1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Kalbin esrarımücibinden kal ederken…

Konusu 'Mustafa CİLASUN' forumundadır ve MustafaCİLASUN tarafından 27 Haziran 2013 başlatılmıştır.

  1. MustafaCİLASUN

    MustafaCİLASUN Twitter:@mustafacilasun Özel üye

    Katılım:
    20 Temmuz 2011
    Mesajlar:
    2.164
    Beğenileri:
    729
    Ödül Puanları:
    3.830
    Cinsiyet:
    Bay
    Meslek:
    Kamuda yönetici- http//www.facebook.com/mcilasun
    Yer:
    Kayseri
    Banka:
    0 ÇTL
    [​IMG]


    Elbette ki insan seviyesini bilmeli
    Kalpten söz ederken tefekkür ve tahayyül ile biçimlenmeli
    Akıl ve izan adına seviye kat etmeli, ruhun zümrüt tepelerinden vazgeçmemeli
    Her halin ve varkıl adına tevdi edilen kuvveti hakikatin, O’ na ait olduğu şüphe götürmemeli


    Kalbin solukları, harfsiz, kelimesizdir
    Ve fakat en tesirli ve en büyüleyici müsikiyi de ondan dinleriz
    Henüz dillere düşmemiş, gelip kulaklara ulaşmamış, nefis bir şivasi vardır, bekleriz
    Eğer fesahat ve belagatta kendilerini ifade etmeye çalışanlar bilseydi sinelerine yönelirlerdi


    Fakat, çağ gürültü çağıydı
    Adeta insanlarda onun diliyle kendilerini ifade etmeye çalışıyorlardı
    Medeniyet harikaları dediğimiz ne varsa atmosferi kirletip, huzur ve sükunu bozuyorlardı
    Biliriz ki bügün itibarıyla dilimiz, kalplarimizin önünde, seslerimiz ise makinaları aratmayacak şekildeydi


    Bir zamanlar sukut ve sessizlik
    Bizim en tabii halimiz ve her zamanki iklimimizdi
    Belki çokları farkında değildi, bu sessizlik musikisinin, şimdilerde sezemedikleri gibi
    O vakitler bu sukunet ikliminde sedece seslerin en tabiiri duyulur, bir şiir, musiki gibi dinlenirdi


    O zamanlar insanlar henüz
    Medeniyet harikalarıyla tanışmamışlardı
    Bu geveze varlıkların marifetlerinden haberdar değillerdi, her taraf sessizdi
    Ömürleri her türlü münasebetsizliğe kapalı bir ledünnilik içinde geçireler ayrı bir hava ve sükütilik sergilerlerdi


    Konuşmaları icap ettiği yerde
    Söz ve beyanları daha ziyade hallerinden süzülen manaları
    Açmaya matuf, müphem hisleri şerh etme istikametinde, hakikatleri avamileştirme yönünde olurdu
    Ağzlarını sık sık açmazlardı, açtıklarında da süküti durumlarında, örgüledikleri hikmet cevherlerini sunarlardı


    Mustafa CİLASUN
     

Sayfayı Paylaş