1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Kakmacılık

Konusu 'El Sanatları' forumundadır ve Suskun tarafından 31 Aralık 2010 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    [​IMG]
    Geçmişten Günümüze Kakmacılık Sanatı

    Orta Asya'da doğan geleneksel Türk süsleme sanatlarından biri olan kakmacılık, Osmanlı döneminde altın çağını yaşadı. Altın, gümüş ve bakır plakalar üzerine eşsiz desen ve motiflerde sanat ürünlerinin ortaya çıkarıldığı kakmacılık, 19. yüzyılın yarısından sonra ise bir duraklama dönemine giriyor. Dünyada siyaset, iş, sanat çevreleri ve koleksiyonerler arasında büyük ilgi gören kakmacılık sanatı, Türkiye'de unutulmak üzere. İnsanlık tarihinin başlangıcından bu yana değişik milletlerin kendi kültürlerine özgü ürünleri çıkardığı kakmacılık sanatında Türkler, Orta Asya'dan başlayarak günümüze kadar sayısız başarılı örnekler verdi. Kakmacılık, altın, gümüş ve bakır gibi metal plakaları, esnemeyi önleyen özel bir karışım olan zift'e ısıl işlem ile yapıştırılarak; çok sayıda ve çeşitli şekillerde uçları olan çelik kalemlere, çekiçle binlerce defa vurularak metal levhanın yüzeyini kabartma desenlerle süsleme tekniğine deniyor. Kabartmalar; maden plakasına dıştan (yüzden) veya içten (tersten) veya hem dıştan hem de içten detayları işlemek suretiyle elde ediliyor. Maden işleme tekniklerinden biri olan kakmacılık tarihinin Orta Asya'ya kadar dayandığını eski Türk destanları ve son yıllarda yapılan arkeolojik kazılar ortaya çıkardı. Kaynaklar, maden işleme teknikleri konusunda ileri giden Türkler'in, bu bilgi ve becerilerini göçebelik, savaşlar ve ticaret yolları ile gittikleri diğer ülkelere de yaydıklarını gösteriyor. Kakmacılık sanatını Hindistan, İran ve bir çok doğu ülkesi de geçmişten bugüne kendi kültürlerine özgü desen ve motiflerle taşıdı. 8 ve 9. yüzyıllarda Türkler'in İslamiyet'i kabul etmesi, her alanda olduğu gibi maden sanatında da etkisini gösterdi. İslam sanatı soyuta dönük yüzeyle şartlı bir yapı çizerken, Türk sanatı motifleri, gerçekçi tabiata bağlı, gözlemleri doğru, figürleri ise üzerine konulduğu mekana göre biçimlendiren bir yapıya sahipti. Her iki sanatın karışımıyla, bitki, hayvan ve geometrik motifler, süsleme sanatının kural ve kanunlarına bağlı olarak yeni bir yapıda şekil bulmaya başladı. Bu anlayışın ilk örnekleri Selçuklu eserlerinde görülüyor. Ayrıca bu devirde Türk boylarında kullanılan tekniklere yeni buluşlar da eklenince sanat tarihimizin sürekli ve kusursuz eserleri ortaya çıktı. Bu devrin başlıca örnekleri arasında şamdanlar, ibrikler, buhurdanlar, havanlar, hayvan gövdeli fıskiyeler, davullar, tartılar, küçük tokalar, gümüş bilezik ve küpeler sayılabilir.
    [​IMG]

    Kakmacılığın altın çağı


    Osmanlı devrinde maden işçiliği, Sivas, Konya, Erzurum, Diyarbakır ve Tokat gibi başlıca merkezlerin yanı sıra Bursa, Edirne ve İstanbul'da da yapıldı. Ancak İstanbul, zamanla en önemli merkez haline geldi. 16. ve 17. yüzyıllarda yeni teknikler ve buluşlarla eşya çeşidinin çoğalması, sanatçıların iyi yetişmesi ve korunması, uygulanan motiflerin olgunluk dönemine ulaşması, maden sanatına zevk ve üstünlük sağladı. 18. yy. da ise, kakma sanatı altın dönemini yaşadı. Bu sanatla yoğrulan binlerce çeşit ürün, padişah saraylarını süslerken, ustalar, altın, gümüş ve bakır levhalara kazıdıkları imzalarının karşılığını fazlasıyla aldılar. Osmanlı döneminde meslek Enderun'da ve Kapalıçarşı'da ünleri imparatorluk sınırlarını aşan değerli ustalar tarafından öğretiliyordu. Sanat, 19. yy. yarısından sonra da duraklama sürecine girdi. Kakmacılık sanatı, Cumhuriyet dönemiyle birlikte diğer sanat dalları gibi kaybolmaya yüz tuttu. Bugün Kapalıçarşı ve civarındaki atölyelerde sayıları bir elin parmaklarını bile geçmeyen sanat aşıkları mesleği gelecek kuşaklara taşımak için çabalıyor.

    [​IMG]

    Kakma Nasıl Yapılır?


    Altın ya da gümüş gibi metal plaklar, metalde esnemeyi önleyen zifte ısıl işlemle yapıştırılır. Çok sayıda ve çeşitli şekillerde uçları olan çelik kalemlere, çekiçle binlerce defa vurularak metal levhanın yüzeyi kabartma desenlerle süslenir. Kakmacılığın tekniği budur. Kabartmalar, maden plakasına içten ve dıştan veya hem içten hem dıştan çelik kalemlere çekiçle vurularak, detaylar işlemek suretiyle elde edilir. Kakma sanatında tasarım büyük önem taşıyor. Tasarım yapılacak ürünün özelliğine göre şekilleniyor. Ön taslak çalışması hazırlanır ve müşteriyle yapılacak görüşme sonrasında detaylı tasarımlara geçiliyor. Detaylı tasarımlar tamamlanınca sıra uygulama tasarımına geliyor. Bundan sonra artık astarın çekilmesi, dövü, sıvama teknikleri kullanılır, form vermek için de kakma işlemi desenler kabartma teknikleri devreye giriyor. İşin desen ve kakma işlemi bittikten sonra işin sade kısmına geçiliyor. Kaynak kesiminde ise, parçalara bölünen ürünlerin birleştirilme işlemi yapılır. Sade işleminden sonra deyim yerindeyse makyajı, yaldız işlemi yapıldıktan sonra ürün müşteriye sunulur.

    Kakma Sanatıyla Yapılan Ürünler

    Kakmacılık sanatı, kabartma ve desenle yapıldığı için her türlü ürün yapılabiliyor. Ev eşyalarından ofis malzemelerine aklınıza gelen her şeyde uygulanabiliyor. Örneğin, takı, kurumsal hediyeler olarak adlandırılan kupalar , plaketler, mücevher kutusu, sigara kutusu, pipo kutusu, tepsiler, vazolar, çiçeklikler, leğen- ibrik, daha geleneksel ürünler olarak duvar aynaları, kısaca kakmacılık sanatıyla 45 ayrı dalda yüzlerce alt desenleriyle ürün yelpazesi binleri geçiyor.
     

Sayfayı Paylaş