1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Kalbİm Artik İÇİme DoĞru Kaniyor

Konusu 'Okunası Yazılar' forumundadır ve Hazangülü tarafından 2 Şubat 2007 başlatılmıştır.

  1. Hazangülü

    Hazangülü Forum Onuru

    Katılım:
    7 Haziran 2006
    Mesajlar:
    9.885
    Beğenileri:
    117
    Ödül Puanları:
    4.480
    Banka:
    976 ÇTL
    Dışarıda yağmur yağıyor şimdi. Ürpertici bir soğuk var üşüyor dışarıda olanlar. Sıcak evlerindeki komforlu insanları hayal ederek bulabildikleri çullarına sarınıyorlar belki de bedenlerini ısıtmak için. Peki ama ruhları… Ruhları ısınabiliyor mu acaba ? Hiç sanmıyorum.

    Ruhu ısıtmak zordur çünkü. Onu ısıtabilecek ne bir ateş, ne de bir ısı kaynağı yetersiz kalır bu koca alemde. Sadece ama sadece bir çift yürek bir araya geldiğinde ısınır ruhlar. Yani ruhu ısıtabilen yegane ısı kaynağı aşktır. İşte o zaman belki de bedenini çuluna sarıp ısınmaya çalışan dışarıdakiler bedenlerini de ısıtabilirler böylelikle.

    Üşüyorum şimdi. Aklının almayacağı kadar çok üşüyorum. Kalbimin buzlarını çözeceğini sandığımda nasıl da bırakıvermiştim kendimi gözlerinin içine. Onların derin uçurumundan aşağı düşerken, ölmekten hiç korkmadım ben. Çünkü orada ölmek bana hayat verecekti biliyordum. Gelip kırılan kemiklerime dokunacaktın sen. Bir şeyim olup olmadığıma bakacaktın. Dokunacaktın küçük kısa tırnaklı ellerinle. Ben mutlu olacaktım oysa o yeşil dünyanın içinde. Oradaki her şeyin yeşile boyalı olması rahatsız etmeyecekti beni. Gök yüzünün bile yeşil olması rahatsız etmeyecekti. Çünkü orası senin dünyandı ve ben o dünyanın uçurumlarından birinden bırakmıştım kendimi…

    Dudaklarının pembesine baktım o yağmurlu 4 temmuzda. O anda çocukluğum aklıma düştü. İlkokuldayken annemin eteklerini çekiştirip bana pamuk şeker almasını isterdim hep. Beni pamuk şekere bu denli çeken onun tadından çok rengiydi. Kocaman bir pembe bulut gibiydi o benim gözümde. Üstelik yiyebiliyordun o bulutu ve çok tatlı bir his bırakıyordu dilimde. Senin dudaklarında da o tadı hissetmek istedim ben. Bir çift pamuk şekere bakan küçük bir çocuk gibi o iki küçük buluta dokunmak istedim.

    Gözlerimin çukuru büyüyor bak… Bana sormuştun ya gözlerinin altı neden siyah diye… Göz yaşlarım oyuyor artık göz çukurlarımı. Akan her damla asit etkisi yapıyor tenimde. Gözlerim ise artık kör. Görmüyor hiçbir şeyi. Son gördüğüm senin yeşil dünyandı. Uyandığımdaysa kapkaranlıktı her yer. Dikenli ağaçların arasında olduğumu hissedebiliyordum. Yolumu bulmaya çalışırken, içimin acıdığını hissediyordum. Bedenim değil kalbimdi çünkü yara alan. Dikenler bedenime en ufak bir zarar vermiyorlardı.

    Kalbim içime doğru kanıyor şimdi. Başım dönüyor. Ayakta kalmaya çalışıyorum. Ayaklarımdan tüm bedenime doğru uyuşmaya başlıyorum. Daha fazla üşümeye başlıyorum. Çatlak aynada morarmış dudaklarıma bakarken iğreniyorum kendimden. Senin pamuk şekerlerini hayal ediyorum. Ne kadar da tiksindirici şu an benimkiler onların yanında. Beynimin kıvrımlarında da yangınlar başlıyor küçük küçük. İstanbuldaki dar sokaklara giremeyen itfaiye arabaları gibi giremiyorum o yangınları söndürmeye. Beynim yanıyor bak. Aklım gidiyor
    temmuzdakine...
     

Sayfayı Paylaş