1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Kahraman ARAZ ile söyleşi

Konusu 'Röportajlar' forumundadır ve Papatya tarafından 8 Aralık 2012 başlatılmıştır.

  1. Papatya
    Meşgul

    Papatya Sözlerimi Geri Alamam.* Süper Moderatör

    Katılım:
    6 Ağustos 2012
    Mesajlar:
    16.261
    Beğenileri:
    5.772
    Ödül Puanları:
    10.980
    Yer:
    Seattle.
    Banka:
    4.919 ÇTL


    Yüreklere ilmek ilmek işlenen kelâmlarıyla, sözün has sahibi, Mass-Mavi.com'un Kâh-roman'ı, kurucusu, mütevazi kalem Kahraman Araz ile bu ay ki yolculuğumuz...
    Dediğimiz gibi mütevazi bir yürek Kahraman Araz, kaleminin gürbüzlüğüyle bir çok kişinin bam teline ince ince işlemiştir satırlarını. Bu söz dizelerinden etkilenmemek ya da göz ardı etmekte pek mümkün değildir açıkcası. Selamların en güzeli ile başlayalım sözümüze;

    *Hayırlı günler Kahraman Bey, nasılsınız?

    -Ve aleykumselam , elhamdülillâh iyiyim.

    *Değerli bir dostsunuz bizler için, az çok aşinayız sözlerinize, şiirlerinize ve denemelerinize. Okur kitleniz olsun hep iyi anlamda hayranlıklarınızı işitir olduk, yüreğimize su serpen mısralarınızla bildiğimiz kadarı bizde, peki bilinmeyen kısmıyla kimdir Kahraman Araz?

    Bence en başa saralım :) uzun yıllar önce bir ekim sabahı Mardin’in o zaman küçük ama şimdi büyük bir köyün de dünyaya gelmiş fakat 2 yaşında babasını kaybedince mecburi bir göç ile İskenderun’a yerleşmiş bir ailenin 2 çoçuğundan biriyim . İskender'un demir çelik limanın da çalışıyorum .

    *Mânevi bir huzur içinde okuyoruz yazdıklarınızı, kimi zamanda sorguluyoruz nefsimizi, işin özü sizde biliyoruz, Rahman değmiş yüreğinize ve satırlarla d'okunuyorsunuz gönüllerimize, bu kalem yolculuğu nasıl başladı bizlerle paylaşır mısınız biraz?

    Rabbimin kalbime dokunduğunu sanmıyorum . O’nun katında o derece değerli olduğumu düşünürsem rahatlar ve en basitinden şunu yapar ve sadaka vermekten bile vazgeçerim. Bu da bütün ömrü tehlikeye sokar. Lakin O'nun bana yaz kulum dediğini his ediyorum . Beni de şiir’e aşina kılan da bu. Bu hususta bana elbette ön ayak olanlar oldu. Öncelikle ortaokuldaki sıra arkadaşım Murat bizzat en büyük destekçimdi kız arkadaşına güzel sözler yazıp mesaj yollamak için her zaman beni kullanırdı :) bu tabi işin birazda espirili yanı. Ama Kahraman TAZEOĞLU’nun ben de emeği büyüktür. İlk yazdığım sözleri kendisiyle paylaşırdım. Biliyorum o zamanlar iyi bir tarafa kötü bile yazıyordum ama o her defasında bu şiiri devam ettir bence süper olacak diyerek beni cesaretlendirdi. Daha sonra sanki bu iş benim mesleğimmiş gibi hisetmeye başladım evet kalem kağıdı her zaman elime almıyordum ama almadığım zamanlarda özlediğimi his ediyordum. En büyük dönüm noktam ise Filiz Nur ATALAN hocam oldu. Onun görüp beğendiği bir dizem için bana yürü evlat yolun açık olsun dediğinde açık konuşmak gerekirse ALLAH affetsin şımardım ve daha da iyi yapabilirim diyerek yazmaya devam ettim.

    *Gönül verdiğimiz güzellikler itibariyle de dostuz sizin ile… Aynı camiadan, aynı besteler ama faklı sözler ile sesleniyoruz edebi âleme… Size ait olan sitenizden ve Fakir Cümleler'den bahsederseniz çok seviniriz...

