar antropolojide kafatası ölçümünü insan ırklarının sınıflanması için temel ölçüt olarak ortaya atan hipotezler ortaya çıkmıştır. Ancak bu hipotezlerin basitleştiriciliği günümüzde kabul edilmektedir. Örneğin brakisefallik Türk kökenli halkların çoğunlukla paylaştığı bir özelliktir, ancak bu özellik İsviçreliler, Bavyeralı Almanlar, Fransa’nın orta bölümünde yaşayan topluluklar, Boşnaklar ve Gürcüler tarafından da paylaşılmaktadır. Sarışın, mavi gözlü, ak tenli İsveçliler ise “dolikosefal”dir; ancak Afrika zencilerinin hemen hepsi de onlar gibi “uzun kafataslı”dırlar. Başka bir deyişle, kafatası temelli bir sınıflama insan ırklarının sınıflanması için temel oluşturamaz. Buna ek olarak, dünya halklarının tarihsel süreç boyunca birbirleriyle karışarak gelişmesinden dolayı, insanlığın ırklara ayrılması (ve buna bağlı olarak ırk tasnifinin nesnel ölçütlere bağlanması) çabası bilimsel temellere oturmamaktadır.

    Siyasi ideolojiler ve kafatası ölçümü

    Irkçı ideolojiler, Nazizm


    Cumhuriyet Türkiyesi

    Kafatası ölçümü, Mustafa Kemal Atatürk döneminde Türkiye’de geliştirilen tarih yorumunun başlıca yöntemlerinden biri olmuştur. Kafatası sınıflaması, Türk Tarih Tezinin başlıca kaynaklarındandır: ulus temelli bir tarih yorumu ortaya koyma çabasındaki cumhuriyet kadroları Türklerin brakisefal olduğu tespitinden yola çıkmış. Bu şekilde dünya üzerindeki halkların büyük bir kısmının brakisefal olduğu gözlemlenmiş, sözkonusu halkların (örneğin Eski Mısırlılar, Sümerler, Hititler, İranlılar, Avrupa halklarının bir kısmı) Türk kökenli oldukları sonucuna varılmıştır. Bu dönemde yayınlanan tarih dersi kitaplarında kafatası ölçümü temelli tarih anlatımı önemli bir yer tutmaktadır.
    Atatürk’ün mânevî kızı Afet Hanım (sonraki Prof. Dr. Afet İnan) Cenevre’de doktorasını yaparken Türklerin vücut (antropolojik) ölçülerinin iyi araştırılmamış olduğunu, tezi için lüzumunu belirtip yardım istemiştir. Atatürk de “Sıhhiye Vekâleti”nden (Sağlık Bakanlığına) Anadolu’da iki kerede 40.000 ve 60.000 Türk’ün ölçülerinin alınmasını istemiştir. Bu şekilde toplanan verilerden yola çıkan tez, 1939′da Cenevre’de Fransızca olarak yayınlanmıştır: Recherches sur les caractères anthropologiques des populations de la Turquie (Türkiye Halklarının Antropolojik Özellikleri Üzerine araştırmalar), Genève, 1939. Kitapta Türklerin yalnız kafatası ölçüleri değil, boy ortalamaları, cilt-göz-saç renkleri ve göz kapağı çekikliği gibi yirmi kadar özellik tesbit edilmiştir.
    Bununla birlikte, cumhuriyetin kuruluş yıllarında gelişen kafatası temelli incelemelerin totaliter-ırkçı ideolojilerle aynı düzlemde değerlendirilmemesi gerekir. Dönemin Türk Tarih Tezi’nin amacı bir yandan Osmanlı döneminden miras alınan İslam merkezli tarih yazımından, diğer yandan da Avrupa merkezli tarih yazımından farklı bir yorum meydana getirmek, bu şekilde Türklerin tarihin büyük uygarlıklarında etkili olduğunu gösteren bir ulusçu tarih yazımı oluşturmaktır. Buna bağlı olarak kafatası ölçümü yöntemleri Cumhuriyet Türkiye’sinde bir “üstün ırk” sorunsalını kanıtlama amacıyla kullanılmamıştır.
     

Sayfayı Paylaş