    Sitemin açılışı biraz inat üstüne oldu. Ama iyi de olmuş. Sitem benim için evlat gibi bir şey. Son zamanlarda paylaşım yapmıyor olsamda oranın yeri bende her zaman ayrı. Orayı açarken de tek başıma hareket etmedim. Ünlü bir şiir sitesi olan Talha Cevher adında cok sevdiğim bir abim ön ayak oldu. Kartlar içinde önce usta biriyle daha sonra da başka bir usta ile çalışınca ortaya güzel şeyler çıktı.
    Daha sonra şiirlerini yayınladığımız veya şiir yorumlarını paylaştığımız şair abi ve kardeşlerimizden güzel tepkiler alınca devam ettik. Fakir cümleler ise belirli bir kesimin sözcüsü olmuş gibi bir şey.
    Aynı duygularla aynı sorunları yaşayan hatta aynı kargaşalara tepki gösterenlerin birleştiği bir platform oldu. Bazen ilginç tepkilerle karşılaşmıyor da değiliz. Mahlas olarak fakir ismini kullandığımızdan sayfayı geceleri son olarak ayet ile kapatırız bu 2 senedir böyle ama o ayetin altına bu ayet fakir mi yani diyince gerçekten hem üzülüyoruz hemde içleniyoruz.


    *Aşk Müezzini olarak da biliyoruz sizi, zat'ınıza yakışan bir sıfat gibi üzerinizde çok hoş duruyor, cümlelerin kapısını çoktan aralamışsınız belli ki, her kelâm d'okunmaz her tele. Her yazınızda ince mesajlar veriyor nazende yüreklere, yazmadaki başlıca amacınızı bizimle paylaşır mısınız biraz?

    Öncelikle sizin sayenizde bir şeyi buradan açığa kavuşturmak istiyorum.
    Aşk Müezzini sözü bana kesinlikle iki çift kelâm yazıyorum diye söylenmedi. Bizim mahallemizin imamları acil durumlar ile karşılaşıp herhangi bir yere gitmek zorunda kalırlardı, mahallenin genci ve camiye en yakın hane olduğumuzdan anahtarı da bana bırakır ezan vakti ezanın kayıtlı olduğu kaseti çalıp insanları namaza çağırmamı istemişti. İlk gün ben kaseti çalmayı başaramayınca minareye çıktım ve ezanı kendim okudum. Sonra bu cok hoşuma gidince bunu devamlı yapmaya başladım hatta cami hocamız ile bir anlaşmamız vardı caminin dışındakilere ben, içindekilerine ise sen sesleneceksin diye ortak bir yol çizmiştik. Ben ezan okuduğum vakit mahallenin yaşlılarından bazıları bana ezan aşk’tır sende o aşkın müezzinisin diyince böyle bir şey ortaya çıktı. Şiirlerle zerre alakası yok yani ama sağolsun diyanet işleri artık tek bir camiden ezan okutup bunu hoparlör sistemi ile tüm semtlere yayınca benim de güzelim işim gitti.
    Yazmamdaki tek sebep Rabbimdir. Bir şiirim hariç hiçbir şiirimi yazarken herhangi bir şeyden etkilenip yazmadım.

    *Mesleğinizle edebiyatınız çok farklı kefede, her yazarın kaleme sarılma hikâyesi farklıdır, bir şeylerden bunalıp belki kaçıp kaleme sarırlırlar. Siz nelerden kaçıp sığındınız kaleme, neleri açtınız gönül defterinizden ya da kendinizi mi buldunuz yazdığınız şiirlerde?

    Aslında şiir hüznün işidir. Hüzünlü kişinin işidir. Şiirin kendisi hüzündür. Şöyle düşünelim. MutluluĞu anlatan kaç şiir’e denk geldiniz? Ben bir veya iki tane biliyorum harici her zaman hüznün, acının verdiği sebeplerden dolayı yazılmış şeyler. Galiba beni de şiire iten şey hüznün ta kendisidir.

    *Yazarken uyguladığınız prosedürleriniz var mı, doğaçlama mı dökülürsünüz kaleme yoksa verilmek istenen mesajla mı başlıyorsunuz işe?

    Hayır o an aklıma ne gelirse yazarım ve o an kendime en yakın hisettiğim kişiye de o şiiri yollar fikir isterim. Genelde hoş cevaplar alsamda ben yine de o şiirin bazı yerleri ile sonradan oynar başka bir boyuta getiririm.

    *Onca yazılmış şiir, buram buram kokan Allah aşkı, firak düşmüş cümleler, tarifi olmayan sözlerle biz okuyucalarınızı farklı bir âlemde mesken tutuyorsunuz, bunca yazılar, sıralanmış dizeler yaşanmışlıkların örneği mi?

    Yaşayıp yazdığım sözlerim elbette var ama bunların sayısı çok azdır.
    Ben genelde ilahi aşk ve Mevlaya götürecek Leyla üstünden şiirler yazdım.
    Benim nazarım da ilahi aşk namazdır. Namazsız aşk olmaz. Bunu insanlara öyle ya da böyle anlatabildiğimi düşünüyorum. Size bir hikayemi anlatayım. Geçen hafta yakın bir arkadaşımı ziyaret için bir şehre gitmiştim. Beraber gezerken arkadaşım bir kitap evine girdi ve Kahraman Araz’ın kitabı elinizde var mı diye sordu. O sırada yan reyondan bir elaman geldi ve Kahraman Araz’ın namaz adlı diye bir kitabı cıkacak haberini aldık ama başka kitabı varsa bizde mevcut değil dedi.O an çok şaşırdım ama çokta mutlu oldum. Mevzu şiir değildi çünkü. Mevzu beni öbür dünyada hesaba çekildiğimde sorulacak şeyler üstünden imtihan edilmemdi. Demek ki insanlar Kahraman Araz derken şiirden önce NAMAZ diyebiliyorlarmış. Bundan âla mutluluk mu olur.


    *Sizin satırlarınızda dediğiniz; mahûr bir beste gibi işgâl ediyor yüreklerimizi sözleriniz. Bu kadar birikim, onca emek bir kitabı da beraberinde getirmeli, merak eden okuyucularımız için bir kitap hazırlığınız olacak mı acaba?

    Açık konuşayım. Ben ülkemde çıkaracağım kitabın gelirlerinin tamamını FİLİSTİN’e armağan edeceğim diye bir tane bile kurum bulamadım. O çok çok ünlü dediğimiz yardım vakıfları bile bu işi duyunca uzak durdular. Harici 3 yayın evinden teklif aldım lakin ben de buna gelemedim. Filiz nur ATALAN ablamız ile geçen hafta görüştüm. Gaziantep’e geçince bu konu hakkında detaylı konuşacağız.

    * Yol gösteren bir yazar olarak edebiyat aleminde tasvip etmediğiniz olumsuzluklar var mı?

    Aslında eleştiri bana göre değil ama edebiyatı çirkinleştiren şeylere karşı durmak adına yinede bir şey söylemem lazım. Edebiyat’ın kendisi zaten güzel ûslup’tur. Edebiyat yaparken adı ‘’KÜÇÜK’’ ama kendisini büyük gibi gösreten yazarlardan uzak durmak lazım. İnsan edebiyat yaparken ve ya eski sevgilisini yâd edeken küfür etmez çünkü.

    *Hem edebiyatçı, hem yazar hem de bir fikir adamı olarak okurlarımıza ve genç kalemlere tavsiyelerinizi alıp, değerli fikirlerinizden istifade etmek isteriz.

    Benimki biraz klasik olacak ama ben büyük tepki görsem de her zaman şu sözümü savundum. ‘’ Bana ALLAH’ı O’nun elçisi Hz. Muhammed Mustafa (sav) i ve yüce dinimizi anlatmayan kitapların hepsi israftır ‘’ dedim. İlim kitap okumak değil ve önüne her gelini okumak değildir. Bu bilinç ile hareket eden hiç kimse yolda kalmayacaktır bence.

    *Bizi kırmayıp söyleşimizi kabul ettiğiniz için çok teşekkür ederiz. Rabbim izin verdiği sürece yüreğimizin Aşk Müezzini olarak kalacaksınız, sizin dizelerinizle sonlandıralım yine sözlerimizi ' Rahmet Etsin Rahman Kavuşamayanlara ''
    İyi ki bizimlesiniz…

    Estağfirullah. Teşekkürün kendisi benden size. Rabbim Rahmetini ve Merhametini kalplerimizden eksik etmesin inşaAllah.
    -selamunaleykum

    ve aleyküm selam

    Hoş bakın zat'ı aşkınıza

     

Sayfayı Paylaş